Aynı kızlar

Öyle birşey asla istemem. Ama ben bazen sevişirken daha fazla zevke getirmek, daha fazla zevk vermek istiyorum. O an da benden iki tane olsa ya da benimkinden iki tane olsa keşke diyorum. Ona aynı anda tüm zevkleri yaşatsam, onu daha da zevke getirsem diyorum. Ama asla paylaşamam 2020 Genç Kızlar Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Türkiye 19 Yaş Altı Kız Milli Takımı, İstanbul'a geldi. ... Bu sene aynı şekilde. Bir önceki sene dünya ... 29.Eki.2018 - vàtànım sensin adlı kişinin Pinterest'te 216 kişi tarafından takip edilen 'kapalı kız resimleri' panosunu keşfedin. Kızlar, Resim, Fotoğraf hakkında daha fazla fikir görün. ünlülere özentinin şu son dönemde artmasıyla kızlar için söylenesi en ii söz ^^sarıya boyanmış saç ^^bronzlaşma ^^anormal güneş gözlükleri ^^anormal konuşma tarzı ^^artizlik hareketler ^^aynı saç modell.. Aynı sınıfta birlikte okuyan genç kızların duygularına, arayışlarına, mutluluklarına, mutsuzluklarına, özentilerine, uçarılıklarına, yaramazlıklarına, isyanlarına, bunalımlarına, umutlarına, çoğu hüsranla biten aşklarına yer veren bir kitap. Liseli Kızlar ve onların yaşadıkları bizlere yabancı değil. Kızlar, müzakereci polis tarafından ikna edilerek, eyleminden vazgeçildi. Bu anlara tanık olan çocukların arkadaşları da bina önünde gözyaşı döküp, sinir krizi geçirdi. İntihara kalkışan 2 kız ve sinir krizi geçiren 4 kız, sağlık kontrolü için ambulanslarla Gazi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kızlar 2 erkek tarafından aynı anda anal ve vaginal olarak iki deliktende ilişkiye girdiğinizi düşünün? ne hissedersiniz? hoşunuza gider mi? Güncellemeler: Takip Et. 0 0. Paylaş . Facebook. Twitter. Aynı anda iki delikten de ilişkiye girmek? Ne hissedersiniz? 3. 4. Görüşünü yaz. En İyi Erkek Görüşleri. Fazla kıyafetim yok almak içinde param yok yapıcak bir şeyim yok - Aşk İlişkileri Sorusu Kızlar ilk adet dönemlerinden sonraki iki yılda ortalama 5-8 cm. daha uzar. ... Bu gibi durumlarda, her çocuğun aynı zamanda ve aynı miktarda uzamadığını bilmeniz gerekir. Bu demektir ki, iki kız aynı büyüme aşamasında olsalar bile farklı boylarda olabilirler. Eğer kız oyunları seçerseniz, sadece ihtiyacı olan başkalarına yardım etmek, toplumda davranmaya, ama aynı zamanda savunmak için öğrenmek değil emin olun. Herhangi bir yaş için değişiyordu kızlar için birçok oyun, ne olursa olsun tatları ile büyüleyici bir maceraya girin.

YERLİ VE MİLLİ ALT-RIGHT ERGENLERE SVİHS!

2020.09.21 18:59 OTSUKARCI- YERLİ VE MİLLİ ALT-RIGHT ERGENLERE SVİHS!

Ülkemizde son zamanlarda acayip sikko bir tür ortaya çıktı. Bütün kavramları çorba edip birbirine katan, ne dediğini bilmeyen, yaşının ufak olması hasebiyle kör ve sebepsiz bir tarafgirliğe meyyal, kendini en boktan ile kıyaslayıp bir tık yukarıda olduğu için sevinen, milliyetçi (hatta özünde ırkçı ama gizlemeye çalışan), saçma salak bir grup. Kahir ekseriyeti 16-19 yaş arasında bunların gördüğüm kadarıyla. Sapına kadar otoriter ve devletçiler. Muhalif olmalarının yegane sebebi otoritenin kendilerinde olmaması ve büyük çoğunluğunun dinsiz olması. Statükonun iti köpeği olurlar yeri geldiğinde bunlar ve kendilerini buna rağmen farklı sanarlar. İncel ve s*ğcı yuvası kgbtr'den bir örnekle devam edelim:
Milliyetçilik savunması yapmış arkadaş ve milliyetçi olmayanın "dünyadan habersiz" olduğunu iddia etmiş. Fakat biraz dikkatli bakınca henüz ingilizce bile bilmediğini ve bu çöp kişiliğiyle yurtdışına çıkma hayalleri kurduğunu görüyoruz. Bir de ne hikmetse hep İskandinav ülkelerine gidiyorlar ha. Bir s*ğcı ergen turnusolü olarak "sol çomar" sözünü çok duyarsınız ayrıca. Kendisini tarafsız olarak göstermesi gözden kaçmıyor tabi. Kendini ne orada ne burada konumlu değilmiş gibi gösterip buz gibi s*ğcılık yapan piçlerin yeni sıçmığı bu da işte. Bilirsiniz sik kafalı faşistler asla faşist olduğunu kabul etmez ve kendi sikko düşünceleri açığa çıkmasın diye "iki taraf da aynı bok" muhabbeti yaparlar. Bunlar daha dünkü bok oldukları halde sırf akpli olmadıkları için inanılmaz bir aydınlanma yaşadıklarını sanarlar ve götlerindeki boka rağmen millete abilik taslarlar ve cahil cühela oldukları halde akıl vermeye çalışırlar. Ülke meseleleri ile ilgili fikirlerine bakınca eu4 oynuyorlar sanarsınız. Emperyalizm arzuluyor haspama bak. Bir de Atatürk'çü kesilir bunlar lafa gelince. Atatürk'ün kim olduğu ve ne yaptığı, ülkeye ne bıraktığı, idealleri falan zerre sikinde değil aslında. Bir diğer ırkçı ergen turnusolü olarak komünizmle ilgili zerre fikir sahibi olmadığı halde dalga geçtiğini zannetme... Bunların neredeyse tamamı fikirlerini efe ayd*l denilen heriften ve onun boostladığı kanallardan edinir. Bilgiye değil algıya dayalı, bomboş, dayanaksız fikirlerini sanki ilk kendileri düşünmüş gibi ve çok orijinal fikirlermiş gibi pazarlarlar sanalda. Efe ayd*l denen adam da liseliyken asosyal bir herif olup kızlar tarafından siklenmeyince "ya bunların hepsi salak zaten benim seviyeme ulaşamadıkları için beni aralarına almıyorlar hepsi aptal bence :(" diye zırlayan bir herif. Tam bizim ergenin kendini özdeşleştirebileceği tipten bir herif yani.
Daha bir yığın örnek verilir ve belki de satırlarca yorum yapılabilir, sıkıldım ama. Çoğunluğu, aynı akpliler gibi ağır otoriter ve devletçi kafadan oluşup ağlama sebebi yalnızca bunu yönetenin kendileri olmaması olan çomarlar "muhaliflerimiz" var ve gerçekler malesef. Şurda 18 sene kendi beyaz Türk kimliği incindi diye "gendimi buraya ayit hissedmiyom övropaya gedecem" muhabbetine soyunan ama bu arzusuna rağmen çöp ve cahil oluşu nedeniyle asla ülke dışına çıkamayacak sik kafalıların halen içinde bulundukları durumu görememeleri çok komik. Kafasının içerisinde zerre bilgi ve tecrübe birikimi olmadığı halde kendini kanaat önderi sanıp bu "birikimlerini" insanlarla paylaşma arzusuyla yanıp tutuşan çöpün de çöpü, rezilin de rezili bir topluluk. Bunun gibi salakların çoğunlukta olduğu bir yerde akpden sonra kaybolacak olan tek şey islamcı orospu çocuklarının varlığı olacak ama akpyi akp yapan diğer sorunlar olduğu gibi kalmaya devam edecek. Neyzen'e selam.
submitted by OTSUKARCI- to svihs [link] [comments]


2020.09.20 14:29 dandanakan1 Feminizm ve beta erkekler

Feminizm hakkında ne düşünüyorsunuz beyler. Benim gözlemlediğim kadarıyla beta erkekler yavaş yavaş feminen konuma, partnerleri ise maskülen konuma geciyor ve bu beta erkekler genelde amsalak olduğundan sayıları da oldukça fazla. Farkettiyseniz de feminizmi savunan erkekler de genelde beta erkekler oluyor. 30 yaşına kadar alfa erkeklerden medet uman fakat alfa erkeklerin siklemediği kızlar 30 yaşından sonra artık olmayacağını farkedip amsalak bir beta erkek bulup onunla hayatına devam ediyor ve onu köle gibi kullanıyor. Günümüz feministlerinde de sanki bulaşık yıkamak, cocuk bakmak vs. alt bir iş gibiymiş gibi düşünüp erkeklerle aynı işleri yapabileceğini savunuyorlar fakat insan doğası gereği erkekler toplayıcı kadınlar bakıcı/idare edici özelliğe sahiptir, bunu kabul etmek neden bu kadar zor onlar için anlayabilmiş değilim.
REDPILL FOREVER AMK.
submitted by dandanakan1 to KGBTR [link] [comments]


2020.09.18 09:11 bglfpig Slender Man Film Eleştirisi


2018 de güzel filmler vardı
Ay da İlk İnsan
Bohemian
Ready Player One
Aquaman
Infinity War Falan Filan
Fakat Aynı zaman da bir Film vardı ki İnsanların Hayal Kırıklığı Oldu yani benim için değil ''insanlar'' için
Slender Man Filmi yani Şimdi İnsanlar Beklentiye girdi normal bir şekil de Slender Man ne kadar Popüler Olduğunu sayar isek
ve film çıktığı zaman puanı 1 gibi bir şeydi ve çok zor 3 oldu Imdb Gibi puan sitelerin de puan sitelerine ne kadar güvenirsiniz tartışılır ama yine de demeye çalıştığım şey Slender Man Çok Gömüldü
Hep Filmlere Merhamet gösteren Film Siteleri bile Gözlerini açtı ve Slender Man Gömdü
Kısaca ben ise hayda bunlar ne kadar kötü bir iş yapmış olabilir diye düşündüm filmin çıktığı ilk gün eleştirileri görmek çan yakıyordu biletimi aldım hiç bir beklentiye film tanıtıldığı zaman bile girmemiştim ve sadece klasik bir korku filmi olduğunu umuyordum
ve filmi izleyip sinemadan çıktım söylemem lazım ki Slender Man insanların abarttığı kadar kötü bir film değil ama insanların bu filmden neden nefret ettiğini anlamak da kolay
insanlar Slender Man filmini sevmedi çünkü beklentiye girdiler + klasik bir korku filmi olmamasını umuyorlardı
ve Slender Man tamamen klasik bir korku filminden fazlası değil
Slasher bile denilebilir ki öyle büyük ihtimalle korku ile slasher temasının karışımı şimdi gelelim benim görüşlerime film hakkın da ne düşündüm?
Ama Önce şunu söyleyeyim Filmi izlemediyseniz ve Spoiler istemiyor iseniz incelemeyi kapatın ve filmi izleyin
3
2
1

Hikaye:

Slender Man Hikayesi Ergen Kızlar ile başlıyor her Slasher Filminin ergen kızlar ile başladığı gibi bu kızlar Slender Man isimli Efsaneye kendini fazla kaptırmış ergenlerdir ve Slender Man hakkın da Web Sitelerin de falan filan bir sürü şey okumuştur bir gün Kendileri Slender Man Efsanesini denemek için bir web sitesin de Allison Riley isimli kızın gönderdiği videoyu açarlar ve şaka maka Slender Man gelir evet Slender Man böyle Çağırıyorlar ne kadar iyi? benzerlerini Ring Gibi Filmler de gördük o yüzden kötü demek saçma olur kısaca.... orta seviye de meh işte Slender Man çağırmak için daha iyi bir yol bulabilirlermiş ya da direkten Çağırılmayıp Kızlara Musallat olabilirmiş ama dediğim gibi Benzerlerini gördüğüm için bunu çok aldırmadım çünkü benzerlerini görmüştüm Slender Man Çağırılması daha iyi işlenebilirdi ya da direk Musallat olabilirdi ama sağlık olsun daha Sonra Ergenlerimiz Slender Man yenmek için ondan kurtulmak için bir çok şey denemeye başlarlar
Ve Filmin hikayesi daha doğrusu konusu bu
Slender Man Çağırdık şimdi de onu yenmemiz lazım Klasik bir Slasher Filminden farksız Sadece Slender Man Versiyonu yer iseniz Şimdi Gelelim Slender Man Kendisine! SLENDER MAN...
Kendisi film de olsaydı kendisine gelirdik Slender Man film de taş çatlasın 3 - 4 dakika gözüküyor ve genellikle bahsediliyor
sebebi neydi bilmiyorum ama daha çok villain değil de ergen karakterlere odaklanmış istemişler gibi
şimdi bu problem diyenler oldu ve evet bu aslın da bir problem ama unutmayın ki benzerlerini tekrardan görmüştük
13 Cuma da Jason mesela sadece filmin sonlarına doğru 5 6 dakika beliriyor sonra Final Kızımız tarafından yeniliyordu
bu da aynen onun pembe versiyonu gibi bir şey
ama beklentiye girmediğim için beni çok de etkilemedi ki Slender Man film de kurbanlarını tamamen fiziksel öldürmeye çalışmıyor
onları deli yapmaya çalışıyor diyelim öncellikle sonra ise fiziksel öldürmeye başlıyor
bu da Neden Kendisinin çok az belirdiği için bir bahane olabilir gibi ama yer iseniz Slender Man bence film de çok az gözüktü çünkü Direktör Abimiz kesinlikle Slender Man değil ergen karakterlere odaklanmak istemiş gibiydi Slender man aynen tüm normal yemekleri yediğiniz son da gelen ve çabucak biten bir tatlıdan farksız ilk başlar da yok sonlara doğru var işte ama çabucak gidiyor
bu eğer çok fazla Slasher Korku Filmi izlemeyen birisi iseniz size böyle film mi olur lan villain gözükmüyor bile adam akıllı şeyini söyletebilir ki haklısınız
ama ben Korku Ve Slasher Türünü acayip izlediğim için ve bunu çok kez gördüğüm için sıkıntı etmedim
o yüzden Slender Man benim için ok bir film olarak gitmeye başladı hikaye açısından da ama en önemli soruya gelelim bu film ne kadar korkunç?

