Tek müslüman

Bizim için tek seçenek ev hanımlığı mıdır? Değerli hanım kardeş, ‘Müslüman kadın çalışamaz’ şeklinde bir kural koyamayız. Çalışmayı, rızık temin etmeyi erkeklere tahsis etmenin bir dayanağı yoktur. Kadın da çalışabilir, kazanabilir, servet sahibi olabilir. Sonunda da sadakalar veren, hayırlar yapan bir kadın ... 24 Temmuz'da da cuma namazını kılmak için yeniden Ayasofya Camii'ne geleceğini söyleyen Hintli öğrenci 'Müslüman devletler tek lider olarak birisini seçecekse bu Başkan Erdoğan olmalıdır. Ben olsam onu seçerdim, onun gibi bir lider dünyada yok' dedi. 1950-53 yılları arasında yaşanan Kore Savaşı sırasında BM barış kuvvetleri olarak ülkeye gönderilen Türk askerlerinin vesilesiyle İslam’a karşı yeni bir yönelimin başladığı Güney Kore’de 150.000 Müslüman yaşıyor. ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasına tüm dünyadan tepki yağdı. Bütün Müslüman ülkelerde halk ayağa kalktı. Kudüs için sesini çıkarmayan tek Müslüman yönetim ... ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasına tüm dünyadan tepki yağdı.Bütün Müslüman ülkelerde halk ayağa kalktı. Kudüs için sesini çıkarmayan tek Müslüman yönetim ise IKBY oldu. Barzani yönetimi sesini çıkarmadı ancak bölgedeki İslami partiler ABD'ye sert tepki göstererek, Kudüs'ün yanında olduklarını vurguladı. Müslüman Olmanıza Tek Başına Yetmeyecek 8 Şey. Günümüzde İslam’ın bütünlük özelliğini kısır alanlara hapsetme gibi bir hastalık mevcut. Ve bu hastalık damarlarımıza kadar işlemiş. Büyüklerimizden tutun bizleri bile etkileyen ve doğru olduğuna epeyce ikna edildiğimiz doğru bildiğimiz yanlışlar silsilesi ... Hindistan'ın tek Müslüman kadın pilotu Saarah Hameed Ahmed, dünya kadınlarına 'Kimsenin hayallerinizi yıkmasına izin vermeyin' dedi. Ahmed, Hindistan'da havacılık sektöründe ... YAHUDİ CESARET ÖDÜLÜ ALAN TEK MÜSLÜMAN Kısa adı AJC olan Amerikan Yahudi Kongresi, 2004 yılı Ocak ayında New York’taki HSBC binasında düzenlenen törenle Başbakan Recep Bey’e ‘Cesaret Ödülü’ vermişti. Ödül tüm dünya basınında yankı bulmuş, “Erdoğan, Yahudi Kongresi’nden cesaret ödülü alan dünyadaki tek ... “Müslüman aleminin tek romanı”: Hayy bin Yakzan. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Müslüman aleminin tek romanı' olarak tanımladığı Hayy Bin Yakzan, felsefi bir anlatı olma özelliğini taşıyor. Peki, burjuva sınıfının temsili sayılan Batı'daki bir karakterle sık sık mukayeseli incelemelere tabi tutulan bu eserin önemi ve ... ABD Başkanı Trump'ın Kudüs kararına tüm dünyadan tepki yağarken, tek ses çıkarmayan Müslüman yönetim IKBY oldu. Ancak İslami partilerden ABD'ye sert mesajlar geldi.

31 den sonrasini gulmekten okuyamadim

2020.09.11 16:30 bugpun1998 31 den sonrasini gulmekten okuyamadim

geri zekalı listesi
1- Hümanistler
2- Ancomlar
3- Home of seksüelliği savunanlar
4- Türk hariç etnik kökenlere saygı duyanlar
5- Serbest piyasayı savunanlar
6- Süpyancılar
7- Anime izleyenler
8- Dine inananlar(Spagetti canavarı hariç)
9- Amsalaklar
10- Discordda 7/24 lol oynayanlar
11- Lol oynayanlar
12- Fiziksel sporları takip edip takım tutanlar (Denizli sporu hariç)
13- Facebookta siyaset yapanlar
14- Rap dinleyenler
15- Mutlu olanlar
16- Amsalak olup olmadığını iddia edenler
17- Suratının yarısını paylaşan feminen varlıklar
18- Atatürk ve enver paşa düşmanları
19- Sigara ve alkole laf edenler
20- İstanbul türkçesi dışında konuşulan şivelere gülenler
21- Mesaja anında cevap verenler
22- Özenti orospu evlatları
23- Kekemeler
24- Filme diziye özenip türkçesini değiştirenler
25- Kükürtlerin kültürü olduğunu savunanlar
26- Irkçılar
27- Home of fobikler
28- Depresif orospu evlatları
29- İsmi kuranda geçenler
30- Kuran kursunda smackdown oynayanlar
31- ALĞDSKGPOĞASLGPĞASLGP
32- Alkol şişelerini sosyal medyada paylaşanlar
33- Sigara fotoğrafı paylaşanlar
34- 184ten uzun olanlar
35- Gözleri yuvarlak olanlar (ermeni gözü)
36- Asyalı kadınları çekici bulanlar
37- Pale ten rengi sevenler
38- İsmi 3 harfli olanlar
39- Soy adı fiil olanlar
40- İnternette fake isim kullananlar
41- Bakir olmayanlar
42- 2. dünya savaşındaki herhangi bir lideri iyi bir lider zannedenler
43- Nasyonel sosyalistleri ''ya abi onlar olmasaydı tıp gelişmezdi bu kadar gelişmiş olmazdık dünyayı 100 yıl ileri taşıdılar ya'' diye savunanlar
44- Japonca öğrenmeye başlayanlar
45- Kilolu insanlar
46- Zayıf insanlar
47- Kilosuyla kafayı bozup kalori sayan insanlar
48- Aşkenaziler
49- Müslümanlar
50- Eşitliğe inananlar
51- Herkese saygı duyulması gerektiğini düşünenler
52- Trap dinleyenler
53- Rap dinleyenler
54- Zencilerin yaptığı tek müzik türünü hiphop zannedip hayaında 1 kere bile blues dinlemeyen insanlar
55- Esmer sevmeyenler
56- 3 ismi olanlar
57- İnanç özgürlüğüne saygı duyanlar
58- Kendini aptal olarak görenler
59- Fazla rekabetçi olan insanlar
60- Yunan mitolojisine ilgi duyanlar
61- Facebook yorumlarında bir tartışma sırasında gördüğü cümleyi hayatının merkezine koyan insanlar
62- Anlamadığı kitaplardan alıntı yapanlar
63- Profilinde anime fotoğrafı olanlar
64- Asyalıların dünyanın en dejenere toplumu olduğunu kabul etmeyenler
65- Türklerin iyi bir devleti/kültürü olduğunu düşünenler
66- Sokratesi okuyup anladığını iddia eden ama sokrates denilen yavşağın hiç anlaşılacak bir şey söylemediğini bilmeyen insanlar
67- Freuddan alıntı yapanlar
68- Zerdüştün ilk 3 sayfasını okuyup nihilist takılanlar
69- ALSDMKGJMLKASGJMLŞKASGASLKGASĞG
70- Antidepresan kullananlar
71- Kendi kendine psikiyatrik/psikolojik teşhis koyanlar
72- Facebooktan sevgili bulanlar
73- Fotoğrafları editlemeye uğraşıp komikli görseller yapmaya çalışanlar
74- Komik olmayan insanlar
75- Japon oyunu oynayan insanlar
76- Amerikalıların en iyi kültüre/devlete sahip olmadığını düşünen insanlar
77- Türkiyede yaşamanın çoğu ülkeden daha iyi olduğunu bilmeyenler
78- İngilizce bilmeyenler
79- Biseksüeller
80- Yemek yapmayı bilmeyenler
81- Arabada müziği son ses açanlar
82- Rock müzik sevmeyenler
83- Klasik müzik dinlemeyenler
84- Hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlar(okuldakiler sayılmaz)
85- Sosyal medyada ironik olmayarak ağlayan lucifer portresini paylaşanlaprofil/kapak fotoğrafı yapanlar
86- Avrupalıların asyalılardan büyük sikinin olduğunu düşünenler
87- Siyahilerin genetik olarak diğer etnik kökenlerden daha gelişmiş olduğunu kabul etmeyenler
88- Sanat filmi izleyenler
89- Fransız filmi izleyenler
90- İspanyol filmi izleyenler
91- 2000 yılından önce çıkmış herhangi bir şeyi sevenler (müzik hariç)
92- İngilizlerin dünyayı daha güzel bir yer yaptığını kabul etmeyenler
93- İngilizler olmasaydı şu an dinlediği müziklerin yüzde 90ının var olmayacağını bilmeyenler
94- Amerikalıların en aptal millet olduğunu bilmeyenler
95- Kadınlara saygı duyanlar
96- Cinsel yönelimini kişiliğinin merkezi belirleyen kişiliksiz yüzeysel insanlar
97- Facebook biosuna komik şeyler yazanlar
98- Pronounlara takılanlar
99- Şişkoseverler
100- Buraya kadar okuyanlar
101- Hırsızlık yapanlar
102- Irkıyla övünenler
103- Tembel insanlar
104- Kıvırcık saçlılar
105- Uzun saçlı erkekler
106- Çirkin translar
107- Çirkin insanlar
108- Çirkin olduğunu anlamayıp sosyal medyaya fotoğraf atanlar
109- Lolü kötü oynayanlar
110- Türk ismi olanlar
111- Liya/Miya/Mirel/Maya gibi yeni nesil ismi olanlar
112- Okulda en arkaya oturanlar
113- 1 kere bile kavga etmemiş insanlar
114- Mbti testini bilimsel zannedenler
115- Günde 6 saat ders çalışanlar
116- Astım olanlar
117- Yaz çocukları
118- Yaz sevenler
119- Aşık olanlar
120- Siki kalkanlar
121- Büyük meme sevmeyenler
122- Küçük memeliler
123- Kıl sevenler
124- Ayak fetişistleri
125- Bir insanı fetişlerine göre yargılayanlar
126- Annesini babasını öldürme planı yapanlar
127- Anime izlerken ağlayanlar
128- Rüya görmeyenler
129- Kahve sevmeyenler
130- Çay içenler
131- Kola içenler
132- Ice tea içenler
133- Ülker çikolatalı gofret sevenler
134- Düzenli kitap okumayanlar
135- İsmi mehmet olanlar
136- Militaristler
137- How I met your mother ve Friends sevenler
138- Nirvana sevmeyenler
139- Uyuşturucuyu rapçilerden öğrenenler
140- Batman sevenler
141- Superman sevmeyenler
142- Dcnin iyi film yaptığını savunanlar
143- Marvel filmlerinin iyi olduğunu savunanlar
144- Marvel filmlerindeki aktöaktrislerin iyi aktöaktris olduğunu düşünenler (RDJ hariç belki)
145- Seri katillerle alakalı videolar izleyenler
146- Komplo teorilerine inananlar
147- Thom Yorke'un geleceği gördüğüne inanmayanlar
148- AC/DC sevenler
149- ASMR dinleyenler
150- Lilia oynayanlar
151- OTPler
152- Trendyol linki paylaşanlar
153- Twitch izleyenler
154- Vtuber izleyenler
155- Komünist bir aktivistle aynı ismi paylaşanlar
156- Soy adı koç olanlar
157- Soy adında Türklükle alakalı bir şeyler geçenler
158- Annesi üzülmesin diye intihar etmeyenler grubunda takılanlar
159- İstanbulda yaşayanlar
160- Ege bölgesinde yaşanlar
161- Karadenizde yaşayanlar
162- Burnu büyük olanlar
163- En az 3 dil bilmeyenler
164- Lolde 1800lp altı kasanlar
165- Lolde ban yemeyenler
166- Metin2 oynayanlar
167- Bir şey yapacağım diyip yapmayanlar
168- İsmi s ile başlayanlar
169- İsmini sevmeyenler
170- Flashı f de kullananlar
171- Msnde yılmazı silmeyenler
172- Netflix kullanmayanlar
173- Iphone kullananlar
174- Youtuberların yaptığı şarkıları dinleyenler
175- FPS oyunu oynayanlar
176- Türkanime kullananlar
177- Hentai izleyenler
178- Kendinden küçük insanlara ilgi duyanlar
179- Parayı hayatının merkezi yapmayan insanlar
180- Evlenip mutlu mesut yaşayacağına inananlar
181- İsmi Murat olanlar
182- İsmi Umut olanlar
183- Yu-gi-oh sevenler
184- Persona oynayanlar
185- Persona 5 sevmeyenler
186- Dark Souls sevenler
187- Death Grips dinleyenler
188- Piercing yapanlar
189- Mecha izleyenler
190- Anime kızı kapıştıranlar
191- FFXV yükleme ekranını izleyenler
192- Gacha oyunları oynayanlar
193- Soy adı Kılıç olanlar
194- Dostoyevski sevenler
195- İsmi Tolga olanlar
196- Dedesinin ismi Hayrullah olmayanlar
197- Ailesinden nefret edenler
198- Çocukken sokakta bir sincap görüp o sincapı sapanla vurup öldürtükten sonra hiçbir şey hissetmediğini farkedip ''acaba bir insanı öldürsem de hala hiçbir şey hissetmemeye devam eder miyim'' diye içinden geçirmiş olan insanlar
199- Popculture referanslarını anlamayanlar
200- Tarantinonun iyi film yapmasının tek sebebinin ayak fetişisti ve çirkin olması olduğunu bilmeyenler
201- Community izlemeyenler
202- Sembolizmi önemli bir şey sananlar
203- İnsanların annesine durup dururken küfür edenler
204- Brad Pitt'i yakışıklı bulmayanlar
205- Barbara Palvin'e 100 üzerinden 50+ verenler
206- Sevgili yaptıktan sonra arkadaşları ile konuşmayı bırakanlar
207- Kendinden nefret edenler
208- 165ten kısa olanlar
209- İsmi Muhammed olanlar
210- Annesi babası olanlar
211- Yetimler
212- Amputeler
213- Gülüşü çirkin olanlar
214- Unisex ismi olanlar
215- Türk olanlar
216- İlkokul/ortaokul/lise/üniversite mezunu olanlar
217- Meslek sahibi olanlar
218- Türklerin yemeklerinin aslında arap yemeği olduğunu bilmeyenler
219- Lahmacun sevmeyenler
220- Deniz ürünleri sevmeyenler
221- Küçük asya mutfaklarını sevenler (Tayland/Tayvan/Hindistan)
222- Eti çok pişmiş sevenler
223- Light kola içenler
224- Fanta/Yedigün sevenler
225- Kadınlara ilgi duyanlar
226- Parasocial ilişkileri olanlar
227- Çin markası telefon kullananlar
228- En az 1 kere kuran okumuş olanlar
229- Minecraft oynayanlar
230- Türkçe youtube kanalı takip edenler
231- Barış Özcan takip edenler
232- Hayatında en az 1 kere Ruhi Çenet izlemiş olanlar
233- 81 ilin en az 1inde doğmuş olmak
234- Hajime No Ippo izlemiş olanlar
235- Sokra-Desu sayfasını takip edenler
236- İsmi Volkan Nuri Binici olanlar
237- Opera browser kullananlar
238- En az bir Discord sunucusunda moderatör olanlar
239- Yüzünü yıkayanlar
240- İşeyenler
241- Bardaktan su içenler
242- Makarnayı yoğurtla yiyenler
243- Salata yiyenler
244- İsmi Elif olanlar
245- Aşık Veysel sevenler
246- Polisiye sevenler
247- Fringe sevmeyenler
248- Türk dizisi izleyenler
249- Yabancı dizi seyredenler
250- K-pop dinleyenler
251- J-pop dinleyenler
252- Anime ostsi dinleyenler
253- Naruto izleyenler
254- Saçını boyayanlar
255- Manga okuyanlar
256- Saçını kestirenler
257- Saçını uzatanlar
258- Karpuz sevenler
259- Kavun sevenler
260- Pazara gidenler
261- Bim'den alışveriş yapanlar
262- A101'den alışveriş yapanlar
263- Çiçek yetiştirenler
264- Köyde yaşayanlar
265- Evcil hayvanı olanlar
266- Pantolon giyenler
267- Slip külot giyenler
268- Kaslı olanlar
269- Şişmanlar
270- Discord'da ekran paylaşanlar
271- Omegle kullananlar
272- Nude isteyenler
273- Süslümanlar
274- Akp düşmanları
275- Intel işlemci kullananlar
276- AMD işlemci kullananlar
277- Ekran kartı olanlar
278- Ram kullananlar
279- Ruj sürenler
280- Apolitikler
281- Y kuşağı
282- Z kuşağı
283- Dokunmatik telefon kullananlar
284- Ders çalışanlar
285- Tuşlu telefon kullananlar
286- Hayatında en az 1 kere dershaneye gitmiş olanlar
287- Event isteyenler
288- Control+c, Control+v yapanlar
289- Geri zekalı listesi yapanlar
290- Atatürk'ü sevenler
291- Tayyip'i sevmeyenler
292- Facebook sayfası olanlar
293- Berak Albayrak'ın kötü bir ekonomist olduğunu düşünenler
294- Türk lirası harcayanlar
295- Hayatında en az 1 kere istiklal marşı okumuş olanlar
296- Şafak sönmeyeceği için korkmayanlar
297- Kemal Sunal'ı komik bulanlar
298- Tencere yemeği yiyenler
299- Televizyonu olanlar
300- Babasının sakalı olanlar
301- Bıyık bırakanlar
302- Sakalını kesenler
303- Sakalını kesmeye üşenenler
304- Discord'a gelen ouz
305- Discord'da mikrofonu kapalı olanlar
306- İronik olmayarak emoji kullananlar
307- İronik olarak emoji kullananlar
308- WhatsApp kullananlar
309- Biz diyenler
310- King diyenler
311- Yok mu diyenler
312- Var mı diyenler
313- O ses Türkiye izleyenler
314- Survivor takip edenler
315- Magazin takip edenler
316- Twitter kullananlar
317- Ekşi sözlük kullananlar
318- 208. maddeye ayıp oluyor diyenler
319- 319 Kilodan az olanlar
320- Muz sevenler
321- Baklava sevenler
322- İyi Türkler de var diyenler
323- Köpekler kedilerden iyi diyenler
324- Kedi videosu izleyenler
325- Kedi videosu paylaşanlar
326- Ermeniler
327- İsmi 3 harfli olan ermeniler
328- 325ten 327ye atlayanlar
329- Lazlar
330- Profil fotoğrafı olanlar
331- Sakaryada yaşayanlar
332- Ece'yi rüyasında görenler
333- Ömer'e gülenler
334- 2 yıldır para biriktirip bilgisayar alamayanlar
335- Bilgisayarı minecraft oynarken kapananlar
336- Faturacıda çalışanlar
337- Fatura ödeyenler
338- Fatura öderken kuş sevenler
339- Andımızı ezbere bilenler
340- İsmi İrem olanlar
341- Soy adı Duman olanlar
342- Alarm kuranlar
343- Uyuyanlar
344- Uyananlar
345- Uyumakla ilgili depresif cümleler kuranlar
346- Kör olanlar
347- Köri sosu sevenler
348- Franchise yemek yiyenler
349- Acı çekenler
350- Şefim 349 çok acı çekmiş
351- Annesini sevmeyenler
352- Babasını dövmeyenler
353- Nişantaşı'ndan burs alamayanlar
354- Soy adı kılıç olanlar
355- Benim adım ''....'' diye başlayıp adını söyleyenler
356- Soy adı Giovanna olanlar
367- Jojo izleyenler
368- Aynı maddeyi 3 kere yazanlar
369- Soy adı Akyüz olanlar
370- Kanser çocuklar
371- Translar
372- Femboylar
373- Benim suy adımı bilmeyenler
374- Furryler
375- Azgınlar
376- Azgın olmayanlar
377- Soy adında Gün olanlar
378- Soy adında Ay olanlar
379- Abi diyenler
380- Bu ne diyenler
381- Abi bu ne diyenler
382- WTF yazanlar
383- BTW yazanlar
384- BGYliler
385- Benimle arkadaş olanlar
386- Hemşireler
387- Hemşeriler
388- Ensest sevmeyenler
389- Cennet mahallesi izleyenler
390- Kelime daramcığı dar olanlar
391- Öğretmenler
392- Ateistler
393- Deistler
394- Maymun paylaşanlar
395- Smackdown izleyenler
396- Jeff Hardy sevmeyenler
397- Kürt Ahmet'i sevmeyenler
398- İsmi Aybars olanlar
399- Hukuk okuyanlar
400- İsmi Nisa olanlar
401- Nisa suresi 36. ayeti okuyup hala müslüman olanlar
402- İsmi a ile başlayanlar
403- İsmi b ile başlayanlar
404- İsmi c ile başlayanlar
405- İsmi ç ile başlayanlar
406- İsmi d ile başlayanlar
407- İsmi e ile başlayanlar
408- İsmi f ile başlayanlar
409- İsmi g ile başlayanlar
410- İsmi ğ ile başlayanlar
411- İsmi h ile başlayanlar
412- İsmi ı ile başlayanlar
413- İsmi i ile başlayanlar
414- İsmi j ile başlayanlar
416- İsmi k ile başlayanlar
417- İsmi l ile başlayanlar
418- İsmi m ile başlayanlar
419- İsmi n ile başlayanlar
420- İsmi o ile başlayanlar
421- İsmi ö ile başlayanlar
422- İsmi p ile başlayanlar
423- İsmi r ile başlayanlar
424- İsmi s ile başlayanlar
425- İsmi ş ile başlayanlar
426- İsmi t ile başlayanlar
427- İsmi u ile başlayanlar
428- İsmi ü ile başlayanlar
429- İsmi v ile başlayanlar
430- İsmi y ile başlayanlar
431- İsmi z ile başlayanlar
432- İsmi q ile başlayanlar
433- İsmi x ile başlayanlar
434- İsmi w ile başlayanlar
435- İsmi lamelifle başlayanlar
436- Sübhanekeyi bilmeyenler
437- Sübhanekeyi bilenler
438- TFT oynayanlar
439- Antivirüs programı kullananlar
440- Karbon bazlı canlılar
441- Protein tüketenler
442- Vücudunun yüzde 75i su olanlar
443- Bu listeye yardım edenler
444- Ergenken sivilceli olanlar
445- 20 yaş üstündekiler
446- 19 yaş altındakiler
447- Pedofili olmayanlar
448- İsmi Sena olanlar
449- Fifa oynayanlar
450- Buraya kadar okuyanlar
451- Yumurta yiyenler
452- Sebze yiyenler
453- İntihar edenler
454- Mehmet Pişkin
455- İsmi Mehmet olanlar
456- Chpye oy verenler
457- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %0.27 oy alanlar
458- Hemen seçimden önce doğalgaz rezervi bulmayanlar
459- Cumhurbaşkanı olmayanlar
460- Almancılar
461- Almanlar
462- 1 yaşında olanlar
463- Amdan çıkanlar
464- İstanbul sözleşmesini destekleyenler
465- Karısını dövmeyenler
466- Kız kardeşine tecavüz etmeyenler
467- Rana'yı haksız bulanlar
468- Vur ipneyi kafasından vur
469- PUBG oynayanlar
470- PUBG mobil oynayanlar
471- Telefonunun bataryası olanlar
472- Doğumda ölen bebekler
473- Anayasa yazanlar
474- Kan şekeri düşenler
475- Swinger partisine katılmayanlar
476- Müzik dinleyenler
477- Arkadaşlarından yardım isteyenler
478- Arkadaşları olanlar
479- Sosyal olanlar
480- Asosyal olanlar
481- 3 boyutlu varlıklar
482- Anasını sikmeyenler
483- Ülkesine servis yapanlar
484- Amerikan filmi izleyenler
485- Çayı sütsüz içenler
486- Kaçak çay içenler
487- Çenobilde ölenler
488- Oy kullananlar
489- Maske takanlar
490- Corona olanlar
491- Heteroseksüeller
492- Sağlık görevlileri
493- Erken boşalanlar
494- Uykusunda boşalanlar
495- Beşiktaşlılar
496- Bilgisayarı ısınanlar
497- Klavye kullananlar
498- Yazım kurallarına uymayanlar
499- İnterneti kötü olanlar
500- Ayasofya'da namaz kılmayanlar
501- Osmanlıyı sevmeyenler
502- Felsefe okuyanlar
503- GTA oynayanlar
504- Migreni olanlar
505- I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
Stop and wait a sec
Oh, when you look at me like that, my darling
What did you expect?
I probably still adore you with your hands around my neck
Or I did last time I checked
Not shy of a spark
A knife twists at the thought that I should fall short of the mark
Frightened by the bite though it's no harsher than the bark
Middle of adventure, such a perfect place to start
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
But I crumble completely when you cry
It seems like once again you've had to greet me with goodbye
I'm always just about to go and spoil a surprise
Take my hands off of your eyes too soon
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs and a smile!
506- Döner sevenler
507- İskender sevenler
508- Daft Punk sevmeyenler
509- Boş kelimesini çok kullananlar
510- Valorant oynayanlar
511- Discord'da lol gelcek var mı abi diyenler
512- Memelerin seksi bir şey olmadığını iddia edenler
513- Görüldü atanlar
514- İsmi Mert olanlar
515- İsmi Gürdal Adar olanlar
516- Siyahi'ler
517- Bir anda konuşmayı kesenler
518- Bipolar olanlar
519- Messenger grubu olan
520- Babaannesine en az 1 kere şiddet göstermemiş insanlar
521- Bağırsakları ağrıyanlar
522- Soy adı anime olanlar
523- INTJ olanlar
524- Pornhub hariç sitelerden porno izleyenler
525- Rüyasında tecavüze uğrayanlar
526- Skyrim oynamış olanlar
527- MGS sevenler
528- Kojima sevenler
529- PES'i Fifa'dan iyi bulanlar
530- Japonları sevenler
531- Burçlara inanmayanlar
532- Uzaya araba gönderenler
533- Cennetten arsa almayanlar
534- Cennetten çiçek toplamayanlar
535- İsmi ''Ulan''a benzeyenler
536- Pewdiepie izleyenler
537- En az bir kere yarrak yalamak istememişler
538- Patlıcanlı et yemeği dinleyenler
539- 1den fazla sevgilisi olmuş olanlar
540- En az 1 kere doktora gitmiş olanlar
541- Saksafon sevenler
542- Shrek ile alakalı en az 1 cinsel rüyası olmayanlar
543- Yalancılar
544- Erkekler
545- İsmi Atalay olanlar
546- 31 çekenler
547- Pokemon sevmeyenler
548- Polisten nefret etmeyenler
549- Tarkan'ın gay olmadığını düşünenler
550- Can Yaman'ı çekici bulanlar
551- Taner Tolga Tarlacı'ya gülenler
552- Atatürk'ün ilkelerini ezbere bilenler
553- Doları takip edenler
554- Otistik erkekler
555- Orhan Pamuk okumayanlar
556- Japon tarihine ilgi duyanlar
557- Midem bulanmaya başladı
558- Kan şekerim düşüyor
559- Başım ağrıyor
560- Risk Of Rain 2de huntress oynayanlar
561- Koyun tüccarları
562- 9 yaşında kızla evlenen peygamberler
563- Hira mağrasına giden araplar
564- Elindeki toprağı kuşa çevirenler
565- Gölü şaraba çevirenler
566- Kuyuya atılanlar
567- Spiderman sevmeyenler
568- Melisa isimliler
569- İsmi e ile başlayanlar
570- Japonca 3 kelime bilenler
571- Yılında doğmayanlar
572- Romatizması olmayanlar
573- Buraya kadar okuduysan gerçekten sorunları var
574- Dezenfektan kullananlar
575- Smackdown izleyip Cmpunk sevmeyenler
576- En az bir kere güreşmemişler
577- Home of sexuallar
578- Akdenizde yaşayanlar
579- Kuzey ve Güney izlemeyenler
580- Aşk-ı memnu izlemeyenler
581- The Office en iyi sitcom diyenler
582- Rick and Morty izleyenler
583- Reçel Tarçın Ersoğan sevmeyenler
584- İsmi İsmet olanlar
585- İnstagram kullananlar
586- Atak helikopteri esprisi yapanlar
587- Feminizmi kötü bir şey sananlar
588- Afrikalı'lara üzülmeyenler
589- Dersim bombalanmasını doğru bulanlar
590- İsmi çince olanlar
591- Spotify kullanmayanlar
592- Youtube Music kullananlar
593- İsmi Merve olanlar
594- Bu listede 10 tane kendi özelliğini görenler
595- İsmi fake olanlar
596- Boynuma kramp girdi
597- Gerçekten bu kadar uzun bir şey yazmak ne kadar mantıklı acaba
598- 1 yaşında öldürüldüm vsvs
599- 2012den önce 10 yaşına girenler
600- 23 şubatın önemini bilmeyenler
601- 602. maddeyi okuyanlar
602- 601. maddeyi okuyanlar
603- Ankara'da yaşayanlar
604- The Bomboks sevmeyenler
605- Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
609- Fiziksel formumu geride bırakıyorum
610- hz. Muhammed bu yılda mıı ölmüştü
611- Allahümme vebihamdik
612- Its john cena
613- Scoby Doo sevmeyenler
614- Allah'a inananlar
615- Lol oynamayanlar
616- Jojo izleyip gay olmadığını iddia edenler
617- İnternet gittiğinde uyuyanlar
618- Lucifer'ın yeni sezonunu izleyenler
submitted by bugpun1998 to KGBTR [link] [comments]