Film Ne Kadar Korkunç?:

Slender Man klasik bir korku filmi sizi en tembelce şekil de korkutmaya çalışıyor Jumpscare ve hayır benim için bunu başaramadı ama beni Germeyi başardı öncellikle bunun sebebi Atmosfer ve Filmin Müzikleri Atmosfer gayet iyi özellikle son sahne de ki Atmosfer kamera ile çok iyi çekilmiş Müzikler ise... Tamamen Harika Lütfen YouTube Slender Man Sound Track yazarak bir şans verin derim kişisel olarak Müzikler ile Slender Man Beni Germeyi başardı ama Jumpscare ile başarısız oldu eğer Müziklerden etkilenen biri iseniz benim gibi evet Slender Man sizi korkutmayı başarmasa bile germeyi başarabilir ama onun dışın da Jumpscare ile korkutabilir mi der iseniz Nah Jumpscarelar çok zayıf ve çok tembelce yapılmışlar yemin ediyorum kusasım geldi berbat lan yine de Müzikler ve Atmosfer bana göre zayıf kalmadı ve Gerilmeyi başardım tabi siz başaramaz iseniz Sebebi belli

Karakter İşleyişi nasıl durum da?:

Söylemek istiyorum ki bu film de zayıf kalan ana şey Karakter İşleyişleri olsa gerek yani Karakterlere ekran başın da bu kadar zaman verilmesine rağmen klasik bir Slasher türün de ki ergenlerden farkı yok he tabi Sex Yapmıyorlar rahat olabilirsiniz sex yapan ergen türlerinden değiller yine de kişilikleri acayip klasik ve her şeye ''AAAAAAAAAH'' Diye Çığlık atan Ablalardan farksızlar bu sizi Cringe Edebilir bunu söyleyeyim neyse ki ben çok böyle karakter gördüğüm için cringe olsam bile aldırmamayı başardım ama karakter işleyişleri üzgünüm ki Rezalet he Slender Man var ona bir değinelim Slender Man Oynayan javier botet abi harika iş çıkarmış oyunculuğu zaten harika adamın ve Slender Man Kostümü de gerçekten acayip korkutucu ve iyi Sırf Slender man nasıl diye gidecek iseniz kesinlikle javier botet güvenin kendisi harika bir oyunculuk çıkarmış ve kostüm de harika durum da Slender Man yansıtmayı başarıyor onun dışın da karakterler işleyişleri Slender Man harici maalesef ki acayip kötü

Neden Hayal Kırıklığına Uğramadım? Ve Slender Man konusu neden bu film de değişik?:

Eğer Slender Man Oyunlarını oynamış birisi iseniz Slender Man amacını sizi yakalamaya çalışan ve sizin de onu yenmek için 8 Tane Kağıt toplamınız gereken bir oyun olduğunu biliyorsunuzdur ve Film de bu konu işlenecek olması lazım diye tahmin eden bir kitle olmuş ama ben kesinlikle o kitleden değildim bunun ana sebebi ise oyun ile filmler aynı temaya ve amaca sahip olmak zorun da değiller ve oyunun konusunu yazan Slender Man Yaratıcısı bile değildi bu yüzden amacın ve konun değişik olması anlaşılabilir ve kabul edilebilirdi bana bu insanları kızdırmış ama beni kızdırmadı ve sebebi de işte bu Neden Hayal Kırıklığına uğramadığımı kesin olarak üstler de açıkladım ve kendimi tekrar etmek istemiyorum ama tekrardan söylüyorum Beklentiye girmedim çünkü beklentiye girmek kötüdür arkadaşlar asla beklentiye girmeyin ve hype yapmayın beklentiye girmedim ve bunun klasik bir korku slasher filmi çıkmasını umdum ve öyle de çıktı bir sürü slasher filmi izlediğim için Slender Man beklentiye girmediğim için hayal kırıklığı olmadı ve OK Bir Film oldu Gerildim Müzikler atmosfer sayesin de Slender Man Oyunculuğu güzeldi Görünümü çok Güzeldi ve Özellikle Ending çok beğendim şimdi Ending Gelelim

Ne Demek Villain kazandı? vay canına:

Evet Başlıktan da anladığınız gibi Slender Man filmi Slender Man Kazanması ile sona eriyor kendisi filmin sonlarına doğru tüm ergen kızlarımızı güzel bir şekil de harcıyor ve sonda orman da bir kovalamaca sahnesi geçiyor Son Kızımız ile Aynı Slasher filmin de olduğu gibi ki zaten bu da bir Slasher Filmi Final Kızımız Slender Man Tarafından Yeniliyor ve Film Slender Man Zaferi ile tüm kızları yenmesi ile bitiyor ne kadar mutlu oldum anlatamam öncellikle Villain kazanmasını çok görmedik 2018 de Avengers harici Slender Man sevdiğim Slasher Türün de Villain kazandırdığı zaman en azıdan Klişe bir Ending yapmadığı için sevmiştim arkadaşlar zor görürüz Villain kazandığını bu yüzden Ending Beni Mutlu Etti belki sizi etmeyebilir ki nedenini anlayabiliyorum ama beni Mutlu Etti!

Sonuç:

Slender Man Beklentiye girmeden izlediğiniz zaman klasik bir slasher ve korku filminden farksız olmayan bir film insanların abarttığı kadar kötü bir film bana göre kesinlikle değildi ve Film OK Bir Filmdi belki de daha önce bu temaya çok alıştığım içindi? kim bilir yine de Slender Man bana göre güzel bir filmdi Puanı vermeden önce Filmin Artılarını ve Eksiklerini tekrar sıralayayım izninizle
Artıları:
+Atmosfer Güzel
+Müzikler Harika
+Slender Man kostümü ve oyunculuğu harika
+Ending Güzel
Eksi Yönleri:
-Kötü karakter işleyişi
-Tembelce Yapılmış Rezalet Jumpscarelar
-Slender Man çağırılma sebebi kötü gibi
7.0
submitted by bglfpig to okuveizle [link] [comments]


2020.09.18 08:50 bglfpig Slender Man Film Eleştirisi

2018 de güzel filmler vardı
Ay da İlk İnsan
Bohemian
Ready Player One
Aquaman
Infinity War Falan Filan
Fakat Aynı zaman da bir Film vardı ki İnsanların Hayal Kırıklığı Oldu yani benim için değil ''insanlar'' için
Slender Man Filmi yani Şimdi İnsanlar Beklentiye girdi normal bir şekil de Slender Man ne kadar Popüler Olduğunu sayar isek
ve film çıktığı zaman puanı 1 gibi bir şeydi ve çok zor 3 oldu Imdb Gibi puan sitelerin de puan sitelerine ne kadar güvenirsiniz tartışılır ama yine de demeye çalıştığım şey Slender Man Çok Gömüldü
Hep Filmlere Merhamet gösteren Film Siteleri bile Gözlerini açtı ve Slender Man Gömdü
Kısaca ben ise hayda bunlar ne kadar kötü bir iş yapmış olabilir diye düşündüm filmin çıktığı ilk gün eleştirileri görmek çan yakıyordu biletimi aldım hiç bir beklentiye film tanıtıldığı zaman bile girmemiştim ve sadece klasik bir korku filmi olduğunu umuyordum
ve filmi izleyip sinemadan çıktım söylemem lazım ki Slender Man insanların abarttığı kadar kötü bir film değil ama insanların bu filmden neden nefret ettiğini anlamak da kolay
insanlar Slender Man filmini sevmedi çünkü beklentiye girdiler + klasik bir korku filmi olmamasını umuyorlardı
ve Slender Man tamamen klasik bir korku filminden fazlası değil
Slasher bile denilebilir ki öyle büyük ihtimalle korku ile slasher temasının karışımı şimdi gelelim benim görüşlerime film hakkın da ne düşündüm?
Ama Önce şunu söyleyeyim Filmi izlemediyseniz ve Spoiler istemiyor iseniz incelemeyi kapatın ve filmi izleyin
3
2
1

Hikaye:

Slender Man Hikayesi Ergen Kızlar ile başlıyor her Slasher Filminin ergen kızlar ile başladığı gibi bu kızlar Slender Man isimli Efsaneye kendini fazla kaptırmış ergenlerdir ve Slender Man hakkın da Web Sitelerin de falan filan bir sürü şey okumuştur bir gün Kendileri Slender Man Efsanesini denemek için bir web sitesin de Allison Riley isimli kızın gönderdiği videoyu açarlar ve şaka maka Slender Man gelir evet Slender Man böyle Çağırıyorlar ne kadar iyi? benzerlerini Ring Gibi Filmler de gördük o yüzden kötü demek saçma olur kısaca.... orta seviye de meh işte Slender Man çağırmak için daha iyi bir yol bulabilirlermiş ya da direkten Çağırılmayıp Kızlara Musallat olabilirmiş ama dediğim gibi Benzerlerini gördüğüm için bunu çok aldırmadım çünkü benzerlerini görmüştüm Slender Man Çağırılması daha iyi işlenebilirdi ya da direk Musallat olabilirdi ama sağlık olsun daha Sonra Ergenlerimiz Slender Man yenmek için ondan kurtulmak için bir çok şey denemeye başlarlar
Ve Filmin hikayesi daha doğrusu konusu bu
Slender Man Çağırdık şimdi de onu yenmemiz lazım Klasik bir Slasher Filminden farksız Sadece Slender Man Versiyonu yer iseniz Şimdi Gelelim Slender Man Kendisine! SLENDER MAN...
Kendisi film de olsaydı kendisine gelirdik Slender Man film de taş çatlasın 3 - 4 dakika gözüküyor ve genellikle bahsediliyor
sebebi neydi bilmiyorum ama daha çok villain değil de ergen karakterlere odaklanmış istemişler gibi
şimdi bu problem diyenler oldu ve evet bu aslın da bir problem ama unutmayın ki benzerlerini tekrardan görmüştük
13 Cuma da Jason mesela sadece filmin sonlarına doğru 5 6 dakika beliriyor sonra Final Kızımız tarafından yeniliyordu
bu da aynen onun pembe versiyonu gibi bir şey
ama beklentiye girmediğim için beni çok de etkilemedi ki Slender Man film de kurbanlarını tamamen fiziksel öldürmeye çalışmıyor
onları deli yapmaya çalışıyor diyelim öncellikle sonra ise fiziksel öldürmeye başlıyor
bu da Neden Kendisinin çok az belirdiği için bir bahane olabilir gibi ama yer iseniz Slender Man bence film de çok az gözüktü çünkü Direktör Abimiz kesinlikle Slender Man değil ergen karakterlere odaklanmak istemiş gibiydi Slender man aynen tüm normal yemekleri yediğiniz son da gelen ve çabucak biten bir tatlıdan farksız ilk başlar da yok sonlara doğru var işte ama çabucak gidiyor
bu eğer çok fazla Slasher Korku Filmi izlemeyen birisi iseniz size böyle film mi olur lan villain gözükmüyor bile adam akıllı şeyini söyletebilir ki haklısınız
ama ben Korku Ve Slasher Türünü acayip izlediğim için ve bunu çok kez gördüğüm için sıkıntı etmedim
o yüzden Slender Man benim için ok bir film olarak gitmeye başladı hikaye açısından da ama en önemli soruya gelelim bu film ne kadar korkunç?

Film Ne Kadar Korkunç?:

Slender Man klasik bir korku filmi sizi en tembelce şekil de korkutmaya çalışıyor Jumpscare ve hayır benim için bunu başaramadı ama beni Germeyi başardı öncellikle bunun sebebi Atmosfer ve Filmin Müzikleri Atmosfer gayet iyi özellikle son sahne de ki Atmosfer kamera ile çok iyi çekilmiş Müzikler ise... Tamamen Harika Lütfen YouTube Slender Man Sound Track yazarak bir şans verin derim kişisel olarak Müzikler ile Slender Man Beni Germeyi başardı ama Jumpscare ile başarısız oldu eğer Müziklerden etkilenen biri iseniz benim gibi evet Slender Man sizi korkutmayı başarmasa bile germeyi başarabilir ama onun dışın da Jumpscare ile korkutabilir mi der iseniz Nah Jumpscarelar çok zayıf ve çok tembelce yapılmışlar yemin ediyorum kusasım geldi berbat lan yine de Müzikler ve Atmosfer bana göre zayıf kalmadı ve Gerilmeyi başardım tabi siz başaramaz iseniz Sebebi belli

Karakter İşleyişi nasıl durum da?:

Söylemek istiyorum ki bu film de zayıf kalan ana şey Karakter İşleyişleri olsa gerek yani Karakterlere ekran başın da bu kadar zaman verilmesine rağmen klasik bir Slasher türün de ki ergenlerden farkı yok he tabi Sex Yapmıyorlar rahat olabilirsiniz sex yapan ergen türlerinden değiller yine de kişilikleri acayip klasik ve her şeye ''AAAAAAAAAH'' Diye Çığlık atan Ablalardan farksızlar bu sizi Cringe Edebilir bunu söyleyeyim neyse ki ben çok böyle karakter gördüğüm için cringe olsam bile aldırmamayı başardım ama karakter işleyişleri üzgünüm ki Rezalet he Slender Man var ona bir değinelim Slender Man Oynayan javier botet abi harika iş çıkarmış oyunculuğu zaten harika adamın ve Slender Man Kostümü de gerçekten acayip korkutucu ve iyi Sırf Slender man nasıl diye gidecek iseniz kesinlikle javier botet güvenin kendisi harika bir oyunculuk çıkarmış ve kostüm de harika durum da Slender Man yansıtmayı başarıyor onun dışın da karakterler işleyişleri Slender Man harici maalesef ki acayip kötü

Neden Hayal Kırıklığına Uğramadım? Ve Slender Man konusu neden bu film de değişik?:

Eğer Slender Man Oyunlarını oynamış birisi iseniz Slender Man amacını sizi yakalamaya çalışan ve sizin de onu yenmek için 8 Tane Kağıt toplamınız gereken bir oyun olduğunu biliyorsunuzdur ve Film de bu konu işlenecek olması lazım diye tahmin eden bir kitle olmuş ama ben kesinlikle o kitleden değildim bunun ana sebebi ise oyun ile filmler aynı temaya ve amaca sahip olmak zorun da değiller ve oyunun konusunu yazan Slender Man Yaratıcısı bile değildi bu yüzden amacın ve konun değişik olması anlaşılabilir ve kabul edilebilirdi bana bu insanları kızdırmış ama beni kızdırmadı ve sebebi de işte bu Neden Hayal Kırıklığına uğramadığımı kesin olarak üstler de açıkladım ve kendimi tekrar etmek istemiyorum ama tekrardan söylüyorum Beklentiye girmedim çünkü beklentiye girmek kötüdür arkadaşlar asla beklentiye girmeyin ve hype yapmayın beklentiye girmedim ve bunun klasik bir korku slasher filmi çıkmasını umdum ve öyle de çıktı bir sürü slasher filmi izlediğim için Slender Man beklentiye girmediğim için hayal kırıklığı olmadı ve OK Bir Film oldu Gerildim Müzikler atmosfer sayesin de Slender Man Oyunculuğu güzeldi Görünümü çok Güzeldi ve Özellikle Ending çok beğendim şimdi Ending Gelelim

Ne Demek Villain kazandı? vay canına:

Evet Başlıktan da anladığınız gibi Slender Man filmi Slender Man Kazanması ile sona eriyor kendisi filmin sonlarına doğru tüm ergen kızlarımızı güzel bir şekil de harcıyor ve sonda orman da bir kovalamaca sahnesi geçiyor Son Kızımız ile Aynı Slasher filmin de olduğu gibi ki zaten bu da bir Slasher Filmi Final Kızımız Slender Man Tarafından Yeniliyor ve Film Slender Man Zaferi ile tüm kızları yenmesi ile bitiyor ne kadar mutlu oldum anlatamam öncellikle Villain kazanmasını çok görmedik 2018 de Avengers harici Slender Man sevdiğim Slasher Türün de Villain kazandırdığı zaman en azıdan Klişe bir Ending yapmadığı için sevmiştim arkadaşlar zor görürüz Villain kazandığını bu yüzden Ending Beni Mutlu Etti belki sizi etmeyebilir ki nedenini anlayabiliyorum ama beni Mutlu Etti!

Sonuç:

Slender Man Beklentiye girmeden izlediğiniz zaman klasik bir slasher ve korku filminden farksız olmayan bir film insanların abarttığı kadar kötü bir film bana göre kesinlikle değildi ve Film OK Bir Filmdi belki de daha önce bu temaya çok alıştığım içindi? kim bilir yine de Slender Man bana göre güzel bir filmdi Puanı vermeden önce Filmin Artılarını ve Eksiklerini tekrar sıralayayım izninizle
Artıları:
+Atmosfer Güzel
+Müzikler Harika
+Slender Man kostümü ve oyunculuğu harika
+Ending Güzel
Eksi Yönleri:
-Kötü karakter işleyişi
-Tembelce Yapılmış Rezalet Jumpscarelar
-Slender Man çağırılma sebebi kötü gibi

7.0

submitted by bglfpig to MovieTurkey [link] [comments]


2020.09.16 10:07 incelistan44 Düşünsenize çok yakışıklısınız

Ve kızlar size sürekli ilgi gösteriyor. Sürekli mesajlar atıyorlar. Sürekli hediyeler alıp ilgi göstermenizi bekliyorlar. Sürekli dışarda göz tacizine uğruyorsunuz. Sürekli kızların arasında konuşulan konu siz oluyorsunuz . Düşünsene kızlar senin için kavga ediyor. Senin için intihar edecek bile kızlar oluyor. Hayat ne kadar güzel olurdu dimi ? İlkokul mezunu olup sırf tipin sayesinde fabrikada patron olan bir kadını bakışlarınla etkileyip işe alınabilirdin dimi ? Hemde sana daha çok maaş verirdi dimi ? Aynen öyle kardeşim aynen öyle.
Ama işte biz bu yazdıklarımın tam tersini yaşıyoruz . Ne ilgi ne sevgi ne göz tacizine uğradık . Hayalet gibi bişeyim yanımda kız durmuyor duramaz en fazla 1 dakika durur oda ekmek kuyruğunda ..
Hal böyle olurken kimse bana kadın haklarını savun demesin.
Kimse bana kadınlara yardım et demesin.
Kimse bana hayat bir imtihan demesin . Sikerim böyle imtihanı ?
Bir Türkçe sınavına girdiğinde o sınavda ki herkes eşit şartlarda aynı sorulardan imtihan olur.
Ama ben bu hayatta eşitlik ve adalet olduguna inanmıyorum . Ülkenin ekonomisi çok iyide olsa herşey gül gülistan olsa bizim yüzümüze bakıp iğrenen kızlar olduktan sonra ne yapayım ben altımda ki ferrariyi ?
Biz sadece sevilmek değer görmek istedik amk .
Sırf hayatın verdiği iğrenç genler yüzünden bu kadar şanssız olamayız ya
O tanrının anasını sikeyim tabi varsa ..
submitted by incelistan44 to turkincel [link] [comments]


2020.09.11 03:34 yataginaltindakiocu Normie olarak blackpilli bir nevi benimsemeye başladım

Merhaba dostlar başlıkda dediğim gibi ben bir normieyim daha önce bir kez kız arkadaşım oldu,birkaç ortalama ve altı hatta gayet güzel kızda benle konuşmak istedi ben istemedim. Bir kızla en yakın olduğum zaman Avrupada bir ormanda kamptayken biriyle öpüşmüstüm, hoşlanmıştım ciddi hayallerim vardı ama mesafeden dolayı ilerleyemedi malesef. Daha önce hiç bir kızla yatmadım(volcel?). Şu ilişkim olan iki kızlada tiplerine bakarak değil tamamen kişiliklerine bakarakten yakınlaşmıştım.
Gelelim konuya son zamanlarda kızlardan iğrenmeye başladım birkaç şeyin farkına varıyorum belki "yeni mi fark ettin yarram" diyebileceğiniz şeyler ama evet yeni fark ediyorum.
Kızlar senle nasıl bir ilişki kuracaklarını seni ilk gördüklerinde kararlaştırıyor sonradan ne yaparsan yap boş. ilk boyuna sonra göz hattına,omuzlarına,çenene marketten kavun seçercesine inceliyorlar sen veya o erkek kadının karşısında bir objeden ibaret,kullanıp yenisini bulunca atabileceği bir obje. Her zaman kadınların bir erkek 'kanki'leri olur ki aslında o adam kız için simp ve cucktan başka bir şey değildir. O aşağılık erkek paraziti o kızın mabadını kaldırmaktan baska boka yaramaz. Kız o erkeğin çevresinde ki chadlerle tanışıp o paraziti göz ardı etmeye başlayınca o cuckımız eninde sonunda bir kız bulur ama hayal ettiği gibi olmayan ortalama birini. İksininde hayalinde chadler ve stacyler olduğu için mutlu hiç bir zaman olamayacaklar, erkek kendini yetersiz hissederken kız erkeğin istediği ilgiyi göstermeyecek.
Erkeklerde kısa süreli ilişkilerde hypergamyden çok hypogamy daha yaygın bu bir gerçek. Daha az seçiciler. Sonuçta erkek kendinden aşağı olan kızı fleshlighttan fazlası olarak görmüyor stacyilerde daha iyisini bulana kadar tutunabildikleri chade yapışıyorlar zaten. Kadınlarda özellikle gelişmemiş ülkelerde kibirin had safada olmasından dolayı hypergamy daha yaygın hepsi kendini çok güzel çok çekici zannediyor. Kendilerine bir hayat arkadaşı değil hayat boyu belgelenmiş köle arıyorlar. Sonlarıda önceki paragrafın sonuyla aynı.
Peki bunun sebebi ne doğuştan mı kadınlar böyle yoksa yaşadığımız topluluk mu onları bu hale getiriyor? Ya da daha geniş kapsamlı bir soru sormak gerekirse Çirkin insanlara (özellikle erkeklere) karşı doğuştan gelen bir nefret mi var? İnternette bulabildiğim tek şey 8-12 yaş arasındaki çocuklarla yapılmış bir deney sonuçlar evet doğuştan gelen bir rahatsızlanma ve güvenmeme duygusu var diyor ama 8-12 yaş aralığı zaten toplumun içinde bir çok medyayı halihazırda tüketmiştir izlediği çizgi filmdeki kötü karakter büyük ihtimalle gargamel gibi ya da kısa kilolu bir adam. Kısaca demek istediğim sorun sadece kadınlarda değil modern toplumun yapısında. Neyse daha fazla uzatmayı isterdim ama canım sıkıldı:p
submitted by yataginaltindakiocu to turkincel [link] [comments]


2020.09.04 17:15 Fancy_Ladder Bazı İlkler Ve Yeni Yenilgiler

Merhaba, beni belki de paylaştığım bir önceki gönderi olan "Çevremdekiler Kızlarla Takılırken Yalnız Kalmama Şaşmamalı" başlığından hatırlıyor olabilirsiniz. Bugün bir ilk yaşadım, yaklaşık 5 saat kadar sesli kitap okuduktan sonra (Sabaha kadar sürdü) ve tabi ki de uzun bir nefes egzersizi seansı. Nihayet okula gittiğimde tek nefeste cümleler kurmayı başardım! Çok değil, yine kekeledim ama en azından ağzımdan çıkarabildim! iyi veya kötü başlığıma yorum yazan arkadaşlara teşekkür ederim.
İlk başta nihayet günaydım diyebildim, bu attığım ilk adımdı. Sınıftaki bazı kişilerle lafladım ama çok tedirgindim, kaslarım öylesine kasılmıştı ki, zaten kekemem hala daha sürekli boğazımı yokladığı için söyleyediğim kelime sayısı 10'u geçmez diye tahmin ediyorum yine de bugün iletişim açısından level atladım.
Öğle arasına geldiğimde yeni insanlarla tanışmaya karar verdim, bugün okuldaki üçüncü günümdü. Önce bankta oturan iki kızın yanına gidip selam verdim, okulda yeni misiniz diye sordum, bu sefer cesaretimi topladığım için az kekelemiştim ve sesim duyuluyordu. Ama kızların hiçbiri benim yüzüme bile bakmadılar, sanki duymamış gibi davranıp gitmemi beklediler. Sınıftaki bir kız, diğer kız arkadaşlarıyla vakit geçiriyordu, yanlarına gidip önce aynı sınıfta okuduğum kıza selam verdim, sonra da diğer kızlarla tanışmaya çalıştım. Ama hepsi bana hasta bir insan, bir leş görüyormuş gibi baktılar. Bu şekilde birkaç kızla daha konuşmaya çalıştım ama bana pis bir bakış attıktan sonra yanımdan gittiler veya beni görmezden geldiler. Öğle arasında kızlarla tanışma deneyimim birkaç kepazelikle sonlandıktan sonra çaresiz kitabımı alıp bir köşeye çekildim. 10-15 dakika içinde o kadar kız tarafından red edilmiştim ki, kimileri beni görmezden gelmiş, kimileri bana bir hayvan gibi bakmıştı ama hiçbiri bana kendi adını bile söylemedi, göz teması kurmadı. Moralim çok bozuktu, sınıfımdaki bazı kızlarla dersler hakkında konuşmaya çalışıp onlar tarafından da şutlandıktan sonra Thomas More'un Utopia kitabını kaptığım gibi bahçenin köşesine çekilip çimenlere oturdum ve kitabımı okumaya başladım.
O sırada şapurdama sesleri dikkatimi dağıttı, zaten ortam gürültülü olduğu için okumakta zorlanıyordum. Seslerin geldiği yere doğru döndüğümde boyu 1,70 bile olmayan, saçları dağınık, yağlı, düz bir t-shirt altına bol kot pantolon giymiş sıska bir çocuk ile 12'lerin en taş hatunlarından olan sarışın, ince belli, yaptığı hoş makyajla sürekli okula gelen kızı gördüm, zaten ortam yurt dışı, yine de isminizi vermeyeceğim. Bu çocuğu tanıyordum, dişleri orka benziyor (Abartmıyorum, sivri. Bir rahatsızlığı var sanırım.) fazla arkadaşı yok ama her hafta muhakkak farklı bir kızla çimenliklerde veya tenha yerlerde sevişir. Bunun gibi birkaç çocuk daha var, biri kuzeni sanırım, ailecek çirkin orospu çocukları. Kuzeni de obez ama yağlı kucağından kızlar hiç eksik olmaz. Bu heriflerin otobüse verecek parası bile yok kaldı ki. Peki ya ben? Boy çok şükür aileden 1,82. İri yapılı biriyim her gün ağırlık çalışırım, omuzlarım geniş, yapılı kollarım ve sırtım kaslıdır. Çenem içine kaçık değil hatta bilhakis iri, saçlarım omuzlarıma kadar uzundur. Fakat bu herifler bile kızları götürürken ben bir köşede oturup onları izleyen kişi oluyorum, sikeyim böyle hayatı. Kekemeliğı saymazsak bir sorunum yok. Aspergerli değilim, otistik değilim, kekemem yüzünden defalarca psikoloğa gittik ve bu sosyal geriliğimi onlara da anlattık, birçok teste girdim fakat zihinsel bir engelim görülmedi, resmi bir kurumda IQ testi yaptığımda aldığım sonuç tatmin ediciydi, yakışıklıyım da. Bu kızların ben onların yanına konuşmaya geldiğimde benimle ilgilenmeleri, bana hoş davranıp ben işi cinselliğe götürdüğümde bana razı gelmeleri gerekmiyor muydu? Hatta benimle keskin bir göz teması kurabilir, konuyu kendi açarlardı ne mağlum. Bu gördüğüm manzara ilk değil, genelde gördüğüm sevişen çiftlerde erkekler çirkin oluyor. Fark ettiğim şey ise ilk kez bu kadar kıskanıp moralimin bozulduğu, çünkü o an yaptığım kıyaslama beni altüst etti ve depresif duygularımın artmasına sebep oldu. Hay amına koyim düşündükçe sinirim artıyor, ben kafamı yastığa koyduğum gecenin sabahını sikeyim bu ne
Yine de pozitif olmaya çalışıyorum, kendimi üzmemeye çalışıyorum ama çok zor. Ben nerede hata yapıyorum, bunun black pill'e göre açıklaması nedir? Şunu da söyleyeyim ben bu forumu biraz karıştırdım, çok fazla "bilmemne hap" "bilmemne maxx" gibi kavramlar var. Bunların hiçbirini bilmiyorum bu yüzden kullanırken açıklama yaparsanız sevinirim. Kafam çok karışık, kederliyim. Lütfen dün bazı hadsizlerin yaptığı gibi bana hakaret eder gibi yorum yazmayınız.
submitted by Fancy_Ladder to turkincel [link] [comments]