2020.09.09 11:46 fgmer Gerizekalı insanlar tam liste

geri zekalı listesi
1- Hümanistler
2- Ancomlar
3- Home of seksüelliği savunanlar
4- Türk hariç etnik kökenlere saygı duyanlar
5- Serbest piyasayı savunanlar
6- Süpyancılar
7- Anime izleyenler
8- Dine inananlar(Spagetti canavarı hariç)
9- Amsalaklar
10- Discordda 7/24 lol oynayanlar
11- Lol oynayanlar
12- Fiziksel sporları takip edip takım tutanlar (Denizli sporu hariç)
13- Facebookta siyaset yapanlar
14- Rap dinleyenler
15- Mutlu olanlar
16- Amsalak olup olmadığını iddia edenler
17- Suratının yarısını paylaşan feminen varlıklar
18- Atatürk ve enver paşa düşmanları
19- Sigara ve alkole laf edenler
20- İstanbul türkçesi dışında konuşulan şivelere gülenler
21- Mesaja anında cevap verenler
22- Özenti orospu evlatları
23- Kekemeler
24- Filme diziye özenip türkçesini değiştirenler
25- Kükürtlerin kültürü olduğunu savunanlar
26- Irkçılar
27- Home of fobikler
28- Depresif orospu evlatları
29- İsmi kuranda geçenler
30- Kuran kursunda smackdown oynayanlar
31- ALĞDSKGPOĞASLGPĞASLGP
32- Alkol şişelerini sosyal medyada paylaşanlar
33- Sigara fotoğrafı paylaşanlar
34- 184ten uzun olanlar
35- Gözleri yuvarlak olanlar (ermeni gözü)
36- Asyalı kadınları çekici bulanlar
37- Pale ten rengi sevenler
38- İsmi 3 harfli olanlar
39- Soy adı fiil olanlar
40- İnternette fake isim kullananlar
41- Bakir olmayanlar
42- 2. dünya savaşındaki herhangi bir lideri iyi bir lider zannedenler
43- Nasyonel sosyalistleri ''ya abi onlar olmasaydı tıp gelişmezdi bu kadar gelişmiş olmazdık dünyayı 100 yıl ileri taşıdılar ya'' diye savunanlar
44- Japonca öğrenmeye başlayanlar
45- Kilolu insanlar
46- Zayıf insanlar
47- Kilosuyla kafayı bozup kalori sayan insanlar
48- Aşkenaziler
49- Müslümanlar
50- Eşitliğe inananlar
51- Herkese saygı duyulması gerektiğini düşünenler
52- Trap dinleyenler
53- Rap dinleyenler
54- Zencilerin yaptığı tek müzik türünü hiphop zannedip hayaında 1 kere bile blues dinlemeyen insanlar
55- Esmer sevmeyenler
56- 3 ismi olanlar
57- İnanç özgürlüğüne saygı duyanlar
58- Kendini aptal olarak görenler
59- Fazla rekabetçi olan insanlar
60- Yunan mitolojisine ilgi duyanlar
61- Facebook yorumlarında bir tartışma sırasında gördüğü cümleyi hayatının merkezine koyan insanlar
62- Anlamadığı kitaplardan alıntı yapanlar
63- Profilinde anime fotoğrafı olanlar
64- Asyalıların dünyanın en dejenere toplumu olduğunu kabul etmeyenler
65- Türklerin iyi bir devleti/kültürü olduğunu düşünenler
66- Sokratesi okuyup anladığını iddia eden ama sokrates denilen yavşağın hiç anlaşılacak bir şey söylemediğini bilmeyen insanlar
67- Freuddan alıntı yapanlar
68- Zerdüştün ilk 3 sayfasını okuyup nihilist takılanlar
69- ALSDMKGJMLKASGJMLŞKASGASLKGASĞG
70- Antidepresan kullananlar
71- Kendi kendine psikiyatrik/psikolojik teşhis koyanlar
72- Facebooktan sevgili bulanlar
73- Fotoğrafları editlemeye uğraşıp komikli görseller yapmaya çalışanlar
74- Komik olmayan insanlar
75- Japon oyunu oynayan insanlar
76- Amerikalıların en iyi kültüre/devlete sahip olmadığını düşünen insanlar
77- Türkiyede yaşamanın çoğu ülkeden daha iyi olduğunu bilmeyenler
78- İngilizce bilmeyenler
79- Biseksüeller
80- Yemek yapmayı bilmeyenler
81- Arabada müziği son ses açanlar
82- Rock müzik sevmeyenler
83- Klasik müzik dinlemeyenler
84- Hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlar(okuldakiler sayılmaz)
85- Sosyal medyada ironik olmayarak ağlayan lucifer portresini paylaşanlaprofil/kapak fotoğrafı yapanlar
86- Avrupalıların asyalılardan büyük sikinin olduğunu düşünenler
87- Siyahilerin genetik olarak diğer etnik kökenlerden daha gelişmiş olduğunu kabul etmeyenler
88- Sanat filmi izleyenler
89- Fransız filmi izleyenler
90- İspanyol filmi izleyenler
91- 2000 yılından önce çıkmış herhangi bir şeyi sevenler (müzik hariç)
92- İngilizlerin dünyayı daha güzel bir yer yaptığını kabul etmeyenler
93- İngilizler olmasaydı şu an dinlediği müziklerin yüzde 90ının var olmayacağını bilmeyenler
94- Amerikalıların en aptal millet olduğunu bilmeyenler
95- Kadınlara saygı duyanlar
96- Cinsel yönelimini kişiliğinin merkezi belirleyen kişiliksiz yüzeysel insanlar
97- Facebook biosuna komik şeyler yazanlar
98- Pronounlara takılanlar
99- Şişkoseverler
100- Buraya kadar okuyanlar
101- Hırsızlık yapanlar
102- Irkıyla övünenler
103- Tembel insanlar
104- Kıvırcık saçlılar
105- Uzun saçlı erkekler
106- Çirkin translar
107- Çirkin insanlar
108- Çirkin olduğunu anlamayıp sosyal medyaya fotoğraf atanlar
109- Lolü kötü oynayanlar
110- Türk ismi olanlar
111- Liya/Miya/Mirel/Maya gibi yeni nesil ismi olanlar
112- Okulda en arkaya oturanlar
113- 1 kere bile kavga etmemiş insanlar
114- Mbti testini bilimsel zannedenler
115- Günde 6 saat ders çalışanlar
116- Astım olanlar
117- Yaz çocukları
118- Yaz sevenler
119- Aşık olanlar
120- Siki kalkanlar
121- Büyük meme sevmeyenler
122- Küçük memeliler
123- Kıl sevenler
124- Ayak fetişistleri
125- Bir insanı fetişlerine göre yargılayanlar
126- Annesini babasını öldürme planı yapanlar
127- Anime izlerken ağlayanlar
128- Rüya görmeyenler
129- Kahve sevmeyenler
130- Çay içenler
131- Kola içenler
132- Ice tea içenler
133- Ülker çikolatalı gofret sevenler
134- Düzenli kitap okumayanlar
135- İsmi mehmet olanlar
136- Militaristler
137- How I met your mother ve Friends sevenler
138- Nirvana sevmeyenler
139- Uyuşturucuyu rapçilerden öğrenenler
140- Batman sevenler
141- Superman sevmeyenler
142- Dcnin iyi film yaptığını savunanlar
143- Marvel filmlerinin iyi olduğunu savunanlar
144- Marvel filmlerindeki aktöaktrislerin iyi aktöaktris olduğunu düşünenler (RDJ hariç belki)
145- Seri katillerle alakalı videolar izleyenler
146- Komplo teorilerine inananlar
147- Thom Yorke'un geleceği gördüğüne inanmayanlar
148- AC/DC sevenler
149- ASMR dinleyenler
150- Lilia oynayanlar
151- OTPler
152- Trendyol linki paylaşanlar
153- Twitch izleyenler
154- Vtuber izleyenler
155- Komünist bir aktivistle aynı ismi paylaşanlar
156- Soy adı koç olanlar
157- Soy adında Türklükle alakalı bir şeyler geçenler
158- Annesi üzülmesin diye intihar etmeyenler grubunda takılanlar
159- İstanbulda yaşayanlar
160- Ege bölgesinde yaşanlar
161- Karadenizde yaşayanlar
162- Burnu büyük olanlar
163- En az 3 dil bilmeyenler
164- Lolde 1800lp altı kasanlar
165- Lolde ban yemeyenler
166- Metin2 oynayanlar
167- Bir şey yapacağım diyip yapmayanlar
168- İsmi s ile başlayanlar
169- İsmini sevmeyenler
170- Flashı f de kullananlar
171- Msnde yılmazı silmeyenler
172- Netflix kullanmayanlar
173- Iphone kullananlar
174- Youtuberların yaptığı şarkıları dinleyenler
175- FPS oyunu oynayanlar
176- Türkanime kullananlar
177- Hentai izleyenler
178- Kendinden küçük insanlara ilgi duyanlar
179- Parayı hayatının merkezi yapmayan insanlar
180- Evlenip mutlu mesut yaşayacağına inananlar
181- İsmi Murat olanlar
182- İsmi Umut olanlar
183- Yu-gi-oh sevenler
184- Persona oynayanlar
185- Persona 5 sevmeyenler
186- Dark Souls sevenler
187- Death Grips dinleyenler
188- Piercing yapanlar
189- Mecha izleyenler
190- Anime kızı kapıştıranlar
191- FFXV yükleme ekranını izleyenler
192- Gacha oyunları oynayanlar
193- Soy adı Kılıç olanlar
194- Dostoyevski sevenler
195- İsmi Tolga olanlar
196- Dedesinin ismi Hayrullah olmayanlar
197- Ailesinden nefret edenler
198- Çocukken sokakta bir sincap görüp o sincapı sapanla vurup öldürtükten sonra hiçbir şey hissetmediğini farkedip ''acaba bir insanı öldürsem de hala hiçbir şey hissetmemeye devam eder miyim'' diye içinden geçirmiş olan insanlar
199- Popculture referanslarını anlamayanlar
200- Tarantinonun iyi film yapmasının tek sebebinin ayak fetişisti ve çirkin olması olduğunu bilmeyenler
201- Community izlemeyenler
202- Sembolizmi önemli bir şey sananlar
203- İnsanların annesine durup dururken küfür edenler
204- Brad Pitt'i yakışıklı bulmayanlar
205- Barbara Palvin'e 100 üzerinden 50+ verenler
206- Sevgili yaptıktan sonra arkadaşları ile konuşmayı bırakanlar
207- Kendinden nefret edenler
208- 165ten kısa olanlar
209- İsmi Muhammed olanlar
210- Annesi babası olanlar
211- Yetimler
212- Amputeler
213- Gülüşü çirkin olanlar
214- Unisex ismi olanlar
215- Türk olanlar
216- İlkokul/ortaokul/lise/üniversite mezunu olanlar
217- Meslek sahibi olanlar
218- Türklerin yemeklerinin aslında arap yemeği olduğunu bilmeyenler
219- Lahmacun sevmeyenler
220- Deniz ürünleri sevmeyenler
221- Küçük asya mutfaklarını sevenler (Tayland/Tayvan/Hindistan)
222- Eti çok pişmiş sevenler
223- Light kola içenler
224- Fanta/Yedigün sevenler
225- Kadınlara ilgi duyanlar
226- Parasocial ilişkileri olanlar
227- Çin markası telefon kullananlar
228- En az 1 kere kuran okumuş olanlar
229- Minecraft oynayanlar
230- Türkçe youtube kanalı takip edenler
231- Barış Özcan takip edenler
232- Hayatında en az 1 kere Ruhi Çenet izlemiş olanlar
233- 81 ilin en az 1inde doğmuş olmak
234- Hajime No Ippo izlemiş olanlar
235- Sokra-Desu sayfasını takip edenler
236- İsmi Volkan Nuri Binici olanlar
237- Opera browser kullananlar
238- En az bir Discord sunucusunda moderatör olanlar
239- Yüzünü yıkayanlar
240- İşeyenler
241- Bardaktan su içenler
242- Makarnayı yoğurtla yiyenler
243- Salata yiyenler
244- İsmi Elif olanlar
245- Aşık Veysel sevenler
246- Polisiye sevenler
247- Fringe sevmeyenler
248- Türk dizisi izleyenler
249- Yabancı dizi seyredenler
250- K-pop dinleyenler
251- J-pop dinleyenler
252- Anime ostsi dinleyenler
253- Naruto izleyenler
254- Saçını boyayanlar
255- Manga okuyanlar
256- Saçını kestirenler
257- Saçını uzatanlar
258- Karpuz sevenler
259- Kavun sevenler
260- Pazara gidenler
261- Bim'den alışveriş yapanlar
262- A101'den alışveriş yapanlar
263- Çiçek yetiştirenler
264- Köyde yaşayanlar
265- Evcil hayvanı olanlar
266- Pantolon giyenler
267- Slip külot giyenler
268- Kaslı olanlar
269- Şişmanlar
270- Discord'da ekran paylaşanlar
271- Omegle kullananlar
272- Nude isteyenler
273- Süslümanlar
274- Akp düşmanları
275- Intel işlemci kullananlar
276- AMD işlemci kullananlar
277- Ekran kartı olanlar
278- Ram kullananlar
279- Ruj sürenler
280- Apolitikler
281- Y kuşağı
282- Z kuşağı
283- Dokunmatik telefon kullananlar
284- Ders çalışanlar
285- Tuşlu telefon kullananlar
286- Hayatında en az 1 kere dershaneye gitmiş olanlar
287- Event isteyenler
288- Control+c, Control+v yapanlar
289- Geri zekalı listesi yapanlar
290- Atatürk'ü sevenler
291- Tayyip'i sevmeyenler
292- Facebook sayfası olanlar
293- Berak Albayrak'ın kötü bir ekonomist olduğunu düşünenler
294- Türk lirası harcayanlar
295- Hayatında en az 1 kere istiklal marşı okumuş olanlar
296- Şafak sönmeyeceği için korkmayanlar
297- Kemal Sunal'ı komik bulanlar
298- Tencere yemeği yiyenler
299- Televizyonu olanlar
300- Babasının sakalı olanlar
301- Bıyık bırakanlar
302- Sakalını kesenler
303- Sakalını kesmeye üşenenler
304- Discord'a gelen ouz
305- Discord'da mikrofonu kapalı olanlar
306- İronik olmayarak emoji kullananlar
307- İronik olarak emoji kullananlar
308- WhatsApp kullananlar
309- Biz diyenler
310- King diyenler
311- Yok mu diyenler
312- Var mı diyenler
313- O ses Türkiye izleyenler
314- Survivor takip edenler
315- Magazin takip edenler
316- Twitter kullananlar
317- Ekşi sözlük kullananlar
318- 208. maddeye ayıp oluyor diyenler
319- 319 Kilodan az olanlar
320- Muz sevenler
321- Baklava sevenler
322- İyi Türkler de var diyenler
323- Köpekler kedilerden iyi diyenler
324- Kedi videosu izleyenler
325- Kedi videosu paylaşanlar
326- Ermeniler
327- İsmi 3 harfli olan ermeniler
328- 325ten 327ye atlayanlar
329- Lazlar
330- Profil fotoğrafı olanlar
331- Sakaryada yaşayanlar
332- Ece'yi rüyasında görenler
333- Ömer'e gülenler
334- 2 yıldır para biriktirip bilgisayar alamayanlar
335- Bilgisayarı minecraft oynarken kapananlar
336- Faturacıda çalışanlar
337- Fatura ödeyenler
338- Fatura öderken kuş sevenler
339- Andımızı ezbere bilenler
340- İsmi İrem olanlar
341- Soy adı Duman olanlar
342- Alarm kuranlar
343- Uyuyanlar
344- Uyananlar
345- Uyumakla ilgili depresif cümleler kuranlar
346- Kör olanlar
347- Köri sosu sevenler
348- Franchise yemek yiyenler
349- Acı çekenler
350- Şefim 349 çok acı çekmiş
351- Annesini sevmeyenler
352- Babasını dövmeyenler
353- Nişantaşı'ndan burs alamayanlar
354- Soy adı kılıç olanlar
355- Benim adım ''....'' diye başlayıp adını söyleyenler
356- Soy adı Giovanna olanlar
367- Jojo izleyenler
368- Aynı maddeyi 3 kere yazanlar
369- Soy adı Akyüz olanlar
370- Kanser çocuklar
371- Translar
372- Femboylar
373- Benim suy adımı bilmeyenler
374- Furryler
375- Azgınlar
376- Azgın olmayanlar
377- Soy adında Gün olanlar
378- Soy adında Ay olanlar
379- Abi diyenler
380- Bu ne diyenler
381- Abi bu ne diyenler
382- WTF yazanlar
383- BTW yazanlar
384- BGYliler
385- Benimle arkadaş olanlar
386- Hemşireler
387- Hemşeriler
388- Ensest sevmeyenler
389- Cennet mahallesi izleyenler
390- Kelime daramcığı dar olanlar
391- Öğretmenler
392- Ateistler
393- Deistler
394- Maymun paylaşanlar
395- Smackdown izleyenler
396- Jeff Hardy sevmeyenler
397- Kürt Ahmet'i sevmeyenler
398- İsmi Aybars olanlar
399- Hukuk okuyanlar
400- İsmi Nisa olanlar
401- Nisa suresi 36. ayeti okuyup hala müslüman olanlar
402- İsmi a ile başlayanlar
403- İsmi b ile başlayanlar
404- İsmi c ile başlayanlar
405- İsmi ç ile başlayanlar
406- İsmi d ile başlayanlar
407- İsmi e ile başlayanlar
408- İsmi f ile başlayanlar
409- İsmi g ile başlayanlar
410- İsmi ğ ile başlayanlar
411- İsmi h ile başlayanlar
412- İsmi ı ile başlayanlar
413- İsmi i ile başlayanlar
414- İsmi j ile başlayanlar
416- İsmi k ile başlayanlar
417- İsmi l ile başlayanlar
418- İsmi m ile başlayanlar
419- İsmi n ile başlayanlar
420- İsmi o ile başlayanlar
421- İsmi ö ile başlayanlar
422- İsmi p ile başlayanlar
423- İsmi r ile başlayanlar
424- İsmi s ile başlayanlar
425- İsmi ş ile başlayanlar
426- İsmi t ile başlayanlar
427- İsmi u ile başlayanlar
428- İsmi ü ile başlayanlar
429- İsmi v ile başlayanlar
430- İsmi y ile başlayanlar
431- İsmi z ile başlayanlar
432- İsmi q ile başlayanlar
433- İsmi x ile başlayanlar
434- İsmi w ile başlayanlar
435- İsmi lamelifle başlayanlar
436- Sübhanekeyi bilmeyenler
437- Sübhanekeyi bilenler
438- TFT oynayanlar
439- Antivirüs programı kullananlar
440- Karbon bazlı canlılar
441- Protein tüketenler
442- Vücudunun yüzde 75i su olanlar
443- Bu listeye yardım edenler
444- Ergenken sivilceli olanlar
445- 20 yaş üstündekiler
446- 19 yaş altındakiler
447- Pedofili olmayanlar
448- İsmi Sena olanlar
449- Fifa oynayanlar
450- Buraya kadar okuyanlar
451- Yumurta yiyenler
452- Sebze yiyenler
453- İntihar edenler
454- Mehmet Pişkin
455- İsmi Mehmet olanlar
456- Chpye oy verenler
457- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %0.27 oy alanlar
458- Hemen seçimden önce doğalgaz rezervi bulmayanlar
459- Cumhurbaşkanı olmayanlar
460- Almancılar
461- Almanlar
462- 1 yaşında olanlar
463- Amdan çıkanlar
464- İstanbul sözleşmesini destekleyenler
465- Karısını dövmeyenler
466- Kız kardeşine tecavüz etmeyenler
467- Rana'yı haksız bulanlar
468- Vur ipneyi kafasından vur
469- PUBG oynayanlar
470- PUBG mobil oynayanlar
471- Telefonunun bataryası olanlar
472- Doğumda ölen bebekler
473- Anayasa yazanlar
474- Kan şekeri düşenler
475- Swinger partisine katılmayanlar
476- Müzik dinleyenler
477- Arkadaşlarından yardım isteyenler
478- Arkadaşları olanlar
479- Sosyal olanlar
480- Asosyal olanlar
481- 3 boyutlu varlıklar
482- Allah
483- Ülkesine servis yapanlar
484- Amerikan filmi izleyenler
485- Çayı sütsüz içenler
486- Kaçak çay içenler
487- Çenobilde ölenler
488- Oy kullananlar
489- Maske takanlar
490- Corona olanlar
491- Heteroseksüeller
492- Sağlık görevlileri
493- Erken boşalanlar
494- Uykusunda boşalanlar
495- Beşiktaşlılar
496- Bilgisayarı ısınanlar
497- Klavye kullananlar
498- Yazım kurallarına uymayanlar
499- İnterneti kötü olanlar
500- Ayasofya'da namaz kılmayanlar
501- Osmanlıyı sevmeyenler
502- Felsefe okuyanlar
503- GTA oynayanlar
504- Migreni olanlar
505- I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
Stop and wait a sec
Oh, when you look at me like that, my darling
What did you expect?
I probably still adore you with your hands around my neck
Or I did last time I checked
Not shy of a spark
A knife twists at the thought that I should fall short of the mark
Frightened by the bite though it's no harsher than the bark
Middle of adventure, such a perfect place to start
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
But I crumble completely when you cry
It seems like once again you've had to greet me with goodbye
I'm always just about to go and spoil a surprise
Take my hands off of your eyes too soon
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs and a smile!
506- Döner sevenler
507- İskender sevenler
508- Daft Punk sevmeyenler
509- Boş kelimesini çok kullananlar
510- Valorant oynayanlar
511- Discord'da lol gelcek var mı abi diyenler
512- Memelerin seksi bir şey olmadığını iddia edenler
513- Görüldü atanlar
514- İsmi Mert olanlar
515- İsmi Gürdal Adar olanlar
516- Siyahi'ler
517- Bir anda konuşmayı kesenler
518- Bipolar olanlar
519- Messenger grubu olan
520- Babaannesine en az 1 kere şiddet göstermemiş insanlar
521- Bağırsakları ağrıyanlar
522- Soy adı anime olanlar
523- INTJ olanlar
524- Pornhub hariç sitelerden porno izleyenler
525- Rüyasında tecavüze uğrayanlar
526- Skyrim oynamış olanlar
527- MGS sevenler
528- Kojima sevenler
529- PES'i Fifa'dan iyi bulanlar
530- Japonları sevenler
531- Burçlara inanmayanlar
532- Uzaya araba gönderenler
533- Cennetten arsa almayanlar
534- Cennetten çiçek toplamayanlar
535- İsmi ''Ulan''a benzeyenler
536- Pewdiepie izleyenler
537- En az bir kere yarrak yalamak istememişler
538- Patlıcanlı et yemeği dinleyenler
539- 1den fazla sevgilisi olmuş olanlar
540- En az 1 kere doktora gitmiş olanlar
541- Saksafon sevenler
542- Shrek ile alakalı en az 1 cinsel rüyası olmayanlar
543- Yalancılar
544- Erkekler
545- İsmi Atalay olanlar
546- 31 çekenler
547- Pokemon sevmeyenler
548- Polisten nefret etmeyenler
549- Tarkan'ın gay olmadığını düşünenler
550- Can Yaman'ı çekici bulanlar
551- Taner Tolga Tarlacı'ya gülenler
552- Atatürk'ün ilkelerini ezbere bilenler
553- Doları takip edenler
554- Otistik erkekler
555- Orhan Pamuk okumayanlar
556- Japon tarihine ilgi duyanlar
557- Midem bulanmaya başladı
558- Kan şekerim düşüyor
559- Başım ağrıyor
560- Risk Of Rain 2de huntress oynayanlar
561- Koyun tüccarları
562- 9 yaşında kızla evlenen peygamberler
563- Hira mağrasına giden araplar
564- Elindeki toprağı kuşa çevirenler
565- Gölü şaraba çevirenler
566- Kuyuya atılanlar
567- Spiderman sevmeyenler
568- Melisa isimliler
569- İsmi e ile başlayanlar
570- Japonca 3 kelime bilenler
571- Yılında doğanlar
572- Romatizması olmayanlar
573- Buraya kadar okuduysan gerçekten sorunları var
574- Dezenfektan kullananlar
575- Smackdown izleyip Cmpunk sevmeyenler
576- En az bir kere güreşmemişler
577- Home of sexuallar
578- Akdenizde yaşayanlar
579- Kuzey ve Güney izlemeyenler
580- Aşk-ı memnu izlemeyenler
581- The Office en iyi sitcom diyenler
582- Rick and Morty izleyenler
583- Reçel Tarçın Ersoğan sevmeyenler
584- İsmi İsmet olanlar
585- İnstagram kullananlar
586- Atak helikopteri esprisi yapanlar
587- Feminizmi kötü bir şey sananlar
588- Afrikalı'lara üzülmeyenler
589- Dersim bombalanmasını doğru bulanlar
590- İsmi çince olanlar
591- Spotify kullanmayanlar
592- Youtube Music kullananlar
593- İsmi Merve olanlar
594- Bu listede 10 tane kendi özelliğini görenler
595- İsmi fake olanlar
596- Boynuma kramp girdi
597- Gerçekten bu kadar uzun bir şey yazmak ne kadar mantıklı acaba
598- 1 yaşında öldürüldüm vsvs
599- 2012den önce 10 yaşına girenler
600- 23 şubatın önemini bilmeyenler
601- 602. maddeyi okuyanlar
602- 601. maddeyi okuyanlar
603- Ankara'da yaşayanlar
604- The Bomboks sevmeyenler
605- Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
609- Fiziksel formumu geride bırakıyorum
610- Muhammed bu yılda mıı ölmüştü
611- Allahümme vebihamdik
612- Its john cena
613- Scoby Doo sevmeyenler
614- Allah'a inananlar
615- Lol oynamayanlar
616- Jojo izleyip gay olmadığını iddia edenler
617- İnternet gittiğinde uyuyanlar
618- Lucifer'ın yeni sezonunu izleyenler
619- Denzili sporlular
620- 0- 619 madde yazip anasayfa siken orospu cocuklari
submitted by fgmer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.09.09 03:15 BleedFeed ÜLKEMİZE OYNANAN OYUNLAR

Ermeniler tarafından oynanan oyunlar:
Ermenistan ülkemizden toprak koparmak istemektedir fakat askeri olarak TSK'ya 1 saat zor dayanacakları için Ermeni techiri gibi hain yollarla ülkemizle savaşmaktadır. Fakat yaptıkları bir hainlik var ki diğer tüm yaptıklarını hiçe sayıyor:PKK
Pkk ermeni kuruşlu bölüci bir terör örgütüdür. Yıllardır kardeşi kardeşe düşürerek ülkemize kancık saldırılar düzenlemekte; Kürt çocukları kaçırıp zorla savaştırmaktadırlar. Ülkemizde Kürt kardeşlerimize karşı bir terörist algısı da oluşturmuşlardır.
Amerika tarafından oynanan oyunlar:
Aslında Türkiye veya diğer ülkeler Amerika'nın umrunda değildir. Onlar sadece petrol ve petrol ile onlar arasında duran ülkeleri ele geçirmek ister. Bu nedenle uzun zamandır ülkemizde kültür emperyalizmi yapıp bizi kültürümüzden uzaklaştırıp birbirimize kırdırmak istemektedir. Günümüz siyasetinde var olan kutuplaşmanın sebebi onlardır. Ayrıca pkk gibi ülkemize zarar veren kuruluşlara destek vermektedir(silah, para, askeri eğitim)
Yunanistan tarafından oynanan oyunlar:
Yunanistan günümüzde megali ideyı unutmuştur(vaktinde nası yüzdürdüysek ders kitaplarında bile yok) fakat Türkofobi ve eğişme isteği hala bakidir. Bu nedenle Türk'ün hakim olduğu Akdeniz'de ve Marmara Boğazında Türkiye'nin gücünü bölüp paylaşmak istemektedir. Etrafımızdaki adaları eski hükümetlerin vasıfsızlığından yararlanıp teker teker almış, şimdi de o adalarla mavi vatanımızı çalarak boğazımızda bizimle söz sahibi olmaya ve doğal kaynaklarımızı çalma çabası içindedir. Bunu başarmak için ayağı çamurda bir horozla(bu konuya birazdan değineceğim) ve Mısır ile(buna da sıra gelecek) ittifak kurup ülkemizi gerek askeri gerek diplomatik olarak kıskaca alma çabası içindedir. Fakat Türkiye'nin güçlü duruşu böyle bir felakete fırsat vermemektedir. Ayrıca Batı Trakya'daki azınlıkları asimile etmeye çalışmakta ve ülkemizin duruşunu sarsma çabasıyla terörist gruplara destek vermektedir.
Pis horoz Fransız tarafından oynanan oyunlar:
Aslında Fransızların Türklük veya TC ile bir sıkıntıları yoktur. Hatta geçmişte pek çok kez onları ilhak edilmekten kurtardığımız için Müslüman olmamıza rağmen bize karşı diğer Avrupa devletlerine göre çok daha sempati duymaktadırlar. Fakat emperyalist bir ülke haksız kazanç gördüğünde babasını bile satacağı için karşımızda durmaları beklendik bir durumdur. Fransa mavi vatanımızı Yunan'a karşı savunurken bir açıklık gördü. Yunanların Türkler ile tek başına çatışmasının mümkün olmadığını görünce bu durumdan istifade ederek Türkiye'ye kabul ettirmesi mümkün olmayan antlaşmaları Yunana imzalattı ve Doğu Akdeniz'deki doğal kaynaklara(petrol, doğalgaz vb.) ortak oldu. Bu antlaşmaların sürmesi için haksızlıklar devam etmeliydi. Bu nedenle Fransa şantaj derecesine varacak şekilde karşımızda durdu(gemilerimize saldırdılar diye suç attılar bize).
Mısır tarafından oynanan hain kalleş oyunlar:
Mısır, tarihi bir eziklik hissetmektedir(Yunandan bile daha fazla). Vaktinde bölgenin en büyük ve en zengin imparatorluklarından biri olan Memlükler 2.Selim tarafından tek savaşta tümüyle ilhak edilmiştir. Bunun ezikliğinin suçunu kendi yetersizliklerine veya Osmanlı'nın bir Cihan İmparatorluğu olmasına bağlayıp ilerlemeleri gerekirken hala bazı şeyleri aşamamış oldukları için ülkemizin içinde bulunduğu her konu ve durumda karşımıza dikilmektedir. Bunun en son örneği Yunan ile yaptıkları deniz antlaşmasıdır. Bu antlaşmadan diğer ülkeler kadar kazanç sağlayamayacak olmalarına rağmen diğer tüm ülkelerden daha isteklidirler çünkü güçlü bir Türkiye'nin yine kendilerini yeneceklerinden korkmaktadırlar.
İşte ülkemize karşı oynanan oyunlar böyle.
submitted by BleedFeed to kopyamakarna [link] [comments]


2020.09.04 21:40 fgmer tengri türkü korusun

Ateist Türkçü; Türk Türkü korusun
Deist Türkçü; Tanrı Türkü korusun
PoLiteist Türkçü; TanrıLar Türkü korusun
Agnostik Türkçü; Tanrı varsa korusun
MiLitarist Türkçü; TSK Türk'ü korusun
Monoteist Türkçü; tek Tanrı Türkü korusun
MüsLüman Türkçü; aLLah Türkü korusun
Hıristiyan Türkçü; God Turkish defence
Musevi Türkçü; Rab Türkü korusun
Pesimist Türkçü; Tanrı Türkü korumaz
Optimist Türkçü; Tanrı Türkü korur
Septimist Türkçü; Tanrı varsa Türkü koruyabiLir
NihiList Türkçü; Tanrı yok Türk de yok o haLde kimse kimseyi korumaz
Pragmatik Türkçü; Tanrı yararLı olacaksa Türkü korusun
Fütürist Türkçü; Tanrı Türkü koruyacak
Siyonist Türkçü; Tanrı israiLdeki Türkleri korusun
LiberaL Türkçü; Tanrı TürkLeri özgürLeştirsin
Komünist Türkçü; Tanrı TürkLeri eşit korusun
ÜLkücü Türkçü; Tanrı Türk ve kürdü korusun
SosyaList Türkçü; Tanrı TürkLerin üretim araçLarını korusun
Panteist Türkçü; Tanrı iLe Türk birbirini korusun
Budist Türkçü; Buda Türkü korusun
Feminist Türkçü; Tanrı kadın TürkLeri korusun
Satanist Türkçü; şeytan Türkü korusun
DüaList Türkçü: Tanrı-şeytan Türk-kürdü korusun
SpiritüaList Türkçü; Tanrı Türk ruhunu korusun
MateryaList Türkçü; madde Türkü korusun
Anarşist Türkçü; Tanrı Türkü serbest bıraksın
Makinist türkçü ; aLLah arkadan parayı veren türkLeri korusun
Piyanist türkçü ; sebastian bach türkü korusun
KemaList türkçü ; atatürk türkü korusun
Mazoşist türkçü ; tanrı türkü korumasın
Mizantropist türkçü ; tanrının türkü korumasından nefret ediyorum
Şovenist türkçü; napoLyon türkü korusun
Resepsiyonist türkçü: tanrının türkü koruması için randevunuz var mıydı?
submitted by fgmer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.30 15:38 karanotlar Ekim Devrimi, Lenin ve Mustafa Kemal

Ekim Devrimi, Lenin ve Mustafa Kemal

https://preview.redd.it/a86tbvjr75k51.jpg?width=190&format=pjpg&auto=webp&s=ad849f365c2736e9a95444f7818eece885317396
İbrahim Aksoy

1917 Ekim Devrimi ile ortaya çıkan ve Rusya’yı 70 yıl yöneten rejim bütün dünyada hep tartışıldı. 25 Aralık 1991 yılında ta tedavülden kalkarak, tarihe geçti. Lenin Çar’ı devirip Rusya’da yönetimi ele geçirdiğinde, Kürtler de Osmanlıya karşı bağımsızlık mücadelesini veriyordu. Gelin hep birlikte, Lenin Rusya’sının Kürtlere olan bakışına bir göz atalım, bakalım Lenin Yoldaş Kürtler hakkında neler yapmış.

Birinci Dünya Savaşının çıkış nedeni, Osmanlı-Almanya Berlin antlaşmasıdır. Bu anlaşmaya göre Osmanlı toprakları, Almanya’nın Hindistan’ı olmuştu. Başta İngiltere olmak üzere, Fransa ve diğer Avrupa devletleri de bundan huzursuz olmuşlardı. İşte bu anlaşmanın sebep olduğu birinci dünya savaşı tam dört yıl sürdü, Osmanlı Paşaları da Mondros’ta devletin anahtarını İngilizlere teslim ettiler.

Savaş sona ermeden kısa bir süre önce, İngilizler, Çar’ı devre dışı bırakmak için İsviçre’de sürgünde yaşayan Lenin’i Moskova’ya götürdüler. Lenin orada yaptığı başarılı bir devrimle, Çar’ı devirdi ve bir Emekçi İmparatorluğunu kurdu. 30 Ekim 1918 tarihinde de Osmanlı Paşaları Mondros Ateşkes antlaşmasıyla, Osmanlıyı İngilizlere teslim ettiler. Çünkü Osmanlı Paşaları koşulsuz ateşkes ilan etmişlerdi. O ana kadar İşgal edilmemiş Osmanlı topraklarının yönetimine de, İngiliz General Charles Harington getirildi. Lenin ve Mustafa Kemal’in ilişkilerini de işte bu Harington denen adam oluşturuyordu.

Lenin yönetimi ele alır almaz, başta Çar ailesi olmak üzere, Çar’ın bütün general ve eski yöneticilerini ortadan kaldırdı. Bunu yapan Lenin, 17-18 Aralık 1917 tarihinde, Osmanlıyla Erzincan Antlaşmasını imzaladı. Buna göre; Kızıl muhafızlar dahil, Rus orduları en geç üç ay içerisinde Anadolu topraklarından çekilecek. Gerçekten de tek mermi atmadan, Ruslar çekilip gitti, çünkü İngilizler daha önce Çar’a söz verdikleri Osmanlı topraklarını vermek istemiyorlardı.

26 Nisan 1920 tarihinde, Mustafa Kemal’in Lenin’e yazdığı ünlü mektup. Ankara’nın ilk dış politikası olarak tarihe geçer. Mustafa Kemal, Lenin’e yazdığı bu mektupta emperyalizme karşı siyasi ve askeri dayanışmayı önermiştir. Sovyetlerden başlangıç olarak, asker, silah, cephane ve malzeme talep ediyor. Lenin’in 3 Haziran 1920’de yazdığı cevapla da ikisi arasındaki iş birliği ve dostluk resmen başlıyor.