2020.09.02 16:21 ALLAHSIZBRUH31 SEVGİLİ OLUNMAYACAK KIZLAR LİSTESİ (309 TANE) 😳😳😳

Sevgili olunmayacak kızlar listesi
1- Babası alkolik olan kızlar
2- Babasıyla arası annesinden iyi olan kızlar
3- Annesinden nefret eden kızlar
4- Half-korean kızlar
5- Asyalı erkekleri yakışıklı bulan kızlar
6- Esmer erkekleri sevmeyen kızlar
7- Atatürk'ü seven kızlar
8- Croptop giymeyen kızlar
9- 58 kilo üzeri kızlar
10- Fatshaming yapmayan kızlar
11- Siyaset konuşan kızlar
12- Feminist olmayan kızlar
13- Kızlara mal diyen kızlar
14- Mal kızlar
15- Japonlara ilgi duyan kızlar
16- 8 veya daha fazla flörtü olmuş kızlar
17- Siyah saçlı kızlar
18- Kahve rengi saçlı kızlar
19- Mavi gözlü kızlar
20- Küçük memeli kızlar
21- Sütyen giyemeyen kızlar
22- Düzensiz adet olan kızlar
23- En az bir kere idrar yolu enfeksiyonu yaşamış olan kızlar
24- Bademciklerini aldırmış kızlar
25- ''Askim'' yazan kızlar
26- Yazım kurallarına uymayan kızlar
27- Erkekler
28- Çok ironik kadınlar
29- Avukat olmak isteyen kadınlar
30- Psikolog olmak isteyen kadınlar
31- KOUJTEWOILKYJMEWPOYIJKEWOĞPYKEWY
32- 28 yaş altı kadınlar
33- My name is Yoshikage Kira. I'm 33 years old. My house is in the northeast section of Morioh, where all the villas are, and I am not married. I work as an employee for the Kame Yu department stores, and I get home every day by 8 PM at the latest. I don't smoke, but I occasionally drink.
I'm in bed by 11 PM, and make sure I get eight hours of sleep, no matter what. After having a glass of warm milk and doing about twenty minutes of stretches before going to bed, I usually have no problems sleeping until morning. Just like a baby, I wake up without any fatigue or stress in the morning. I was told there were no issues at my last check-up.
I'm trying to explain that I'm a person who wishes to live a very quiet life. I take care not to trouble myself with any enemies, like winning and losing, that would cause me to lose sleep at night. That is how I deal with society, and I know that is what brings me happiness. Although, if I were to fight I wouldn't lose to anyone.
34- Başörtüsü takmayan kızlar
35- Anime karakterlerine aşık olan kadınlar
36- Türkiye'de yaşamayı seven kızlar
37- İsmi 4 harfli olanlar
38- Soy adı Nargün olanlar
39- Soy adında ''Öz'' geçenler
40- İsmi ''İ'' ile başlayanlar
41- En az bir bölüm jojo izlemiş olanlar
42- En az bir tane Kar-Wai Wong filmi izlemiş olanlar
43- Tarantino'nun ayaklarını yalamasını içinden geçirdiğini kabul etmeyenler
44- İkinci ismi Melisa olanlar
45- İlk isminin sonunda Naz olanlar
46- En iyi arkadaşı 190+ olanlar
47- 79 yaş üzeri kadınlar
48- İkizler burcu olanlar
49- Esfj olanlar
50- Burçlara inananlar
51- Arsız bela dinlemeyenler
52- Jakuzi dinleyenler
53- Manga sevenler (Grup olan)
54- Manga sevenler (Renksiz çizgi roman olan)
55- Batman seven
56- Marvel filmi sevenler
57- Soy adı bir hayvan olanlar
58- 46 kromozomu olanlar
59- 47 kromozomu olanlar
60- Bipolar olanlar
61- İntihara meyilli olanlar
62- Community izlememiş olanlar
63- Adı Selin olanlar
64- En az 3 kere anal seks yapmamış olanlar
65- Borderline olanlar
66- Soy adı Giovanna olanlar
67- Soy adı herhangi bir kurgusal karakter olanlar
68- Soy adı Çoban olanlar
69- Balık burcu olanlar
70- Terazi burcu olanlar
71- Lolde en az 20 tane hediye almayanlar
72- Lolde en az 20 tane hediye alanlar
73- Janna hariç bir karakter oynayanlar
74- Lolde onlara yapılan cinsiyetçiliği takmayıp support oynamaya devam edenler
75- Yemek yapmayı bilmeyenler
76- İstanbul sözleşmesini destekleyenler
77- Türkiye topraklarında yaşamını sürdürenler
78- Trans arkadaşı olanlar
79- Transfobikler
80- En yakın arkadaşının ismi Yusuf olanlar
81- Çirkin erkeklerle takılanlar
82- Havanın ne kadar sıcak olduğunu söyleyip duranlar
83- İsmi unisex olanlar
84- Soy adında ''Oğlu'' olanlar
85- Soy adı Çetin olanlar
86- İsmi Çetin olanlar
87- Emoji kullananlar
88- :pleading_face: bu emojiyi kullananlar
89- Brad Pitt'i yakışıklı bulmayanlar
90- Saçları uzun olanlar
91- İsmini sevmeyenler
92- Modern ismi olanlar (Liya/Miya/Sikimiyala)
93- Anime kızları
94- Cosplay yapanlar
95- İsmi ''S'' ile başlayanlar
96- Cyberpunk 2077 oynamayacaklar
97- İsminde ''Ö'' olanlar
98- Sanat filmi izleyen kızlar
99- Scott Pilgrim vs The World izleyen kızlar
100- 500 days of summer izleyen kızlar
101- Oğlunun ismini unisex koyanlar veya izin verenler
102- Oğlunun içten içe gay olmasını isteyenler
103- K-pop dinleyenler
104- En az bir kere porno izlemiş olanlar
105- İspanyol dizisi izlemiş olanlar
106- J-pop dinleyenler
107- Porcupine Tree dinleyenler
108- Pink Floyd dinleyenler
109- R&B dinleyenler
110- Rap dinleyenler
111- Vtuber izleyenler
112- Irkçılar
113- Hümanistler
114- Sağcılar
115- Liberaller
116- Hayatında en az bir kere Grinin 50 tonu izlemiş olanlar
117- Adana'da yaşayanlar
118- Grimm izlememiş olanlar
119- Fringe izlememiş olanlar
120- Cinsiyetçi şakalar yapanlar
121- Cinsiyetçi şakalara alınanlar
122- Incel gördüğünde profilinde paylaşıp linçletmeye çalışanlar
123- Emo olmayanlar
124- Saçını en az 1 kere boyatmamış olanlar
125- Gacha oynayanlar
126- Bu listeyi ciddiye alanlar
127- FFXV oynayanlar
128- Doom oynamayanlar
129- Doom müziği dinlemeyenler
130- Doom'un ilk 3 oyununu oynamış olanlar
131- Aleyna Tilki sevmeyenler
132- Thom Yorke'u sevmeyenler
133- Hazır noodle yiyenler
134- Depresifler
135- Makyaj yapmayanlar
136- Makyaj yapmadığını iddia edenler
137- Anne Hathaway olmayanlar
138- Atatürk
139- İsmi japonca olanlar
140- İsminde latin alfabesi hariç harf bulunduranlar
141- Lol oynayan biriyle sevgili olmuş olanlar
142- Kısa boylu erkeklerle sevgili olurum diyenler
143- Asyalı kadınlara benzemek isteyenler
144- Şişkolar
145- Anoreksikler
146- Klasik müzik dinleyenler
147- Bu listeden en az 100 çekmeyenler
148- Avrupa'lılar
149- Belirli insanların listesinde olanlar
150- Mozart dinleyenler
151- Tesla'yı zeki zannedenler
152- Einstein'ın aslında üniversitede tanıştığı sevgilisi sayesinde bu kadar tez yazdığını bilmeyenler
153- Soy adında ''Kılıç'' olanlar
155- İsmi Buse olanlar
156- İsmi Dilara olanlar
157- İsmi İrem olanlar
158- İsmi Selin olanlar
159- İsmi Pelin olanlar
160- İsmi Sezin olanlar
161- İsmi Sıla olanlar
162- İsmi Sena olanlar
163- İsmi Özge olanlar
164- İsmi Özlem olanlar
165- İsmi Ayşe olanlar
166- İsmi Abay olanlar
167- İsmi Ada olanlar
168- İsmi Eda olanlar
169- İsmi Açelya olanlar
170- İsmi Deniz olanlar
171- İsmi Toprak olanlar
172- İsmi Su olanlar
173- İsmi Beril olanlar
174- İsmi Arya olanlar
175- İsmi Aleyna olanlar
176- İsmi Almira olanlar
177- İsmi Beren olanlar
178- İsmi Cansel olanlar
179- İsmi Armin olanlar
180- İsmi Ceyda olanlar
181- İsmi Cansu olanlar
182- İsmi Beyza olanlar
183- İsmi Aslı olanlar
184- İsmi Aslıhan olanlar
185- İsmi Beliz olanlar
186- İsmi Berfin olanlar
187- İsmi Ezgi olanlar
188- İsmi Merve olanlar
189- İsmi Ece olanlar
190- İsmi Aylin olanlar
191- İsmi Aysel olanlar
192- İsmi Ecem olanlar
193- İsmi Damla olanlar
194- İsmi Aysu olanlar
195- İsmi Yağmur olanlar
196- İsmi Dilan olanlar
197- İsmi Yağmur olanlar
198- İsmi Berfin olanlar
199- İsmi Beril olanlar
200- İsmi Berna olanlar
201- İsmi Berrak olanlar
202- İsmi Dünya olanlar
203- İsmi Zeynep olanlar
204- İsmi Süreyya olanlar
205- İsmi Tuğba olanlar
206- İsmi Ülkü olanlar
207- İsmi Asena olanlar
208- İsmi Pınar olanlar
209- İsmi Petek olanlar
210- İsmi Sinem olanlar
211- İsmi Öykü olanlar
212- İsmi Oya olanlar
213- İsmi Nil olanlar
214- İsmi Melike olanlar
215- İsmi Mine olanlar
216- İsmi Leyla olanlar
217- İsmi Kıvılcım olanlar
218- İsmi Nur olanlar
219- İsmi İdil olanlar
220- İsmi Süveybe olanlar
221- İsmi İlkim olanlar
222- İsmi İlgim olanlar
223- İsmi İlgin olanlar
224- İsmi Hazal olanlar
225- İsmi Hande olanlar
226- İsmi Fulya olanlar
227- İsmi Funda olanlar
228- İsmi İrem olanlar
229- İsmi Duru olanlar
230- İsmi Buket olanlar
231- Kızdan çok erkek arkadaşı olanlar
232- Fotoğraflarda burnunu montajlayan kızlar
233- Fotoğraflarında vücudunu montajlayan kızlar
234- Sosyal medya kullanan kızlar
235- Bgy'ye bir kere girmiş kızlar
236- Bgy'ye girmiş bir tane arkadaşı olan kızlar
237- Alvin ve sincaplarına benzer ses tonu olan kızlar
238- Eski sevgilisine aşık olup her sarhoş olduğunda eski sevgilisini arayan kızlar
239- Eski sevgilisi ölenler
240- Eski sevgilisine şiddet uygulayanlar
241- Kendini değersiz görenler
242- Kendini sevmeyenler
243- Ne kadar müthiş olduğunu durmadan söylemene rağmen kendine hakaret edip kendinden nefret ettiren kızlar
244- Bu listedeyi misojenist bir şey olarak gören kızlar
245- Bu liste cinsiyetçi olamaz çünkü ben cinsiyetçi değilim en iyi arkadaşım kız nasıl cinsiyetçi olabilirim ki
246- Alacakaranlık'ta Robert Pattinson yerine uzun saçlı kurt çocuğu sevenler
247- Alacakaranlık izlememiş olanlar
248- James Charles izleyenler
249- Twitter trendlerini takip etmeyenler
250- Militarist kızlar
251- Tembel kızlar
252- Yağ oranı %8den fazla olan kızlar
253- Kilosuyla takıntılı kızlar
254- Kızlarla anlaşamayan kızlar
255- Durmadan küfür edenler
256- ''Maskülen'' davranmaya çalışan kızlar
257- Feminen olmayan kızlara kötü davranan kızlar
258- Penisi 13 cmden küçük olan kızlar
259- Arkadaşı olmayan kızlar
260- Ebevyenleri boşanmış kızlar
261- Sağlıklı bir aileden gelen kızlar
262- Fakir kızlar
263- Fakir erkekleri seven kızlar
264- Sokakta gördüğü dilencilere tekme atmayan kızlar
265- Feministlere söven kızlar
266- Arabesk dinleyen kızlar
267- Antidepresan kullanmayanlar
268- Empatlar
269- Günde 2 öğünden fazla yiyenler
270- Kahve sevmeyenler
271- Çikoalta sevmeyenler
272- Çilek sevenler
273- Kendini toplumun ona zorladığı etiketlere göre şekillendiren kızlar
274- Kendi değerini başkalarına göre belirleyen kızlar
275- Mastürbasyon yapmanın kötü bir şey olduğunu düşünenler
276- Güven sorunları olan kızlar
277- Kendini dünyanın merkezine koymayan kızlar
278- Müslüman kızlar
279- Hoşlandığı insanlara açılmayan kızlar
280- En yakın arkadaşının ondan hoşlandığını bile bile onunla takılmaya devam eden kızlar
281- Eternal sunshine of a spotless mind izleyen kızlar
282- Otomatik Portakal'ı sevmeyen kızlar
283- 6655321 numarasının ne olduğunu bilmeyen kızlar
284- Albert Camus okumamış kızlar
285- Ergenlik sürecinde yaşadığı ilişkileri ciddiye alan kızlar
286- 25 yaşında lol oynayan biriyle sevgili olup twitter ismini ''ILOVEMYBFWTF'' ve benzeri şeyler yapan kızlar
287- Yeme bozukluğu olan kızlar
288- En yakın arkadaşı gay olan
289- Trans olmayan
290- Penisi seninkinden büyük olan
291- Homofobik olan
292- Erkekler için yaratılmış eril dünya içerisinde kendi yolunu bulmaya çalışırken hayatın onun önüne koyduğu her zorluğa göğüs geren kadınlar
293- Senden çok para kazanan kadınlar
294- Seninle aynı işi yapıp senin %70in kadar para kazanan kadınlar
295- Üniversite okuyan kadınlar
296- Messenger grubu olan kadınlar
297- Ruhu olmayan kadınlar
298- Cumhuriyetçi kadınlar
299- Komünist kadınlar
300- ''Yes'' komikli görsellerine gülen kadınlar
301- Evcil hayvanı olmayan kadınlar
302- Sevgilisini arkadaşlarının önüne koyan kadınlar
303- Amerika'nın önüne ısıtıp ısıtıp koyduğu ''American dream''in hayalini kuranlar
304- Evlilik karşıtı olanlar
305- Çocuk karşıtı olanlar
306- En az 1 kere kendini kesmemiş olanlar
307- Anadolu topraklarında yaşayanlar
308- Doğal sarışınlar
309- Retro takılanlar
submitted by ALLAHSIZBRUH31 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.26 22:40 dresenler Dün sokakta iki tane kısa çift gördüm. Erkekler 160'tan kısaydı ve kızlar erkeklerle aynı boydaydı hemen hemen. Ne düşünüyorsunuz ?

submitted by dresenler to turkincel [link] [comments]