Mustafa Kemal yakın arkadaşlarına, “Ülkemiz içerden ve dışarıdan komünizm tehlikesi altındadır. Onun için denetim altında resmi bir Komünist Partisi’nin kurulması gerekiyor” diyor. İçeri nere, dışarı nere. Mustafa Kemal’in ülkesi neresi, bilene aşk olsun. 18 Ekim 1920’de Tevfik Rüştü (Aras), Mahmut Esat (Bozkurt), Yunus Nadi (Abalıoğlu), Kılıç Ali gibi Mustafa Kemal’in has adamları, Komünist Partisini kuruyorlar. Asıl amaç Lenin’in güvenini kazanmak, gerisi yalan. Osmanlı Paşası Mustafa Kemal CHP’yi kurmadan yıllar önce Komünist Partisini kuruyor.

Ankara İstiklal Mahkemesi, 9 Mayıs 1921 tarihinde komünist oldukları gerekçesi ile Çerkez Ethem ve kardeşleri hakkında gıyaben idam kararı, birçok arkadaşı hakkından da 15 yıl hapis cezası veriyor.

Oysa Şubat 1918 tarihinde Komünist gazetesi “Yeni Dünya” çıkmış ve Mustafa Suphi Temmuz 1918’de Komünist Partisini kurmuştu.

28 Ocak 1921 tarihinde Mustafa Suphi ve arkadaşları, Mustafa Kemal’in adamı Faik Reis tarafından Sürmene açıklarında öldürülerek denize atıldılar. Alın size başka bir rezalet. Bunları yaparken de Lenin’in güveni ve desteğini alıyordu.

1918 yılında Kürtlerin Batı Dersim’de Osmanlıya karşı başlattıkları, bağımsızlık mücadelesi, Osmanlı Paşaları döneminde de, 1920-21 yıllarında Sivas’ın Zara, İmralı, Su Şehri, Hafik, Kangal, Gürün ve Erzincan’ın Kuruçay, Kemah ve Refahiye ilçelerinde devam ediyordu. Kısaca Kürtlerin Osmanlıya karşı başlattığı bağımsızlık savaşı, Dersim’in tamamında devam ediyordu. Aynı dönemde Lenin, İngilizlerin tavsiyesi ile samimi dostu Mustafa Kemal’i destekliyor ve ortak antlaşmalara imza atıyordu. Çatışmalarda kullanılan silah, cephane ve malzemeyi de Lenin Osmanlı Paşalarına gönderiyordu.

13 Ekim 1921’de Mustafa Kemal ve Lenin arasında, Kars sınır antlaşması imzalandı. Türkiye kelimesi ilk defa bu antlaşma metninde geçiyor. Görüldüğü gibi ortalıkta Osmanlı diye hiçbir şey yok ama Lenin’in Anadolu’daki tek muhatabı ve dostu, Osmanlı Paşaları.

16 Mart 1921 İngiltere ve Rusya arasında, İngiliz-Rus ticaret antlaşması imzalandı. 16 Mart 1921 Ankara-Rusya Moskova antlaşması imzalandı. Ankara adına anlaşmayı Yusuf Kemal, Rıza Nur ve Büyükelçi Ali Fuat Paşa imzaladılar. İki antlaşmanın aynı gün olmuş olması tesadüf olamaz. Ayrıca Lenin bütün Rus Paşalarını öldürürken, İngilizlerin isteği ile Ankara’da toplanmış, Ermeni ve Kürtlere karşı savaşan Osmanlı Paşalarıyla antlaşma imzalıyor. Çünkü Ankara’yı İngilizler çok önceden hazırlamışlardı. Ayrıca Stalin, Ankara heyetine, “Siz Ermenistan ve Kürt meselesini kendi kendinize hallettiniz. Eğer daha halledeceğiniz bir şey varsa, onu da halledebilirsiniz” diyor.

21 Ocak 1924 tarihinde Vladimir İlyiç Lenin öldü. Yerine hemen 1924 tarihinde, Aleksey Rikov seçildi ancak Moskova’nın Kürt ve Ermeni siyasetinde hiçbir değişiklik olmadı. 1918 tarihinde başlayan Dersim hareketi, kesintisiz 1938 tarihine kadar devam etti. 13 Şubat 1925 tarihinde başlayan Piran Hareketi, 25 Haziran 1925 günü Şeyh Sait’in 47 arkadaşı ile idamı ve binlerce ölü ile sonuçlandı. İstiklal mahkemeleri boş durmadı, idam kararlarına devam etti. 1926 – 1930 yılları arasında Ağrı Kürt katliamıyla on binlerce ölü ve harap olmuş bir Ağrı kaldı. Eylül 1929’de Tendürek saldırısında Rus Devlet Başkanı Aleksey Rikov, 500 kişilik bir Kazak Süvari Alayını göndererek Osmanlı Paşalarına destek verdi. Devşirme Paşalar döneminde, 1937 sonuna kadar, Kürtlere karşı tam 24 katliam uygulanmıştır. Bu katliamların hepsinde de Ruslar, Devşirme Osmanlı Paşalarına silah, araç, gereç ve her türlü yardımı yapmışlardır.

Lenin’in, Rus Paşalarına faşist deyip öldürmesi, Osmanlı Paşalarını da antiemperyalist görüp desteklemesi, Kürtler için çok şey ifade ediyor. Günümüzde hala zurnayı görünce, turna sanıp şiir yazmaya kalkışan, kendisini sosyalist sanan Kürtler de var. Hala aşırı Kemalistleri sol olarak görüp, birlikte siyaset yapan Kürtler de var. Kemalistler on binlerce Şafi-i Camisini kapattı, sadece yarım Şafi-i Camisi açık kalmasına rağmen hala ağzını açınca Müslüman kardeşim diyen, Kürtler de var. Artık yeter, Kürtlerin de gözünü açıp etrafını görmelerinin zamanı gelmiştir.

Bağımsız Kürdistan olmadan dinler tarihi doğru yazılamaz ve doğru okunamaz. Ortadoğu tarihi, doğru yazılamaz ve doğru okunamaz. Dünya medeniyeti, doğru yazılamaz ve doğru okunamaz. Bütün dünya bunu görmeye başladı ve Kürtlerin yanında olduklarını haykırıyorlar. Kavrama sorunu olan Kürtlerin, gözlerini açıp bunu görmeleri gerekiyor.

Mustafa Kemal sizin olsun, Vladimir İlyiç Lenin de sizin olsun. Verin benim Ömer Hayyam’ı mı. Günümüzde bütün dünyanın kullandığı ve hatasız olan güneş takvimini hazırlayan, Ömer Hayyam’dır. Hayyam; matematik, fizik, metafizik, astronomi, felsefe ve mantık konularında, dünya bilim insanlarının örnek aldığı bir alimdir.

1999 yılının UNESCO tarafından “ÖMER HAYYAM YILI” olarak ilan edildiğini, Türkiye’de kaç kişi duydu?

Acaba Ömer Hayyam Kürt değil de bir devşirme Türk olsaydı, Ankara’da devşirme Türkler ne yapardı?

Tek silindirli Lokomotifin projesini çizen, Ebul İz El-Cezeri olmak üzere, dünyada her alanda kabul görmüş daha yüzlerce Kürt alimin ismini sıralayabilirim. Dünyada ilk tekerlek’in kullanıldığı yer Kürdistan’dır. Dünya medeniyetinin beşiği Kürdistan’dır. Bazı Kürtlerin inancı, ideolojisi engel olduğu için Kürdistan’a ihtiyaç duymayabilirler ama dünyanın Kürdistan’a ihtiyacı var. Kürdistan’ın oluşumuna, yoldaşım, dindaşım diyen Kürtler bile engel olamayacaklardır.

Lenin’in yoldaş imparatorluğunun dağılmasıyla, dünyadaki siyasi dengeler de hayli karıştı. En karışık alan, Kürtlerin yaşadığı alandır. Kürtler geçmişte kafalarına doldurdukları lüzumsuz fazlalıkları çıkarıp atmalıdırlar. Siyasette ilişkiler ve dostluklar çıkara dayanır, siyasette kadim dost olmaz. Batı, Kürdistan’ı görmeye başladı, umarım bütün Kürtler de bunu görürler.

İsrail üç bin yıl önce, Kral Yakup’un (Yakup Peygamber) kurduğu ve Kenan Diyarı olarak anılan bir devlettir. Özellikle Romalıların saldırılarıyla, katliamdan kaçan bütün İsrailliler dünyaya dağıldı. 1948 yılında yakaladıkları fırsatı iyi değerlendirdiler ve başkent Kudüs’te yine devletleştiler. İsrail Kürtlerin düşmanı değil, Kürtler için çok önemli bir örnektir.

Yüz yıldır zulmü yaşayan Kürtler de, canlarını kurtarmak için dünyaya dağıldılar. Günümüzde her devlette sığınmacı Kürt’e rastlamak mümkün. Vardığı her ülkede üniversite okuyan çok sayıda Kürt genci var, bu da sevindirici bir yanı. Dört devletin dışında, bütün dünya devletleri Kürtlerin yanındadır. 70 yıl önce İsraillilerin yaptığı gibi, Kürtlerin de bu fırsatı çok iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Bazı Kürt bireylerin inanç ve ideolojik algıları buna engel olmamalıdır.

http://navkurd.net/2020/07/ekim-devrimi-lenin-ve-mustafa-kemal/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.28 19:33 iGodx İslam Öncesi Arabistanında Al-İlah (ALLAH) İnanışı.. (Bugün bununla ilgili bir yazı gördüm ve sizinle bu makaleyi paylaşmak istedim.)

--Araplar İslamiyet öncesi dönemde Kabe'deki 360 tane put arasından en yükseği, en güçlüsü olarak ay tanrısını görüyor ve buna Al-ilah (en güçlü ilah) diyor, ellerini iki yana açarak ona dua ediyorlardı. --İngilteredeki British Museumun Babil Bölümü B kısmında bulunan heykeller arap paganlarının bu inancını gösteren önemli bulgulardandır. Arapçada "ilah" olan tanrı kelimesi İslamiyetle beraber "Allah" a dönüştürüldü.(Southern Arabia, Carleton S. Coon, Washington, D.C. Smithsonian, 1944, p.399) Ay tanrısı Al-ilah erkek kabul ediliyordu ve dişi güneş tanrıçası ile evliydi. Üç kızı vardı. Bunların adları Al-lat, Al-Uzzat ve Al-Menat idi. Muhammed peygamber, şeytan ayetleri diye bilinen olayda önce bu Lat, Uzza, Menat adlı tanrıçaları gaf yaparak övmüş ancak daha sonra pişman olmuş ve o sözleri kendisine şeytanın söylettiğini ileri sürmüştü. Çeşitli Arap kabileleri aslında bu ay tanrısına değişik adlar veriyordu bunlardan bazıları Sin, Hubal ve Kureyşte Al-ilah. Dilbilimciler "Allah" kelimesinin "Al-ilah" tan türediğini söylerler.(İslam Muhammed and His Religion, Arthur Jeffery, 1958, p 85, Muhammad at Mecca, W. Montgomery Watt, 1953, p 23-29) Muhammedin babasının adı Abdullah, arapçada "Allahın kulu" anlamına geliyordu ( abd= kul, ullah=allah) Muhammed peygamber, Kabedeki 360 puttan en güçlüsü kabul edilen ay tanrısının ismini alıp tek olduğunu söylüyordu. "Al-ilah tan başka ilah yoktur" (The hajj, F. E. Peters, p 3-41, 1994) Muhammed böylece Al-İlah' ı tek tanrı olarak ilan etti ve diğer putlara tapınmayı yasakladı. --İslamiyet öncesi arap paganlarının (müşriklerin) ilginç gelenekleri vardı. Bunlar Ramazan dedikleri ayda bir ay oruç tutarlar, Mekke'ye Hacca gidip Kabe'nin etrafında yedi kez dönerler, "Kara Taş" ı ( Hacerül Esved) kutsal sayar onu öper ve günde dört veya beş vakit namaz (salat) kılarlar, şeytan taşlarlardı. (Is Allah the Same God as The God of Bible?, M. J. Afshari, p 6, 8-9, İslam, Beliefs And Observances, Caesar E. Farah)[11:48]Kabenin bir köşesinde bulunan Hacerül Esved'i öpen bir arap müslüman. Bu putperest inanışı İslam öncesi arap paganlarında da vardı. Muhammed peygamber bu taşı öpmüş ve bu putperest anlayışı İslama taşımıştır. Halife Ömerin Hacerül Esved hakkında "Seni rasullullahın öptüğünü görmeseydim asla öpmezdim" dediği bilinmektedir. Hacerül Esvedin ne zaman, nereden ve nasıl geldiği bilinmemekte sadece rivayetler ileri sürülmektedir. Ama bu rivayetler hakkında İslamcılar arasında mutabakat yoktur. Arap müşriklerinin namazdan önce bugünkü İslamiyet dünyasında olduğu gibi abdest alma gelenekleri de vardı..Burunlarına su çekerlerdi, ellerini dirseklerine kadar yıkardı bunlar eski pagan Arapların abdest alma şekliydi. Bu gelenekler yahudi ya da hristiyan kültürlerinde yoktur.Oruç bilindiği gibi hristiyanlıkta da vardır fakat "belli bir ayda oruç tutma" geleneği Arap paganlarının eski bir geleneğiydi. Ayrıca Kabe eldeki kanıtlara göre İbrahim peygamber tarafından yapılmamıştır,Yaklaşık MÖ. 800 lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Kabe bu tarihten sonra paganlar tarafından "Al-ilah ın evi" olarak anılmaya başlanmıştır (A Guide to the contents of Quran Faruq Sherif, Reading, 1995, pgs. 21-22., Muslim). **Bugün İslamcılar her ne kadar İslam dininin Muhammed peygamberden önce de var olduğunu, bu nedenle İslam inacına ait öğelerin eski pagan toplumlarda da görülmesinin normal olduğunu iddia etse de bu iddialarını destekleyecek Kuran haricindeki tarihsel belge ve delillerden tamamen yoksundurlar.. **
submitted by iGodx to KGBTR [link] [comments]


2020.08.24 01:44 alpkua Kuran-ı Kerim'in Farklı Versiyonları

Değişmediği iddia edilen Kur'an'ın yaklaşık 20 küsür farklı ARAPÇA versiyonu bulunmakta, bu kitapların arasından küçük anlam farkları ve bazen ayet sayısı farkı var, bazıları yaygın olarak kullanılmakta bazıları farklı bölgelerde kullanılmakta. Bugün en yaygın kullanılan versiyon Hafs Kur'an-ı Kerim'i denilen ve bizim ülkemizde de kullanılan versiyonu, fakat özellikle Warsh Kur'an-ı Kerim'i Kuzey Afrikada kullanılıyor. Yaklaşık 20 küsür farklı versiyon olmakla beraber bu iki farklı Kur'an-ı Kerim arasındaki bazı farklar. Dikkatinizi çekiyorum farklar çeviri veya mealde değil, direkt olarak Arapça halinde. Hal böyleyken Müslüman arkadaşlara sormak istiyorum, hala bu kitabın kutsal ve Allah tarafından korunmuş olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Linke ek olarak Türkçe kaynak da eklemek istedim:
Hafs:Ali-İmran:133: ''wasaari'uu'' = ve koşun. Verş:Ali-İmran:133: ''saari'uu'' = koşun
Hafs:Maide:54: ''yartadda'' = geri dönmek. Verş:Maide:56: ''yartadid'' = geri dönmek. (Dikkatinizi çekerim burada aynı ayetler farklı numaralarda çünkü bazı versiyonlarda bazı ayetler birleşik veya ayrı)
Hafs:Enbiya:4: ''qaala'' = dedi Verş:Enbiya:4: ''qul'' = de
Hafs:Şems:15: ''walaayakhaafu'' = ve korkmaz. Verş:Şems:15: ''falaayakhaafu'' = ve korkmaz
Hafs:Bakara:58: ''nagfir'' = biz bağışlarız. Verş:Bakara:57:''yugfar'' = o bağışlar. (Burada da aynı ayet birleşme-ayrılma yüzünden farklı numaralara kaymış.)
Hafs:Bakara:140: ''taquluna'' = siz söylüyorsunuz. Verş:Bakara:139:''yaquluna'' = onlar söylüyorlar. (Yine kayma var.)
Hafs:Bakara:259:''nunshizuhaa'' = bir araya getirmek,inşa etmek(inşa ediyoruz Verş:Bakara:258:''nunshiruhaa'' = diriltmek,yeniden canlandırmak (Yine kayma var.)
Hafs:Ali-İmran:81:''ataytukum'' = size verdim.(Ben) Verş:Ali-İmran:80:''ataynakum'' = size verdik.(Biz) (Yine)
Hafs:Bakara:9:''yakhda'uuna'' = onlar aldatırlar.(Geniş Zaman) Verş:Bakara:8: ''yukhaadi'uuna'' onlar aldatıyorlar.(Şimdiki Zaman)
Müslüman arkadaşların bazı olası cevaplarını cevaplayayım:
1) Bunlar okunuş şekilleri. Kur'an-ı Kerim tektir ve aynıdır.
Hayır, doğru değil, bunlar Muhammed'in ölümünden sonra farklı imamların hatim ettiği ve farklı hatırladığı, farklı şekillerde yazıya geçirilmiş, yazılı Kur'an-ı Kerim'lerdir.
2) Bu versiyonlar basılı değil/kullanılmıyor.
Bu da yanlış çünkü Kuzey ve Batı Afrika'da (Yemen, Darfur vs.) bunlar zaten kullanılıyor. Yani bizim burada okuduğumuz Kur'an-ı Kerim ile Yemen'deki bir müslümanın okuduğu Kur'an-ı Kerim farklı kelimeler içeriyor.
3) Anlam aynı.
Anlam aynı veya benzer olabilir fakat eğer Allah'ın sözü birse ve Allah kendi sözünü (Kur'an-ı Kerim'i) koruyorsa (yani tek bir kelimesi bile değiştirilmediyse) farklı kelimeler içeren farklı Kur'an-ı Kerim'ler olmazdı. Ki çoğu yerde anlam da çok oynuyor, örneğin:
Hafs:Kasas:48:''sihraani'' = iki büyü (Ayet:İki büyü birbirini destekliyor). Verş:Kasas:48:''saahiraani'' = iki büyücü (Ayet:İki büyücü birbirlerini destekliyor).
İki büyücü mü iki büyü mü, hangisi?
Bakara 125. ayet :.
Hafs mushafında “vettehizu” :“ (siz) alın-edinin”.
Warsh mushafında ise “vettehazu” :“(onlar) aldılar-edindiler”
Bu ayette de anlam çok değişiyor.
submitted by alpkua to ToplumsalTartishma [link] [comments]


2020.08.23 21:34 Komyna23_F Filistin'li Müslüman aile yahudiler tarafından çalınan evlerine bakıyor. Tek karede Dünyanın ve siyonizmin özeti...

Filistin'li Müslüman aile yahudiler tarafından çalınan evlerine bakıyor. Tek karede Dünyanın ve siyonizmin özeti... submitted by Komyna23_F to deliler [link] [comments]


2020.08.21 17:18 karanotlar Apkar Tıbir’le Karagümrük’te başlayan matbaacılık tarihi

Venedik’ten İstanbul’a baskı aletleri ile gelen Apkar Tıbir, Karagümrük Kefe Mahallesi’nde, Surp Nigoğayos Kilisesi’nin bodrum katında, kitaplarını basmaya 1567’de başladı. Böylece Osmanlı’daki ilk Ermeni matbaası unvanını kazanan Surp Nigoğayos Kilisesi günümüzde Kefeli Camii olarak kullanılıyor.
Karagümrük ile eski dönemlerde adı Kynegion olan Balat arasındaki vadi, Bizans’ta manastırların yoğun olduğu bir bölgeydi. Vadinin en önemli manastırı, surlara en yakını olan Khora (bugünkü Kariye Müzesi) olmakla beraber, vadinin merkezini ise Petra Manastırı oluşturuyordu.
Konstantinopolis'teki siyasal çekişmeler nedeniyle 1283'te Khora Manastırı’na çekilen Maksimos Planudes’in burada kurduğu kütüphane, Bizans İmparatorluğu'nun en bilinir politik ve entelektüel figürlerinden şair Theodoros Metokhites tarafından zenginleştirilip yenilendi. Metokhites, kütüphane için “Tüm ölümlülerin kullanımına sunulmuştur’’ dediğinde yıl 1313 idi.
2 asır sonra ise Venedik’ten gelen bir matbaacı, Khora’ya komşu Petra Manastırı’nda Metokhites’in o ünlü hazinesini devralarak, Edirnekapı’ya yeni bir kültür mirası bırakmak üzere kolları sıvayacaktı. Ermeni matbaacılığında kişisel girişimciliğin de temellerini atan Apkar Tıbir, aynı zamanda Karagümrük’te 16. yüzyılda oluşan Kefe Mahallesi’nin belleğini de oluşturan isimlerin başında yer alacaktı.
Bizans’tan sonra
İstanbul’un fethi ile kaderi değişen Bizans’ın entelektüel ve dini bölgesi Edirnekapı, kendi yerleşik halkını da kaybetmiş, İstanbul’un kuşatılması sırasında ağır hasar alan manastırlar da sessizliğe bürünmüş, kaderine terk edilmişti. Bu ıssızlık, 1475’te Osmanlı’nın Kırım’ın Kefe şehrini ele geçirmesine dek tam 22 yıl sürer. Bölgeyi yeniden canlandırmak için Fatih Sultan Mehmed’in emriyle Kefe’deki Rum, Ermeni ve Yahudi halk, Edirnekapı’ya yerleştirilir. Göç ettirilen Kefeli Ermeniler de Petra Manastırı’nın olduğu bölgede harap halde buldukları bir dini mekânı yeniden imar ederek ibadethane olarak kullanmaya başlar. Kimi tarihçilere göre önceleri Ayios Nikolaos Kilisesi, kimi tarihçilere göre ise manastırın yemekhanesi olan ve 1475’ten itibaren Surp Nigoğayos olarak anılmaya başlanan mekânın etrafına yerleşen Ermeni halk, kiliseyi aynı zamanda Frenklerle paylaşır.
(Bizantolog ve Sanat Tarihçisi Semavi Eyice’ye göre Karagümrük’te Kefe adında bir mahalle de kuran, çoğunluğu tüccar ve zanaatkâr olan İstanbul’un yeni sakinleri Kefe’li Ermeniler, geçimlerini ise genelde iplikçilikle sağlarlar. İstanbul’un Bizans devrine ait su sarnıçları hakkında araştırma yapan J. Stzygowski 1893’te yayımlanan kitabında Petra Manastır bölgesinde yer alan ve bugün Kasım Ağa Mescidi olarak bilinen yerde Ermeni iplikçilerin çalıştığını yazar.)
92 yıl sonra
Kefe Mahallesi’nin oluşumunun üzerinden 92 yıl geçmiş ve sene 1567 olmuştur. Khora Manastırı 56 yıl önce (1511) Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiş, tam karşısında ise Mimar Sinan’ın eseri Mihrimah Sultan Camii yerini alalı iki yıl (1565) olmuştur. Edirnekapı ve Karagümrük bölgesi artık vezirlerin, sultanların da dikkatini çeken, dolayısıyla Müslümanlaşmaya başlayan bir yer haline gelmeye başlamıştır. İlk başta kubbesi olan kiliseler camiye dönüştürülürken, bugün mevcut olmayan bir kilise ile Surp Nigoğayos Kilisesi, çatılarının düz olmaları nedeniyle Hıristiyanlara ibadethane olarak hizmet edebilir durumda kaldılar.
Bu yıllar aynı zamanda dünya basım tarihinin olduğu kadar Ermeni basım tarihinin de merkezlerinden olan Venedik’te ilk Ermeni matbaacı olarak bilinen Hagop Meğabard’ın matbaasını kapatmasından sonra, Apkar Tıbir’in 1564’te Ermeni matbaacılığının sistemli tarihini başlattığı yıllardır. Ancak İtalya’da basım konusunda baskıların artması üzerine Tıbir de matbaasını kapatır ve 1567’de yanına baskı takımlarını da alarak İstanbul’a gelir. Şehre ayak basması ile önce tutuklanır, kısa bir süre sonra ise serbest bırakılır.
Dönem, II. Selim’in padişahlık dönemidir. Venedik’te olduğu gibi İstanbul’da da basım sıkı bir denetim altındadır ve genelde ya gizli ya da padişahın özel izin ve himayeleri ile yapılır. Basım faaliyeti İstanbul’da üç, Selanik’te ise bir matbaa ile sınırlıdır ve bunlar yine özel izinlerle açılan Yahudi matbaalarıdır. Arapça harflerle basım ise tamamen yasaktır. Bu nedenle Apkar Tıbir matbaasını kendisini güvende hissedebileceği bir yere, Kefe Mahallesi’ndeki Surp Nigoğayos Kilisesi’nin bodrum katına kurar. Böylece Edirnekapı’da Khora Manastırı Kütüphanesi’nin ruhu, Metokhites’in öngörüsünde olduğu gibi Tıbir’in matbaasında bir kez daha dirilir ve kitaplar ‘tüm ölümlülerin kullanımına’ sunulur.
İstanbul’un ilk Ermeni matbaasında, kurulduğu yıl ‘Pokr Keraganutyun Gam Aypenaran’ (Küçük Dilbilgisi veya İmlâ Kılavuzu), 1568’de Barzadumar, ‘Jamakirk Yev Badarakamaduyts’ (Kilise Takvimi, Ayin ve Duaları kitabı), 1569’da ise Maşdots (Ermeni Kilisesinin Vaftiz, Düğün, Cenaze Ayin ve Duaları) kitapları basılır.
Apkar Tıbir, İstanbul’daki matbaasında 5-6 kitap bastıktan sonra Eçmiadzin’e geçerek izini kaybettirir. Surp Nigoğayos’un bodrum katındaki basımevi ise Osmanlı’daki Ermeni matbaacılığı dönemini başlatır. Aynı zamanda İspanya’dan gelen Musevilerin 1493’te kurduğu matbaadan sonra, ikinci gayrimüslim matbaa özelliğini de taşır.
Apkar Tıbir’in İstanbul’dan belki baskılardan yılıp kaçışı, belki de kendi isteği ile göç edişinden sonra Surp Nigoğayos Kilisesi’nde yazım ve basım faaliyetlerinin izlerine 17. yüzyılın ünlü seyyahı Polonyalı Simeon’un yazılarında rastlanmaktadır. Hrand Der Andreasyan’ın tercüme ettiği eserde yer alan notta şöyle yazmaktadır: “Müellifin (Polonyalı Simeon ki aslen Kefeli bir Ermeni ailesine mensuptur) 1618’de Edirnekapı’daki halen Kefeli Camii olan Surp Nigoğayos Kilisesi’nde istinsah ettiği eser Yeni Culfa’da bulunmuştur.”
Yıl bu kez 1626 ve çocuk padişah IV. Murad dönemidir. Osmanlı döneminde Bizans kiliselerini camiye çevirme sürecinin tamamlanması da bu yıllara denk gelir. 1584’te, Surp Nigoğayos Kilisesi’nin birkaç sokak ötesinde Canfeda Hatun Camii’nin de yapımıyla Müslüman nüfusun iyiden iyiye yoğunlaştığı Karagümrük’te, Kefe Mahallesi’nde yaşayan Hıristiyan halkın ibadet yerlerinin de artık camiye dönüşme zamanı gelmiştir. İlk önce 1626’da Surp Nigoğayos Kilisesi Kefeli adını alarak camiye, 1640’ta ise diğer kilise Kemankeş Mustafa Paşa tarafından vakfedilerek Odalar Camii’ne çevrilir.
Kiliselerini yitiren gayrimüslim halkın büyük çoğunluğu içinse artık Balat’a inme zamanı gelmiş, semt de tekke ve dervişlerin yaygınlaşmaya, yerleştiği bir yer olmaya başlamıştır. Osmanlı’daki Ermeni matbaacılığının ve basım faaliyetlerinin tohumlarının atıldığı Surp Nigoğayos ise 1700’lere gelindiğinde Cerrahi Tarikatı Tekkesi’ne komşu Kefeli Camii’dir artık…
Sahaflar Şeyhi
Aradan yüzyıllar geçmiş, ancak Apkar Tıbir’in mürekkep kokularının sindiği Kefeli Camii’nin kitapla hikâyesi henüz bitmemiştir. Halveti - Cerrahi tarikatının ‘Sahaflar Şeyhi’ olarak da anılan şeyhi Muzaffer Özak (1916-1985) için Diyanet İslam Ansiklopedisi’nin 34. cildinde şu satırlar yer almaktadır: “Karagümrük, Kefeli camilerinde müezzinlik yaptı. Kefeli Camii imamı Şâkir Efendi’den kitapçılık sanatını öğrendi. Daha sonra Beyazıt Camii’ne müezzin olarak tayin edildi. Bu sırada Sahaflar Çarşısı’nda bir dükkân açıp müezzinliğin yanında sahaflık yapmaya başladı.”
Surp Nigoğayos Kilisesi, bugün, Kefeli Camii olarak Karagümrük’ün arka sokaklarında bir şehrin ve bir tarihin yitip giden ve hiç de adil olmayan hafızası ile az da olsa cemaatini ağırlamaya devam ediyor. Üstelik matbaanın Osmanlı’ya geç geldiğini düşünenlere gülümseyerek…
Vatikan’dan İstanbul’a uzanan bir öykü
Eçmiyadzin’de İranlıların sömürülerinden usanan Gatoğigos Sivaslı I. Mikayel, geçici bir süre için doğduğu yere giderken ruhanilerle bir toplantı yapar ve bu toplantıda, Kral Senekerim’in soyundan Apkar Tıbir’in (diğer adıyla Safar ya da Sefer) oğlu ve bir papazla beraber hediyelerle, Roma’ya Papa’dan yardım istemeye gitmesine karar verilir. Heyet ancak iki yıl sonra (1564) Roma’ya varabilir ve Papa IV. Bios tarafından iyi karşılanırlar ve özel bir ikametgâh tahsis edilir. Apkar, Papa’dan Gatoğigos’u Roma’ya davet etmek için izin alır. Bu sayede ikisi yüz yüze görüşüp dağılan Ermenilerin dertlerine bir çare düşünebileceklerdir. Bu yolculuk için Apkar’ın yanında Papa tarafından görevlendirilmiş bir episkopos da bulunmaktadır. Papa, kendisi Venedik’ten gelene kadar beklemesi için onu Kıbrıs’a göndermiştir. Ancak Episkopos orada ölür. O sırada Apkar, amacının Türkler tarafından öğrenildiğini duyar. İstanbul’a gitmeyi planladığı için bu durum onu endişelendirir. Türkiye’ye ayak bastığında Avrupa’ya gidişinin milli, siyasi bir amacı olmadığını ispatlayabilmesi için başka bir yola başvurması gerekir. Bu amaçla matbaa zanaatını öğrenir. 1565’te (yani aynı şehirde Meğabard Hagop’un matbaa zanaatını icra edişinden 52 yıl sonra) tek sayfalık ‘Kharna Pıntur Dumari, Keğetsik Yev Bidani’ (Karman Çorman Takvim, Güzel ve Yararlı) adlı ilk Ermeni matbu takvimi olan büyük boyutlu bir takvim basmayı başarır. Takvim, adına uygun olarak, alt kısmında birkaç yılın ay tutulmalarını da göstermektedir. Bunun ardından bir Sağmosaran (Zebur) basar. (Bunun ilk örneği Milan’daki Amprosiosyan Arşivi’nde bulunmaktadır). Harfleri ise Papa’nın desteği ile daha önceden Roma’da hazırlatmıştır. Oğlu Sultanşah babasının yokluğunda Papa tarafından himaye edilmiş, adı Romalı bir komutanın adından esinlenerek “Mark-Andon” olarak değiştirilmiş ve kendisine aylık bağlanmıştır. Apkar’ın oğlu orada Latincede ve öğreniminde üstün başarı göstermiş, üst düzey görevlere getirilmiştir. Apkar, Eçmiyadzin Gatoğigosu Tadteos’a uzun bir mektup yazarak (V. Zartaryan 1911’deki Hişadagaran’da – hatırat- mektubu aynen koymuştur) Roma’daki çalışmalarını anlatır. Ancak mektup eline ulaşmadan Gatoğigos vefat etmiştir. Mektup, Andonyan Rahipler Topluluğu’nun Ortaköy’deki el yazmaları arşivinde bulunmaktadır. Sağmos’u (Zebur) yayımladıktan bir yıl sonra, görevdeki Papa’nın affetmez tutumu yüzünden İtalya’da denetimler sıklaşır. Apkar, ileri görüşlülükle Apostolik Ermeni Kilisesi’ne ait kitapları Papa’nın kontrolünden geçirmeden basmanın artık imkânsızlaştığını anlayınca, özgür çalışmak için İstanbul’a geçmeye karar verir.
*Apkar Tıbir hakkındaki bilgi ve görseller Birzamanlar Yayıncılık tarafından Ermeni Matbaacılık Tarihi, ismiyle Ermeniceden Arlet İncidüzen ve Sirvart Malhasyan tarafından Türkçeye çevrilen Teotig’in ‘Dib u Dar’ (Baskı ve Harf) isimli kitabından derlenmiştir.
http://www.agos.com.ttyazi/7579/apkar-tibirle-karagumrukte-baslayan-matbaacilik-tarihi
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.20 03:26 karanotlar Munzur’un Zirvesinde Dersim Görünür

Munzur’un Zirvesinde Dersim Görünür

https://preview.redd.it/vhtefy1682i51.jpg?width=190&format=pjpg&auto=webp&s=9e117697ce88b279841f4f5b7a3492f6f7e06b84
İbrahim Aksoy

Dersim; Çemişkezek, Arapkir, Koçgiri, Amiryon, Azergan ve Gımgım gibi Ermeni yerleşim yerleri ile çevrili, takriben 60-70 bin kilometrekare, 3950 metre kadar yükselen dağlık bir alandır. Ardıç ve Meşe ormanlarıyla kaplı, çok sayıda akarsuyu vardır. Birkaç çeşit geyik, yabani koyun, domuz, ayı, vaşak, kurt ve her türlü av hayvanı yaşar, insan için yaşam koşullarının çok zor olduğu bir alandır.