2020.08.25 13:46 HeyHeyToYou Acayip Özgün Kendimi Tanıtma Postu

Selamlar beyler kadınlar nasılsınız, iyisinizdir, bende iyiyim. Acayip özgün bir fikir geldi aklıma, neden kendimi tanıtmayayım? Hadi tanıtayım o zaman...
Kendimden başlayayım, Adım Asel, pek yaygın bi isim değil, sanırsam 4. Sınıfta bir siteden Türkiye'de bizimle aynı adı paylaşan kaç kişi var diye bakabiliyorduk, benim ki 100.000 civarı bir şeydi. Dışarıda yürürken 1.60 boylarında, kısa kahverengi saçlı,sarı çerçeveli gözlüğü olan, upuzun siyah ve baskılı t-shirtler giyen ve turuncu saat takan biri görürseniz o benimidi/Herhangi bi konuda usta falan değilim veya yeteneğim yok. Bir tek şarkı söyleyebiliyorum, sesime güzel diyolar. Ha bir de dağda kayak yapabiliyorum, çok eğlenceli ve havalı öneririm herkese.
Kişiliğim nasıl bilmiyorum, anlatayım siz karar verin. Hiçbir zaman çevremdeki kızlar gibi olmadım, şu küçükken barbielerle oynayıp şuan da tiktok çekenler gibi. Ben bi kere McDonalds'da çocuk menüsünden oyuncak araba toplardım, koleksiyonum da vardı sonra misafir çocukları alıp gittiler :,). Her neyse işte sınıfımdaki kızlar benimle aynı kafadan olmadığı için erkekler ile takılıyorum, erkekler çok havalı.
Hatta Reddit ile onlar sayesinde tanıştım. Günlerden bir gün sınıfta otururken bi çocuk tahtaya geçip google'a memes yazdı, bende yanına oturup memelere baktım, güldük eğlendik, sonra sordum niye başında "" var diye. O da dedi ki:"Reddit'te böyle oluyor." Ve işte böyle tanışmış oldum. Bu arada şu Reddit kullanıyorum İnstagram kötü moruk diyenlerden de değilim :D, Redditle tanışmamdan öncede İnstagram'ım yoktu :I
Benim nasıldır müzik zevkim? En sevdiğim müzik türü Türkçe Indie Rock ve Alternatif Rock'tır. İlk Adamlar grubunu tanımamla başladım, sanırsam 9 yaşında ablam dinletmişti "Koca Yaşlı Şişko Dünya" şarkısını. Her zaman değişir ama şuan en sevdiğim şarkı Son Feci Bisiklet'ten Düşman şarkısıdır.
Okul hayatım nasıl? Derslerim iyi, şuan sınav senemdeyim LGS'ye hazırlanıyorum. Özel okulda okuduğum için 9'dan 2'ye kadar ders görüyorum, siz mışıl mışıl uyurken. Sonra 4'ten 7'ye kadar kursum/etütüm oluyor. Yazık bana doğru düzgün dinlenecek bi vaktim sadece uyurken var :(.
İşte geldik Reddit'te birkaç insancığa verdiğim değer: :D
u/Bisakin Sanırım internet BFF'im olacaksın :D
u/tancianillevent çaktırmayın bu adam bi bot
u/Jokzillap7 âlâ friend
u/galaksigezgini42 senin şu noktalama işaretlerine dikkatinden bi ben tırsıyorum galiba
u/BatuSavage severdim ama gittin
u/kanlibaron son 1 aydır hiç görmüyorum seni ikizim :(
u/burdurian ab dövme gerçekten matematik çalışıyorum :(
u/egeneges yeey
u/Limon_Adam mrb internet arkadaşım :)
u/hakan-hakan başka bir internet friend'im
u/wrongcastlebud kuyumcu imajı aktif
u/mucizedildo lol, award'ı da geri verdi ya... :/
u/assasinspoot mal patates
u/SirPsyduck8 havalı reddit isim şeysine yazıldın. Tebrikler, yeeeey, al kek 🍰
u/AloneDark3 Satanist 😈
Aga lütfen herkesin adını hayırlamıyorum yazmadığım varsa dövmeyin :(
Özel açıklama isterseniz pm atın daha havalı (⌐■_■) biley yaparım
submitted by HeyHeyToYou to u/HeyHeyToYou [link] [comments]


2020.08.21 01:30 Sherlock_Holmes399 Ilk cluba gitme anım

geçen yaz tatile antalyaya gittim orda gece kuzenle (benle aynı yaşta) dışarı çıktık biraz sahilde gezdik sonra baktım ilk defa gece kulübü görüyom gel gidek dedim gittik kapıdaki görevlide bizim kuzenin okuldan çıkmış çocuk mezun olmuş oraya işe girmiş bizdeki şansa bak amına koyim beleşe girdik neyse ortam mükemmel karı kız müzik dans oturduk bir masaya arka masada da 2 tane kız oturuyordu birisi sarışın birisi kızıl saçlı kızın biride rusmuş türkiyeye gelmiş 3 yıldır kalıyormuş neyse işte bunlar bizim masaya geldi oturdular selam yakışıklılar dedi benim sik direk kalktı zaten amk hayatımda karı sikmemisim bide karşımda 2 tane afet var sütyende giymemisler görünüyor amk neyse bizde selam dedik konuşuyoz öyle içki içtik biraz sarhoşluk geldi bana hafif kızlar zaten kendinden geçmişler amk ne kadar ictilerse bende hatırlamıyorum sonra dansa kalktık baya eğlendik amk bende dans etmeyi bilmem ama birşeyler yapmaya çalışıyom sonra dj slow müzik açtı biraz sakin dans etmeye başladık birden kız elini sikime attı noluyo amk dedim içimden sikin kalkık olduğunu anladı hemen fısıldıyarak dedi ki ıhmmm birileri çok hevesli dedi bende dilimi yuttum amk ne diyeceğimi şaşırdım sonra kız geldi öpmeye başladı dudağımı leş gibi içki kokuyor ama sikimde değil amk o yumuşaklık felan off müthiş bir histi sonra dedim ben içimden bu böyle giderse olmaz tuvalete gittim kızı tutup girdik duvara dayadım sikmeye başladım o an içimden dedim ki sonunda lan amk sonunda bu sikte bir ama girdi o an izlediğim tüm pornalardaki tecrübemi kullandım kızı cellat gibi siktim kiz zevkten dört köşe amk ben zaten ilk 6-7 dakika da boşaldım geri başka bir görevli geldi napiyorsunuz siz burda diye bizi kovdu orospu çocuğu neyse ki kızın numarasını almıştım hala da bende duruyo whatsaptan arada sırada konuşuyoruz bu yazda korona olmasa gidecektim de amk virüsü yüzüne kaldı
submitted by Sherlock_Holmes399 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.17 21:28 Hassc_tr Seks Hakkında Bazı Bilgiler, İlk Deneyim, Nasıl Mutlu Ederim ve Nasıl Olmalı Gibi Sorular

Öncelikle bu uzun bir yazı olacak ama henüz bunu yaşamamış kişilere çok şey katacağını düşünüyorum.
Her şeyden önce burada anlatacaklarım boş bir evde geçiyor. Peki bu neden önemli? Arkadaşlar eğer kıyıda köşede sevişmeye çalışırsanız kız korkudan ne olduğunu anlamaz. Aynı şekilde siz de yakalanma korkusuyla sıkıntılar çekebilirsiniz. İlk deneyimin heyecanıyla bu korku birleşirse erekte olamama gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden mutlaka yakalanmanızın imkansıza yakın olduğu bir yer bulun. Örneğin aileniz 1 hafta tatile gitmiştir ve komşularınız tanıdık değildir. Kızı gizlice eve sokup ses çıkarmadan istediğinizi yaşayabilirsiniz.
Şimdi ikinci önemli konu ise yaşlar. Mutlaka 18 yaşına basmış olun. Eğer kız 18'den küçük olursa aranızda 1 yıl bile olsa mahkeme sizden yana olmayacaktır.
Son olarak videoya çekmeyin. Siz yaymasanız bile biri telefonunuza girip yayabilir ki, yaymayın. Biriyle yaşadığını başkasına göstermek zavallıca bir harekettir. Seks sizin için bir başarıysa kusura bakmayın hayatınız çok b*ktan.
Şimdi her şey hazır. Kız 18 yaşının üstünde ve yaşlarınız yakın hatta aynı yaştasınız. Eve getirdiniz, komşular da görmedi.
İlk yapmanız gereken kızı salona almak. Sakın girer girmez kızı soymaya çalışmak gibi bir kroluk yapmayın. Kız salona oturunca mutfağa gidin ve atıştırmalık bir şeyler getirin. Burada tavsiyem çilek. Yedikleriniz vücut sıvılarınızın kokusunu ve tadını değiştirir. Balık yedikten sonra sperminizi koklarsanız veya bir kıza oral yaparsanız dediğimi çok iyi anlarsınız. İkramı yaptıktan sonra kızın yanına oturun ve yandan sarılın. Elinizi omzuna da atabilirsiniz. Buradaki önemli husus televizyon vs. açmamak. Kız eğer utangaçsa ertelemek için bahane arayacaktır. İlk yapacağı şey de televizyondan konuşmak. Bu hem sizin canınızı sıkar hem de bütün ortamı bozar. Geri zekalı bir kızın bu zevki mahvetmesine izin vermeyin. Böyle yapan olursa da saçından kavrayıp götünü sikebilirsiniz.
Herneyse. Şimdi kızla muhabbet ediyoruz ve elimiz üstünde. Yavaşça sevmeye başlıyoruz. Kezbanın tekiyle çıkmıyorsanız o da elini size atar ve örneğin elinizi okşar. Ben genellikle parmaklarımı omzunda gezdiririm. Bu aşamada sohbet yavaşlayacak bunu fark edeceksiniz. Eğer kız sohbeti daha da hızlandırdıysa heyecanlanıyor. Burada onu rahatlatmak için bunu ona söyleyin.
"Güzelim sakin olsana biraz" tabii bunu gülerek yapın ve ellerini tutun. Kız çok daha rahatlamış hissedecek. Sizin de gerilmemeniz çok önemli. Siz ne kadar gerilirseniz kız da o kadar gerilir. Bu durumda kasıntı hareketler yaparsınız.
Ellerini okşayın ve kıza sarılın. Göğsünüze yatırmanız tavsiyem. Bu hem güven verir hem de rahatlatır. Size bakmıyorsa çok daha rahat yapar bazı şeyleri. Yatırdıktan sonra omzunu okşayın biraz, saçlarını öpün. Sonra elinizi kalçasına doğru indirin. Kalçasını sıkmayın tabii. Elinizi oradan geçirip bacağında durdurun. Burada o da elini karnınızda gezdirecek. Karın kasınız varsa tişörtünüze sokacaktır. Sonra göğse doğru çıkacak. Fazla heyecan yapmamaya çalışın ki kalbiniz küt küt atmasın. Diğer elinizi kızın eline atın ve sevin. Avuç içlerinden bileklerine doğru. Parmak uçlarınızla oynayabilirsiniz. Ardından çenesini yavaş yavaş kaldırın. Önce çenesinden öpün sonra dudaklarından. Buralarda zorlanmayacaksınız o kendiliğinden yönlendirdiğinizi yapacak. Öpüşürken dilinizi sokmayın köpek gibi. Dudak uçlarınızı değdirin biraz. Sonra bu şekilde emin. Daha sonrasında dili dahil edin. Bu aşamada ön sevişmeye geçiş tamamdır.
Şimdi öpüşüyorsunuz çok güzel. Öpüşürken elleriniz saçma sapan yerlerde dolaşmamalı. Unutmayın bu kısa bir öpüşme olmayacak. En az 10-15 dakika böyle öpüşeceksiniz. Elinizi ilk olarak bacaklarına atın ve okşayın. Önce altını, sonra üst tarafından parmaklarınızı gezdirin. Ardından iç tarafını okşayın. Parmak uçlarınızı sürterek göğsüne kadar götürün elinizi. Göğsüne dokunmayın sakın. Ortadan geçirerek çenesini tutun. Baş parmağınızla yanağını okşayın. Daha sonra elinizi aşağıya indirip hafif hafif tişörtüne sokun. Burada belini tutun önce. Bir iki kez belini hissedecek şekilde yukarı aşağı oynatın. Dikkatli olun çünkü kızlar karın ve belde ciddi anlamda gıdıklanır. Gıdıklanırsa elinizi çekin yoksa moddan çıkarırsınız kızı. Göğsüne doğru götürün. Sütyen giydiğini varsayarak önce üst taraflarında elinizi gezdirin. Sonra sırtına geçip biraz sırtında gezdirin. Sütyen ipini açın ardından. Tişörtünü çıkarmaya gerek yok şimdilik. Tişörtünü yukarı sıyırıp sütyenini de sizi engellemeyecek şekilde boynuna doğru çekin. Diğer elinizle bunları tutabilirsiniz. Göğsünü sakın avuçlamayın. Yazık edersiniz. Parmak ucunuzla göğüs ucunun çevresinde gezinin. Yine sakın göğüs ucuna dokunmayın. Bu şekilde 5 dakika kadar göğüs ucunun etrafında gezdirin. Kız dayanamayıp elinizi bastırabilir. O zaman inat etmeyin. Göğsünü yavaşça kavrayıp ucunu baş parmağınız ve işaret parmağınızın arasına alın. Hafifce ucunu tutun ve okşamaya başlayın. Ara ara ucunu biraz çekin. Bu aşamada kızın nefesi öpüşemeyecek kadar hızlanacak ama siz bırakmayın. Kızın elini karnınızdan penisinize doğru götürün. Hemen okşamaya başlayacak. Siz de göğsünü okşamaya devam edin. Burada kız öpüşemeyecek olup kendini çektiğinde tişörtünü ve sütyenini çıkarın. Kızı kucağınıza alıp öpmeye devam edin ama aynı zamanda yatağa götürün. Yatağa bırakıp üstüne çıkın siz de. Elleri sırtınızda olacak. Göğüslerini okşamaya devam edin, aynı zamanda penisinizi vajinasına sürtün. Dediğim gibi yaptıysanız ve az çok çekiciyseniz kız hafif hafif kıvranacak. Eğer pek zevk almadığını düşünüyorsanız göğsünü yalamaya geçin ama onu birazdan anlatacağım. Kıvranışını takmadan devam edin. Sizin acele etmeden yaptığınız her hareket kızın sizi isteme yüzdesini katlıyor. Sakın öyle 10 dakika ön sevişmeden sonra penetrasyona geçmeyin. Burada öpmeyi bırakıp dudaklarınızı kıza sürte sürte göğsüne kadar inin. Göğsünün kokusunu Hafifce içinize çekin ve dudaklarınızı uçlarına götürün. Uçlarına geldiğinizde dudaklarınızı hafif hafif değdirin 2 dakika kadar. Diğer elinizi kızın kalçasına indirebilirsiniz. Şimdi iki seçenek var. Ya yalayacaksınız ya da emeceksiniz. Ben yalama taraftarıyım. Emince süt gelebiliyor. Üstelik kızlar için cinsellikten çok annelik dürtüsüne hitap ediyor olabilir. Dilinizi ucuna değdirin, biraz böyle yaladıktan sonra ağzınızı da bastırıp arttırın. Diğer eliniz kızın kalçasındaydı. Kalçasını sıkın, ardından kasıklarını okşayın. Bakın kasıklar diyorum vajina değil. Kız hala sırtınızdaysa elini de pantolonuzun içine sokun. Bırakın penisinizi okşasın o da. Kızların ölü gibi yatmasına izin vermeyin.
Kasıklara geldiğimizde yine aynı taktik söz konusu. Çevresini okşa, sonra elini vajinasından sürterek karnına getir ve taytından içeriye elini sok. Bacaklarına kadar ilerletip oradan kasıklarını gelebilirsin veya direkt kasıklarına gelebilirsin. Parmağını burada aşağıya doğru indirip kızın vajinasını aşağıdan yukarıya doğru tatlı tatlı okşamalısın. Umarım kız ıslanmıştır yoksa bir şeyleri çok yanlış yapıyorsun. Kızın ıslaklığı bu hareketi yapmanı çok kolaylaştıracak o pozisyonda bile. Klitorisinden de geçir mutlaka parmağını. Bu şekilde 5-10 dakika kadar yaptıktan sonra içeriye çok hafif sok. Kızı yavaş yavaş parmaklamaya başla. O eğer pantolonunu açmadıysa sen aç ve eline ver. Taytını da çıkar. Sürekli göğüslerini yalama. Omzunu öp, boynunu em, dudaklarını gezdir bir yerlerde. Ellerin de fazla sabit kalmasın ama her dakika oradan oraya geçme. Kızlar sanılanın aksine pozisyon değişimini sevmez. Bu onlara daha fazla zevk de vermez. Pornolarda gördükleriniz yalan.
Şimdi tamamen soyundunuz ve her şey tamam. Bu sefer siz yatın, onu da üstünüze alın. Kastım 69 tabii ki. O penisinizi yalasın siz de onun vajinasını. Öncelikle parmaklamaya devam edin. Sonra klitorisine dilinizi hafifçe değdirerek yalayın. Biraz böyle devam ettikten sonra dilinizi kızın içine sokun. Parmağınızla arka deliğini okşayabilirsiniz kız seviyorsa. Eğer hoşlanıyorsa arka deliğini de yalayın. Sonra tekrar vajinaya gelin. Klitorisine ağzınızı bastırıp emin. Dediklerimi doğru yaptıysanız bu aşamada kız aşırı ıslanacak ve 2.-3. orgazmını yaşıyor olacak. Elinizle göğüslerini de ayarında sıkın. Ayarsız yalayıp sizi boşaltmasına izin vermeyin. Bu şekilde 10 dakika kadar yaptıktan sonra kızı üstünüze alın. İlk sefer olduğu için bırakın o içine alsın. Kız dizlerinin üstünde duracak unutmayın. Burada size adam akıllı sevişmeyi anlatıyorum. Çıtayı Türk ifşa seviyesine indireni sikerim. Kız ucuna gelince duraksayacak. Hemen içine sokmayın. Bırakın biraz eliyle sürtsün vajinasına. Dayanamayıp içine alacak zaten. İçine alırken duraksadığı yerler olabilir. Siz kalçasındsn tutup kızı bastıracaksınız aşağıya. Yine hoşlanıyorsa eğer arkasını parmaklayabilirsiniz. Hoşlanmıyorsa göğsünü sıkın. Öne eğilmesini isteyip göğüs uçlarını yalayın. Dişinizi acıtmayacak şekilde geçirebilirsiniz. Kimi kızlar buna boşalır. İçine yavaş yavaş alacak ve siz de yavaş yavaş kızın zıplamasını sağlayın. Henüz hızlanmaya gerek yok. Buraya kadar pek söylemedim ama ara ara kısa güzel şeyler söyleyin. Ne kadar tatlı olduğunu mesela ama özellikle burada kızın kulağına tatlı bir fısıltıyla onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Zıplamaya başladıysa elinizi kalçalarına getirip onu hızlandırın. Bu aşama bu kadardı şimdi pozisyon değişikliğine geçelim.
Evet bu biraz devam edince siz orgazma yaklaştığınız için boşalmak isteyeceksiniz. Kızı bozmadan ama aynı zamanda boş almadan da kızı durdurun. Kızı domaltın ve kontrolü elinize alın. Vajinasına yavaşça girin ama gittikçe hızlanın. Sırtını öpün; kollarından, saçından veya göğüslerinden tutun. Burası artık seksin bitmesi gereken yer. Hu şekilde dayanabiliyorsanız en az 10 en fazla 15 dakika yapın ve birlikte boşalın. Boşaldıktan sonra kalkıp lavaboya gitmeyin. Kızla oturup sigara yakmayın. Dediğim gibi Türk ifşa seviyesine indireni sikerim. Beraber sarılın. Birbirinizle konuşun. Birbirinizi ne kadar sevdiğinizi söyleyin. İlla lavaboya gidilmesi gerekiyorsa birlikte gidin. Üstünüze fazla bir şey giymeyin. Neredeyse çıplak şekilde yatağa girip sarılın. Henüz 2.si var ama yoruldum ben onu da başka zaman anlatırım. 20 dakikadır yazı yazıyorum.
Umarım bir şeyler katabilmişimdir. Yaptıklarınızı kaliteli şekilde yapın. Türk ifşa gibi varoş seksi olmasın. Partnerinizi memnun edin. Bu hem size olan saygısını hem de sevgisini arttıracak. Size de özgüven ve mutluluk verecek. Geceniz güzel, ilişkileriniz tatlı, seksiniz de zevkli geçsin.
submitted by Hassc_tr to KGBTR [link] [comments]


2020.08.15 21:23 karanotlar İlkel Bir Toplumdan Uygarlık Dersi: Amişler

Günümüzde ABD denilince birçok insanın aklına, ileri teknolojiyi yaşamın her alanında kullanan, bireyci ve rekabete dayanan bir toplum yapısı gelir. Oysa nüfus bakımından dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan ABD’de, tek tip bir toplum yapısı bulunmamaktadır. Daha başka bir deyişle söylemek gerekirse bir ABD stereotipi yoktur. Tipik ABD’li imajına uyanlar ABD nüfusunun çoğunluğunu oluştursa da, bu imajın dışında kalan pek çok topluluk da ABD’de yaşamaktadır. Bu topluluklar içinde en dikkat çekicilerden birisi de, sanayi devriminden hemen önce Amerika’ya yerleşmeye başlayan ve inançları gereği o dönemim düşünce tarzını günümüzde de devam ettirdiğinden sanayi devriminin doğurduğu toplumsal yozlaşmanın etkilerinden uzak kalan Amişlerdir.
Amişlerin geçmişi 16. yüzyıl İsviçre’sine kadar uzanıyor. Dinde reformun tartışıldığı bu dönemde, başını gezici rahibi Menno Simons’un çektiği bir grup Hristiyan, çocukların doğar doğmaz takdis edilmesine karşı çıkıyor. Çünkü onlara göre Hristiyan bir anne-babadan doğmuş olsa bile bir çocuğun doğumda dinin gereklerini anlaması yani Hristiyan kabul edilebilmesi olanaksızdır. Bu yüzden bir insan ancak bilinçlenmiş kabul edileceği 18 yaşında kendi isteği ile takdis edilerek ya gerçek bir Hristiyan olabilir ya da inandığı başka bir dini kabul edebilir. Doğal olarak bu durum Katolik Kilisesi tarafından hiç hoş karşılanmıyor ve Mennocular adı verilen bu grup için bir insan avı başlatılıyor, yüzlerce Mennocu acımasızca öldürülüyor.
Mennocular daha sonra kendi aralarında bölünüyor ve Amişler, Mennocular ve Bretenler olarak üçe ayrılıyor. 18. yüzyılda baskılar artıp, yaşam daha da çekilmez hale gelince o dönemde insanlara dinsel özgürlük vaat eden yeni dünyaya yani ABD’ye yelken açıyorlar.
Günümüzde dünyanın birçok ülkesine dağılmış olarak yaşayan Mennocuların sayısı 1 milyonun üzerinde. Amişler ise çok az bir kısmı Kanada’da olmak üzere neredeyse tamamı ABD’de yaşıyor. ABD’deki nüfusları yaklaşık olarak 250.000 kadar. Yani sayıca oldukça az sayılırlar. En yoğun olarak bulundukları bölge ise Pennsylvania eyaletinin Lancaster kenti. Burada yoğunlaşmalarının nedeni ise ABD’ye ilk göç ettikleri tarihte Pensilvanya’nın efsanevi valisi William Penn’in onlara kucak açıp barınacak yer ve yaşamlarını kazanacak toprak vermesi.
Teknolojiyi Reddeden Topluluk
Amişler sayı olarak az demiştik ama Batı toplumlarında ender rastlanabilecek bir nüfus artış hızına sahipler. Elizabettown Üniversitesi’nden Amişler uzmanı Donald B. Kraybill’in araştırmasına göre Amiş toplumunun yıllık nüfus artık hızı %4 gibi çok yüksek bir düzeyde. Her Amiş ailesinin ortalama 5-6 civarında, bazılarında ise 15’e ulaşan çocuğu bulunuyor ve hesaplamalara göre 2025 yılı civarında nüfuslarını iki katına yani 500.000’e ulaşmış olacak. Kısacası böylesine yüksek bir nüfus artışı nedeniyle Amiş toplumunun nüfusu yaklaşık olarak her 20 yılda bir 2 katına çıkıyor.
Amişleri diğer topluluklardan ayıran en sıradışı özellikleri ise nüfus artış hızları değil elbette. Onları farklı kılan, ABD gibi ileri teknolojinin yaşamın tüm alanlarında egemen olduğu bir ülkede yaşamalarına karşın teknolojiyi neredeyse hiç kullanmıyor oluşları. İnsan ilişkilerini ve toplumu bozduğuna, gerçek bir Hristiyan’ın Hz. İsa dönemimdeki gibi yaşaması gerektiğine inandıkları için elektrik, telefon, otomobil, bilgisayar, internet gibi çoğumuz için vazgeçilmez sayılabilecek hiçbir teknolojik yeniliği kullanmıyorlar. Ulaşım gereksinimlerini otomobil yerine “buggie” adını verdikleri at arabaları, ışık gereksinimlerini güneşin doğuşu ve batışı arasındaki zamanı değerlendirerek, iletişim gereksinimlerini ise yüz yüze görüşerek karşılamak Amişlerin tipik yaşam tarzı.
Bu düzeni korumak ve çocuklarının erken yaşlarda dış dünyanın olumsuz etkilenmelerini önlemek için ise Amişler temel ilköğretimin ardından çocuklarını devlet okullarından alıp kendi kilise okullarında eğitiyorlar. Onlara göre ABD eğitim sistemi karşı çıktıkları bir rasyonaliteyi çocuklarına aşılamaya çalışıyor çünkü. Öğretmenleri ise yine bu okullardan mezun olmuş çoğu 17-18 yaşlarındaki bekar Amish kızları. Kendi toplumları dışındaki insanları “Englishman” olarak adlandırıp onlarla olan ilişkilerini mümkün olduğunca asgari düzeyde tutmaya çalışıyorlar. Hepsi çok iyi İngilizce bilmelerine karşın kendi aralarında kullandıkları dil Pensilvanya Almancası.
Amişler günümüzde de inançlarına son derece bağlı biçimde yaşıyorlar. Kendilerine özel bir kiliseleri var ve ibadetlerini toplu olarak bu kiliselerde yapıyorlar. Her Pazar ayininden sonra topluluktan bir üyenin evinde toplanıp birlikte yemek yiyorlar. Pazar ayini dışındaki tüm ibadetlerini de evlerinde yapıyorlar. Yaşamın her alanında da inançlarının emrettiği kurallara uymaya çalışıyorlar. Yazılı bir kuralları yok ama “Ordnung” adı verilen bir kurallar silsilesi var.
İnançlarına bu kadar sıkı sıkıya bağlı olmalarına karşın Amiş toplumu bağnazlıktan son derece uzak. Ne de olsa yeni dünyaya göç etmelerinin temel nedeni bağnazlığın geçmişte onlara yaşattığı acı. Öyle ki, 16 yaşına gelen çocuklarını dış dünyayı ve diğer yaşam tarzlarını tanımaları, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendilerinin belirlemesi ve özgür iradeleriyle bir sonuca ulaşmaları için tamamıyla serbest bırakıyorlar.
Her Amiş Kendi Yolunu Belirlemeli
Kullandıkları Pennsylvania Almancasında “dolaşmak” anlamına gelen “rumspringa” denilen bu dönemde gençler uyuşturucu, alkol, seks dahil istedikleri her şeyi serbestçe, sınırsızca deniyor ve yaşıyorlar. Sonra kendi tercihlerini yapıp isterlerse Amiş toplumuna geri dönüyorlar, isterlerse denedikleri bu yaşam tarzına uygun başka kentlere yerleşebiliyorlar. Geri dönenlerden ise, ki istatistikler gençlerin %93’ün geri dönmeyi tercih ettiklerini göstermektedir, Amiş toplumunun kurallarına uymaları bekleniyor.
Amiş toplumu, diğer Anabaptist topluluklar gibi, çoğu Hristiyan mezheplerin aksine doğar doğmaz vaftiz olayına karşı. Çünkü doğan her çocuğun masum olduğuna inanırlar. Kişi, yetişkin olduğunda ne zaman vaftiz olacağına kendisi karar verir. Ancak evlenmek isteyen her Amişin vaftiz olması zorunludur.
Günlük yaşam tarzları da oldukça sade sayılabilir. Örneğin kadınlar kesinlikle makyaj yapmıyor, mücevher takmıyor. Buna evlilik yüzükleri de dahil. Giydikleri uzun kollu ve tek parça etekler gösterişten uzak ve tek renk. Evlenene kadar başlarını siyah bir örtü ile kapatan kadınlar evlendikten sonra beyaz başörtüsü takmaya başlıyorlar. Erkekler de keza aynı şekilde sade giyiniyorlar: Sade renkli bir gömlek, yakasız bir pardösü ve bunları tamamlayan bir şapka. Evlendikten sonra ise sakal kesmeyi bırakırlar.
Amiş Toplumunda Evlilik
Evlilikler de yine Amiş toplumunun kendi içinde yapılıyor. 18 yaşını dolduran kızlar ile 20 yaşını tamamlayan erkekler eşlerini kendileri belirliyor ve ailelerinden izin alarak evleniyor. Yalnız burada da Ordnung kurallarına uymaları gerekiyor. Şöyle ki; bir Amiş ancak başka kendi cemaatinden ya da başka bir cemaat üyesi Amişle evlenebilir. Yabancı biriyle evlenmek kesinlikle yasak. Ayrıca ilk kuzenlerin evlilikleri de yasaktır, ikinci kuzen evlilikleri de sıcak karşılanmaz.
Evlenmeye karar veren Amiş gençleri rahibe veya rahip yardımcısına giderek o zamana kadar zina yapmadıklarını ve evliklerinin Ordnung kurallarına uygun olduğunu belirtirler. Eğer gençler evlilik öncesi seks yapmışlarsa ve bu durumu itiraf etme cesaretini gösterebilirlerse bazı değişiklikler olur. Gençler önce altı haftalık bir ceza ile önce günahlarının kefaretini öderler. Ve gelinin, normalde düğün sırasında giymesi gereken beyaz önlük ve göğüslüğü giymesine izin verilmez. Bir kadının düğünü sırasında giydiği beyaz önlük ve göğüslük öldüğünde de üzerinde olur. Dolayısıyla bir genç kız düğün gününde giydiği beyaz önlük ve göğüslüğün aynı zamanda kefeni olduğunu bilir. Bir tarım toplumu olmalarından dolayı da evliliklerin neredeyse tamamına yakını hasat mevsiminin sonunda yani sonbahar ya da kış aylarında gerçekleşir. Ve evlilikler ya Salı ya da Perşembe günü gerçekleşir.
Boşanma ya da doğum kontrol konusu da tıpkı Katoliklikte olduğu gibidir. Hiçbir gerekçe boşanma için yeterli bir neden değildir. Evlilikle başlayan bir birliktelik, ancak ölüm nedeniyle sona erebilir.
Amiş toplumunun temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Makineleşmeye geçmedikleri ve dolayısıyla daha yüksek maliyetli olduğu için ürettikleri tarımsal ve hayvanlar ürünler diğer üreticilerin ürünlerine göre daha pahalı. Fakat daha pahalı olmalarına karşın neredeyse yok satıyor. Çünkü teknolojinin neredeyse tüm nimetlerini reddeden Amişlerin ürettiklerinin gerçekten organik ve doğal ürünler olduğunu bütün tüketiciler biliyor ve özellikle tercih ediyorlar. Kriz dönemlerinde bile fiyatları yüksek olmasına rağmen Amiş ürünlerine yönelik talepte bir azalma olmaması tüketicilerin onlara duyduğu güvenin en bariz göstergesi. Amişlerin bir diğer bir geçim kaynağı ise marangozluk. Tamamen el emeği olan bu ürünler toptancılar tarafından anında kapışılıp piyasaya sunuluyor. Çünkü bir malı değerinden fazla paraya satmanın günah olduğuna inanan Amişler ürettiklerini maliyetinden çok az bir farkla veriyorlar.
Amişleri ABD’deki diğer topluluklardan farklı kılan bir diğer özellik de, ABD gibi vergi sisteminin son derece sıkı olduğu bir ülkede devlete tek kuruş vergi vermiyor olmaları. Gerçi hükümet birkaç kez vergi alma girişiminde bulunmuş ama kamuoyu baskısı nedeniyle geri adım atmak zorunda kalmış. Vergi vermedikleri gibi herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna da bağlı değiller. Onlara göre en iyi sosyal güvenlik yöntemi, kendi toplumlarının kurmuş olduğu sosyal güvenlik sistemi ve aile kurumudur. Örneğin bir Amiş’in eve gereksinimi varsa hep birlikte karşılıksız imece usulü ona ev inşa ediyorlar. Genelde doktora gitmeyip doğal yöntemlerle tedavi oluyorlar ama gitmek zorunda kalanların tüm masraflarını da yine topluluk karşılıyor. Askere gitmedikleri gibi Amiş toplumu genelde sorunlarını kendi içlerinde hallediyor ve hiç bir suçu polise bildirmiyor.
Amişlerin toplumsal dayanışma anlayışını gösteren en güzel örneklerden biri belki de Amish Grace (Amiş Merhameti) adlı filme ve kitaba da konu olan yaşanmış katliamdır. Bu olayda Amiş toplumu dışından bir kişi, bilinmeyen bir nedenden bir Amiş okulunu basarak 5 küçük kız çocuğunu öldürür ve ardından intihar eder. Katliamın ardından bir araya gelen mağdur Amiş anneleri katliamı gerçekleştiren kişinin evini ziyaret ederek ailenin acısını paylaştıklarını ve yaşananların “sorunlarını çözmekte aciz kalmış bir Tanrı evladının talihsiz bir eylemi” olduğunu söylerler. Ayrıca katliamı gerçekleştiren kişinin ardında yetim bıraktığı çocukları için de bir yardım kampanyası başlatırlar.
Amişler belki de bu yüzden, bireysel kapitalizmin ve yozlaşmanın en vahşisinin yaşandığı ABD’nin en sıradışı toplumudur. Onlar her ne kadar teknolojiden uzak durup modern dünya için ilkel sayılabilecek bir yaşam tarzı benimsemiş olsalar da, çoğu uygar toplumlara ders verecek bir ahlak anlayışları vardır.
http://www.serenti.org/ilkel-bir-toplumdan-uygarlik-dersi-amisle
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.14 14:33 thepurplbanana bok postası