İslam Halifesi Hz. Ömer döneminde, Müslüman Arap orduları, Kürdistan’a saldırmaya başladılar. Müslüman Araplara göre Zerdüşt Kürtler “putperesttir, Mecusi’dir ve katli vaciptir”. İslamiyet kan dökerek insanların kalbine hâkim olmaya çalıştığı devirlerde, Kürtlerin kalbine hâkim olamadı, onlarda kuzeye doğru kaçıp geldiler. Gelenlerin bir kısmı Palu-Bitlis arasındaki dağlarda gizlenmeye çalıştı. Burayı geçebilenler de geldi Dersim’in dağlarında gizlenmeye çalıştılar. Buralar Ermeni hakimiyetindeydi, Müslüman Arapların katliamından kaçan Kürtlere, Ermeniler kucak açtı, onlara sahip çıktı ve korumaya çalıştılar.

Palu-Bingöl dağlarında yaşayan Zerdüşt Kürtler, 1000 Yıl boyunca hiçbir yere bağlı olmadan yaşamaya çalıştılar. Osmanlı-Alman Berlin anlaşmasından sonra, Anadolu’yu İslamlaştırma hareketi başladı. Osmanlı, Meşhur Palu katliamında sağ kalanlar da Müslümanlaştı. Hiç konuşulmayan Palu katliamı bir başka yazı konusu. Osmanlı Türk olmadığı için, Türkleştirmeye gerek görmüyor, Müslümanlaşması yeterliydi.

Dersim; çok daha geniş, daha sarp ve yeteri kadar barınacak mağaraları olduğu için, Palu’dan daha şanslı idi. En son Dersim Osmanlının ortasında bağımsız bir bölgeydi. Ermeni katliamından sonra, Ermenilerden boşalan alanlara Alevi Kürtler yerleşmeye başladı. Fakat Berlin anlaşmasından sonra, Osmanlı da başlayan İslamlaştırma, öncelikle Dersim Osmanlının hedefi oldu.

Ben Berlin anlaşmasını daha önce yazmıştım. Anlaşmadan dolayı eleştirilen Kral II-Friedrich “Osmanlı neden bizim Hindistan’ımız olmasın” diye anlaşmayı savunmuştu. Berlin-Hicaz ve Berlin-Bağdat demiryolu çalışmaları, anlaşmayla başladı. Birinci Dünya savaşının tek sebebi de bu anlaşmadır. Almanya’nın tek hedefi Osmanlı topraklarındaki petrol yataklarıydı.

Osmanlı hemen Asakir-i Mansure-i Muhammeddiye Ordusunu kurdu ve devşirme askerlerini Müslümanlaştırmaya başladı. Merkeze yakın olan Anadolunda müslümanlaşması gerekiyordu. Nusayrı’lar neler yaşadığını önceki yazımda, anlatmaya çalıştım. Onu takip eden Palu katliamı, arkasında Ermeni katliamı ve sıra Dersime gelmişti. Elbette ki bu katliamları yapanlar, Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusunun, özel yetişmiş Müslüman Paşalarıydı.

Müslüman Şafi-i Kürtler için de Ümmetti Muhammed adına Hilafeti korumak için 1891 tarihinde Hamidiye alaylarını kurdu. Hamidiye alaylarına Ezidi ve Alevi Kürtleri, Müslüman olmadıkları için almadılar. Hatta Müracaat eden bazı Dersim aşiretlerinin müracaatı ret edildi. Bütün Alevilerin güvencesi ama Osmanlılar için çıban başı olan Dersim, ortadan kalkmalı ve Anadolu’daki bütün Alevi’ler Müslümanlaşmalıydı. Bilindiği gibi Osmanlının Türkleştirme diye bir sorunu yoktur. Çünkü Osmanlı Türk değil Afgan kökenliydi.

Gelin hep birlikte Jandarma Umum Komutanlığının Dersim’i ya Müslümanlaştırmak ya da ortadan kaldırmak için hazırladığı, raporlara bir göz atalım. 1877 Tarihinde Koç uşağı Ağası Ahmet, Ferhat Uşağı ağası Alişan Ağa ve bazı ağalar aileleriyle birlikte Sinop’a sürdüler. Dersim’de hayli etkili olan ve Osmanlıların gözünü korkutan Şah Hüseyin’i hile ile yakalayıp Vidin’e sürgün ettiler. Oğlu Ali beyi de Erzincan’da mecburi iskana aldılar. Bu işler insan ölmeden olmuyordu.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında, Dersimli bazı Ağaların Ruslarla iş birliği yapacağı korkusu ile Ali Şefik Paşa bir alay askerle Kırgan Aşiretine saldırdı. 15 gün süren çatışmalarda çok sayıda insan öldü. Aşiretler birleşip Kırgan’a destek olmaya başlayınca, Paşa korktu gasp ettiği malları ve binlerce davarı aldı, arkasında çok sayıda ölü bırakarak geri çekildi.

1892 tarihinde Alay Komutanı Ali Şefik Paşa, Koç ve Şam uşağı aşiretleri birleştiler gerekçesiyle saldırdı. Aşiretler çok büyük zayiat verdiler. Ali Şefik Paşa’nın da bir albay, bir doktor ve 50 kadar askeri öldü, Saraydan istediği yardım da gelmeyince korktu geri çekildi.

1893-1905 Dersimliler ortalığı karıştırıyor, hükümeti zor durumda bırakıyorlar. Dersimliler hükümete vergi ve asker vermiyorlar, etrafı talan ediyorlar gerekçesiyle ortadan kaldırma planları hazırlanıyor. Öncelikle her biri 400 askerden oluşan, 20 tabur ve iki topçu bataryası görev alacak. Hozat, Arapkir, Harput, Çemişkezek ve Kızılkilise’ye (Nazimiye) birer tabur asker, yerleştirilecek. Hamidiye piyade taburlarını görevlendirmek sorun olur. Her ne kadar Hamidiyeliler Şafii Kürt, Dersim Alevi olsa da Kürtlere güvenilmez. 1907’de Koç uşağı, Şam uşağı ve Reşik aşiretlerine saldırıp büyük bir katliam yapınca, aşiretler birleşti askerler yüklü bir ganimetle geri çekildi.

1908’den 1916’ya kadar durmadan aşirete saldırıp katliam uyguladılar. 1866 tarihinden, 1916 tarihine kadar Dersim’e karşı tam 11 katliam uygulandı.1916 Tarihinde Ruslar Erzincan’ı işgal etti. Osmanlı Ordusu savaşı bıraktı geri çekildi. Kürt’ler Ruslarla birleşir korkusuyla, Dersim’e karşı savaş devam etti. Ermeni katliamında Dersim’e sığınan Ermeniler, Rus ordusuna katıldılar.

1920’de Ankara’da Paşaların Parlamentosu açılmıştı ama Dersim’de katliam devam ediyordu. 1926 Koç uşağı, 1927 Demanen, Haydaran, 1928’de Yukarı Abbas, Keçel, Haydaran, Bal ve Lolan aşiretlerine karşı, katliamlar devam etti. 1930 Pülümür hareketi ile başlayıp, uçaklarla bombalamalar, 1931 senesine kadar devam etmiştir. Yakalananlar, Kurşuna dizilenler, ölüm ve hapse atılanların da sayısı belli değil.

Türklükten hiçbir haberi olmayan devşirme Osmanlı Paşaları, şimdi kendi başlarına kalmışlardı, İşleri de hayli zordu. Şimdi Aleviler hem Müslümanlaşmalı ve hem de Türkleşmeliydi. Kolay olmayan bu iş için önce Dersim ortadan kaldırılmalı ve arkasından da Sivas, Malatya, Maraş, Harput, Antep ve Anadolu’daki bütün Aleviler de ortadan kaldırılmalıydı. Devşirme Paşalar bunun için 1920 tarihinden, 1936 tarihine kadar yüzlerce rapor ve plan hazırladılar. Gerektiğinde Alevi’leri tamamen ortadan kaldırmak için, Hitler’den kimyevi silah bile istediler.

1920’den sonra egemen resmi ideoloji, kendisine resmi din yaratmış ve topluma dayatmıştır. “Kızılbaş bir kadının oynaş ve gündüzlü tutmak ve haftada bir onunla oynaşmak hakkıdır.” “Dersimliler Türk’tür, Dilleri Kürt’tür.” “Korkutarak insanların kalbine hâkim olacaksın.” “Dersim koloni gibi kabul edilip Müslümanlaştırıp, Türkleştirilmelidir”. Devşirme Paşalara çok yakışan bunun gibi daha çok sözleri, raporlarda okumak mümkün.

Raporları hazırlayanlar; B.U.Mf. İbrahim Tali, Mutasarrıf Mardin’i Arif, Celal, Dahiliye vekili Şükrü Kaya başta olmak üzere 40’dan fazla rapor hazırlanıyor. Her aşiretin nüfusu, ekonomik gücü ve silah sayısı, ayrıca hangi aşiretin nereye sürgün edileceği tek, tek belirleniyor. Şükrü Kaya’ya göre Dersimin nüfusu 150 bin civarında. Raporlar ve krokiler Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ve Başbakan İsmet İnönü ve yetkililere ulaştırılıyor.

Nihayet; Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal 1936 tarihinde Trabzon ziyaretinde, Dersimi kuşatma krokisini kendi eliyle çiziyor ve düğmeye basıyor. 4 Mayıs 1937 TBMM kararıyla katliam hareketi başlıyor. 1937-1938 katliamı herkesçe bilinen bir olay. Sabiha Gökçen’in uçakla attığı bombaların altında, 70 binden fazla Dersimli can verdi. Kadın, yaşlı ve çocuklar, Kutu deresindeki mağaralara gizlendiler. Atatürk’ün askerleri içerisi insan dolu mağaraların kapısına betonla kapattılar. Hala mağaraların içerisi insan kemiği ile dolu. Cumhuriyetin subayları, her biri güzel kızlardan birer tane evlatlık değil, ganimet olarak aldılar. Ganimetin ne olduğunu bilmeyen bazı aptallar, ortalığa düşmüş kızları arıyorlar. Acaba Atatürk’ün subayları, bir erkek çocuğu neden evlatlık almadılar?

Nihayet 347 ağa ailesi ve 3470 nüfusu ile malına mülküne el konarak, her birini batıda ayrı yerlere sürgün ettiler. Sabiha Gökçen’in uçaktan attığı bombaların altında, bütün köyler harap oldu. Bütün Dersimin malı, mülkü ganimet olarak ellerinden gasp edildi. Erzincan ve Elâzığ’dan aylarca Trenlerle batıya koyun, keçi ve sığır taşıdı ve batıdaki devşirme Türklere dağıtıldı. Günümüzde batıdaki devşirmelerin evlerinde, Dersimde dokunmuş, halı, Kilim ya da güzel bir Palas vardır. Yürekten yaralı Dersimliler, Türkiye’ye dağıtıldı, 1947 affından sonra, bir kısmı geri döndü.

Atatürk hastaydı haberi yoktu diyenler, Elazığ’da görevli olan İhsan Sabri Çağlayangil’in hatıralarını okumaları gerekiyor. İzzettin Doğan’ın babası Hüseyin Doğan ve Ali Haydar Veziroğlu’nun dedesi binbaşı Hıdır, Koçkiri ve dersim katili General Hüseyin Abdullah Alpdoğan’a danışmanlık yapıyorlardı.


İbrahim Aksoy

http://navkurd.net/2020/05/munzurun-zirvesinde-dersim-goeruenue
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.13 10:03 Yami_HGK Son Dakika! Dünya Şokta!

DÜNYAŞOKTA! #ŞOKOLDULAR!🇹🇷

AMERİKA : ERDOĞAN'I İNDİREBİLSEYDİK MÜSLÜMANLAR KAYBEDECEK BİZ KAZANACAKTIK. PLANI ERDOĞAN VE TÜRK'LER BOZDU. 40 YILLIK YAPILANMA 4 SAATTE BİTTİ...

İSRAİL : BÜYÜK PROJEMİZ BOZULDU. ERDOĞAN'IN NE YAPTIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL. ÖNCE İSRAİLE SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU TÜRKLER KORKUTUCU...

İNGİLTERE : BÜTÜN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN YÖNETİMİNİ DEĞİŞTİRDİK. ERDOĞAN TEK BAŞINA DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR. PLANLARIMIZ OLMADI TÜRKLER ÇOK CESUR...

ALMANYA : ERDOĞAN'LI TÜRKİYENİN BÜYÜMESİNE ENGEL OLAMIYORUZ. TÜRKLER DURDURULAMIYOR...

FRANSA : ERDOĞAN 10 YIL DAHA DEVAM EDERSE AVRUPA TÜRKİYENİN ÇOK GERİSİNDE KALACAK...

ERMENİSTAN : TÜRKLERİN BÜYÜMESİ KORKUTUCU DÜNYAYA MEYDAN OKUYORLAR. ÖLMEKTEN KORKMAYAN TEK MİLLET.

BİRİLERİ TÜRKLERİ DURDURSUN ARTIK...

ÇİN : TÜRKLER BİZİ DE YENMİŞLERDİ ŞİMDİ ORTADOĞUYA HÜKMEDİYORLAR. ERDOĞAN ÇOK CESUR...

ÇEÇENİSTAN : TÜRKLERİ KİMSE YENEMEZ ESİR ALAMAZ. ŞEHİT OLMAK İÇİN BİRBİRLERİYLE YARIŞIYORLAR. AMERİKAN İŞGALCİLERİNİ BİR GECEDE YOK ETTİLER...

TÜRKMENİSTAN : TÜRKİYE DÜNYAYI YÖNETİYOR. HER ÜLKEDE SÖZ SAHİBİ ERDOĞAN DÜNYA LİDERİ OLDU...

AZERBEYCAN : TÜRKİYEDEN BAŞKA LİDER ÜLKE TANIMAYIZ. ERDOĞAN NE İSTERSE YAPMAYA HAZIRIZ...

LÜBNAN : BİZ DARBECİLERDEN KAÇTIK. TÜRKLER ÖLÜM PAHASINA ÜSTLERİNE GİTTİ. BU MİLLETİN YENİLMESİ İMKANSIZ AMERİKA İŞGALİNİ YOK ETTİLER...

KATAR : ERDOĞAN ÇOK CESUR ÖNCE İSRAİL SONRA AMERİKAYA MEYDAN OKUDU. TÜRKİYENİN YANINDAYIZ. EKONOMİK OLARAK NE İSTERSE YAPARIZ...

RUSYA : ERDOĞAN İŞGALCİLERİN PLANLARINI BOZDU. TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK ZORUNDAYIZ.

TÜRKLER ÇOK CESUR TANKA MERMİYE KARŞI ÖLÜME KOŞTULAR. TÜRK MİLLETİ KAHRAMANCA İŞGALCİLERİ YOK ETTİ. TÜRKLER VATANLARI İÇİN ÖLÜME GİDERLER...

PAKİSTAN : ERDOĞAN BİZİ YÖNETSİN 5 YILDA DÜNYAYA HÜKMEDERİZ. TÜRKLER BİR SÖZÜYLE ÖLÜME KOŞTULAR.

TÜRKİYE BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEZ. BÜTÜN ETAPLARINIZLA GELİN ŞEHİT OLMAK İÇİN BEKLEYEN MİLYONLAR VAR...

BAĞIMSIZLIĞIMIZ İÇİN HERKESLE SAVAŞIRIZ. ÖLÜRÜZ YİNEDE TESLİM OLMAYIZ. İŞGALCİLERE DÜNYA TİTREYECEK TÜRK DESTANI YENİDEN YAZILACAK. OSMANLININ TORUNLARI DÜNYAYA BİR DAHA HÜKMEDECEK...

TOZOLUNTÜRKiYEGELİYOR🇹🇷

submitted by Yami_HGK to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.09 01:08 karanotlar İKTİDARIN “KAYIKÇI DÖVÜŞÜ”: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ[*]

Sibel ÖZBUDUN ,
AKP’nin ayağı İstanbul Sözleşmesi’ne fena dolandı. İktidarının henüz “demokrasiyle barışık”, “AB hedefinden kopmamış”, seçmen desteğinin yüzde 50’lerde seyrettiği günlerde hazırlanmasına nezaret edip Türkiye’nin ilk imzacısı olmasını sağladığı “İstanbul Sözleşmesi”ne karşı parti çeperlerinden kopan “Kabakçı Mustafa İsyanı” ile karşı karşıya.
İKTİDARIN “KAYIKÇI DÖVÜŞÜ”: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ[*]
“burada daha ne kadar öleceğim?
yeryüzüyle gökyüzün aracısı olarak
bulutu haraca kestiğiniz yerde?”[1]
AKP’nin ayağı İstanbul Sözleşmesi’ne fena dolandı. İktidarının henüz “demokrasiyle barışık”, “AB hedefinden kopmamış”, seçmen desteğinin yüzde 50’lerde seyrettiği günlerde hazırlanmasına nezaret edip Türkiye’nin ilk imzacısı olmasını sağladığı “İstanbul Sözleşmesi”ne karşı parti çeperlerinden kopan “Kabakçı Mustafa İsyanı” ile karşı karşıya.
Şu sıralar bayraktarlığını Akit yazarı Abdurrahman Dilipak’ın yaptığı “İsyan”, AKP etrafında kümelenen tarikat ve cemaatlerden, Akit ve Yeni Şafak yazarlarına, MÜSİAD erkânından, cep telefonunda Tayyip Erdoğan’ın özel numarası kayıtlı “hatırlı” kişilere, İslâmcı camia içinde yaygın bir destek bulmuş gözüküyor.
Türkiye Düşünce Platformu tarafından hazırlanıp Mayıs 2020’de Cumhurbaşkanına sunulan, imzacıları arasında “ağır toplar” bulunan “İstanbul Sözleşmesi’ne Yönelik Hukuki ve Psikososyal Değerlendirme Raporu” “isyan”ın “Manifesto”su niteliğini taşıyor. Murat Yetkin’in listelediği hâliyle, “Platformun ‘Yüksek İstişare Kurulu’ üyelerinden oluşan imzacılar arasında Cumhurbaşkanının Başdanışmanlarından AKP eski Artvin Milletvekili İsrafil Kışla var örneğin, MÜSİAD’ın kurucu başkanı, ‘İslâmi burjuvazi’ tezinin müellifi Erol Yarar var. Tanıtmaya gerek olmayan bir isim Emine Şenlikoğlu. Abdurrahman Dilipak’ı da tanıtmaya gerek yok, Akit yazarı. Taşkın Koçak da Akit yazarı. Hasan Çetinkaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul İmam Hatip Lisesinden hocası. Yusuf Ziya Kavakçı, hâlen Türkiye’nin Kuala Lumpur Büyükelçisi Merve Kavakçı ve AKP Milletvekili Ravza Kavakçı Kan’ın babaları. Resul Tosun da eski AKP Milletvekili, Yeni Şafak yazarı. Ve Raşit Küçük, Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi Başkanı. Adeta rüya takımı.”[2]
Dediğim gibi, bu “rüya takımı”nın İstanbul Sözleşmesi’ne karşıtlığı, cemaat-tarikat müdavimi tabanda ciddi bir karşıtlık buluyor. “Ne yani, bize serkeşlik eden kadınlarımızı, gözü dışarıda kızlarımızı (Kur’an’da yeri olmasına rağmen) ıslah edemeyecek miyiz?” ya da “Sözleşme eşcinselliği özendiriyor”dan başlayıp, “Bu sözleşmeyi hazırlayan Batılı çevrelerin hedefi, bizim (Müslüman) kültürümüzü, aile yapımızı vb. yok etmektir; alkolizm onlarda, eşcinsellik onlarda; onlar kendilerine baksınlar”a dek uzanan bir homurtular bulamacından beslenen bir zihniyet dünyasından. Ve bununla rezonans içinde.
“İsyancılar”ın itirazları birkaç noktada odaklanıyor:
  1. Sözleşme, feminist bir kategori olan(?) “toplumsal cinsiyet” kavramı üzerine temellenmekle, cinsiyet görüngüsünü “toplumsal/ kültürel olarak belirlenen bir hâle indirgiyor, bir başka deyişle, “fıtrat”ı es geçiyor.
  2. Şiddeti yalnızca erkekler tarafından, yalnızca kadınlara uygulanan bir olgu olarak sunarken, bir yandan da onu “psikolojik, fiziksel, ekonomik, cinsel” veçheleri olan çok geniş kapsamlı bir olgu olarak belirsizleştiriyor.
(“Psikolojik şiddet, kavramı çok geniş bir kavram. Erkeğin sesini yükseltmesi, sinirlenmesi, kızdığı zaman ters ters bakması ya da ağır bir söz söylemesi… hepsi bunun içine dahil. Kadın bunları kocasına yaptığında psikolojik şiddet sayılmıyor fakat erkek kadına yaptığında şiddet oluyor. Dünyanın en ikiyüzlü ve adaletsiz sözleşmesi bu olsa gerek.
Ayrıca özgürlüğünü kısıtlamayı özellikle belirtmişler. Erkek karısına ‘nereye gidiyorsun?’ diye sorsa ya da karısının gitmesini istemediği yer olsa suç oluyor. Erkek karısının gittiği geldiği yere karışamaz bu sözleşmeye göre. Fakat kadın kocasının gittiği geldiği yerleri karışabilir, erkeğin ailesi ile görüşmesine problem çıkarabilir, bunlar suç sayılmaz.”[3])
  1. Öte yandan, kadınların aile içinde şiddet görmesine neden olan etkenler (ki “red cephesi” bu meyanda neredeyse münhasıran “alkolizm”i vurguluyor) üzerinde sözleşmede hiç durulmuyor. Bundan zımnen çıkan sonuç, aile içi şiddet, Sözleşmede tanımlandığı üzere erkek ile kadın arasındaki eşitsizlikten kaynaklanan bir sonuç değil, her seferinde tekil ve özgül bağlamında ele alınarak çözümlenebilecek bir durum. (Akıllardaki “çözüm”, tabii ki kadının alttan alıp erkeğin suyuna giderek onu yatıştırması… Bu bağlamda Çorum Müftülüğü’nün kocasından şiddet görme kaygısını dile getiren kadına “Çok büyük bir sorun değil bu, konuşarak çözersiniz. Akşam sevdiği şeyleri yapın, çayın yanında sakince konuşun”; veya “ ‘Nasıl istiyorsan öyle yapayım’ diye olayı örtmeye çalışın, ama uygun zamanda açın. Suçlayıcı dille konuşmayın. ‘Nasıl istiyorsun, bilemedim. Bilsem öyle yapardım’ gibi konuşun” yollu nasihat etmesi, Niğde Müftülüğü’nün ise, “Şiddet göstermesinin sebebi ne? Erkeğin eşinden beklediği nedir? Akşam geldiğinde güler yüz, yemeğinin hazırlanması… Elinden geleni yapmana rağmen yaranamıyorsan farklı şeyler olabilir. Başka ilişkisi olabilir mi?”[4] yollu fişteklemesi boşuna değil…)
  2. Bu bağlamda, Sözleşme’de şiddet gören kadınlara arabuluculuk, hakemlik vb. girişimlerin kesin bir dille reddedilerek kadının korunmasına yönelik önlemleri vurgulanması, gerideki “sinsi” “aile birliğini bozma” niyetini ifşa ediyor. Oysa “bizim” kültürümüzde aile kutsaldır ve her ne pahasına olursa olsun, korunması gerekir. Milli Gazete yazarı Şakir Tarım’a göre, örneğin, İstanbul sözleşmesi “Türkiye’nin bekasına yönelmiş en büyük tehdittir”. Yeni Akit yazarı Ali Erkan Kavaklı ise “İthal kanunlarla aile yaşatılamaz. Sözleşme iptal edilmeli, kendi dinimizi, inançlarımızı, örf ve adetlerimizi esas alan adaleti sağlayacak, ve aileyi yaşatacak düzenleme yapılmalı”dır. Saadet Partisi Konya milletvekili ve Gençlik Kolları Başkanı Abdulkadir Karaduman’a göre de “İstanbul Sözleşmesi adı verilen ucube, adeta aile yapımızı çökertmek için kaleme alınmış bir metindir”, ve “Kim ne diyorsa desin, hangi tarafta durursa dursun, toplumu bir felakete ve uçuruma sürükleyen, haneleri birbirinden ayıran İstanbul Sözleşmesi derhâl feshedilmelidir…”
Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan geri kalır mı? O da dünyada aile ve toplum dokusunun en güçlü olduğu ülkelerin başında gelen Türkiye’de, “İstanbul Sözleşmesi ve cinsiyet eşitliği projeleriyle aile yapısı ile sosyal dokunun büyük bir saldırıyla karşı karşıya” olduğu “uyarı”sını yapıyor. Bu nedenledir ki, Kaplan’a göre, “Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden derhâl çıkmalı ve ‘cinsiyet eşitliği’ gibi sinsi projeleri vakit geç olmadan kaldırmalıdır.”[5]
  1. Sözleşmenin “sinsi” amaçlarından biri, erkek ve kadın cinsiyet kimliklerini muğlaklaştırmak, buna koşut olarak eşcinselliği “meşru”, “kabul edilebilir” ve “olağan” göstermektir. “Red cephesi”nin bu mealdeki itirazları en “bilimsel”inden[6] en “maganda”sına,[7] buram buram homofobi kokuyor. İstanbul Sözleşmesi’nin bütün “günah”ı, “ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka görüşe sahip olma, ulusal veya sosyal menşe, bir ulusal azınlıkla bağ, mülkiyet, doğum, cinsel yönelim, cinsel kimlik, yaş, sağlık durumu, engellilik, medeni hâl, göçmen ya da mülteci olma durumu vb. temelinde herhangi bir ayrımcılık” yapılmasına karşı çıkmak iken[8] bu, İslâmcı muterizlerce neredeyse istisnasız, “eşcinselliği normal gösterme/ teşvik” olarak okunuyor.[9] Ve büyük bir yaygarayla karşılanıyor…
  2. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, “Red Cephesi” nezdinde Sözleşme “yerli ve milli”liğin çok uzağındadır. Örf, adet, gelenekler ve hatta dine karşı bir saldırı niteliği taşımaktadır. (Sözleşmenin 12/1. maddesinde tarafların “kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı önyargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması”na yönelik tedbirler almaya çağrılıyor. Madde 12/5’de ise, “kültür, töre, din, gelenek veya sözde ‘namus’ gibi kavramların (…) herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmaması” isteniyor.) Bu ifadeler, “kültürümüz”e ve “dinimiz”e doğrudan bir saldırı olarak görülüyor:
“Proje, Türkiye’nin insanlığa örnek olan sağlam aile yapısını yıkmayı, İslâm’ın aile anlayışını devre dışı bırakmayı amaçlamaktadır.”[10]
“Kabul edilenler gayet açık. ‘Din, gelenek, örf ve tüm diğer uygulamaları ortadan kaldırmak’…”[11]
“… ‘Taraflar, kadın erkek için kalıp rollere dayanan ön yargıları, örf ve âdetleri, gelenekleri ve tüm diğer uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla kadın ve erkeklere ilişkin toplumsal ve kültürel davranış modellerinde değişim sağlamak için gerekli tedbirleri alır. M.12/1’ hükmüyle, Müslüman toplumun inanç, örf, adet ve geleneklerinden gelen her tür kalıp (kadın – erkek cinsiyet) rollerde değişimin teminatı devlet olacaktır. Bir başka ifade ile 3 ve + cinslerin teminatı olacaktır devlet.”[12]
Bunlar “kadınları şiddetten korumak” gibi saf ve masum bir gerekçeden kaynaklanamaz. Geride “sinsi” bir plan, bir “Büyük Akıl” vardır. Dinimizi, kültürümüzü, aile yapımızı tarumar ederek bizi yutmak isteyen AB ve Batı emperyalizmi:
“İstanbul Sözleşmesi Batı’nın toplum yapısı ve hayat anlayışıyla şekillenmiştir. Türkiye toplumu Batı’dan farklıdır. Huzur ve barışımız için bazı konularda Batılılarla işbirliği yapılabilir; fakat kimliğimizden taviz veremeyiz. Biz, Batı’dakinden daha özgün, insanî değerlerle iç içe, manevî zenginliği olan bir aile ve toplum anlayışına sahibiz. (…) Her işimize burnunu sokan AB’ye haddi bildirilmeli; özellikle aile ve sosyal konulardaki müdahalesi önlenmelidir. Bunlar milletimize özgü özelliklerdir. Bu konudaki kararları bu ülkede yaşayanlar vermeli; mahremiyetimize leke sürülmemelidir.”[13]
“Bu ‘Aileye karşı açılan savaş’ta, BM, AB, herkes vardı. İnanılmaz paralar harcıyorlar. İçeride, MEB, Aile Bakanlığı, DİB, YÖK, bir sürü vakıf, dernek, herkes var! Yeşil Feministler bu işi çok sevdiler. Mecliste bu işler hiçbir sorun yaşanmadan, engellemeyle karşılaşmadan, yönetim yanlısı ya da karşıtı fark etmiyor, el birliği ile hemen yasalaşıyor.”[14]
“Toplumsal cinsiyet eşitliği savunan derneklere ki ülkemizde bunların çoğu din ve devlet düşmanı ve LBGT destekçisidir, sözleşme ile taraflar bunları maddi olarak besleyeceklerine söz vermişler. Anlaşıldığına göre bu din ve devlet düşmanı derneklere sadece Avrupa fonundan değil, bizim cebimizden de para akıtılıyor. Bizim paramızla bize küfrediyorlar. (…) Muhafazakâr ve dindar görünen hükumetimiz de bu sözleşmeye imza atmış. Bu sözleşme iptal olmazsa Avrupa Konseyi belki kadın haklarına aykırı diye Kur’an-ı Kerimden bazı âyetleri çıkarmamızı isteyebilir, sonuçta kabul etmişiz, isteyebilirler.”[15] “Toplumu ifsad etmek için Avrupa Birliğinden fon alan sözde kadın derneklerinin sözleri dinlendi.”[16]
“Toplumsal cinsiyet merkezli inşa edilen İstanbul Sözleşmesi, toplumsal tabanı dikkate alan eleştirilere duyarsız, tek taraflı bir metin görünümündedir. Metin bu hâliyle bir toplumu ayakta tutan kültürel değerlerin belirlediği toplumsal rol beklentisini değersizleştiren, küçük bir grubun değerden arınık rol beklentisini temel değer hâline getiren yeni bir emperyalizm türüdür.”[17]
Son örnek de Diyanet’le bağlantılı olsun. Diyanet Hak ve Adalet Sen’in zinanın suç olması için yasal düzenleme yapılması ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi için bir imza kampanyası başlattı. İmza metninde, “AB uyum yasaları çerçevesinde zinanın suç olmaktan çıkarılması ve Avrupa Konseyi’nin hazırladığı kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla imzalanan İstanbul Sözleşmesi toplum da manevi yıkıma neden olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ve zinanın suç sayılması hususunda yasal düzenleme yapılması için Sayın Cumhurbaşkanı’nı ve Meclis’i göreve davet ediyoruz” deniliyor.[18]
“Red cephesi”nin AKP içinden bir kadın direnciyle karşılaşması, üslubun giderek bozulmasına yol açtı. Malum, iktidar partisinin sözleşmenin kotarılıp imzalanmasına katılan ya da destek veren tarafının başında kurucu ve başkan yardımcılığını yürüten Sümeyye Erdoğan’ın patronajı altındaki KADEM var. Yanısıra, grup başkanvekili Özlem Zengin, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Canan Kalsın, Dilekçe Komisyonu Başkanı Belma Satır gibi AKP’li kadın milletvekilleri,[19] kimi AKP yandaşı kadın yazarlar…
Bu kesim, utangaç bir dille de olsa, Sözleşme’ye sahip çıkan, tabanda yanlış anlaşıldığını savunan açıklamalar yaptılar. Sözleşme yalnıza kadınları değil, aile içinde şiddet gören tüm bireyleri korumayı hedefliyordu; kesinlikle eşcinselliğin meşrulaştırılması gibi bir amacı yoktu, “milli kültürümüz”e, “örf ve adetlerimiz”e ters düşen yönleri varsa, bunlar düzeltilebilirdi…
Bu “maruzatlar” dahi Red’cilerin büyük tepkisiyle karşılaştı, Sözleşme’nin İslâmcı savunucuları “yeşil feministler” olarak damgalanmaktan ve Abdurrahman Dilipak’ın ağzından Sözleşme savunucularına yönelen “Fahişeler” salvosundan nasiplerini almaktan kurtulamadılar. İşin içinde bizzat Cumhurbaşkanı’nın kızı olmasına karşın… İşin ilginç yanı, Berat Albayrak’ın “mahremiyet”ine yönelik bir ‘taciz’i tüm sosyal medyayı cendereye alan bir yasal düzenlemeyle cezalandıran mercilerin, bu salvolar karşısında büyük ölçüde suskun kalması. En azından kamuoyu önünde…
Hatta AKP’nin Meclis grubu, Red’cilerin basıncına dayanamayarak, Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un ağzından, “Nasıl girmişsek, usulüne göre çıkarız,” açıklamasını yapacaktı. Bunun üzerine gözler “en tepe”ye dikildi. Beklenen işmar, gecikmedi: “Bizim için ölçü değildir. İstanbul sözleşmesi nass değildir.”[20]
“Parti içi kavga” ya da değil; “gelenekçi İslâmcılar ile modernist İslâmcılar”ın kapışması, ya da değil; tarikatların-cemaatlerin AKP’yi köşeye sıkıştırması ya da değil… Bunlar önemli değil.
Önemli olan, hergün birkaç kadının eril şiddete kurban gittiği, kadın dövmenin bir çeşit “maço sporuna” dönüştüğü ve vahşetin ölü bedenleri parçalayıp yakarak bidona doldurduğu, üstüne de beton döktüğü bir ortamda, kadın cesetlerinin bu kayıkçı dövüşüne nasıl meze yapılabildiği… Can havliyle polise sığınan kadınların “kocandır, döver de sever de” diye evlerine yollandığı, birkaç gün sonra da yollandıkları evden ölülerinin çıktığı bir iklimde, Sözleşme’ye karşı “toplumsal cinsiyet ibaresiyle insanları cinsiyetsizleştiriyor, eşcinselliği meşrulaştırıyor” gibi “sudan” gerekçelerle savaş açmanın pervasızlığı… “Ailenin birliği, kutsallığı” adına kadınları gözden çıkartan zihniyetin özel yaşamlarımızın derinliklerine sızması… Hoyrat bir efelenmeyle önüne çıkan her engele, hatta engel algısına diş göstermesi…
AKP MYK’sının sözleşmenin kaderini görüşeceği toplantısı ertelendi. Sözleşmenin akıbeti, ölü ya da sakat bırakılmış, tecavüze uğramış, küçücük yaşta tecavüzcüsüyle evlendirilip ebedi bir cehennem yaşamına mahkûm kılınmış kadınların tümüyle dışındaki şeylere bağlı. Örneğin hazretler şu sıralar ülkenin içinde debelendiği ekonomik krizden çıkışta Batılı finans çevrelerinin desteğine önem veriyorsa, olasıdır ki Sözleşme (“Red Cephesi”nin gazını alacak birkaç küçük revizyonla) kalacak. Yok eğer Batı dünyasından topyekûn bir kopuş yeğleniyorsa, İstanbul Sözleşmesi, yüzyüze oldukları şiddete karşı devlete bel bağlayan kadınların son umutlarıyla birlikte, tarihe karışacak ve şiddete uğrayan kadınlara “kocalarının en sevdiği yemeği pişirdikten sonra çay demleyip sakin bir ses tonuyla neden öfkelendiğini sormalarını, ‘bilseydim öyle yapmazdım’ demelerini” salık veren yeni ve “yerli ve milli” bir sözleşmeyle ikame edilecek…
Şu kanaatimi bir kez daha vurgulamama izin verin: Hiçbir sözleşme, kadınların bedensel ve psikolojik bütünlüklerini, onların kendi bedenlerine, emeklerine, kimliklerine ve geleceklerine sahip çıkma kararlılıkları kadar güvence altına alamaz. Bu kararlılık ve özgüven ise ancak, mücadele içinde biçimlenecektir. Kadınlarla erkeklerin eşit, tahakkümsüz, sömürüsüz bir dünyada kendi yaşamlarını özgürce biçimlendirebilecekleri bir dünya kurma mücadelesi içinde.
Bugün sözleşmenin hayata geçirilmesi için sokaklara dökülen kadınlar, bilerek ya da bilmeyerek, bu “yeni” kadın tipini biçimlendiriyorlar. İradesini herhangi bir mercie, yetkeye teslim etmeyen, boyun eğmeyen, kendi yazgılarını ellerine almakta kararlı kadınlar… İyi ki varlar!
N O T L A R
[*] Newroz, Ağustos 2020…
[1] Nilgün Marmara.
[2] Murat Yetkin, “İşte Erdoğan’dan Fesih İsteyen İstanbul Sözleşmesi Raporu”, Yetkin Report, 23 Temmuz 2020.
[3] Sema Maraşlı, “İstanbul Sözleşmesi Acilen İptal Edilsin”, http://www.anadolugenclik.com.tistanbul-sozlesmesi-acilen-iptal-edilsin-189
[4] “Diyanet’ten Kadınlara Tavsiye: Şiddet Görürseniz Yemek ve Çay Verip Nedenini Sorun!”, 14.07.2020, https://meydan.org/2020/07/14/diyanetten-kadinlara-tavsiye-siddet-gorurseniz-yemek-ve-cay-verip-nedenini-sorun/
[5] T24, “Tartışmaların Odağındaki İstanbul Sözleşmesi’nin Tam Metni”, 28.08.2019, https://t24.com.thabetartismalarin-odagindaki-istanbul-sozlesmesi-nin-tam-metni,836883
[6] “Sözleşme hükümlerinde cinsel yönelim ve cinsel kimliğe yönelik ayrım yapılmaması adına, bu olgular legallik elde etmiştir. LGBTİ örgütleri bu sözleşmeye dayanarak, siyasi iktidarın LGBTİ haklarına dair ifadelerin ve statülerin anayasallaştırılması ve yasallaştırılması konusunda hukuki yükümlülüğü olduğunu ifade etmektedir.” (Aile Akademisi Derneği, “10 Maddede İstanbul Sözleşmesi Neden İptal Edilmelidir?”, Temmuz 2019, Bursa, s.5.)
[7] “Diğer taraftan, cinsiyet eşitliği gibi muğlak bir kavramın içine kadın-erkek ilişkileri açısından toplumlarda yaşanan en çarpık örnekleri bir torbanın içine koyup masum bir kılıfla, kadına pozitif ayrımcılık sloganları ile başlatıp toplumsal cinsiyet eşitliği maskesi ile eşcinsellik, biseksüellik gibi hastalıklı ve arızi, sorunlu ve hatta tedavi gerektiren bu eğilimli insanların bu davranışlarını, meşru, normal hatta iyi olarak lanse etme gayretlerine dönüştüğüne tanık oluyoruz.” (Ahmet Gürbüz’ün görüşleri, Mücerret, “İstanbul Sözleşmesi ile Neyi İmzaladık?”, 6 Ocak 2019, http://www.mucerret.com/dosya/istanbul-sozlesmesi-ile-neyi-imzaladik/)
[8] Sözleşme, 4. Madde, 3. Bend.
[9] “Bu madde ile cinsel tercih ve istediğin tarafa cinsel yönelimin normal kabul edilip güvence altına alınmış olduğu netleştiriliyor.” (Sema Maraşlı, “İstanbul Sözleşmesi Acilen İptal Edilsin”, http://www.anadolugenclik.com.tistanbul-sozlesmesi-acilen-iptal-edilsin-189)
[10] Şakir Tarım, “Rezil Tehlike: İstanbul Sözleşmesi”, https://www.milligazete.com.tmakale/2492739/sakir-tarim/rezil-tehlike-istanbul-sozlesmesi
[11] Sema Maraşlı, “İstanbul Sözleşmesi Acilen İptal Edilsin”, http://www.anadolugenclik.com.tistanbul-sozlesmesi-acilen-iptal-edilsin-189
[12] Muharrem Balcı’nın görüşü, Mücerret, “İstanbul Sözleşmesi ile neyi imzaladık?”, 6 Ocak 2019, http://www.mucerret.com/dosya/istanbul-sozlesmesi-ile-neyi-imzaladik/.
[13] Şakir Tarım, “Rezil Tehlike: İstanbul Sözleşmesi”, https://www.milligazete.com.tmakale/2492739/sakir-tarim/rezil-tehlike-istanbul-sozlesmesi
[14] Abdurrahman Dilipak, “Dilipak’tan İstanbul Sözleşmesi’ne Tepki: Sözleşme Kadını Kocasına Karşı Koruyor da Erkeği Kadına Karşı Neden Korumuyor?”, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201911251040687625-dilipaktan-istanbul-sozlesmesine-tepki/
[15] Sema Maraşlı, “İstanbul Sözleşmesi Acilen İptal Edilsin”, http://www.anadolugenclik.com.tistanbul-sozlesmesi-acilen-iptal-edilsin-189
[16] Doğru Haber, “İstanbul Sözleşmesi Mağdur Ediyor: Tepki Çok, Çözüm Yok”, https://dogruhaber.com.thabe625952-istanbul-sozlesmesi-magdur-ediyor-tepki-cok-cozum-yok/
[17] Aile Akademisi Derneği, “10 Maddede İstanbul Sözleşmesi Neden İptal edilmelidir?”, Temmuz 2019, Bursa, s.1.
[18] “İstanbul Sözleşmesi’nin Feshi İçin İmza Kampanyası Başlatıldı”, https://www.halk54.com/yasam/istanbul-sozlesmesinin-feshi-icin-kampanya-baslatildi-h11007.html
[19] Ayşe Sayın, “AKP’li Kadın Milletvekilleri İstanbul Sözleşmesi’nden Geri Adıma Karşı”, BBC Türkçe, 28 Şubat 2020, https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-51667766.
[20] T24, “Tartışmaların Odağındaki İstanbul Sözleşmesi’nin Tam Metni”, 28.08.2019, https://t24.com.thabetartismalarin-odagindaki-istanbul-sozlesmesi-nin-tam-metni,836883
http://rojnameyanewroz2.com/istanbul-sozlesmesi-sibel-ozbudun-15649.html
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.30 19:01 karanotlar Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine

Murat Özden
Doğduğum yer olan Gönen’in Balcı köyüne ilkokul açıldığında 3,5-4 yaş arası bir yerdeydim. 1958 - 1959 öğretim yılı öyle bir yerlere tekabül ediyor. Okulun ilk açıldığı günü bugünkü gibi net hatırlıyorum. Biraz yaşları gecikmiş olarak ilkokula başlayan ağabeyim ve ablamla birlikte ben de okula gideceğim diye tutturmuş, kıyameti kopartmıştım. Ama "Sen küçüksün, daha okula gidemezsin" itirazlarına çok gücenmiştim.
Ağabeyimle ablamın okulda o gün ne yaptıklarını çok merak etmiştim. Ağabeyim okuldan gelir gelmez babama dönmüş, "Hepimizin anası, hepimizin babası, büyük kurtarıcı, ulu önder kimdir?" diye sormuştu. Babam önce soruyu anlamamış, sonra işi toparlamış ve "Neşujur ari - Körü diyorsun" demişti. Benim Atatürk ismiyle birlikte duyduğum ünvanı "Neşu - Kör" olmuştu. İnönü’nün ise evimizdeki ve tüm Çerkes evlerindeki ünvanı ise "Degu-Sağır" idi.
Okulun açıldığı ilk gün, öğretmen sınıfa çerçevelenmiş bir resimle girmiş ve "Bu resimdeki kişiyi kim tanıyor?" diye sormuştu. Ama o gün sınıfta bulunan çocukların hiçbiri resmini ilk defa gördükleri bu adamı tanımamıştı. O gün öğretmen gün boyunca Atatürk'ün ne büyük bir kahraman olduğunu anlatmış ve küçücük çocukların kafalarına adeta onu çakmıştı.
Peki bizim evimizde ve tüm Çerkes köylerindeki evlerde Atatürk’e Neşu, İnönü’ye de neden Degu deniyordu?
Çünkü, Atatürk'ün yaratmak istediği tek tipçi ırkçı ulus sistemi Çerkesler’in mantalitesine ters geliyor, desteklemiyorlardı. Bu nedenle Çerkesler’in yok edilmeleri için ne yapılması gerekiyorsa yapılıyordu. Uğradıkları bu insanlık dışı baskı ve zulümlerden dolayı Atatürk ve İnönü bu lakaplarla anılıyordu.
Türkiye'de uygulanan dil yasakları Çerkeslerle birlikte Kürt, Laz, Pomak, Arnavut, Yahudi, Ermeni, Rum, Çingene, Arap, tüm halkları asimile etmeyi amaçlıyordu. Şapka kanunu ile kılık kıyafet kanunu her türlü etnik belirtiyi yok ederek asimilasyona hizmet ediyordu.
Gönen - Manyas Çerkesleri sürgüne tabi tutuluyor, 1923 yılının Mayıs ve Haziran aylarında, daha Cumhuriyet ilan edilmeden ilk imha operasyonu Çerkesler’e karşı uygulanıyordu. Yapılan bu operasyonlarla Çerkesler sindirilip, devletin yanına çekiliyordu.
Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlere karşı uygulanan inkar, imha ve asimilasyon politikaları sonuç vermemiş, Kürt meselesi, Türkiye'nin önündeki çözülmesi gereken en büyük sorun olarak durmaktadır.
1932 yılında, Trakya Yahudileri’nin yok edilmesi, 1942 yılında çıkarılan varlık vergisi kanunu ile tüm Müslüman olmayan etnik toplulukların mal varlıklarına el konularak çalışma kamplarına sürülmeleri ve ülkeyi terk etmeye zorlanmaları uygulanan asimilasyon politikalarının bir parçasıydı.
Kemalizmin dindar kesimlerle de büyük sorunları olmuştur. Aydınlanma çağını yaşamamış, dinde reform gerçekleştirmeyi bir ihtiyaç olarak görmeyen bir topluma tepeden inmeci yeni bir din anlayışı dayatmaya kalkılması tepkilere yol açmıştır. Bugün dindar kesimlerde, Kemalizme ve Atatürkçülüğe içten içe bazen de açıktan açığa kin ve nefret dalgasının nedenlerini bu tepeden inmecilikte aramak gerekmektedir.
Sol kesimlere karşı da çok acımasız operasyonlar yapan Kemalist devletle solcuların ilişkisini anlatmak başlı başına ayrı bir yazı konusudur. TKP, Dev-Genç, THKO gibi çizgiler, Kemalizmle uzlaşırken; Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve İbrahim Kaypakkaya dışında Kemalizm’e doğru düzgün eleştiri getirebilen sol bir düşünce akımı da olamamıştır. Türkiye solunun en büyük hatası Kemalizmi anti emperyalist ve sol olarak nitelemesidir. Oysa Kemalizm, döneminde İtalyan faşizmini kendine örnek olarak almış bir uygulamalar bütünüdür.
Türkiye Halklarına karşı her türlü işkence ve eziyet üzerine kurulmuş olan Kemalist rejimi savunanlar "Mustafa Kemal bu yapılanları yapmak zorundaydı” diyerek uygulanan işkence ve asimilasyon yöntemlerini savunmaktadırlar. Türkiye cumhuriyeti ile aynı dönemde hayata geçmiş olan Sovyetler Birliği’nde "Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı" ilkesi çerçevesinde her halkın kendi anadilinde eğitim yapması savunulmuş ve desteklenmiştir. Bu sayede, anavatanımızda büyük bir Çerkes edebiyatı doğarken ve gelişirken, Türkiye'de Kemalist rejimin uygulamalarından ötürü, değil yazılı bir edebiyat ürünü, Çerkes dili ve kültürü hızla yok olma noktasına gelmiştir.
Onun için, Çerkesler de Kkemalist rejime karşı, Çerkeslerin haklarıyla birlikte tüm Türkiye halklarının haklarını savunmak için demokratik bir Türkiye'den yana olmak zorundadırlar.
Atatürk, sadece Türklerin atası olmayı seçmiştir. Çerkeslerin, Kürtlerin, Lazların, Arapların, Pomakların, Ermenilerin atası olmayı tercih etmemiştir. Tam tersine, Türkler dışındaki tüm etnik halkları yok etmek isteyen ırkçı bir rejim yaratmıştır. Bu rejimi yaratan kişi Çerkeslerin atası olmayı hak etmemiştir.
Atatürk paylaşımları yapan Çerkesler, maalesef bu gerçeklerin farkında değiller. Onlara, gerçeklerin anlatılarak rehabilite edilmeleri gerektiğini bilmek beni gerçekten üzüyor.
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.29 11:13 rohunder Aklıma bir şey takıldı. Fikrinizi alabilir miyim?

Geçen günkü konudan dolayı, İslam'ın gerçekleri üzerine belgeleriyle birlikte derinlemesine ayrıntılı ve kaynaklı bir makale hazırlıyordum sizin için. Şimdi bu yeni sosyal medya yasasından dolayı götümü kesmesinler? Zaten bu makaleyi burada yayınladıktan sonra kafamı kesmeye gelecekler bunu biliyorum da bunu legal olarak yapabilmelerinden (daha doğrusu ölümümü yasal göstermek; örneğin: 'zaten İslam'a hakaret etmiş yazıda, iyi olmuş' diyecek olmaları) yana biraz şüphelerim var. Çünkü o kadar ince eleyip sık dokuyorum ki aranızda dindar olup da okuyan olursa diye alınmayacakları şekilde yazıyorum. Resmen canbazlık yapıyorum yazıda. Bir tek "agucuk gugucuk benim dadlı müslüman kardeşimlerim benim" demediğim kaldı. O yüzden makaleyi müslüman olmayan, tarih bilgisini arttırmak isteyen arkadaşlara özel olarak göndermeyi düşünüyorum. Bu kararımı nasıl karşılarsınız? Yazıyı şifreli RAR dosyası haline getirip, şifreyi müslüman olmayıp tarih hakkında bilgi edinmek için okumak isteyenlere vereceğim ve gönderdiğim kişilerin listesini hazırlayacağım. Yani makale, liste dışına çıktığı takdirde gerçekleşecek herhangi bir olayda yetkililere makale dosyasının şifresini gönderdiğim listeyi göstereceğim. Liste dışında kim varsa yetkilileri ona yönlendireceğim. Çünkü makale tamamen Kur'an'ın iç yüzüne, yazıldığı ilk haline, gerçekte hangi dilde yazıdığına, İslam'ın kökenlerine, Arap pagan dini, Babil dini, Sümer dini, Yahudilik ve Hristiyanlık ile ilgili bağlantılarına dayanıyor. Makale kendisini hassas kabul eden herhangi bir Müslümana uygun değil. Normalde makalenin hiçbir yeri agresif tutum sergilemiyor. Yani normal bir insan makaleyi okuduğunda tarih bilgisi edinmiş olacak. Ancak kişi Müslüman olduğu için alınganlık yapabilir veya dinden çıkabilir. Hatta hayata bile küsebilir. O yüzden makale okuyucu sayısını kısıtlamayı düşünüyorum.
submitted by rohunder to KGBTR [link] [comments]


2020.07.25 23:11 AllahyokDindogru Türkiye cumhuriyeti üzerinde oynanan büyük oyun