İnsanların beni sadece loldeki OTP'mden dolayı sevmesinden sıkıldım.Gözünüzün önüne getirmeye çalışın.Tinder dan tanıştığım güzeller güzeli bir kızla ilk buluşmadayım.Herşey çok iyi gidiyor,fazla iyi gidiyor.Ortak ilgi alanlarımız var ve mizah anlayışımız uyuşuyor lakin aynı zamanda birbirimizi şaşırtabilcek kadar farklı tecrübelerimiz var.Laf arasında LoL oynadığımı ve Yone OTP olduğumu söyleme yanlışımda bulundum. O sadece gülümsedi ve bana bunun ne kadar havalı olduğunu söyledi.Sohbete devam ettik. Tuvalet ihtiyacımın geldiğini farkettim ve tuvalete gittim ama telefonumu masada unutmuşum. İçimde çok ama çok kötü bir his vardı. Dayanamayıp masaya geri döndüm ve ne göreyim. Buluştuğum kız çok heyecanlı bir şekilde telefonuna bakıyor. Dur bir saniye! Bu benim telefonum! Şifremi hatırlamış olmalı. "Hayırdır?" Diiyip telefonumu elinden aldım ve ne göreyim! op.gg profilime girmiş ve maç geçmişimi inceliyormuş. "Sadece zaferlerle dolu yemyeşil maç geçmişini görmek istedim" dedi. Nereye gitsem Yone beni bir lanet gibi takip ediyor. Erkek, kadın herkes; eğer bu yeteneğe ve geniş Yone mekanik bilgisine sahip olduğumu duyarlarsa beni adeta bir feed makinesi olarak görüyorlar. Bazen eve atılıyorum, cinsel seks yapacağımı sanarken kız parmağıyla bilgisayarı işaret ediyor ve "Sadece Yenilmez ve orman Yone oyna da seni izleyeyim" diye diz çöküyor. Ben bu muyum? Cesaretinden loldeki süt bebelerinin götüne azakana kılıcı sokan bir katletme makinesi miyim?
Has gurbetçi dediğin döner dükkanı açtığında en az 5 kuzenini evropaya götürür. 3 kuruş kar için pakistanlı dilenci çalıştırmaz. Has gurbetçi fransadan 5 euroluk parfümü lütuf gibi getirmez koyar taşağını calvin kleinden full giyim getirir. Has gurbetçi almanyada 1 euroluk tikivobka minivonka gibi sabun kalıbı çikolata getirmez. Getirdiğiniz o sabun kalıbına delik açıp 31 çekeyim amk beleşçileri. 20-30 k biriktirip benim 10 senede alamadığım evi 1 senede 10 kardeş it gibi çalışıp alıyorsunuz. Gurbetçileri viyana meydanında varna fatihi 2. Murat gibi tokatlaya tokatlaya sikeyim.
AMINA KOYİM SABAHIN 6'SI DAHA KARGALAR YARRAĞINI SAĞA SOLA ŞILAP ŞILAP VURMAZKEN ORUSPU EVLADI PATRON BOZUNTUSU ARIY0 3 DAKİKAYA GELEBİLİR MİSİN DİYO BEN MAKARNEKS MIYIM ORUSPU EVLADI SABAHIN 6'SINDA 3 DAKİKA İÇİNDE ANANIN AMINDAN ATEŞLENEN RAMAZAN TOPUYLA MI GELICEM ?
düşünsenize adamın teki; uzaktan sevdiğiniz ve yüzüne dahi bakmaya kıyamadığınız, açılmaya korktuğunuz o melek gibi kızı altına almış, bağırta bağırta orgazma ulaştırıyor. kız orgazmdan kilitlenerek o kadar sıkı sarılmış ki geri çekilmeye vakit bulamadığından tohumlarını kızın içine akıtıyor ılık ılık. tam da günündeymiş kız. yumurtası en olgun dönemde. o erkeğin spermleriyle dölleniyor yumurtası. ikisine ait bir zigot gelişmeye başlıyor rahminde. hay allah. içinde spermleriyle uyuduğu erkek sabah oflaya puflaya kalkıp ertesi gün hapı alıyor da kurtuluyorlar embriyoya dönüşmeden. bundan sonra daha dikkatli olacaklar. ertesi sefer anal yoldan birleşiyorlar kızla. bir gecede tam üç defa, evet üç defa kalın bağırsağını sıcak spermleriyle dolduruyor o melek gibi kızın. ara sıra parmaklarını vajinasının dibine kadar sokup cervixiyle lıp lıp oynuyor. kızın kaç kere spermleri yuttuğunun haddi hesabı yok. daha sonraları erkeği içine rahat rahat boşalabilsin diye parasını cebinden karşılayarak spiral taktırıyor kendisine.
kız bütün her şeyini teslim etmiş ve onun olmuş. ayağa kalktığında bütün deliklerinden spermler sızıyor bacaklarına doğru.
sen ise uzaktan birlikte olsaydınız neler yapardınız hayalleri kurup "acaba bu kız bana bakar mı" diye iç geçirmekle kalıyorsun. ahh ah dostlarım, hayat bazen çok acımasız. bizim gibi betalar anca uzaktan bakıp acı çekiyor...
UwU öncelikle iyi günler kyaaa:33 -^ herkesin kötü günleri olabilecegini unutmaaa;) v_v kullanıcının oyunlarıni inceledik ve uygunsuz bir davranış bulamadık Allaha sovse 2.saniyede banlariz ama feedlemesi önemli değil wintrade önemli değil hesap alım satım hiç önemli değil sonuçta egirllere,riota veya allaha sovmedigi icin ban atmıyoruz herkesin kötü günü olabilir UwU Chan kendini iyi bak sihirdar bol muzlu günler<33^
-Riot Sorakanin götten yiyen askerleri
arkadaşlar ben 9 aylık evliyim, kocam astsubay. Birbirimizi çok seviyoruz ve aramızda bir problem yok ama yatakta canımı yakıyor. Üstelik beni boğazımdan tutup "nasıl iyi mi terörist kürt" Türk'ün gücünü gör rum orospu" gibi küfürler ediyor. Başta zevkli geliyordu ama giderek şiddetin dozunu arttırıyor artık çok yoruyor beni. Ne yapmalıyım?
Ciddi TİPİ ÇÖP OLANLAR BOŞ YORUM YAPMASIN KENDİNE SÖVDÜRTMESİN!
Beyler benim önemli bir sorunum var amk. Kızlar çok bakıyor. Artık bu bakma olayı cidden rahatsızlık vermeye başladı. Gözünü hiç ayırmadan bakıyorlar. Ben de gözümü ayırmadan bakıyorum ne zaman bakmayı kesecekler diye bakmayı hiç kesmiyorlar. Yanımda kız oluyor mesela geziyoruz diğer kızlar o kadar çok bakıyor ki yanımdaki kız benden daha çok rahatsız oluyor. Bakmasınlar diye ters yapıyorum ters bakıyorum ne bakıyon amk falan diyorum gülmeye başlıyorlar bu sefer. Evden bakkala kadar gitsem bile illa denk geliyor bi tane. Mahalledeki küçük çocuklardan numaralarını gönderiyorlar. Sosyal medyadan rahatsız ediyorlar. Engellemekten bıktım artık cidden. Ciddi bir ilişkiye başlamak istiyorum bu sefer kız bana diyor seni seviyorum ama sen çok çapkınsın beni çok üzersin korkuyorum diyor. Arabası olan kızlar daha tehlikeli üzerime sürüp ses açan mı dersin camı açıp laf atan mı dersin neler neler yahu. Arkadaşlarım bana kızıyor mal mısın amk hepsiyle takıl diyorlar ama halimden anlayan yok. Kızın yanında abisi oluyor babası oluyor kız gizlice bana işaret ediyor kağıda numaramı yazdım gel diyor kafasıyla arkayı gösteriyor. Aranızda mutlaka bunları yaşayanlar vardır beyler Bi akıl verin zor durumda kalmaya başladım ciddi ciddi rahatsız oluyorum amk
HANGİ KIZLARLA CİDDİ DÜŞÜNÜLMEZ
1- Twitter jargonundan anlayan 2- Facebook gruplarında takılan 3- LoL, CS oynayan 4- Türkçe rap dinleyen 5- Depresif görünmeye çalışan 6- İnstada DM anketi atan 7- Erkek kankası olan 8- 18 yaşından küçük olan 9- Reelde ne çok sessiz ne de çok sesli olan 10- Sürekli snap atan 11- Yaşam felsefesi trip atmak olan 12- Her şeyi ciddiye alan 13- Anime izleyen 14- Discord kullanan 15- Ateist satanist falan olduğunu sananlar 16- Sporculara düşen 17- Hiç bir fikri olmadan rastgele bişeylere bok atan 18- Saçma hikayelerle baydıran 19- Dışarıda çok duran eve az giden 20- Rüya ve burçlara inanan 21- Fallara inanan 22- Sevdiğin bir filme(vb.) bok atan 23- Herhangi bir taraftar grubuna üye olan 24- Bir siyasi görüşü normalden daha fazla savunan 25- İlgiye aç orospu cocukları 26- Ergen festlerine 5kmden daha fazla yaklaşan 27- Aşko tarzı kelimeler ile hitap eden 28- 160tan kısa olan 29- Saçını mal mal renklere boyayanlar 30- Sigara kullanan
kızı soyar soymaz zıbam diye geçirmeyeceksin beyinsiz evladı. uzun süre sevişin amk vakit bizim. sonra yavaş yavaş soyacaksın, hala sokmak yok amk evladı. kızı ilk başta yavaş yavaş dokunacaksın, tüm vücudunu gezeceksin. püf noktaları var da uzun sürer. o huylanıp, iyice kıvama gelmeye başlayacak. daha am'a dokunmadık. am yok daha. şimdi biraz kıvranmaya başladığında, amın etrafına bas çek yapacaksın, hafif dokunuşlarla. bunu yaptıktan sonra, dudağını amın etrafında gezdireceksin. daha yalamak yok. sadece dokundurup çekiyorsun. bir süre devam et. kız uçacak. yavaş yavaş ama yakınlaş, orada da dokundur çek dudağını. ilk sinyali yolladık. şimdi tüm vücudu dudağınla gezmeye başla. bunu yaparken arada sırada öpeceksin. kız kuduracak, hatta titreyecek. amın üst bölgesine geldiğinde öpüp çekeceksin. iyice yaklaşacaksın, bu sırada arada da yalıyorsun tabi. ellerin de hiç durmayacak moruk. ellerin sürekli aktif olacak. sen amı öpmeye geldiğinde, ellerin bacaklarda, göğüste olacak. deli gibi sıkmayacaksın. am'a bir öpücük kondurduktan sonra yavaş yavaş elini ama götürüyorsun ve yukarıya kızı öpmeye çıkıyorsun. biraz orada yedikten sonra yine yavaş hareketlerle, aşağıya iniyorsun ve am'a bir dil atıyorsun. sonra kızın suratına bir bak. o şu an burada değil. amı yaladıktan sonra artık iş emmeye gelecek. emeceksin. ellerin sabit durmayacak sürekli oynayacak. emerken kızın suratındaki o azgınlığı göreceksin. sok artık diyecek. amaaaan sakın sokma orospu çocuğu. o kadar yaladın, boşa gider. yalamaya devam. eller durmuyor, amın her tarafını yalayacaksık, isteyecek. daha yarrak sokmadık. kız zaten 1-2 dakika sonra yine isteyecek. çıkarıp yarrağı sokacaksın. erken mi boşalma sorunun var? kıza 3 git gel biraz bekle, beklerken kızı öp falan. sonra devam edeceksin. baktın boşalacaksın, pozisyon değiştirme ayağıyla vakit kazanacaksın. tabi bu erken boşalan yıkıklar için. buradan sonra ağzın, ellerin ve sikin hiç durmayacak. sürekli sikeceksin. ve 2 gün sonra bir mesaj: "yine gelsene"
Belli ki erkek arkadaşına çok büyük ilgi duyuyor ve hayatındaki ilk yada ilklerden biri bu ilişkisi. Heyecanı yüzünden vajinası ıslanmamış ama çok azgın olduğundan sıcacık. Böyle bir durumda vajina hem girilmeyecek kadar dar olur hemde 38 derece ısıya sahip olur. Çocuğun girememesi normal.
Translated by Toygar Ram Çiftliği
Koç çiftliğinde duşta 18 çıplak kovboy emmek istiyorum büyük sert zonklama musluklar on sekiz çıplak kovboy becerdin kovboylar ram çiftlikte duşlarda kovboylar
Sıcak kovboy sıcak sert turuncu, titrek musluklar güçlü onsekiz kovboy daha arka bahçede büyük şişkin musluklar çok Sabit
Orgy içinde duş at ram çiftlik Büyük horoz zonklama, rammed tarafından kovboy popo gibi bir üreme koç gibi çürümek isteyen
Büyük zonklama musluklar almak emdi gerçek derin kovboylar kadar onlar fucked içinde onların uyku ram çiftlik o kayalar Büyük kovboy titrek musluklar