Türkiye cumhuriyetinin en aydın kesimi olarak sizelere eksisözlük kullanıcı olan 24 yaşında bir üniversite öğrencinin devletin ileri gelen bakan başbakan cumhurbaşkanlarının ortak yönleri ifşa eden bi arkadaşımızın içeriğini paylaşmak isitiyorum. Bu içerik ekşisözlükten kaldırılmıştır. En son içeriği okuduğum da favı iki bin kusurdu. Sizlerin de yorum ve görüşlerini almak ve üzerinde tartışmak için bıraya aktarma kararı aldım.
1*bülent ecevit ve deniz baykal'ın rockefeller bursu ile amerika'da çalışması...
rockefeller demişken, rockefeller 1928 yılında vehbi koç'la işbirliği yaparak standart oil petrol şirketinin yerel temsilciliğine getirilmiştir. (bkz: #45831991)
2*bülent ecevit harvard üniversitesi'nde henry kissinger'ın yanında 8 ay inceleme yaptı. ilginçtir daha sonra henry kissinger abd'de dışişleri bakanlığı yaptı. o esnada ise ecevit türkiye'de başbakanlık yapıyordu. ve tarihler 1974'ü dünyanın ecevit başbakan olarak kıbrıs'a müdahale planını devreye soktu. kissinger ile defalarca görüşme yaptı.
3*süleyman demirel henüz üniversite'den yeni mezun olmuşken 1950 senesinde abd'ye gidip araştırmalarda bulundu. döndü, 1953'te seyhan barajı proje müdürü oldu. bu dönemde adnan menderes'in dikkatini çekerek çok erken yaşta dsi barajlar dairesi başkanlığına getirildi. 1955'te dsi genel müdürü oldu. akabinde eisenhower bursu ile tekrar amerika'ya gitti. döndü, bir kaç sene sonra dünyaca ünlü morrison şirketinin yerel temsilcisi seçildi (bkz: morrison süleyman) ardından siyasete atıldı, 1964'te celal bayar'ın da büyük gayreti ile genel başkan seçildi. yılların süleyman demirel'i işte böyle paraşütle en tepeye iniş yaptı.
4mehmet şimşek'in aynı zamanda ingiliz vatandaşı olması... 2007 senesinde akp'ye karşı girişilen sosyal-ekonomik-askeri baskıdan sonra yaşanan seçimleri akp %47 oy oranı ile kazandı. bu seçimlerden önce hükümet heyeti ingiltere ziyaretinde bulunmuştu. ziyaret esnasında exeter üni. mezunu mehmet şimşek her nasıl olduysa hükümetin dikkatini çekti. ar1bülent ecevit ve deniz baykal'ın rockefeller bursu ile amerika'da çalışması… rockefeller demişken, rockefeller 1928 yılında vehbi koç'la işbirliği yaparak standart oil petrol şirketinin yerel temsilciliğine getirilmiştir
dından seçimde milletvekili olarak gösterildi. milletvekili seçildi. ve hemen ekonomiden sorumlu devlet bakanı yapıldı. sanki birileri mehmet'i bakan yapın dercesine...
*exeter üniversitesi demişken, eski c.başkanı abdullah gül de o okulda okudu. ardından islam kalkınma bankasında görevlendirildi. exeter üniversitesi'nin anlam ve önemi için: buyrun
5*exeter'li diğer türkler: fehmi koru (gazeteci) durmuş yılmaz (eski merkez bankası başkanı) şükrü karatepe (refahlı belediye başkaı) ekmeleddin ihsanoğlu (çatı adayı)
6*ali babacan'ın fulbright bursu ile okumuş olması. fulbright bursunun anlam ve önemi için: buyrun
7*dipnot: amerikan burslarının anlam ve önemine binaen:
--- spoiler ---
"1975 yılı. richard podol aıd (uluslararası kalkındırma örgütü) uzmanı.. amirlerine yolladığı türkiye raporunda bakın neler diyor:
“yirmi yıldan fazla bir zamandır türkiye’de faaliyette bulunan amerikan yardım programı bir zamandan beri meyvelerini vermeye başlamıştır. önemli mevkilerde amerikan eğitimi görmüş bir türk’ün bulunmadığı bir bakanlık ya da bir iktisadi kamu kuruluşu hemen hemen kalmamıştır. bu kimseler halen bulundukları örgütte ‘ilerici güç’ niteliğini taşımaktadır. genel müdür ve müsteşarlık mevkilerinden daha büyük görevlere kısa zamanda geçmeleri beklenir. aıd bütün gayretleri bu gruba yöneltilmelidir.
geniş ölçüde türk idarecilerini indoktrine etmek gerekir. burada özellikle orta kademe yöneticiler üzerinde durmak yerindedir. amaç, bunlara yeni davranışlar kazandırmaktır. bu grubun yakın gelecekte yüksek sorumluluklar mevkilerine geçecekleri düşünülürse, bütün gayretlerin bu kimseler üzerinde toplanması mantık açısından doğrudur." --- spoiler ---
8*turgut özal'ın demirel tarafından bürokratlığa getirilmesi... çok ilginçtir, basit ve sade bir hayatı olan özal semra hanım'la evlenmesinin ardından amerika'ya texas tech üni'ye gidip araştırmalarda bulundu (yazar notu: abd'ye gidip araştırmalarda bulunanlar nedense ilerde hep başbakan oluyor) dönüşte birden elektrik işleri etüd idaresi müdürü olan özal ardından demirel'in danışmanlığına peşinden de dpt müsteşarı yapıldı ve akabinde dünya bankası sanayi danışmanı olması için abd'ye davet edildi. demirel'in yanı sıra erbakanla da çalışan özal milletvekili adayı gösterildi. seçilemedi. tekrar dpt müsteşar vekili yapıldı. ardından batı ülkeleri türkiye'den bazı "ekonomik hamleler yapmasını istedi" demirel önce direndi sonra kabul etti, bu hamleleri yapması için de turgut özal'ı başbakanlık müsteşarı yaptı. böylece özal çok önemli 24 ocak kararlarının mimarı oldu. ardından darbe oldu. 22 ay boyunca bülent ulusu idaresindeki darbe hükümetiyle çalıştı. sonra demokratik seçimlere giren 3 partiden biri oldu. diğeri ise mdp'nin başkanı turgut sunalp'ti.
9*turgut sunalp demişken... turgut özal 1983 seçimleri için kenan evren'in izin verdiği üç liderden biridir. diğerleri turgut sunalp ve necdet calp'tır. turgut sunalp 1948'de abd'ye gönderilen 16 subaydan biridir. bu subaylar abd'ye nato kapsamında eğitim almaları için gönderildi. her biri geri gelince çok önemli vazifeler üstlendi. örneğin 16 subaydan 14'ü 1960 darbesinde etkin rol aldı. 60 darbesinde rol almayan iki isim ise danışkarabelen ve turgut sunalp'ti.
10*danış karabelen demişken... o da 1953'te sona eren kore savaşına katılan türk komutanlar arasındaydı. nasıl olduysa danış karabelen savaştan sonra cia tarafından üstün hizmet belgesi aldı. savaşı amerikan genel kurmayı yaptı ama belgeyi ne hikmetse cia verdi. ardından türkiye nato'ya girdi, karabelen orgeneralliğe yüksedi ve daha sonra "kontrgerilla, türk gladyosu ve ergenekon" olarak bilinen "özel harp dairesi" isimli yapılanmayı bizzat kurdu.
11* 16 subaydan 2'si 1960 darbesine katılmadı demiştik, 14'ü katıldı. evet. onlardan biri de tanıdık bir sima: alparslan türkeş. türkeş darbe bildirisini 27 mayıs cuma günü sabah 5:25 sularında okuyan kişidir. cümlelerini tamamlarken "nato ve cento'ya bağlıyız" diyordu türkeş.
12* nato ve centoya bağlıyız cümlesi türkiye'de yaşanan darbelerin tümünde kullanılmış bir cümledir. 1980 darbesi'nin de sonunu süslemiştir. netekim 12 eylül'de yapılan darbeden sadece iki hafta sonra nato genelkurmay başkanı türkiye'ye geldi ve kenan evren'le görüştü, akabinde rogers planı devreye girdi. rogers nato genelkurmay başkanıydı ve kenan evren'i "yunanistan'ın nato'nun askeri kanadına geri dönmesine onay vermesi için" ikna etmişti. 1974'te yaşanan kıbrıs müdahalesi ile yunanistan natodan ayrılmış 1977 ise geri dönemk için başvurmuştu. fakat geri dönebilmesi için tüm üyelerin onayına ihtiyacı vardı. türkiye ise onay vermediği için yunanistan geri dönemiyordu. bu türkiye'nin en büyük kozlarından biriydi. fakat kenan evren darbeden sadece 1 buçuk ay sonra yunanistan'ın nato'ya dönmesinek koşulsuz izin vermiştir.
13* nato'ya geri dönmek demişken. aslında yunanistan ile nato'dan ayrılan bir ülke daha vardı. o da fransa. fransa da nato'nun akseri kanadına geri dönmek istedi. onu da akp kabul etti. halbuki fransa 2001 senesinde saddam türkiye'yi tehdit ettiğinde türkiye'nin sınırına döşenmesi gündemde olan patriot'lara müsaade etmemiştir.
14* saddam demişken, saddam'ın humeyni'yi öldürmesi için kurulan 15 kişilik amerikan özel suikast grubunun bir üyesi olduğunu biliyor muydunuz?
15* akp demişken... akp'nin 17 aralık sürecinde sıkça adını duyduğumuz değerli dostu yasin el kadı var biliyosunuz. bu kişi aslında te 2001 senesinde abd tarafından usame bin ladin'in adamı olduğu için terörist ilan edilmiştir. daha sonra tüm mal varlığı dondurulmuştur.
16* üsame bin ladin demişken... üsame bin ladin, rusların afganistan'ı işgale kalkışmasının ardından amerika'nın "rus işgalini önlemek için müslüman grupları silahlandırmak" politikası nedeniyle doğmuş bir güçtür. usame bin ladin & brzezinski
17* brzezinski eski abd başkanlarından carter'ın danışmanı. ruslara karşı müslüman grupları silahlandırma politasının mucidi ve el kaide'nin mimarı. 2007'de obama'yı destekledi. 2012 yılında ise "abd yanlış yaptı, gerekli hazırlıklar yapmadan suriye'ye saldırmak hataydı" diye beyanat verdi. dikkatinizi çekerim, yıl 2012... haber sonra dış destekli ışid kuruldu ve palazlandı. şimdi ise ışid'e müdahale için suriye'ye müdahale gündemde. mevzuyu çakozladınız dimi?
18* brzezinski ile bu düşünceyi paylaşan bir diğer çok önemli dış politika uzmanı ise morton abramovitz. kendisi daha beyoğlu ilçe başkanı iken tayyip erdoğan'la abd'de görüşmüş bir kimse. bunu bizzat çok önemli bir iş adamından dinledim. bu iş adamının ismini söylemem fakat tayyip erdoğan'la beraber top oynamış olduğunu söyleyebilirim. abramovitz o sıralar abd ankara büyükelçisiydi. görüşmeyi ruşen çakır ayarladı. bu bahsettiğim türkiye görüşmesi. az yukarıda bahsettiğim ise "abd" görüşmesi. tayyip erdoğan bu görüşmeden sonra "abd'ye giderek temaslarda" bulunmuştur.
19* morton abramowitz ve graham fuller bu tarihten sonra sürekli refah'ı incelemeye almış. analizlerde bulunmuş ve siyasal islam=türkiye'nin geleceği tesbitine varmışlar. bakın yıl 1995, o dönem siyasal islam bırakın iktidar olmayı, parti kuramıyorlar, sürekli saldırı yiyorlar, partileri kapatılıyor, belediye başkanları içeri atılıyor, 28 şubat döneminde kıyıma uğruyorlar. ama graham fuller ve morton abramovitz siyasal islam=türkiye'nin geleceği diyor. neyse. bunu ben söylemiyorum, 1996 aydınlık da söylüyor: link
20* abd'ye gidip görüşmeler yapan erdoğan, ve exeter'li abdullah gül her nedense parti içinde farklı bir konuma geliyor: buyrun konuşma içinde dikkatinizi çekti mi bilmem, bir de fehmi koru lafı geçiyor. fehmi koru'nun da exeter'li olduğunu söylememe gerek yok sanırım. aynı zamanda koru, bilderberg toplantılarının da katılımcısı. bilderberg ne mi? o da başka zamana.
Kaynak https://web.archive.org/web/20160213151954/https://eksisozluk.com/entry/45841898
21* en son bilderberg deyip bırakmıştım. fakat bilderberg konusunu bir süre daha askıya alıp "siyasal islam" konusunu açıcam. zira onunla ilgili çok mesaj gelmiş, konuyu zihninde oturtamayanlar olmuş. en baştan kısaca alıcam. iran'daki en sık kullanılan isimlerden biri hatta birincisi reza yani rızadır. dünya kupasında iran milli takımının maçını izleyenler görmüştür zaten, sahada 5 tane rıza vardı. bu rıza isminin fazla olmasının nedeni rıza pehlevidir. rıza pehlevi 1925'te iran'ın başına geçen kişidir. o dönemde ruslar'ın iran üzerinde kapitalist faaliyetleri bulunuyordu. bu nedenle rıza pehlevi rus baskısını azaltmak ve iktidarını sağlamlaştırmak, hakimiyetini sağlamak yani koltuğunu korumak için ingilizlerin kucağına düşmek zorunda kaldı (1). iran bu nedenle ingilizlerle çok içli dışlı bir ülke oldu. ardından rıza han 1925'te kendisini şah ilan edip krallığa geçince otoriterleşti. zamanla kendisine muhalif olanlar arttı. ve sonunda musaddık isimli bir devlet görevlisi kendisine isyan bayrağı çekti. neticesinde başbankalığa kadar geldi. gelir gelmez de "iran petrollerini millileştirdi." ve böylece ingilizler artık iran petrolünden para kazanamamaya başladı. şimdi bir parantez açıyorum. "petrolü millileştirmek" bir liderin işleyebileceği en büyük suçtur. ve siz petrolü millileştirirseniz işte o zaman kapitalist düzen sizi baş düşman ilan eder. ve öyle de oldu, musaddık devrildi. roseevelt'in yeğeni, cia görevlisi kermit rosevelt birkaç milyon dolarlık bütçeyle iran'a giderek musaddık karşıtı örgütleme yaptı, ve musaddık kısa sürede devrildi. daha sonra abd "cia görevlisini gönderirsek ve yakalanırsa o zaman devlet suçlanır bu yüzden artık cia görevlisi göndermek yerine sivil toplum kuruluşları kuralım ve onların görevlileri gönderilsin, yarın bigün yakalanırlarsa da bizim başımız yanmaz" diyerek ondan sonra main gibi, imf gibi, otpor gibi kuruluşları ülke içinde finanse ederek hükümetleri düşürmeye başladı(2) neyse. musaddık gidince petrol yeniden ingilizleştirildi. rıza'nın oğlu rıza pehlevi ülkeyi 79'a kadar idare etti. işte tam da o sırada iran'da bir islam devrimi gerçekleşti. bursa'da sürgünde olan humeyni ırak'a oradan da fransa'ya sürgün edildi. ve arkasında büyük bir halk desteği olan humeyni geri döndü. rıza pehlevi ülkeyi terk etti. bikaç gün sonra ise iran'da batının kontrol edemediği bir devlet kuruldu: iran islam devleti. batılı ülkeler iran tarzı şeriat düzeniyle yönetilen ülkelerin petrolüne kaynaklarına öyle kolay el atamıyordu. bu durumun diğer ülkelerde de yaşanmaması için önce ırak'ı yani saddam'ı iranla savaştırdılar. ama daha sonra saddam iranla savaşı sonlandırıp, ülkesinde güçlenince abd'nin himayesindeki kuveyt'e saldırdı. saddam kontrol edilemez hale geldi. mısırda da geçmişte nasır isimli lider batıya baş kaldırmıştı.
özetle batı islam ülkelerinde kukla hükümetler tesis ediyor, ülkenin kaynaklarını sömürüyordu. fakat sonra kukla, pinokyo misali kendisini "gerçek biri" sanmaya başlayınca kontrolden çıkıyor ve batının sömürüsü baltalanıyordu. bazen de ülkenin dinamikleri bu kukla yönetimlerden şikayet ederek musaddık gibi liderleri başa getiriyordu. işte batı "kukla liderler" tesis etmek yerine, bu ülkeler için bir model oluşturma ve diktatörleri değil sistemi kendisine bağlamanın daha iyi olacağını düşündü.
bu düşünceler, 1980'lerde rand corporation isimli kuruluşlar aracılığıyla raporlandı, bir çok cia görevlisi bu konularla alakalı olarak makaleler yazdı. ve nihayetinde siyasal islam denilen kavramla birlikte batı yanlısı, sömürge islam devleti oluşturabilmek için ortaya bir proje atıldı. bu projeyi aslında siz çok iyi biliyorsunuz, adı (bkz: büyük ortadoğu projesi).
devamı gelecek.
devam... öncelikle bu sabah yazdığım yazının içeriğine ilişkin bazı kısımlara yeni maddelerle açıklama getiricem.
22* rıza pehlevi'nin ingiltere'nin kucağına düştüğünü söyledim. bu söylediğim olayın bir benzerini de türkiye yaşadı. 1950 seçimlerinde dp %52 oyla meclisin nerdeyse %80'ini eline geçirdi. akabinde türkiye'de bir bolluk yaşandı. fakat bu bolluğun nedeni yapılan marshall yardımlarıydı. dış politikada ise önemli şeyler oluyordu. beş sene önce 1945'te yalta'da dünyanın üç büyük lideri bir araya geldi. . ve yalta konferansı gerçekleşti. konferans bitince garip birşey oldu. stalin durup dururken ağrı kars ve artvin bölgesinde hak iddaa etmeye başladı. türkiye'de bir tür "komünist tehlikesi" yaşanmaya başlandı. menderes döneminde bu algı arttı. "bacımızı kamusallaştıracaklar" türünden laflar çıktı. ülkede "komünizm'den kurtulmak için" abd ile ittifak yapmalıyız türünden fikirler ortaya atıldı. bazılarının çok sevdiği said nursi bile "islam'ın düşmanı komünizmdir, abd de onlarla savaştığı için islamı koruyor, türkiye abd ile birlikte olmalı" türünden laflar etmeye başladı. dp mitinglerine katıldı. neticede türkiye 1952'de natoya girdi. bunun bedeli kore'de savaşan ve ölen türk askerinin kanıydı. türkiye menderes dönemi ile amerikadan ithal traktörlerle tarım cennetine döndü, bu üretim malları kore'de savaşan ülkelere satıldı. türkiye deyim yerindeyse tahıl ambarıydı. ve ekonomi iyiydi. fakat savaş bitince, enflasyon arttı. dış borç bulmak için menderes ülke ülke dolaştı. 1952'de özel harp dairesi kuruldu. önceki yazıda bahsetmiştim, daniş karabelen önderliğinde kurulan bu teşkilat sayısız problem ve olaya neden oldu. türkiye'de yollar ve binalar yaptı. "nato yolu" denilen yollar bu dönem yapıldı. nedeni ise basitti. sovyet saldırısına karşı teçhizatların taşınabilmesi için geniş ve sağlam yollar gerekiyordu. türkiye taviz verecek ve karşılığında yarımla, sovyet tehlikesinden korunacaktı. çok ilginçtir nato belgeleri yıllar sonra ortalara saçıldığında bir belgede olası komünist savaşında natonun planlarının neler olacağı yer alıyordu. bu plana göre nato savunma hattını sofya-belgrad arasına kuracaktı. bu şu demekti, olası bir işgalde nato orduları ne karsı, ağrıyı ne de anadoluyu, istanbulu koruyacaktı. bırakın türkiye, yunanistan bile terk edilerek savunma hattı sofya-belgrad'a çekilecekti. natonun korunacak bölgeler listesinde türkiye yer almıyordu. aptal yerine konuştuk. geçelim. 1950-55 yılları arasında abd'nin de yardımlarıyla türkiye bahar havasında yaşandı. fakat sonra ekonomik sıkıntılar nedeniyle her geçen gün daha da batağa saplantı. ve amerikan yardımları alabilmek için abd ile bir takım gizli ikili anlaşmalar imzalandı. her anlaşma ile biz de iran gibi kucağa düştük. ve en sonunda menderes abd'den beklentilerini karşılayamayınca sovyetler birliği ile iş birliği için görüşmeye başladı. ve haziranda yapılması kararlaştırılan görüşmelerden bir ay önce, mayısta darbe gerçekleşti. menderes'in amerika, eski müttefiki için kılını kıpırdatmadı.
23* kermit rosevelt'in darbesi bir abd planıydı ve musaddık'ın ingilizlere koklatmadığı petrolun intikamını cia almıştı. ama bu operasyon sonrasında abd bir ders çıkardı. dış operasyonlar kesinlikle devlet tarafından yapılmamalıydı. riskliydi. bu yüzden bir takım ngo'lar. yani hükümet dışı örgütler kuruldu. bunların en başında imf gelir. sonra main, otpor ve george soros gibi yatırımcıların kurduğu vakıflar kuruldu. bu vakıfların çalışma prensibi basitti, önce ülkelerle iyi ilişkiler ve iş adamları ile başarılı ticaret anlaşmaları kurulur ardından ülke içinde vakıflar açılır. bu kurumlara sağlam paralar finanse edilir ve bu paralarla medya, devlet kurumları, istihbarat şubelerinde adamlar satın alınır. ardından bazı sosyal olaylar hedef alınarak çeşitli prostestolar başlatılır. bu protestolarda görevlendir.ilen provokatörler olayların büyümesini sağlar, basın devreye girerek hükümet yıpratılır, önemli yazarlar ve iş adamları baskıyı artırır ve devlet kademelerindeki muhbirler bir takım belgeler yayınlayarak hükümeti iş yapamaz hale sokar. sonucunda hükümet kanlı olaylar ve medya baskısı ile düşmek zorunda bırakılırdı. kermit 1953'te iranda, otpor yugoslavyada, açık toplum vakfı ise çekoslovakyada bunu güzelce başardı. bu tip kurumlar kendi internet sitelerinde ülkede harcanan parayı bir gurur abidesi gibi yazarlar ve biz insalığa bu yıl şukadar para harcadık diye övünürlerdi. 2011 senesine kadar finanse edilen paralar her yıl yayınlanırdı. daha sonra arap baharı ile bu uygulamayı bir çok vakıf kaldırdı. hiç unutmuyorum, 2000 yıllarında tunus'a yıllık 10,000 $ yardım yapan bir sivil toplum örgütü, 2005'ten itibaren miktarı 400,000 dolara kadar çıkarmıştı. sadece tunus değil, birçok ülkede olayların çıkması için binlerce dolar o ülkelere akıtılmıştı. türkiye'de 2011 yılında bir sivil toplum örgütü tam 2milyon dolara yakın para akışı sağladı. basında soros ile ciddi şekilde ilişkisi olduğu iddia edilen bir sivil toplum örgütünün ise mütevelli heyetinde bir partinin genel başkanı bulunur. ilginçtir, bu kişinin adını iyi tanıyoruz: kemal kılıçdaroğlu. şaşırmayın.
24* az önceki maddede, danış karabelen önderliğinde kurulan özel harp dairesi'nden bahsettim. 1974'te ecevit ve erbakan hükümeti (chp ve mhp'nin ittifakına şaşıranlar yeniden okusun, tee 74'te erbakan chp ile ittifak yaptı. erbakan kimin hocası, biliyoruz dimi?) kıbrıs'a çıkarma yaptı. türkiye ve abd'nin arası açıldı. türkiye adanın tamamı için yola çıksa da yarıda bıraktı ve çekildi. fakat abd kızmıştı. ülkede bir takım krizler yaşanmaya başladı. çok açık bir şekilde demirel'in adalet partisi'nin mensupları ve bağlı bulundukları esnaf, tüccar, bakkal, perakendeci depoda malları bulunmasına rağmen "mal yok" diyerek stokçulğa başladı. bu şekilde hem daha çok kazandılar, hem de siyasi olarak chp'yi güzelce yıprattılar. fakat chp amerika'ya dik gitmeye devam etti. dünya haşhaş üretiminde söz sahibi olan abd türkiye'de haşhaş üretilmesini istemiyordu. türkiye'de haşhaş ekimi yasaktı. ama ecevit 1974'te haşhaş ekimini serbest bıraktı. edirnede bulunan ve sovyet topraklarını gözetleyen amerikan üstlerini kapattı. imf ile ilişkileri kesti. bir suikast yaşadı ve kurtuldu. 1 mayıs 1977'de yaşanan olaylardan sonra özel harp dairesi'nin varlığından haberdar oldu. o sıralar başbakan değildi ve bunu cumhurbaşkanı korutürk ve demirel'e anlattı. daha sonra bu bilgiyi açıkça meydanlarda dile getirdi. "devlet içinde, fakat devletin bilgisi ve denetimi dışındaki bir örgüt var" dedi. bunun üzerine 1977 seçimlerinden önce izmir'de kurşunlandı. suikastçi çok yakından vurdu. ama sadece yaraladı. amacı öldürmemekti. bu bir uyarıydı. ecevit seçimlerde %42 oy aldı. başbakan oldu. konuyu bu kez genelkurmay başkanına açtı. o kişi kenan evren'di. sonuç alamadı. olayı yargıya intikal ettirdi. savcı doğan öz olayı araştırmaya başlamıştı. önce bir rapor hazırladı.
--- spoiler ---
şiddet olayları, anarşik eylemler olarak nitelendirilebilecek kadar basit değildir. amaç, demokrasi umudunu yok etmek; onun yerine faşist düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır. böylece abd ve çokuluslu ortaklıklar, ortadoğu sorununu büyük ölçüde çözmek amacını gütmektedirler. bize göre bu sonuca ulaşmada cıa, kontrgerilla gibi gizli örgütlerin yönlendirmesi vardır. bu örgütler, devlet aygıtını geniş ölçüde kendi amaçlarına uygun şekle dönüştürerek demokrasi düşmanı akımları iktidar yapmayı öngörmüşlerdir. --- spoiler ---
dedi. sonra, ne acıdır, 1978'de kurşunlanarak öldürüldü. katili ülkücüydü. millete zarar veren örgüt milleti seven savcıyı milliyetçiye vurdurmuştu. tirajikti. oyun büyüktü. önce ecevit, ardından savcı öz... ecevit kontrgerilla meselesini kazıdıkça olaylar arttı. maraş katliamı patlak verdi. hergün yüzlerce genç olaylara karıştı, yaralandı, öldü. peşinden yeniden stokçuluk baş gösterdi. türkiye'nin arası abd ile kötüydü, imf ile anlaşma yapılmıyordu, ecevit bunun üzerine 1975'te bilderberg toplantısına katılmış fakat borç verecek banka bulamamıştı. daha sonra ecevit'e toplantı çıkışında "ne konuşulduğu" sorulmuştu ve ecevit "bu toplantılarda neler konuşulduğunu anlatmam demek başbakanlıktan istifa etmek" diye cevaplamıştı. neticede enflasyon %100'ü aştı. kredi yoktu, abd ambargo uyguluyordu. acıdır, o günlerde abd'nin ambargosunu delerek türkiye'ye sadece bir tek lider yardımda bulundu. o kişi kaddafiydi ve türkiye bu iyiliğin karşılığını 2011'de nato ile kaddafiyi tahtından indirererek ödemişti. ecevit abd'ye kafa tutmanın, imf ile ilişkileri kesmenin, kıbrıstaki vatandaşları korumanın, kontrgerilla'nın üzerine gitmenin cezasını böyle ödüyordu. tüsiad o dönem her gün tam sayfa ilanlar vererek ecevit'i eleştiriyordu. iş adamları kontrgerilla'ya ve amerika'ya kafa tutan adamdan değil, onun düşmanlarından yanaydı. ecevit abd'ye gitti. temaslarda bulunmak istedi. ülkeye döndü ve en sonunda bitirici vuruşu dünya bankası yaptı. dünya bankası tarafından hazırlanan raporda türkiye'nin ekonomisinin bitik halde olduğu, ağır sanayi hamlesini erteleyip tarımla ilgilenmesi gerektiğini, bu hayallerden vazgeçmesini ve sürekli develüasyon yaparak kendi parasının değerini sıfıra indirmesini söylüyordu. dünya bankası raporu adeta türkiyeye "siz büyük ülke olma sevdasını bırakın, buğday yetiştirin" diyordu. dünya bankasının bu raporunu yazan isimse kimdi biliyor musunuz? biliyorsunuz. bu isim kemal dervişti! ve ecevit hükümeti düştü. başbakan demirel oldu. demirel 24 ocak 1980 tarihinde dünya bankasının istediği tüm kararları aldı. kararları hazırlayan yani dünya bankasının dediğini harfiyen yapan kişiyi de tanıyorsunuz aslında, o isim de 1971-73 yılları arasında dünya bankasında danışmanlık yapan turgut özal'dı.
25* haşhaş demişken, türkiye'de haşhaş ekimini yasaklatan kişi nihat erim'dir. nihat erim, 1970'te yaşan muhtıra üzerine demirel'in başbakanlıktan istifa etmesinin ardından askerin başbakan olarak atadığı kişidir. eski chp'lidir. hatıratında bu olaylar yaşanmadan önce amerikan diplomatlarla gittiği bir yemekte içkiyi fazla kaçıran bir amerikan diplomatın şakayla karışık "ilerde başbakan olacaksın" dediğini yazmıştır. nihat erim daha sonra temmuz 1980'de darbeden birkaç ay önce suikast sonucu öldürüldü.
26* belki dikkatinizi çekmiştir, yazının başında dp %52 oyla meclisin %80'ini aldı dedim. bu doğru bir bilgi. çünkü o zamanki seçim sistemine göre bir ilde yüksek oy alan parti vekillerin tamamını alıyordu. kırşehir hariç. menderes kırşehiri bir türlü alamıyordu. en sonunda pes etti ve kırşehirin il statüsünü kal.dırdı. kırşehir menderese oy vermediği için ilçe olmuştu söz gelimi istanbuldaki seçimlerde demokrat parti 1 oy fazla aldıysa vekillerin tamamı demokrat partiden çıkıyordu. bu sistemi getiren kişi ismet inönüdür. ismet inönü ülkede demokratik seçimlerin yapılmasını ve çok partili hayatın tesis edilmesini istiyordu. çünkü bunu yapmazsa marshall yardımlarından faydalanamayacağı, yardımların sadece demokratik ülkelere yapılacağı söylenmişti. ismet paşa bu ülkenin kurucularından, totaliter ve eski bir devlet adamıydı. batı, yani sistem onu kolayca makasa alamazdı. bu yüzden batı inönü yerine daha yeni ve tavizkar bir kişi istiyordu. bu yüzden ülkede seçimlerin yapılması ve çok partili hayatın gelmesi gerekiyordu. 1946 seçimlerinde chp yüksek oranda oy almasına rağmen seçim sistemi çok adaletsizdir. bu nedenle batı bu sistemi kabul etmedi. marshal yardımı küçük çapta yaşandı. inönü seçimlerin ardından sistemi biraz daha gevşetti ve yukarıda bahsettiğim hale getirdi. nasılsa ben kazanırım diye düşündüğü için bu adaletsiz sisteme güveniyordu. beklediği gibi olmadı. seçimi demokrat parti kazandı. ve chp %47 oy almasına ufak bir milletvekili grubu ile kaldı.
27* demokrat parti'nin kurucuları celal bayar ve menderes eski bir chp'lidir. yıllarca chp'de çalıştılar ve inönü'nün "toprak reformu" fikrinin ardından parti içi muhalefete başladılar. inönü büyük toprak ağalarından toprakların alınmasını ve köylülere verilmesini, köylülerin bu toprağı işleyerek hem tarım alanında gelişme sağlanmasını hem de feodal ağalık düzeninin son bulmasını hedefliyordu. bu yüzden toprağı alan köylüler toprağın sahibi olacak fakat toprağını 15-20 yıl gibi bir süre satamayacaktı. böylece köylüler ağaların marabaları olmaktan kurtulacak, feodal düzen sona erecekti. ama büyük toprak ağalarından olan menderes ve celal bayar bu reformu pek sevmemişti. ayrıca bu kişilerin yanında bulunan büyük toprak ağaları bulunuyordu. bu reform girişimi yüzünden menderes ve arkadaşları parti içi muhalefete başladılar. inönü ise çok partili hayata geçerek yardım almayı düşündüğünden menderes ve arkadaşlarına parti kurmalarını önerdi. böylece demokrat parti kuruldu. toprak reformu ise unutuldu gitti. türkiye'de 1980'lere dek ağalık sistemi sürdü. güneydoğuda ise hala sürmekte. ağalık sisteminden kaçan köylü sınıfı büyük şehirlere gelerek gecekondu bölgelerini oluşturdu. günahı menderes ve arkadaşlarının boynunadır.
bugünlük de bu kadar... aslında siyasal islamdan bahsedecektik ama konu nerelere geldi. dallanıp budaklandı. neyse, o da bir dahaki sefere artık.
Kaynak <https://web.archive.org/web/20160723005729/https://eksisozluk.com/entry/45885620
28* menderes döneminde türkiye'nin kucağa düştüğünü söyleyince itiraz edenler olmuş. dedesi ninesi olanlar gidip sorabilir: eskiden okullarda süt tozu verilir, çocuklar süt tozundan yapılan sütleri içerdi. devlet bunları bedava verirdi. çünkü türkiye'de muazzam bir süt tozu bolluğu vardı. süt tozunu amerika üretir, türkiye'ye satardı. türkiye tarım ve hayvancılık ülkesi olmasına ve süt bolluğu bulunmasına rağmen abd'den süt tozu ithal eder ve türkiye'de yerli süt yerine amerikan süt tozunu yaygınlaştırmak için okullarda bedava içirirdi. menderes yerli süt üreticisini değil, ithal amerikan süt tozunu desteklemiştir.
29* bugün 17 aralık fezlekesinde yurt dışından gelen misafirler için ayarlanan kadın haberini duyunca anımsadım. 1959'da endonezya başkanı sukarno türkiye'ye geldi. uçkuruna düşkündü. bizimkiler de misafirperverlik namına kendisine lüks nermin'in kızlarından birini gönderdi. sukarno ülkesine döndükten iki hafta sonra belsoğukluğu kaptığını öğrendi.
30* menderes ekonomi bozuldukça sinirleniyor, gürlüyor ve otoriterleşiyordu. eleştiriler ve muhalefet artınca tahkikat komisyonunu kurdu. birkaç milletvekilinin oluşturduğu bu komisyon dönemin istiklal mahkemesi gibi çalıştı. komisyon savcı ve hakim yetkilerine sahipti. dilediği basın kurumunu kapatıyor, her türlü evrak ve eşyaya el koyabiliyordu.
31* darbenin olduğu 1960'ın kasım ayında oecd isimli ekonomik topluluk kuruldu. israil senelece bu kurula katılmak için canla başla çabaladı. fakat yeni üye alımı için tüm üyelerin onay vermesi gerekiyordu. türkiye ise onay vermiyordu. daha sonra israil oecd'ye girdi. onay veren başbakan recep tayyip erdoğan'dı. 2010 yılında, 2009'daki one minute olayından sadece 1 sene sonra tayyip erdoğan kavgalı olduğu israil'i oecd'ye memnuniyetle kabul etti.
32* 1935'te rahip roncalli vatikan tarafından istanbul'a gönderildi. istanbulda yerel katolik liderlik görevini üstlenen roncalli türkçe öğrendi. halkla yakın ilişkiler kurdu. atatürk'ün sevdiği mahmut'la yakın dost oldu. aradan yıllar geçti. 1961'de menderes ve arkadaşları idam edildi. celal bayar'ın idam cezası birden iptal edildi ve müebbete çevrildi. 63'te serbest kaldı. bir güç celal bayar'ı içerden çıkarıyordu. dönemin papası 23. jonh bu habere çok seviniyordu.. çünkü ikisi yakın dosttu. evet, roncalli 23. jonh ismiyle papa olmuştu. mahmut ise, mahmud celaleddin bayar'dan başkası değildi.
33* rumlar kıbrısta türkleri katletmeye başlayınca 1964 yılında başbakan inönü müdahale için harekete geçti. fakat türkiye'nin sadık müttefiki(!) amerikanın başkanı johnson inönü'ye zehir zemberek bir mektup yolladı. "müdahale olursa ittifakımız bozulur, natodan atılırsınız" dedi. ve "müdahale sırasında amerikan yardımı silah ve donanımları geri alırız" diye ekledi. türk ordusundaki silahların çoğu amerikan yardımıydı. üstelik bu yardımlar inönü'nün 1945 senesinde imzaladığı gizli anlaşma ile alınmıştı. o anlaşmanın ilk maddesinde "başkan gerekli gördüğü hallerde yardım olarak verilen şeylerin tümünü geri isteme hakkına sahiptir" yazıyordu. inönü seneler önce imzaladığı anlaşma nedeniyle kıbrıs türklerine yardım yapamayacak hale düşmüştü. inönü amerika'ya gitti. "yeni bir dünya kurulur ve türkiye de yerini alır" diye karşılık verdi. ama cezası kesilmişti. bu sözler onun sonu oldu. döndüğünde artık başbakan değildi. hükümet düşmüştü.
34* nasıl mı? o dönemlerde demokrat partinin devamı olarak kurulan adalet partisinin genel başkanı ragıp gümüşpala ölmüş ve kimsenin tanımadığı bilmediği genç biri başa geçmişti. herkes şaşkındı. bu isim demireldi.
35* bu sırada dünyada değişik hadiseler cereyan ediyordu. amerikan başkanı kennedy ve sovyet lideri kruşçev soğuk savaş bitirecek adımlar atmaya başlamıştı. ayrıca kennedy israil'in nükleer programında destek vermiyordu. sonra kennedy 1963'te gündüz vakti suikaste uğradı ve öldürüldü. ardından 1964'te kruşçev bir kremlin darbesi ile liderlikten düşürüldü. peşinden 1965'te vietnam savaşı yeniden patlak verdi. soğuk savaş en az 20 yıl daha uzayacaktı. birileri soğuk savaş için can alıyor, savaş başlatıyordu.
36* adalet partisi'nin genel başkan seçimine celal bayarın desteklediği tanınmayan demirel ve saadettin bilgiç giriyordu. bilgiç bir arkadaşından aldığı belgeyle demirel'in mason olduğunu kanıtlıyor, bu durum demirel'in oylarını dibe çekiyordu. ardından demirel mason olmadığına dair belge alarak iddiayı çürütmeye çalıştı. demirel mason olmadığına dair belgeyi mason locası başkanı necdet egeran'dan almıştı fakat bu durum locayı ikiye bölmüştü. locada bulunan bir çok üye sahte belge verildiğini ve demirel'in mason olduğunu, sahte belge verilmesinin yanlış olduğunu söyledi. tartışmalar büyüdü. sonucunda demirel'e mason olmasına rağmen siyasi nedenlerden ötürü mason değildir belgesi verildiği için bu duruma tepki gösterenler locayı bölerek türkiye büyük mason mahfili'ni kurdu. demirel'in siyasi kariyeri için mason locası ikiye bölünmüştü.
37* demirel'e mason değildir belgesi veren üstat necdet egeran ne hikmetse(!) masonluktan ömür boyu ihraç edilmişti. tartışmalar esnasında ileri gelen masonlardan hazım kuyucak olayları engellemeye çalışınca kuzey amerika masonları büyük üstatları tarafından uyarıldı. uyaran rahip thomas s roydu. ayrıca bir çok ilerigelen mason sorunu çözmek için olaya müdahil olmuştu. demirel her ne hikmetse masonlar için çok önemliydi. birileri onun sicilini temiz tutmaz için var gücüyle çalışıyordu.
38* mason locası demişken, atatürk mason localarını 1935'te kökü dışarıda olan zararlı kuruluş olması nedeniyle kapatmıştı. fakat localar 1948'de yeniden açılmıştır. atatürk'ün kapattığı mason localarını yeniden açan isim ise ismet inönüdür. bu tarihler ismet inönü'nün batı yardımlarını alabilmek için ülkeyi çok partili hayata sokmaya çalıştığı yıllara denk gelir.
39* daha sonra celal bayar 1969 yılında siyasi yasağının kalkması için girişimde bulununca demokrat partinin devamı olan adalet partisinin genel başkanı süleyman demirel koltuğu celal bayar'a kaptırırım korkusu ile bu girişimi önlemeye çalıştı. demirel kendisini bugünlere getiren bayar'ın siyasi yasaklarının devam etmesi için elinden geleni yaptı. ama başaramadı.
40* bu durumun aynısını turgut özal yaşadı. kendisi önce siyasi yasaklı olan ecevit, erbakan ve demirel'in siyasi yasaklarının kalkması için referandum kararı aldı. ardından referandumda "hayır" oyu kullanılması için propoganda yürüttü. özal için demokrasi şehidi derler, fakat kendisi demokrat falan değildi. 2 yıl darbe hükümetiyle çalıştı. ardından 1987 referandumunda siyasilerin yasaklı olmasını isteyecek kadar anti-demokratik bir tutum takındı. en son 1989 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde askerin de desteğini alabilmek için "kenan evren'i tanırım, milliyetçi biridir. yaptığı müdaheleyi de memleketi için yapmıştır. kötü niyet taşıdığını düşünmüyorum" diyebilecek kadar küçülmüştür.
41* türkiye'de şiddet olayları tırmanıyordu. 1972 yılında mahir çayan ve arkadaşları kızıldere baskınında öldürüldü. çayan'ın ekibinden biri samanlığa saklanıp yaşamını kurtardı. bu isim daha sonra siyasi kariyer yapacak ve 2011 yılında milletvekili seçilecekti. bu isim ertuğrul kürkçü'ydü.
42* 1973 yılında mısır israil'e saldırınca amerika israil tarafına geçerek mısır ordusunu dağıttı. amerika'nın bu tutumu nedeniye petrol ihraç eden ülkeler (opec) ani bir kararla emperyalistlere petrol ambargosu koydu. petrol üretimi indirildi ve fiyatı artırıldı. opec'in büyük bölümü araptı. araplar öylesine büyük bir dayanışma göstermişti ki, o dönem amerika'nın en has müttefiki iran lideri rıza pehlevi bile petrol ambargosuna destek vermişti. bu olay batı'yı petrol zengini arap ülkelerini "kontrol altında" tutabilmek için çözüm arayışlarına sürükledi. siyasal islam fikrinin doğumu gerçekleşiyordu. petrol sıkıntısı baş gösterince tüm dünya krize sürüklendi. dışa bağımlı türk ekonomisi zarar gördü. abd ile papaz olan ecevit kredi bulabilmek için 1975'te bilderberg toplantısını izmir'e davet etti. bilderberg hollanda'da bir otelin adıdır. ilk toplantı 1954 yılında 33. dereceden mason olan retinger isimli politika uzmanı tarafından bilderberg otelinde yapıldığı için adı böyle kalmıştı. retinger'in düzenlediği bu toplantıya avrupadan devlet adamları, dev şirket sahiplerini ve medyanın önemli isimlerini davet etmişti. ve kural gereği konuşulanlar asla dışarıya aktarılmıyordu. kuralı kimse bozmuyordu.
43* 1975 yılında ecevit başbakan olarak toplantıya katılmış fakat aradığı kredileri bulamamıştır. o dönem bu toplantıya adı duyulmamış ingiliz bir kadın daha katılmıştır. bu kadın daha sonra ingiltere başbakanı olacak ve üç kez üst üste seçilecek margareth thatcher'dan başkası değildir. adı sanı duyulmamış thatcher ingiltere'de başbakan olurken abd'de ise bir holywood oyuncusu olan ronald reagan başkan olmuş ve bu iki garip başkan göreve gelir gelmez "globalleşmeden" "küreselleşmeden" ve "devleti küçültmeden" bahsetmeye başladı. dünya bu yeni "globalleşme, küreselleşme ve devleti küçültme" kavramlarının anlamını çözmeye çabalarken bir başka ülkenin başbakanı da bu kelimeleri ısrarla tekrarlamaya başlamıştı. o kişi turgut özal'dan başkası değildi.
44* bilderberg toplantıları her sene yapılmaya devam ediyor ve konuşulanlar sır gibi saklanıyordu. toplantılara bazı her yıl bazı türkler de katılıyordu. 1957 yılında menderes (davet aldı ama katılamadı) 1975'te şimdiki barolar birliği başkanı metin feyzioğlu'nun dedesi turan feyzioğlu katılırken 1982'de inönü'nün damadı metin toker 1990'da mesut yılmaz ve erdal inönü 1994'te rahmi koç 2002'de kemal derviş 2003'te ali babacan 2004'te ali babacan, mustafa koç, kemal derviş 2005'te ali babacan 2006'da daha sonra bakan olacak olan egemen bağış, mustafa koç, yeni şafak gazetesinden fehmi koru, 2007'de ali babacan, mustafa koç, birand, doğan, boyner, cengiz çandar, hikmet çetin, 2008'de ali babacan, mustafa koç ve 2-3 sene içerisinde servetini ikiye üçe katlayacak ferih şahenk, 2009'da ali babacan, mustafa koç, sabancı 2010'da ali babacan, mustafa koç katıldı. ali babacan ve mustafa koç 2014 toplantılarına dek katıldıysa da 2014 toplantılarına ali babacan çağrılmadı. 1996 yılında yapılan toplantılarda türkiye ile ilgili önemli kararların alındığı belirtilmiş, ve bu toplantıdan sonra bir yıl içerisinde refah-yol hükümeti post-modern darbe ile düşürülmüştür. ingilizce bilenler şu yabancı kaynaktan konuyla ilgili ayrıntılı bilgi edinebilirler.
bu toplantılarda neler konuşulduğu halen sır niteliğini korur ve hala bu toplantılara dünyanın en seçkin devlet, iş, medya adamları gelmeyi sürdürür. akp döneminde ise 2007 yılında bu toplantı türkiye'de yapılmıştır. akp'den fullbright bursuyla okumuş ali babacan ise devamlı bu toplantılara katılmıştır.
Kaynak <https://web.archive.org/web/20160723005704/https://eksisozluk.com/entry/45965223
submitted by AllahyokDindogru to KGBTR [link] [comments]


2020.07.25 03:39 karanotlar Kemalizm laiklik değildir

Kemalizmin amacı İslam'ı Türkleştirmek ve bu coğrafyada yaşayan Müslüman halkları Türkleştirmektir. Zaten bu coğrafyada yaşayan Hristiyan halklar İttihatçılar tarafından soykırımla, tehcirle ve zorla Müslümanlaştırılarak nüfusları azaltılmıştır. Ve daha sonra Müslüman halkların Türkleştirilmesine gelmiştir bunun için hiç bir çaba harcamalarına gerek bile yoktu. Çünkü Müslüman çok büyük bir bölümü gönülden razıdılar. Ancak Kürtler buna razı olmadılar ve ayaklandılar ve her ayaklanmaları kanla bastırıldı. Kürt ayaklanmaları şeriatçıkla ve gericilikle itham Edildi. Bütün dünyaya böyle anlatıldı. Kemalistler İslam'ı Türkleştirmek için ilk önce arapça harfleri Latinceye dönüştürmüştür, insanların kılık, kıyafet, şapka inkılâbı ve ezanı Türkçeleştirmesi gibi bazı zorbalıklara imza atmıştır diyanet işleri bakanlığı kurulmuştur ve bütün bunları yapması nedeni ne laiklik nede halkın ilerlemesi sağlamaktır. Bütün bunların tek amacı vardır o da İslam'ı Türkleştirmek ve bu coğrafyada yaşayan Müslüman halkların tanımını Türkleştirmektir. Ve en sonunda da yeşil Kemalizm bu coğrafyada yaşayan halkların başlarına bela olmuştur. Akp bu coğrafyada yaşayan halkların yıllarca asimilasyona uğratılmasının bir sonucudur.
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.24 09:49 TheLastNever1 Bir Müslümansanız ayak fetişiniz oması çok kötü bir durum

Bir dindar için ayak fetişizmi en berbat durumların başında gelir. Fetişizm günah değildir elbette; ancak özellikle bekâr bir Müslüman'ı çok zorlayan ve irrite eden bir histir. Hem dindar olup hem fetişist olmak gerçekten de çok zor bir sınavdır. Bu bekâr Müslüman genç evlense bile fetişizm hislerini yaşayamazsa bu fetişizm onun için bir yük olur. Müslüman gencimiz fetiş hislerini eşi ile yaşayamazsa bu bekâr olan gencin yaşadığı sınavdan çok daha büyük bir sınava dönüşür.
Bilindiği üzere Müslüman bir birey zina etmeyi bırakın harama bile bakamaz. Ayrıca "bir yılanın arkasından yürü, bir aslanın arkasından yürü; ama bir kadının arkasından yürüme" diye geçer birtakım İslami eserlerde. Gerçekten de tanımadığımız bir kadının arkasından yürümek bile biz erkekler için fitne sebebidir. Biz erkekler için hem arkasında yürüdüğümüz kızın ayakları sorun olacak hem de belli olan beden hatları. Şu iyi bilinmelidir ki, Fetiş hisleri olan bir erkeğin nefsiyle mücadele edip kendini haramlardan koruması fetiş hisleri bulunmayan erkeklere kıyasla çok daha zordur. Buna şöyle bir örnek vereyim: Bir insan size sınavlarınız da varken ve ders çalışmanız gerekirken gelse ve "dışarıda kahve içelim kardeş dersi mersi boş ver" dese sınavım var der geçiştirirsiniz. Bu insan ile beraber bir kişi daha ısrar etse durur bir düşünürsünüz. Israr eden arkadaş sayısı arttıkça sizin ikna olma ihtimaliniz artar ve belki de dersi boş verip arkadaşlarla muhabbeti tercih edebilirsiniz. Bu örnek aslında her şeyi açıklar niteliktedir. Fetiş hisleri bulunmayan bir insan harama bakmamak için başını hafif eğip yere bakarak yürümeyi tercih edecektir sonuçta ayaklardan etkilenmediği için görse bile bu insanda cinsel dürtüler alevlenmeyecektir veya alevlense bile bu alevler ileri seviyeye ulaşmayacaktır; ancak fetişist olan bir insan için işler çok daha zordur; çünkü hem fetişist hem de dindar olan insan harama bakmamak için diğer insanlar gibi yere bakarak yürümek isteyecek; ancak yere baktığında bu sefer ayaklar tahrik edecektir. Fetişist bir birey bir kadından daha fazla tahrik olur; çünkü fetişist bir bireyin tahrik olduğu alan diğer bireylere göre daha fazladır. Şöyle bir durum var ki; sadece ayaklardan tahrik olup da bedenin diğer yerlerinden tahrik olmayan bir birey evlendiğinde eşiyle sorunlar yaşar; çünkü bu bireyin eşi ne kadar özenli olursa olsun ilgili birey hep ayaklarla ilgilenecektir. Bu durum boşanmaya varan seviyede kötüdür. Sadece ayaklardan değil de ayaklarla beraber komple kadın bedeninden tahrik olan benim gibi inançlı fetişistlere Allah (s.w.t) kolaylıklar nasib etsin rabbim 📷 Yani yukarı tükürsek bıyık, aşağı tükürsek sakal. Bizlerin bu fetişizm nedeniyle kadınlardan tahrik olma katsayımız diğer erkeklere kıyasla daha yüksektir anlayacağınız. Gerçi bu durum evlendiğimiz zaman eğer kadın anlayışlı ve güzel huylu ise kadının işine gelir; çünkü bizim eşimizle ilgilenmek için yaptığımız her hamle eşimizi mutlu edecektir. Eşimizin bedenindeki diğer uzuvlarla birlikte ayaklarıyla da ilgilenmemiz eşimizin aldığı zevk katsayısını yükseltecektir. Aslında ayaklar bedenin sinir uçlarının toplandığı merkezlerden biridir. Herkes ayakları ihmal eder; çünkü bilmezler hatta ayağı pis zannederler. Halbuki 5 vakit namaz kılan birinin ayakları kolay kolay kokmuyor ve bu kişi ayaklarına dikkat ederse ayaklarıyla ilgili pek sağlık sorunu da yaşamaz. Ayrıca ayak yalamanın ayağını yalatana faydası çoktur. Örneğin:
Tükürükteki anti-bakteriyel maddeler ayakları temizler ve ayakları adeta sterilize eder. Ayaklar sürekli yalanıp emileceği için nemli kalır, bu sayede ayaklar her zaman yumuşacık olur Topuklar çatlamaz ve yumuşar Ayak bakımı için para harcamışçasına ayaklarınızın daha bi güzelleştiğini fark edersiniz Parmak araları da sterilize olacağından ayaklarda mantar oluşma ihtimali azalır Ayaklarda nasır oluşma ihtimali azalır. Ayaklara masaj ve akabinde ayakları güzelce yalamak bedene de kuvvet verir, depresyonu azaltır, libidoyu yükseltir, sağlığa da iyi gelir, ayaklardaki sinir uçları uyarılan organlar âdeta resetlenmişçesine (yeniden başlatılmışçasına) daha iyi çalışmaya başlar ... dahası da var.. Bunlara inanmayanlar refleksolojiyi iyi okusunlar. Refleksoloji ayaklara masaj yaparak sağlığa kavuşturma ile ilgili bir kavram.. Bana inanmayanlar arama motorlarında refleksoloji diye aratıp ayak masajının faydalarını okuyabilirler. Akabinde tükürüğün faydaları diye de arama motorlarında aratın ve tükürüğün faydalarını okuyun.. Okuyun da görün doğru söylediğimi...
Aslında kadınlar ayaklarını kocalarına düzenli olarak yalatmalı. Aslında fetişist olup aynı zamanda dindar olan bir insan kadınlar için bir nimettir. Ayaklarınıza bakım yapacak hatta tırnaklarınızı bile kesip pedikürünüzü seve seve bedavaya yapabilecek bir eşiniz var. İstifade edin. Önyargılı olacağınıza bunun tadını çıkarın. Eşiniz sadece ayaklarla değil de ayaklarınızla beraber tüm bedeninizle de ilgileniyorsa bu fetişizm neden kötü olsun, neden sapıklık olsun, neden sapkınlık olsun? Yazının sonlarında size refleksoloji ile ilgili resimler sundum. O resimlere de bakınız!!! Bu iş ciddi bir iş.. Fetişist bir erkek aslında kadınlar için nimet... Aslında hem fetişist hem de dindar olan bir erkek kadın için nimettir hatta bulunmaz bursa kumaşıdır: - Karısının ayaklarına gönüllü olarak her gün masaj yapar ve bundan cinsel açıdan keyif alır. Bu sayede hem nefsini köreltir hem de eşine âdeta şifa kaynağı olur - Karısının tırnaklarını da keser, pedikürünü de yapar - Karısının ayaklarını yıkar - Karısının ayaklarını yalar ve emer, bu sayede refleksolojiden bir adım öne geçerek ağzı, dili ve dişleri ile karısının ayaklarına ekstra bir masaj imkanı sunar. Bu durum refleksolojinin faydalarını daha da arttırır. - Refleksoloji normalde kliniklerde para ile yapılan bir şey. Kocanız ayak fetişi ise siz İNSANLARIN PARA VERİP DE ZOR BULDUKLARI BİR ŞEYİ BEDAVADAN elde etmiş bulunuyorsunuz. - Kocanız aynı zamanda dindar olduğu için haramlara da bakmaz. - Kocanız evde sizin ayaklarınızla nefsini körelteceğinden dışarıda yukarıda yazdığım zorluklarla karşılaşsa da yine de kocanızın nefsi kocanızı fazla zorlayamaz; çünkü eve gelecek ve sizin ayaklarınızla ilgilenecek. - Kocanızın yaşadığı bu çok ağır imtihanlarda kocanıza yardım ederek aslında farkında olmadan cihad için sefere çıkmışçasına sevap kazanırsınız. Hatta kocanızın her hayır duasında bir adım daha yükselirsiniz. Kocanız her hoşnut oluşunda sizi duaya boğacaktır. Bunun da size faydası olacak. - ... dahası da var.. Hem dünyevi hem de uhrevi faydalar inşaAllah sizleri bekliyor... Ancaaaakkk o önyargılarınızı kırmanız gerekmekte...
Fetişist olup da dindar olan bir bireyin yaşadığı başlıca sorunlar: - Dışarı çıktığında yere bakarak yürüyememek - Billboardlarda ve reklam alanlarında gördüğü ayak resimlerinden tahrik olabilme - Resimlerde örneklerini gördüğünüz toplu taşıma araçlarında özellikle karşılıklı koltuğu olan taşıtlarda dakikalarca karşınızda oturan hanımefendilerin hem yüzlerine hem de ayaklarına bakmamak için yoğun uğraş vermenize sebep olan felâket ötesi bir imtihan. - Özellikle yaz mevsimlerinde hanımefendilerin ayaklarını çoraplı ya da çorapsız fark etmeyecek şekilde gösteren ayakkabılar giymeleri yüzünden çekilen çilenin daha da artması - ... yani daha nasıl ifade edeyim?
Hem dindar olup hem de fetişist olmak o kadar zor ki. Özellikle anlayışsız, önyargılı, bağnaz ve tabularla dolu bir çevreniz varsa yaşadığınız bu ağır imtihanlar en az 100000000000000000 kat daha artacaktır...
Çevrenizdeki hiçbir kimseye oturup içinizi dökemezsiniz. Eğer buna kalkışırsanız sapık damgası yersiniz. İnsanlar o kadar nankör ki, yıllarca sizi en iyi, en mükemmel, en dürüst, en dindar ve en takvalı bilen biri bile sizi artık bir şerefsiz, kendini saklayan bir misyoner, hain, sapık, tecavüzcü, vs görebilir. Yani artık ne yaparsanız yapın kimsenin gözünde değeriniz olmayacak. Sana kız bulalım, seni evlendirelim diyenlerden köşe bucak kaçarsınız; çünkü bilirsiniz ki, bu insanların bulacakları kızlar sonuçta kendi çevrelerinden olacağı için gayet tutucu olacaktır. Evlendiğinizde bile bu derdinizi bu eşinize anlatsanız o kadar tutucudur ki babasının evine gider ve sizi de rezil eder. Bu yüzden ailenizin de itibarı sarsılacaktır Kendinizi yapayalnız hissedersiniz; çünkü çevrenizde teksiniz ve sizi anlayan tek bir kişi bile yok. Bazen intihar etme isteğinin artması; çünkü yapayalnızsınız ve sizi anlayan kimse yok Allah'a bol bol "Allah'ım kaderimde evleneceğim insan belli ama ben bilmiyorum sen biliyorsun, sana yalvarıyorum lütfen evleneceğim hanımefendi beni geri çevirmesin, evleneceğim hanımefendi cinsel fantezi ve fetişlerimi reddetmesin" dua edersiniz. -... daha nasıl ifade edebilirim?
submitted by TheLastNever1 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.23 23:37 Sancerro Bir dindar için ayak fetişizmi en berbat durumların başında gelir

Bir dindar için ayak fetişizmi en berbat durumların başında gelir. Fetişizm günah değildir elbette; ancak özellikle bekâr bir Müslüman'ı çok zorlayan ve irrite eden bir histir. Hem dindar olup hem fetişist olmak gerçekten de çok zor bir sınavdır. Bu bekâr Müslüman genç evlense bile fetişizm hislerini yaşayamazsa bu fetişizm onun için bir yük olur. Müslüman gencimiz fetiş hislerini eşi ile yaşayamazsa bu bekâr olan gencin yaşadığı sınavdan çok daha büyük bir sınava dönüşür.
Bilindiği üzere Müslüman bir birey zina etmeyi bırakın harama bile bakamaz. Ayrıca "bir yılanın arkasından yürü, bir aslanın arkasından yürü; ama bir kadının arkasından yürüme" diye geçer birtakım İslami eserlerde. Gerçekten de tanımadığımız bir kadının arkasından yürümek bile biz erkekler için fitne sebebidir. Biz erkekler için hem arkasında yürüdüğümüz kızın ayakları sorun olacak hem de belli olan beden hatları. Şu iyi bilinmelidir ki, Fetiş hisleri olan bir erkeğin nefsiyle mücadele edip kendini haramlardan koruması fetiş hisleri bulunmayan erkeklere kıyasla çok daha zordur. Buna şöyle bir örnek vereyim: Bir insan size sınavlarınız da varken ve ders çalışmanız gerekirken gelse ve "dışarıda kahve içelim kardeş dersi mersi boş ver" dese sınavım var der geçiştirirsiniz. Bu insan ile beraber bir kişi daha ısrar etse durur bir düşünürsünüz. Israr eden arkadaş sayısı arttıkça sizin ikna olma ihtimaliniz artar ve belki de dersi boş verip arkadaşlarla muhabbeti tercih edebilirsiniz. Bu örnek aslında her şeyi açıklar niteliktedir. Fetiş hisleri bulunmayan bir insan harama bakmamak için başını hafif eğip yere bakarak yürümeyi tercih edecektir sonuçta ayaklardan etkilenmediği için görse bile bu insanda cinsel dürtüler alevlenmeyecektir veya alevlense bile bu alevler ileri seviyeye ulaşmayacaktır; ancak fetişist olan bir insan için işler çok daha zordur; çünkü hem fetişist hem de dindar olan insan harama bakmamak için diğer insanlar gibi yere bakarak yürümek isteyecek; ancak yere baktığında bu sefer ayaklar tahrik edecektir. Fetişist bir birey bir kadından daha fazla tahrik olur; çünkü fetişist bir bireyin tahrik olduğu alan diğer bireylere göre daha fazladır. Şöyle bir durum var ki; sadece ayaklardan tahrik olup da bedenin diğer yerlerinden tahrik olmayan bir birey evlendiğinde eşiyle sorunlar yaşar; çünkü bu bireyin eşi ne kadar özenli olursa olsun ilgili birey hep ayaklarla ilgilenecektir. Bu durum boşanmaya varan seviyede kötüdür. Sadece ayaklardan değil de ayaklarla beraber komple kadın bedeninden tahrik olan benim gibi inançlı fetişistlere Allah (s.w.t) kolaylıklar nasib etsin rabbim :( Yani yukarı tükürsek bıyık, aşağı tükürsek sakal. Bizlerin bu fetişizm nedeniyle kadınlardan tahrik olma katsayımız diğer erkeklere kıyasla daha yüksektir anlayacağınız. Gerçi bu durum evlendiğimiz zaman eğer kadın anlayışlı ve güzel huylu ise kadının işine gelir; çünkü bizim eşimizle ilgilenmek için yaptığımız her hamle eşimizi mutlu edecektir. Eşimizin bedenindeki diğer uzuvlarla birlikte ayaklarıyla da ilgilenmemiz eşimizin aldığı zevk katsayısını yükseltecektir. Aslında ayaklar bedenin sinir uçlarının toplandığı merkezlerden biridir. Herkes ayakları ihmal eder; çünkü bilmezler hatta ayağı pis zannederler. Halbuki 5 vakit namaz kılan birinin ayakları kolay kolay kokmuyor ve bu kişi ayaklarına dikkat ederse ayaklarıyla ilgili pek sağlık sorunu da yaşamaz. Ayrıca ayak yalamanın ayağını yalatana faydası çoktur. Örneğin:
Tükürükteki anti-bakteriyel maddeler ayakları temizler ve ayakları adeta sterilize eder. Ayaklar sürekli yalanıp emileceği için nemli kalır, bu sayede ayaklar her zaman yumuşacık olur Topuklar çatlamaz ve yumuşar Ayak bakımı için para harcamışçasına ayaklarınızın daha bi güzelleştiğini fark edersiniz Parmak araları da sterilize olacağından ayaklarda mantar oluşma ihtimali azalır Ayaklarda nasır oluşma ihtimali azalır. Ayaklara masaj ve akabinde ayakları güzelce yalamak bedene de kuvvet verir, depresyonu azaltır, libidoyu yükseltir, sağlığa da iyi gelir, ayaklardaki sinir uçları uyarılan organlar âdeta resetlenmişçesine (yeniden başlatılmışçasına) daha iyi çalışmaya başlar ... dahası da var.. Bunlara inanmayanlar refleksolojiyi iyi okusunlar. Refleksoloji ayaklara masaj yaparak sağlığa kavuşturma ile ilgili bir kavram.. Bana inanmayanlar arama motorlarında refleksoloji diye aratıp ayak masajının faydalarını okuyabilirler. Akabinde tükürüğün faydaları diye de arama motorlarında aratın ve tükürüğün faydalarını okuyun.. Okuyun da görün doğru söylediğimi...
Aslında kadınlar ayaklarını kocalarına düzenli olarak yalatmalı. Aslında fetişist olup aynı zamanda dindar olan bir insan kadınlar için bir nimettir. Ayaklarınıza bakım yapacak hatta tırnaklarınızı bile kesip pedikürünüzü seve seve bedavaya yapabilecek bir eşiniz var. İstifade edin. Önyargılı olacağınıza bunun tadını çıkarın. Eşiniz sadece ayaklarla değil de ayaklarınızla beraber tüm bedeninizle de ilgileniyorsa bu fetişizm neden kötü olsun, neden sapıklık olsun, neden sapkınlık olsun? Yazının sonlarında size refleksoloji ile ilgili resimler sundum. O resimlere de bakınız!!! Bu iş ciddi bir iş.. Fetişist bir erkek aslında kadınlar için nimet... Aslında hem fetişist hem de dindar olan bir erkek kadın için nimettir hatta bulunmaz bursa kumaşıdır: - Karısının ayaklarına gönüllü olarak her gün masaj yapar ve bundan cinsel açıdan keyif alır. Bu sayede hem nefsini köreltir hem de eşine âdeta şifa kaynağı olur - Karısının tırnaklarını da keser, pedikürünü de yapar - Karısının ayaklarını yıkar - Karısının ayaklarını yalar ve emer, bu sayede refleksolojiden bir adım öne geçerek ağzı, dili ve dişleri ile karısının ayaklarına ekstra bir masaj imkanı sunar. Bu durum refleksolojinin faydalarını daha da arttırır. - Refleksoloji normalde kliniklerde para ile yapılan bir şey. Kocanız ayak fetişi ise siz İNSANLARIN PARA VERİP DE ZOR BULDUKLARI BİR ŞEYİ BEDAVADAN elde etmiş bulunuyorsunuz. - Kocanız aynı zamanda dindar olduğu için haramlara da bakmaz. - Kocanız evde sizin ayaklarınızla nefsini körelteceğinden dışarıda yukarıda yazdığım zorluklarla karşılaşsa da yine de kocanızın nefsi kocanızı fazla zorlayamaz; çünkü eve gelecek ve sizin ayaklarınızla ilgilenecek. - Kocanızın yaşadığı bu çok ağır imtihanlarda kocanıza yardım ederek aslında farkında olmadan cihad için sefere çıkmışçasına sevap kazanırsınız. Hatta kocanızın her hayır duasında bir adım daha yükselirsiniz. Kocanız her hoşnut oluşunda sizi duaya boğacaktır. Bunun da size faydası olacak. - ... dahası da var.. Hem dünyevi hem de uhrevi faydalar inşaAllah sizleri bekliyor... Ancaaaakkk o önyargılarınızı kırmanız gerekmekte...
Fetişist olup da dindar olan bir bireyin yaşadığı başlıca sorunlar: - Dışarı çıktığında yere bakarak yürüyememek - Billboardlarda ve reklam alanlarında gördüğü ayak resimlerinden tahrik olabilme - Resimlerde örneklerini gördüğünüz toplu taşıma araçlarında özellikle karşılıklı koltuğu olan taşıtlarda dakikalarca karşınızda oturan hanımefendilerin hem yüzlerine hem de ayaklarına bakmamak için yoğun uğraş vermenize sebep olan felâket ötesi bir imtihan. - Özellikle yaz mevsimlerinde hanımefendilerin ayaklarını çoraplı ya da çorapsız fark etmeyecek şekilde gösteren ayakkabılar giymeleri yüzünden çekilen çilenin daha da artması - ... yani daha nasıl ifade edeyim?
Hem dindar olup hem de fetişist olmak o kadar zor ki. Özellikle anlayışsız, önyargılı, bağnaz ve tabularla dolu bir çevreniz varsa yaşadığınız bu ağır imtihanlar en az 100000000000000000 kat daha artacaktır...
Çevrenizdeki hiçbir kimseye oturup içinizi dökemezsiniz. Eğer buna kalkışırsanız sapık damgası yersiniz. İnsanlar o kadar nankör ki, yıllarca sizi en iyi, en mükemmel, en dürüst, en dindar ve en takvalı bilen biri bile sizi artık bir şerefsiz, kendini saklayan bir misyoner, hain, sapık, tecavüzcü, vs görebilir. Yani artık ne yaparsanız yapın kimsenin gözünde değeriniz olmayacak. Sana kız bulalım, seni evlendirelim diyenlerden köşe bucak kaçarsınız; çünkü bilirsiniz ki, bu insanların bulacakları kızlar sonuçta kendi çevrelerinden olacağı için gayet tutucu olacaktır. Evlendiğinizde bile bu derdinizi bu eşinize anlatsanız o kadar tutucudur ki babasının evine gider ve sizi de rezil eder. Bu yüzden ailenizin de itibarı sarsılacaktır Kendinizi yapayalnız hissedersiniz; çünkü çevrenizde teksiniz ve sizi anlayan tek bir kişi bile yok. Bazen intihar etme isteğinin artması; çünkü yapayalnızsınız ve sizi anlayan kimse yok Allah'a bol bol "Allah'ım kaderimde evleneceğim insan belli ama ben bilmiyorum sen biliyorsun, sana yalvarıyorum lütfen evleneceğim hanımefendi beni geri çevirmesin, evleneceğim hanımefendi cinsel fantezi ve fetişlerimi reddetmesin" dua edersiniz. -... daha nasıl ifade edebilirim?
submitted by Sancerro to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.15 10:10 vez_ko Röportaj #2 u/Bayezido29

Sizlerin gönderdiği sorularla bu röportajın konuğu u/Bayezido29. Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz reddit kullanıcısını lütfen yorumlarda belirtiniz.
+Evet Bayezido29 öncelikle hoş geldin.Hazırsan sorulara başlıyorum.
-Başla.


+Siyasi görüşlerine karşı olan subredditlerden banlanman hakkında ne düşünüyorsun?
-Tabi herkes kendi çiftliğinde ötsün diyenlerle son zamanlarda rastlıyorum. Bu zihniyet tuhaf. Kurallara aykırı davranmamama rağmen perma yediğim sublar var. Maalesef ki bir tanesi de bu sub :/ Umarım bu durum son bulur.


+Kurallara aykırı davranmadığını ve buna rağmen subredditlerden banlandığını söyledin fakat aynı eylemi kendi subredditinde kuralları çiğnemeyen kullanıcıları size cevap vermesine izin vermeden direkt neden banlıyorsunuz?
-Kendi subumda Kural ihlallerine ban veriyorum yalnızca, hakaret varsa, asılsız bilgi varsa, küfür varsa vs vs. Ancak bu subda da gördüğüm bir iftiradan da bahsedeyim; birisi bizim subda yorumlara Kadir Mısıroğlu hakkında iftira ve hakaretlerin bulunduğu bir yazarın yazısını atmış, ben de buradaki hakaretlerden dolayı perma verince adaletsizlikle suçlandım, lakin o posta attığı başka bir yorum daha var, ona da isteyen göz atabilir (paragrafı sildim), orada ihanetle, hainlikle suçlamış, ben de o iftiraya bizzat kendisinin verdiği cevabı attım ona. Ayrıca yine bir haksızlığımız varsa bana belirtebilir herkes. Kontrol ederim.


+İdeolojin nedir?
-Bir Müslüman olarak dinimle tamamen paralel bir ideoloji olmadığından dolayı sadece "İslam" diyebilirim.


+İlgi çekmek mi istiyorsun yoksa bir troll musun?
-İlgi çekmek isteğim asla olmadı, redditi diğer gençler gibi düşüncelerimi paylaşmak için kullanıyorum. Trollükle alakası da yok, bu son zamanlarda sık kullanılan yaftalama ifadesi sadece, değer kıymet bile vermiyorum.


+Reddit'de linç yemene rağmen neden hala reddit'de bulunuyorsun?
-Tabi Reddit'in ortamı belli, ben de burada farklı bir cephe başlattım. Linç yemem çok normal ama bu vazgeçeceğim ya da gideceğim anlamına gelmiyor. Reddit en sevdiğim sosyal medya platformu.


+Siyasal İslamcı bir tutum uluslararası siyasette etkili olabilir mi?
-Siyasal İslamcılık, uluslararası rekabete artarak olup, dış pazarı iyi yönetmeyi gerektirir. Tabi çok ayrıntılı bir konu, siyaset konusunda İslamın uygunluğu aranması gerekir. Ancak bu konunun bilinmemesi, tamamen eğitim sorunumuza dayanıyor. Her türlü siyaset ideolojisini, ekonomi ideolojilerini gören gençlerimizin bu konular hakkında zerre bilgisi yok ve hakkında atılan uydurmalara kanıyor. Bunda devletin de suçu var tabi, bu konuda benim gibi gençlerin eğitim görmesi gerekir.


+Ayasofya'nın ibadete açılması hakkında ne düşünüyorsun,ekonominin gidişatını geri plana atmak için mi yapıldı,gelecekte gerçekleşecek olan seçimlerin olası sonucunu etkilemek için bir politik hareket olduğunu düşünüyor musun?
-Açık söylemek gerekirse Ayasofya'nın başından beri ibadete açılmasından yanaydım. Bu genel olarak Müslümanların istediği bir şeydi. Hakkında antlar bulunan ve atamızdan emanet olan bu değerli sembolü hakkımız gereği cami yapmamız yerinde ve gayet normal bir hizmet. Ancak bu konu siyasete alet edildi, politik bir konu değil, tabi işin illa politik yanları var ama bunlar bu konuyu siyaset konusu yapmıyor. Bu konunun siyasete karışmasında herkesin hatası var (yani her partinin) ama uzun süredir planlanan ancak şiddetle karşı çıkılan bir durumdaydı bu hizmet. Bu zamana nasip oldu ve açıldı, çok şükür. Vesile olanlardan Allah razı olsun, vesselam.


+Netflix ve sosyal medya uygulamalarının kısıtlaması kanunu hakkında ne düşünüyorsun?
-Yani gençlere muhalefet çok gaz verdi bu konuda maalesef, herkes kapatılacak diye sövmeye başladı, alınan kararlar bence uygun, Fransa sosyal medya suç yasasında bulunan hükümler ve zaten kalıplaşmış hükümler, devlet sosyal medya denetiminde (denetim devletin genel sorunu) hassastı ve zayıftı, simdi taşlar yerine oturdu. Gayet uygun ve olumlu bir karar.


+Ne iş yapıyorsun?
-Öğrenciyim, Kendi ilimdeki Fen Lisesinde son sınıfım, ek olarak aralıklarla fırsat buldukça işte çalışırım (İnşaat, bahçe işleri vs.)(Avare adam değilim) :D


+Röportajı akşam üzeri yapmamızı istemiştin inşatta çalışacağını söylerek. İnşaatta çalışmana rağmen ülkenin ekonomisini,doları,enflasyonu ve işsizliği nasıl yorumluyorsun?
-İnşaatta hobi olarak amcamla harçlık amaçlı çalışıyorum, maddi durumum idare eder, kimseye muhtaç değiliz. Ancak ekonomide piyasadaki büyümeyi es geçerek yanlış bir eleştiri anlayışıyla kimse ekonomiyi eleştirmemeli, bu ön yargı olur, tanı hatalar kusurlar var, Türk lirası konusunda, dediğin gibi enflasyon konusunda, işsizlik konusunda ise devlet kendi işsizlik yapıyor. Öğrenciler sayılmasa da ev hanımları işsiz sayılıyor. Bunlar Avrupa'da sayılmaz. Ekonomi yalnızca dolara bağlı değil, mesela gezi olaylarında rakamsal mânâda piyasada Türkiye ekonomisinin rakamları çok düştü, ama dolar 2 kuruş arttı, devlet 1,5 milyar borca girdi. Şimdi dolar iki kuruş arttı diye hiçbir şey olmamış mı oluyor? Yani bu konuda ön yargılar var ama devletin de hataları çok. InşAllah hata yapılan konularda da düzenlemelerle gelişmeler yaşanır ve piyasadaki gibi büyüyen bir ekonomi oluruz.


+Son seçimlerde kaybedilen büyük şehirler hakkında düşüncelerin nedir,Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaşı başarılı buluyor musun?
-Ekrem Imamoğlu'nu fazla söz konusu edip hükümet de yanlış yapıyor, hatalarını söze getirip coşartıyorlar, tabi Istanbul genel olarak kötüye gidiyor bu sabit ama devlet bu konuda biraz sakin kalmalı, Istanbullu görecek zaten en sonunda herkes sakin olsun, Tevfik yeterli sen niye giriyorsun konuya .d
Mansur Yavaş da Ankara'da bir miktar iyi hizmeti var, ancak Ankara da genel olarak kötüye gidiyor. Hizmet konusunda eksikleri çok, ancak halkın Akp'ye husumetinden yeni adam görmek istemelerine bağlı, halk "Yine kontrol akpde olsun" dercesine meclislerde akp çoğunluğu sağladığı için akla ziyan icraatlar geçmiyor. Akp bu belediyeleri bir nebze kurtarıyor diyebiliriz.


+Zamanında Erdoğan'ın iki yaveri şimdi de muhalifi olan Ali Babacan ve Davutoğlu hakkında ne düşünüyorsun?
-Fetö terör örgütünün akp içine girip kullandığı büyük kozlar. Fetö açıkça amerikaya bağlı ve amerikanın istekleri doğrultusunda adamlarını yönetiyor. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu bu konudaki baş oyun taşları, bunlar akpyi bölüp dindar yaygarasıyla oy toplama ve chp ile de organize olup, sonuç olarak yine akpyi devirme oyununa alet olmuşlardır. Bunların rezaletini görmeyip gelecek partisine vs kayanlar var gerçekten. InşAllah bu plan tutmaz.


+Akp gençlik kollarına üye misin?
-Hiçbir partiye ya da cemaate bağlı değilim, akp gençlik kollarının benim yaşadığım şehirde bir kurumu vs var mı onu bile bilmiyorum.


+Diyelim ki AKP kaybetti sokağa çıkıp RTE’yi savunur musun?
-Savunurum, lakin sokağa çıkıp değil (.d) Ki şuan hükümet onlarda diye savunduğum falan yok, zaten akpyi ne olursa olsun savunan biri de değilim, ancak hakkında atılan iftiralara vs. karşı çıkan biriyim, hatalarını da bir çok kez dile getirmişliğim var zaten.


+Uslanmaz bir "TAYYİPÇİ" misin,başka bir partiyi benimseyebilir misin?
-Dediğim gibi uslanmaz ve eleştirmeyen bir yapım yok, eleştiririm lakin "Fetöcü akp" "Terörist akp" "yıkımcı akp" gibi söylemlere şiddetle karşıyım ve aksini yalansız bir şekilde savunurum.
Tabi ki de akp dünyadaki tek ve en iyi parti değil, daha iyisi, daha çok hizmet edecek ve daha samimi bir parti olursa başka partiye daha yakın olabilirim. Dediğim gibi akpli sayılmam tamamen, ancak yakınım.


+Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye yararları nedir?
-Burada 21 yılı ya da onun İstanbul dönemini filan anlatamam, lakin şunu söyleyeyim ki Türkiye Cumhuriyetini şuana kadar en çok geliştiren ve en çok hizmet eden bu şahıs ve partisi, ekibidir.


+Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra başa gelmesi gereken kişi kimdir?
-Şuanda bir erken tahmin yapamayacağım, ancak RTE'den daha iyileri, daha zekileri, daha ilerici olanları dolusuyla var, bunları önce kendini keşfetmesi, sonra bu işe başlaması, sonra da halkın bunu keşfetmesi lazım. Ancak daha ne vatanseverler var, daha ne siyasetçiler çıkacak bir gençliğimiz var.


+Ak parti iktidarının muhalefete saygısızlık ederek,kendi fikirlerine uymayan ya da kendisiyle uzlaşmayan kişileri terörist,fetocu veya vatan haini diyerek nitelendirilmesi hakkında ne düşünüyorsun?
-Aslında bu tam olarak böyle sayılmaz. Muhalefetteki fetöcüler bir bir açığa çıkıp kendini belli ediyor, bu doğru ama akpliler bunların tümünü bu yüzden yargılamıyor. Mesela referandumda "Hayır" diyenler fetöcü haindir, ya da teröristtir diyen birileri var sanırsam akp cephesinde, yalnız bunu tüm akpye yığmak da doğru değil. İşin doğrusu, hayır diyenlerin arasında fetöcüler, teröristler var diye, tüm hayır diyen vatandaşlar da mı terörist fetöcü oluyor. Bu cok saçma, ve soruda belirtildiği gibi de saygısızca, ancak bunu yapanlara ithafen bunu söylemeli, yoksa eleştiri hedefinin yaptığını yapmış olursunuz.


+15 Temmuzda nerede ne yapıyordun?
-O zaman evdeydim ve gece o saatlerde tam uyumak üzereydim televizyonun başında ailemle, darbe olduğunu öğrendim her kanalda yayınlanmasıyla, velilerim derhal meydana çıktı ve ben de kardeşlerime göz kulak olmak için evde kaldım, sonraları beraber çıktık zaten meydanlara ama benim yaşadığım küçük şehirde bir olay yaşanmadı.


+T.C tarihinde ülkeyi en iyi yöneten kişi kimdi?
-Tarihini ve bugünü sayarsak Rte demek zorundayım, gelişme durumunu göze aldım.Yakın tarihten kasıt ise Turgut Özal diyebilirim.


+Ezanlar Türkçe okutulmalı mıdır?
-Ezanlar Türkçe okutulamaz. Her şey asılıyla güzeldir ve aslından çıkarılmamalıdır. Aksi hatadır.


+Laiklik hakkındaki düşüncelerin nelerdir,devletin dini olur mu?
-İslam toplumsal kurallar ve kısıtlamalar içermektedir. Islam bize devlet hükümleri konusunda da belli sorumluluklar ve kısıtlamalar getirmiştir. Islam bütün olarak kabul edildiğine göre, laiklik Islama ters düşmektedir.


+Ülkede şeriat olmadığı için kendini rahatsız hissediyor musun?
-Evet, kendimi rahatsız ve sorumlu hissediyorum. Benim sorumluluklarımdan biri de ülkemde Şeriat ile hükmedilmesidir. Ancak bu konuda öncelikle ön yargılar silinmeli, gerekli eğitim verilmeli, maalesef de bu konuda çok geriyiz


+Lgbtq hakkında ne düşünüyorsun?
-Lgbt her haramın da olduğu gibi bir sapkınlık türüdür. Nasıl zina haramsa, cinayet, tecavüz haramsa bu da toplum ahlakını bozan, kişi ahlakını da yerle bir eden bir haramdır. Toplumsal yanına bir örnek vereyim, mesela hayal edin ki "Love is love" hisler serbesttir ilkesinden yola çıkılarak bu normalleşiyor ve propagandalarına, gösterilerine vs. izin veriliyor, böylece haram normalleştirilmiş, toplumun ahlaki çöküşü de hızlandırılmış oluyor, sonuçta bu eşcinselliğin normalleştirilmesinin devamında ölü sevicilik, pedofili ve diğerleri de yine aynı ilkelerden dolayı serbestleşiyor ve yaygınlaşıyor, bu durum toplumsal bir çöküştür ve kıyameti getirecek azabın baş sebeplerinden olacaktır. Işte bu yıkımın yaşanmaması ve toplumsal ahlakın korunması amacıyla Islamın yasak kıldığı bu haramın yayılmasına, propaganda ve yaygarasının yapılmasına bir Müslüman olarak kesinlikle karşıyım.


+Çocuk evliliklerini doğru buluyor musun,bu konu hakkındaki düşüncelerin nelerdir?
-Önceki cevabımda belirttiğim gibi yine toplumsal yıkıma uğratacak bir bela olduğunda aynı şekilde karşıyım. Eşcinsellikle ilgili görüşümle aynı görüşteyim.


+Çocuğun eşcinsel olsa tepkin ne olurdu,çocuğu eşcinsel olan evebeyinlere ne tavsiyede bulunursun?
-Gerekli psikolojik, ruhsal desteği versinler, uzmanlara götürüp bu sapkınlıktan kurtulmasını sağlasınlar. Çözülmeyecek bir sorun değil, ben de bunları yapardım. Sert tepki uygun değildir, geri tepebilir.


+İleride oğlun baba ben ateist oldum derse ne yaparsın?
-Tabi ki yine sakin ve düstürlu bir biçimde Islamı anlatırım, bu eğitimsizliğin sonucudur, gerekli eğitimi (bundan önce aldırmadığımdan belli) almasını sağlarım ve bu konuda daima baş danışmanı olurum. Ancak inşallah oğlum ya da kızım aklı başında ve araştırmacı bir yapıda olurlar da böyle sapkınlıklara düşmezler.


+İleride siyasete atılmayı düşündün mü hiç?
-Yani siyasetin içi pek temiz değildir, yalan dolan, başkasının üstüne basarak büyüme (ancak bu şuan ilerlemek için bazılarının sınandığı durumlar) yani bana göre değil diyebilirim şimdilik ama belli olmaz.


+Ak partiyi yerden yere gömen u/KumuriBey'i neden mod yaptın?
-Kendisini tanıyan ve bilen biriyim, kendisiyle konuşup anlaştık ve verdim.


+Sevdiğin kadın kapalı değilse evlenmekten vazgeçer misin?
-Hayır tabi ki, gönül bu (tabi yanlış anlaşılmasın nefsani arzuları kontrol etmek ve haram kısımdan uzak kalmak önemli) ille konabilir. Bu ayıp değil, böyle bir şey düşünmem, evlilik gönül birlikteliğiyle olmalı açık kapalılıkla değil.


+Türkiye'de yaşamanı sürdürmek yerine bir Avrupa,Amerika veyahut Arap yarımadasındaki bir ülkede yaşamak ister miydin?
-Hayır, çünkü ben memleketim için çabalamak istiyorum, (başka ülkelere gurbete giden bazı kardeşlerimi müstesna tutarım) ziyaretler olur ve olacaktır, bu doğal bir şey, yalnız başka ülkede kafamı koyup yan gelip yatmak istemem açıkçası.

+ turkey ve svihs hakkında ne düşünüyorsun?
-Ben ilk linçimi turkey de yedim, ama ortamını bilmeme rağmen bu kadarını tahmin etmezdim. Dini bir konu açılmıştı, Islama iftira atılıyordu (ingilizce şekilde) ve ben de aksini söyleyip reddettim, sonrasında dolusuyla insanla bu konular hakkında çok uzun bir tartışmaya giriştim, bu kadar fazla tepki alması zoruma gitmişti ama ingilizce uzun uzun tartıştığım bir çok kişi olmuştu, kendilerinde kaldı iftiraları o ayrı ama ilk olması açısından şaşırtmıştı.
svihs konusunda ise zaten Islam karşıtı bir sub, benim islam da yahudiler hakkında yazdığım kısa bir yorumu da kullanmaları hoşuma gitmemişti, zaten tuhaf bir şekilde hedef gösterdikleri birkaç post vardı, bunlarda da birçok tartışma vs yaşandı ama bu tür sublar çoğunlukta, benim deliler diye bir sub kurmam da buradan çıktı.

+Kadir Mısırlıoğlu'nun en sevdiğin sözü?
-"Aziz gençler, haddinizi bilin, hakkınızı da bilin! Ezik olmayın! Siz bir Cihan Imparatorluğu'nun varisisiniz! Dünyaya o gözle bakın!"
Bir çok sözü var ama en çok hoşuma gidenlerden biri bu.


+Necip Fazıl Kısakürek'in en sevdiğin şiiri ve neden sevdiğin?
-Kaldırımlar, kendisi zaten kelimelerle adeta oynayan ve müthiş bir ustalıkla dizen bir şairdir, fikir adamıdır. Sevdiğim yanı ise diğerlerinde farklı gördüğüm edebi ve ruhsal dokunuşlar.
Tabi şiir bu herkesin görüşü sevdiği düşündüğü başka olabilir. Nazım da değerli bir şairdir mesela.
*Nazım Hikmet


+Müslüm Gürses dinlerken kendine jilet çektin mi?
-Güzel bir soru, ancak pek dinlemem bu tür müzikler, dinlediklerimi de beğendim, içinde de yaşıyor gibi söylüyor. Jilet ise kullanmam .d


+Menemeni yumurtalı mı yersin yumurtasız mı?
-İkisini de severek yerim .d


+En sevdiğin PS4 oyunu?
-Pek oyuncu da değilim fakat Ps4 'de GTA5 diyebilirim. Oynadığım az oyun var ve sevdiğim 4 oyun oldu küçüklükten beri, Mound and Blade, GTA, PES ve Age of Emires.


+Röportajımız burada son buluyor.Katıldığın için çok teşekkür ederim, son olarak bu soruları sana gönderen kullanıcılara ne söylemek istersin?
-Tabi ki, aslında söylenecek çok şey var fakat kısaca bahsedeyim. Dini konularda araştımanız için her türlü kaynağı irdeleyip tartışan Youtube kanalı 'Kafile'yi, dini konularda sorularını bu kanalın düzenlediği yayınlarda vs sorabilirler ve "Kırmızı Asa" serisini, onun analizlerini, soru cevaplarını, canlı yayınlarını izleyebilirler. Ancak ısrarcı olup inatlaşsınlar ki bu tahkiki imana girmelerine vesile olsun. Siyasi müesseselerde ise her fikirden haber sitelerini takip etmeleri yeterli aslında, ama bir çok gazeteci de dahil. Görmelerine yetecektir. Tarihi konularda bir çok tarihçi var, mesela tarih okumaktan sıkılan kardeşlerime Yavuz Bahadıroğlu'nun tarihi romanları iyi gelir. Sonrasında belgeli kitaplara yönelip öğrenme devrine geçsinler, bu konuda da mesela yine Yavuz'un Resimli Osmanlı Tarihi kitabı iyi bir özet, Selçuklu Sultanlarının biyografi serileri, eski dönem tarihi konularına baksınlar, yakın tarihte de doğrudan kaçmayacak olan kardeşlerim Belgelerle Gerçek Tarih'i okuyabilir. Yakın tarih konusunda tek kaynak Kadir Mısıroğlu değil, Çamdarlı da var. Bardakçı'yı da okuyabilirler, ya da Anapalı'yı. Sözü daha fazla uzatmadan, öncelikle ben teşekkür ederim, hepinize saygı ve selamlarımı iletip hepinize esenlik dilerim.
*Çandarlı



önceki röportaj
sonraki röportaj
Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz kişileri lütfen yorumlarda belirtiniz.
ShitpostTC Moderation Team
submitted by vez_ko to ShitpostTC [link] [comments]


2020.07.13 14:08 ekremimamoglufan BAŞKAN İMAMOĞLU: “KANAL İSTANBUL, BİR AVUÇ İNSAN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

BAŞKAN İMAMOĞLU: “KANAL İSTANBUL, BİR AVUÇ İNSAN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
https://preview.redd.it/ndx0tyry7ma51.jpg?width=780&format=pjpg&auto=webp&s=3f25d91a83d05d336702aa7703c092c7920ee183
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, Katar Emiri’nin annesinin Kanal İstanbul çevresinde aldığı tarla vasfındaki 44 dönümlük arazinin imara açılmasıyla ilgili soruya, “Türkiye’de, Türk halkının gündemi; işsizlik, ekonomi. İstanbul’daki halkın gündemi; işsizlik, ekonomi. İlave edebiliriz; deprem. Yani (Kanal İstanbul) zihninde bile yok; zinhar karşı ama acele var. Demek ki acele etmelerinin sebepleri var. Ben hep diyorum; o bir avuç insan. Onlar için çok kıymetli. Ben de santim santim takip ediyorum. Yarın saat 10.00’da Şehircilik Bakanlığı’na gideceğim, o işte ama Katarlıdır ama şu ülkelidir ama bu ülkelidir… Kim bu yatırımı yapmışsa, bu planların bir avuç insan için hazırlandığını, İstanbul’un katli anlamına geldiğini, İstanbul’a bugüne kadar yapılan ihanetlerden milyonlarca kat daha fazlası olduğunu iddia ederek itirazımı yapacağım. Hukuksal zeminde İstanbul halkının bu ihanete uğramasına asla izin vermeyeceğiz” yanıtını verdi.
📷
SARIYER / İSTANBUL
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yapımına 7 Haziran 2017’de başlanan, ancak geçmiş yönetim döneminde durdurulan F4 Rumelihisarüstü- Aşiyan Füniküler hattındaki çalışmaları yeniden başlattı. İmamoğlu, konuşmasının ardından kameraların karşısına geçti ve gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu’nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:
“KANAL İSTANBUL, İSTANBUL’UN KATLİ ANLAMINA GELİR” - Kanal İstanbul’a ilişkin imar planlarındaki değişiklikler sürekli gündeme geliyor. En son, Katar Emiri’nin annesinin aldığı 44 dönümlük bir arazi gündemdeydi. O arazi, tarla vasfından ticaret ve konut alanına döndü imar üzerinde. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?
“Kanal İstanbul’la ilgili gündemi santim santim takip ediyoruz. Tüm bilimsel verilerle de süreci destekleyen, yanlışları ortaya koyan ve Kanal İstanbul’a karşı duruşumuzun aslında yüzde 100, yüzde 1 milyon ne kadar doğru olduğunu ispat eden birtakım çalışmaları da sürdürüyoruz. Şunu ifade edeyim: İstanbul’da, masum insanların depreme dayanıksız olan binalarında yaşamlarına devam ettikleri, masum birtakım planlamaların yıllarca beklediği - ama Şehircilik Bakanlığı’nda ama İBB’de- bir sürecin yerine, siz, Kanal İstanbul’la ilgili bu süreci 6-7 ayda bitireceksiniz, 100 binlik, 5000’lik, 1000’lik planları askıya asacaksınız. Bu acele ne için? Kim için? Kime hizmet ediyor? İstanbullunun, Türk halkının, Türkiye’deki insanlarımızın, vatandaşlarımızın bu konuyla ilgili acelesi mi var? Türkiye’de, Türk halkının gündemi; işsizlik, ekonomi. İstanbul’daki halkın gündemi; işsizlik, ekonomi. İlave edebiliriz; deprem. Yani (Kanal İstanbul) zihninde bile yok; zinhar karşı ama acele var. Demek ki acele etmelerinin sebepleri var. Ben hep diyorum; o bir avuç insan. Onlar için çok kıymetli. Ben de santim santim takip ediyorum. Yarın saat 10.00’da Şehircilik Bakanlığı’na gideceğim, o işte ama Katarlıdır ama şu ülkelidir ama bu ülkelidir… Kim bu yatırımı yapmışsa, bu planların bir avuç insan için hazırlandığını, İstanbul’un katli anlamına geldiğini, İstanbul’a bugüne kadar yapılan ihanetlerden milyonlarca kat daha fazlası olduğunu iddia ederek itirazımı yapacağım. Hukuksal süreçler devam ediyor. Hukuksal zeminde İstanbul halkının bu ihanete uğramasına asla izin vermeyeceğiz. Devam ediyoruz takibe.”
AYASOFYA YANITI - Geçtiğimiz günlerin en çok konuşulan konusu da Ayasofya’ydı. Sizin konuya ilişkin açıklama yapmamanız da bazı kesimlerce değerlendirildi. Ayasofya’nın müzeden camiye dönüştürülmesine ilişkin değerlendirmeleriniz ne olacak?
“Bir kere Danıştay’ın kararı hayırlı olsun. Böyle diyebiliriz, ama tek başına bu yetmez. Bu toplumun kaygıları var. Bir yıl önce bu kaygıları dile getiren Sayın Cumhurbaşkanı özellikle uluslararası alandaki riskleri. Ne değişti? Yani bu riskler duruyor mu, durmuyor mu? Özellikle Müslüman kitlenin, Müslüman kardeşlerimizin hatta halkımızın bireylerinin yaşadığı uluslararası tehditler giderildi mi? Yani bu karar, bir istikamet sapmasına sebep olmamış mı oluyor. Yani bunlara ben değil, bence kendileri ya da bu işin muhatapları cevap vermeli. Ben, bugün açıklamamı yaptım oradan detaylara bakabilirsiniz. Tekrar ifade ediyorum; manevi olarak, maddi olarak böyle bir husus Türkiye insanımıza, Türkiye’deki halkımıza, Türk halkına fayda getirecekse, mutlu edecekse, uluslararası alanda itibar kazandıracaksa elbette ‘Yanındayım’ diyorum. Ama bunları sorgulamadan, tartışmadan, konuşmadan bu süreç geçmez. Bu konuştuklarım bile yetmez. Bir kelimeyle ya da bir cümleyle bu konuya tweet atacak kadar sürece çok basit bakan birisi değilim.”
HACİZ YANITI: “İSTANBUL’UN KAYNAKLARINI HALK YARARINA KULLANDIĞINIZDA İŞLER RİTMİK YÜRÜR” - Birçok metro hattı yarım kalmıştı. İBB’nin 565 milyon liralık parası haczedildi. Bu konuda bir girişim olacak mı?
“7-8 yıllık alacağı olan bir kurumun, geldiğimizde alacağı vardır, uzlaşma zemini ya da planlama ile ilgili süreç yükü bizde kalmıştır. Bu süreçleri devam eden bir işti. İşin bu tarafını bir yere koyuyorum. Ama kamuoyuna şunu hatırlatmak istiyorum: Bir kamu bankası, göreve geldiğimiz gün, limitleri olan, belediyemizin kredi kaynaklarını kapattı, kullandırtmadı. Bir kamu bankası, milyonlarca insanımızın, milyonlarca liralık, 10 binlerce insanımınız bağışladığı paraları bloke etti. Şu an vatandaşın eline ulaşacak, mağdur olan insanların kullanımına fırsat verilecek süreci tıkadı bir kamu bankası. Bir proje finansmanı için kullanılmak üzere hesabında duran bir parayı, normalde koruması, belediyemizle iş birliğini son ana kadar taşıması ve irtibatta olması gerekirken telefona bile bakmayan, bakamayan, siyasi talimatla süreci yöneten bu tür anlayışların tümüyle ahlak dışı kamuoyuna deşifre edilmesi gereken bir süreç olduğunu dile getiriyorum. Ayıptır, yazıktır. Takip ediyoruz süreci. Bu ahlakdışı tutumları da takip ediyoruz. Böyle bir işlem yapılmıştır. Vicdanen, hukuken sorgulamaya devam ediyoruz. Ama şunun altını çizelim: İBB olarak, belediyemizin ve İstanbul’un kaynaklarını, nimetlerini, birilerinin kanalına değil, birilerinin alanına değil, kamu çıkarına ve halk çıkarına kullandığınızda, bu işlerin nasıl ritmik yürüyeceğini ispat etmek için buradayız ve bunu yapacağız. Kimse endişe duymasın. Elbette ki ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Ama bizim özellikle ulaşımdaki birinci meselemiz, metrodur. Bu hatlarla ilgili sıkı, kararlı adımlar atıyoruz. Finansman konusunda da bugüne kadar başarılamayan oranda imzalar attık. Bundan sonra da atmaya devam edeceğiz.”
“BİZİ TAKİP ETSİNLER” - Sarıyer’le ilgili yapacağınız çalışmalar nelerdir?
“Sarıyer’de beni, her gün ihmal edilmiş bir sürpriz karşılıyor. Başlatılmış birçok işin ihmal edilmesiyle geciktirilen hususlar, can sıkıcı. İşte bir tanesi burası, bu finüküler hattımız. Ki Duatepe için çok özel bir hazırlığımız var. Yani Duatepe’nin geçmişte perperişan edilmesi ve şu anda ne olduğu belli olmayan bir şekilde kullanılma sürecinin yaşatılıyor olması, çok üzücü. Biz Duatepe’yi, turizm destinasyonu olarak kullanma niyetindeyiz. Çok özel bir hazırlığımız ve sürprizimiz var. Bunu, Sarıyer halkımıza duyuracağımız günler yakın. Bir yarışma ile beraber Duatepe’yi çok özel bir noktaya taşıyacağız. Sürprizlerden etti iki. Üçüncüsü Atatürk Kent Ormanı. 6-7 aydır Meclis gündeminde bekliyordu. İnşallah ismi bu oturumlarda onaylanacak. ‘Atatürk Kent Ormanı’ diye anılacak. Tabelamızı astık, sonra daha güçlüsünü asacağız. Bin 100 dönümlük bir alanın İstanbul halkına sunulmaması ve oranın niçin bekletildiğini benim bir türlü anlamamam… Yine Büyükdere’deki, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkenin gerçek gelişimine katkı sunmak adına meyve fideciliğinin, meyve yetiştiriciliğinin gelişmesi adına açtığı fidanlığın o şekilde yıkık dökük kalması, İstanbul’un en güzel noktalarından birinde öyle durması insanın her yerini yakar yani. Bu kadar üzücü olur. Gezince heyecanlandım. Bir an önce 300 bin metre karelik alanı da inşallah hem Sarıyer halkımıza hem de bütün İstanbullulara, yine o gerçek ilk başlangıç fonksiyonu da yitirmeden yani hem meyveciliği hem oradaki fidan yetiştiriciliği o ilk Cumhuriyet’in kuluçkalarından biri olan kimliğini koruyarak İstanbullulara ve Türkiye’ye katacağız. Metruk durumda duran, aktif olmayan, neredeyse 1,5 milyon metre kare yeşil alanı sadece 1,5 – 2 yılda Sarıyer’in hizmetine sunmak bile çok kıymetli. Sarıyer, zaten yeşil ama burada elde ettiğiniz her yeşil İstanbul halkına dokunuyor. Başka işlerimiz de var ama bu değerli noktaları anlatmak istedim. Bizi takip etsinler, çok güzel işler geliyor. Hep birlikte başaracağız.”
Video: https://we.tl/t-tUR9ASc2BP
https://preview.redd.it/syw06hw58ma51.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=b2eea1aa2a22f5b7d1907aaa975f3551cb21ae84
https://preview.redd.it/5p3jx8y48ma51.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=bfd0ab80fd43a2c6a92698ade426aac74e34c281
submitted by ekremimamoglufan to u/ekremimamoglufan [link] [comments]


2020.07.09 00:35 lerze1232 İstanbulun göt deliği semtleri #1

BAŞAKŞEHİR - Halkının %70ını iktidar zengini %15ini sonradan başakşehire bağlanan mahallerlerinin (fenertepe ziya Gökalp gibi) kalan %10unu ise suriyelilerin (ufak kısmı sanayide çalışıp mahallede yaşayan büyük kısmı ise zengin suriyeliler yani başakşehirin tam içinde yaşayanlar) %5 ini ise memurların oluşturduğu ilçedir. -Başakşehirde oturan kısmı akpartiden ve belediye hizmetlerinden aşırı memnunlardır mahallelerde yaşayan kesim ise yer yer memnun olmakla birlikte çoğunluk belediye hizmetlerinden kat i suretle memnun değillderdir. - Başakşehir dışarıdan gayet temiz ve nezih gözükse de mahallelere giden hizmet çok azdır atlar boklar püsürler dolanır anlayacağınız sadece kendi adamlarına hizmet taşınıyor. -Genellikle jip tarzı yüksek arabalarda michael corse çanta giyip 50000 100000 tl lik takılar takan başörtülü ve kul hakkını asla yemeyen 18 30 yaşlarında ablalar görürsünüz (o kadar fazla ki dışarıdan gelenlerin gözüne ilk çarpan detaylardandır) -Erkek gençliğine gelecek olursak başörtülü ablalardan farkları pek farkları yoktur lafa gelince vatan millet din islam müslüman ama arka taraftan yapmadıkları görgüsüzlük işlemedikleri görgüsüzlük yoktur. -Olgun kesimde kadınlar birbirlerine kocasının arabalarıyla hava atarlar ve sürekli evlere yardım gelir(evlerin minimumu 600.000 tl) görgüsüzdürler çünkü sonradan görmedirler. Lafa gelince şöyle anlayışlı böyle yardımseverler lakin tek yardımları akrabalarınadır. -Yinelemiş gibi olacağım ama görgüsüzlük ve cehalet diz boyu kütüphanede bile telefonla konuşan kakara kikiri sohbet eden insanlar bulursunuz sürekli hatta bir sıralar kütüphanede kek ve çay servisi vardı ücretsiz ama o mini cooperlarda dolanan ablalar her dağıtım saatinde koli koli almaya çalıştığı için kaldırıldı. Benim gözlemlerim bu kadar aşağı yukarı orada yaşayıp da yorumlara bir şeyler eklemek isteyenleri beklerim Not: Uğramayın çok boktan mekan.
submitted by lerze1232 to KGBTR [link] [comments]


2020.06.23 23:34 Mitralyoz1 Avrupalılar neden Türk’leri Türk’e benzetmiyor?

Avrupalılar neden Türk’leri Türk’e benzetmiyor? Yurtdışına çıkanlar bilir. Türk olduğunuzu söylediğiniz de karşınızdaki şok geçirir ve hemen yanınızdan uzaklaşır, sizden soğur. Bazıları ise “Siz Türk’e hiç benzemiyorsunuz” der. Peki, neden siz Türk’e benzemiyorsunuz derler? Avrupa’ya göre Türk imajı nedir? Madem öyle bunları bizden duyun. Bunun başlıca kaynaklarından biri İslam dinidir. İslam’a inanan milletler genel itibariyle görünüş olarak koyu tenli ve ucube bir yapıya sahiptir. Çünkü İslam dünyasında akraba evlilikleri çoktur. Teyze kızı, hala kızı, amca kızı ile evlenenler çoktur. Haliyle böyle olunca ucube bir çocuk meydana geliyor. Bir de renk koyu olunca ortaya tam anlamıyla bir lağımdan fırlama insan çıkıyor. Biz bunu Müslümanlara hakaret amaçlı söylemiyoruz lakin akrabasını en çok sikenler Müslümanlar olduğu için bu gerçeği de dile getirmek mecburiyetinde kalıyoruz. İslam ülkeleri içinde Akraba evliliği en düşük olan ülke Türkiye’dir. Normalde Türkiye’de akraba evliliği yüksektir fakat diğer İslam kimlikli ülkeler ile kıyasladığımız da bizim ülkemizde bu oran daha düşük oluyor. Şimdi Avrupa’ya İslam ülkelerinden bir sürü göç geliyor. Hangi milletten olduğu önemi yok bunların. Lakin aralarındaki tek ortak nokta ucube bir görünüme sahip olmaları ve ekseriyetle bok tenli olmaları. Sonra haliyle eli yüzü düzgün bir Türk Avrupa’ya gelince siz Türk’e benzemiyorsunuz diyor. Zira adamlar Müslümanlığı bir ırk olarak görüyor ve Müslüman olan biri kesinlikle koyu tenli ve çirkin görünümlü bir imaja sahip olmalıdır düşüncesi ile harekete geçiyorlar. Tam da bu yüzden kafalarındaki Türk imajını koy tenli ve çirkin, tipik bir çöl insanı olarak lanse ediyorlar. Meselenin kısaca özü budur. Nasıl ki bizdeki Aleviler Arap Ali’nin peşinden gitmeyi ayrı bir ırk olarak görüyorsa Avrupalılar da Müslümanları bir ırk olarak görüyor ve bu ırkın özelliklerini de koyu ten, çirkin surat, kısa boy gibi etmenlerle çeşitlendiriyorlar. Hülasa Türkler gavadlık yapıp akrabasını sikmesin. Yoksa sizi krematoryuma atarız. Tigir:Er Düşünce Sistemi akraba evliliğini ve ucubeliği yasaklar. Türk dediğin estetik olur.
submitted by Mitralyoz1 to KGBTR [link] [comments]


Tayland'in Köyündeki TEK MÜSLÜMAN Aile ve HAYATLARI ~103 ... Müslüman Ülkeler Birleşip 'TEK BİR DEVLET' Olsaydı? Yeşilçamın Müslüman Olmayan Ünlüleri! - YouTube Neden tek gözlü değiliz? - YouTube TEK BAŞINA VE KULAKLIKLA İZLE! UTANCINDAN AĞLAYACAKSIN! / Hüseyin Çevik İsmail Saymaz: Dünyada Müslüman olup demokratik ve laik bir devlet inşa edebilen tek ulussunuz. Tek Başına hdp'lileri Susturan Genç - YouTube SADECE BİR HAREKETLE BİNLERİ MÜSLÜMAN YAPTILAR - FATİH ... TEK SORU İLE ATEİZ Mİ ÇÜRÜTEN GENÇ (ALLAHU ALLAH) Tek Renk Alışveriş Kapışması - YouTube

Müslüman Olmanıza Tek Başına Yetmeyecek 8 Şey Suffagâh

  1. Tayland'in Köyündeki TEK MÜSLÜMAN Aile ve HAYATLARI ~103 ...
  2. Müslüman Ülkeler Birleşip 'TEK BİR DEVLET' Olsaydı?
  3. Yeşilçamın Müslüman Olmayan Ünlüleri! - YouTube
  4. Neden tek gözlü değiliz? - YouTube
  5. TEK BAŞINA VE KULAKLIKLA İZLE! UTANCINDAN AĞLAYACAKSIN! / Hüseyin Çevik
  6. İsmail Saymaz: Dünyada Müslüman olup demokratik ve laik bir devlet inşa edebilen tek ulussunuz.
  7. Tek Başına hdp'lileri Susturan Genç - YouTube
  8. SADECE BİR HAREKETLE BİNLERİ MÜSLÜMAN YAPTILAR - FATİH ...
  9. TEK SORU İLE ATEİZ Mİ ÇÜRÜTEN GENÇ (ALLAHU ALLAH)
  10. Tek Renk Alışveriş Kapışması - YouTube

İnsan hayal gücü, tek gözlü yaratıklarla yakından ilgili ama gerçekte böyle bir yaratık hiç var mı acaba? Siz hiç tek gözü olan bir canlı gördünüz mü? Var. H... TEK BAŞINA VE KULAKLIKLA İZLE! UTANCINDAN AĞLAYACAKSIN! / Hüseyin Çevik Kalbi temiz olan ama namaz kılmayan Müslüman! Namaz kılmamasına rağmen kalbinin temiz... TEK SORU İLE ATEİZ Mİ ÇÜRÜTEN GENÇ😱😱 (ALLAHU ALLAH) ... iyi ki Herkes Camiler e akın etmeye başladı.Hristiyan lar ve Yahudiler Şaşkına döndü.Çin de 1 Milyar insan Müslüman ... Tayland'in Köyündeki TEK MÜSLÜMAN Aile ve HAYATLARI adli 103. vlogumuzda Tayland Bangkok yakinlarinda kucuk bir koye ugradim. Size yerli yiyecekleri ve Thai ... Yıllardır tartışılan ve birçok kişinin hayal ettiği bir konu.İslam birliği.Birçok kişi tarafından müslüman ülkeler birleşse dünyada yeni bir süper güç oluşur,huzur ve barış ... Ahsen Tv'den yok artık diyeceğiniz Röportajlar ve Sosyal Deneyler için Kanalımıza ABONE olmayı unutmayın Yine çok eğlenceli bir video çektik. Bu kez arkadaşlarımız şanslarına çıkan renk ile ilgili alışveriş yapacaklar. Bu alışverişte en fazla sayıda ürün alan ka... Bir hareketle binlerce kişiyi müslüman yapan judo ustası. Gol attıktan sonra futbol da dini ınancını temsil eden Mo Salah ve Messi. Yılların ustası Muhammed ... İsmail Saymaz: Dünyada Müslüman olup demokratik ve laik bir devlet inşa edebilen tek ulussunuz. Dünyada muteber bir ülke olmanızın, özgür ülke görülmenizin sebebi halkınızın ... Türk sinemasının unutulmaz efsaneleri arasında yer alan ünlülerimizden bazıları Müslüman değillerdir, Avrupa da doğup daha sonra Türkiye ye gelende var yada ...