Ram Ranch duşta 18 çıplak kovboy musluklar emmek isteyen dizlerinin üzerinde Ram Ranch duş becerdin becerdin olmak istiyorum on sekiz çıplak kovboy emmek isteyen büyük sert zonklama musluklar Cowboys Ram Ranch gerçekten kayalar
Sıcak kovboy sıcak sert turuncu, titrek musluklar güçlü onsekiz kovboy daha arka bahçede büyük şişkin musluklar çok Sabit
Orgy içinde duş at ram çiftlik Büyük horoz zonklama, rammed tarafından kovboy popo gibi bir üreme koç gibi çürümek isteyen
Ram Ranch duşta 18 çıplak kovboy musluklar emmek isteyen dizlerinin üzerinde Ram Ranch duş becerdin becerdin olmak istiyorum on sekiz çıplak kovboy emmek isteyen büyük sert zonklama musluklar Kovboylar Ram Ranch gerçekten kayalar
Büyük sert zonklama musluklar, gerçek derin kovboylar uyku ram çiftliğinde becerdin almak için emdi, o kayalar kovboylar seviyor musluklar
"رام رانش"
18 راعي بقر عاري في الدش في رام رانش الديوك الخفقان الصلبة الكبيرة التي تريد أن يتم امتصاصها ثمانية عشر رعاة البقر العارية الذين يريدون أن يكون مارس الجنس رعاة البقر في الاستحمام في رام رانش على ركبتيهما يريدان مص الديوك رعاة البقر رام رانش صخور حقا
رعاة البقر الساخنة برتقالي جامدة الساخنة ، الخفقان الديوك بقوة ثمانية عشر رعاة بقر أكثر في الفناء الديوك المنتفخة الكبيرة من الصعب جدا
العربدة في الاستحمام في رام رانش كبير الديوك الخفقان صدمت بعقب رعاة البقر مثل كبش التكاثر الذي يريد التعفن
كبير الديوك الخفقان الحصول على امتص الحقيقي العميق رعاة البقر حتى الحصول على مارس الجنس في نومهم رام رانش ، إنه صخور يحب رعاة البقر الديوك الخفقان الكبيرة
18 راعي بقر عاري في الدش في رام رانش الديوك الخفقان الصلبة الكبيرة التي تريد أن يتم امتصاصها ثمانية عشر رعاة البقر العارية الذين يريدون أن يكون مارس الجنس رعاة البقر في الاستحمام في رام رانش على ركبتيهما يريدان مص الديوك رعاة البقر رام رانش صخور حقا
رعاة البقر الساخنة برتقالي جامدة الساخنة ، الخفقان الديوك بقوة ثمانية عشر رعاة بقر أكثر في الفناء الديوك المنتفخة الكبيرة من الصعب جدا
العربدة في الاستحمام في رام رانش كبير الديوك الخفقان صدمت بعقب رعاة البقر مثل كبش التكاثر الذي يريد التعفن
18 راعي بقر عاري في الدش في رام رانش الديوك الخفقان الصلبة الكبيرة التي تريد أن يتم امتصاصها ثمانية عشر رعاة البقر العارية الذين يريدون أن يكون مارس الجنس رعاة البقر في الاستحمام في رام رانش على ركبتيهما يريدان مص الديوك رعاة البقر رام رانش صخور حقا
كبير الخفقان الثابت الديوك ، الحصول على امتص الحقيقي العميق رعاة البقر حتى الحصول على مارس الجنس في نومهم رام رانش ، إنه صخور يحب رعاة البقر الديوك
SENE 2013 omegleden tanıştığım aybüke diye bir sevgilim vardı 104 gün sevgili olduk sonra aldattı fln neyse ayrıldım orspudan bnde aylar sonra fake açtım onun resmini kydum hesap adında berna kaya koydum facete sonra kapandı o hesabı aybükenin orspuluğunu yayıp numarasını dağıtıp intikam almak için açtım başta sonra intikamı alınca abaza trollemek için kullanmaya dvm ettim tabi o zamanlar yaşım 17 bankmatik kartım yok daha abazalardan para kazanacak yaşta değilim nyse benim hesap baya tanınmaya başladı günde 1000 msj geliyor her grupta orospu berna olarak tanınıyor benim hesap günde binlerce yarrak fotosu geliyor neys konudan sapmyım berna kaya hsabını açtktan 2 yıl sonr biri bana msj attı dediki berna senin berna olmadığını gerçek adının Aybüke olduğunu blyom amk şok oldum yıllarca ben bu fakei açmışım aybükenin fotosunu kullndim adımı berna koymuşum milyonlarca msj gelmiş bir kişi bile sen fakesin sen erkeksin dememiş ama biri bana msj atıyor ve bernanın aslında aybüke olduğunu biliyor yani ben fake değilimde adımı değiştirmişim sanıyor ben berna dedim siktir amk senin Aybüke oldunu biliyorum dedi nerden biliyon dedim pornonu izledim dedi Herhalde taşk geçiyor yada daha önceden trollediğim biri sanıyorum dediki ifşanı izledim escobarda diyor bende pablo escobar mı diyorum bu güldü bana aybükenin yani eski sevgilimin ifşasini atti bir baktım benim aybüke yarrak yalıyo ve ifşanın üstünde ismiyle Aybüke yaziyo yüzü saçı kaşı aynı sevinsem mi üzülsem mi bilemedim ama hala fake olduğumu profesyonelce sakliyorum dedimki pornomu nerden buldun sil fln diyorum bunun attığı videoyu ss aldim aybükenin bütün arkadaşlarına o sakso çektiği fotoyu attım sonra aybükeyle son kez yüzleşmek bir güzel küfür etmek için msj atmak için profiline girdiğimde birde ne göreyim saksocu Aybüke türbana kapanmış ulan hayatımda ne kadar sakso çeken kız tanidiysam hep saksodan sonra kapanıyor amk sakso çeken imana geliyor resmen o zamanlar modayd sonra namuslu takılmak olmayan namuslarini sikeyim
Ok, this is ABSOLUTE fucking bullshit. I went to take a test in class yesterday, and when I saw some sexy looking quadratics, my boner engaged. When I found the y-intercept of the equation, I couldn't help it!!! I closed my eyes, and I TORE my dick to shreds, using whip like motions and pulled with great force. That was one of the best nuts I ever had, just thinking about it now gets me riled up. Thing is, I nutted all over the kid sitting right next to me, and the teacher got all pissed at me, screaming at me for jacking off on a classmate. I told that bitch to shut the fuck up, and that jacking off is a natural, artistic, and beautiful process. He should BE HAPPY that my semen is all over him, maybe he can learn a lesson or two about the culture and art of jacking off. HOWEVER, the teacher didn't agree with me. She KICKED ME OUT of the classroom, and I didn't even finish taking the test. Not only THAT, but they made me clean up my cum after it already dried out and solidified on the carrpet. THATS TORTURE!! Do you know how hard it is to clean dried cum? You CLEAN cum after its FRESH out of your dick, not an hour after you fucking nutted. This is a fucking OUTRAGE. Do you really expect me to not whip out my cock and jack off when i see a HOT quadratic on a test? Either make the equations less sexy, or LET ME jack off in your classroom, asshole.
yeter be yeter. burama geldi. ben de am sikmek istiyorum lan. bizimki de can lan. bizim de canımız çekiyor. doldum artık burama geldi, yarrağıma da laf geçiremiyorum, söz dinletemiyorum. o da bazı şeylerin farkına varıyor, nasıl varmasın, taş değil toprak değil, benden, canımdan, kanımdan bir parça. bıktı banttan yayından, artık canlı yayına geçmek istiyor. yeter bak yemin ediyorum yeter, çıldırmak üzereyim. damarlarımda kan değil sperm dolaşıyor sanki, aylardır döl sıçıyorum. asosyalim lan. karılarla konuşamıyorum. benim yarrağım da sıcak bi amcığa girmek ister elbet. biz de am sikebiliriz elbet. ama yok amk yok. ulan benim vefalı yarrağım bugüne dek ne verdiysem kabul etti. nereye soktuysam yok demedi, mızmızlanmadı. diş macunu tüpünü kesip mi sikmedim, akrilik yünlerine mi yaslamadım, sırf kızlık bozuyomuş hissi vermek için baştan aşağı ketçapa buladığım kumpiri mi sikmedim, babaannemin öğrenci evime sererim diye köyden yolladığı halıfleksi rulo yapıp mı sikmedim koridorun ortasında. ama bıktım eritilmiş, yuvarlatılmış kartonpiyerlere sürtmekten, bıktım banyonun giderini, balkonumdan geçen pimaşları sikmekten. hepsine eyvallah dedi bu vefalı, meczup yarrağım. ama olmuyor beyler. bi yerden sonra kabul etmiyor bünye. gerçek bi delik istiyor. sıcak bi amcığın ateşinde kavrulmak, gerçek bir amcığın g noktasında kolbastı şov sergilemek, kanlı canlı bir bızırın ana arterlerine haçlı seferleri düzenlemek, gerçek bir göt deliğinde türbülansa girmek istiyor.
___"cowonaviwus-kun, we musn't. pwease, my immune system is not that stwong uwu" "I have no othew choice" he wepwied with a hawsh tone "no pwease!" I begged. "I wouwd do anywthing!" he waised his eyebwow, intwigued. "anything?" His fingew twaced acwoss my face, the cowd touch send shivews down my spine. I fewt afwaid but at the same time I fewt dwawn into his gazing eyes, they wooked so dead inside, so... wonewy. "Anything fow you, c-cowonaviwus-kun... " I sniffwed Then I fewt a shawp pain in my chest. penetwating. I gasped fow aiw, which onwy came out as a stwuggwing guwgwe, a coughing fit of bwood. Bwood. Wawm bwood escaped my weak ass bitch body. I wooked at him again, betwayaw and pain in my eyes, as teaws stweamed down my face and I cowwapsed to the gwound. With my bwuwwed vision I see him wook down on me, his stawe wefwected some sowt of twiumph, satisfaction. With damped heawing, I heaw him say the wast wowds I wiww evew heaw: "Then pewish."
Girl: Please don’t rape me! Guy named Please: Teacher: Are you fucking serious? Girl named Serious: Teacher: Are you fucking done? Girl named Done: Teacher: Are you fucking for real? Girl named For Real: Teacher: Please stop fucking everything up. Girl named Everything Up: Teacher: Can you stop fucking fooling around? Girl named Fooling Around: Teacher: Can you stop fucking joking? Girl named Joking: Teacher: Stop fucking cheating! Girl named Cheating: Teacher: Stop fucking stealing! Girl named Stealing: Teacher: Stop fucking yelling! Girl names Yelling: Teacher: Stop fucking sleeping! Girl named Sleeping: Teacher: Today we are going to finger paint Girl named Paint: Teacher: today we are going to publicly execute Hjgfdfghdsafgdsafghds for war crimes! Kid named Hjgfdfghdsafgdsafghds: I am such a comedic genius that it’s utterly, quintessentially inconceivable how I failed my audition at the Laugh Factory. Absolute fucking injustice.
Sabah: Kahvaltı sonrası spor ise :elli gram yulaf ezmesi iki yumurta beyazı bir tam yumurta çırp omlet yap, altmış gram az yağlı böreklik lor peyniri, isteğin kadar domates salatalık, şekersiz yeşil veya normal çay. Daha etkili seksen beş gram yulaf kaynat bir ölçek protein tozu at karıştır ye Antrenman kahvaltıdan sonra değilse Dört yumurta beyazı altmış gram lor domates peynir bir dilim kepek ekmeği bir ölçek protein tozu
Öğlen yarım yeşil elma şekersiz çay veya kahve türleri, ayran veya sade kefir Daha etkili hiç yeme
İkindi: Eğer antrenman akşamsa: seksen beş gram pişmemiş pirinç yağsız lapa şekilde haşla yanına yüz elli gram tavuk veya hindi
Eğer antrenman yoksa İki yüz gram tavuk veya hindi haşlanmış brokoli isteğe göre havuç ve çeşitli sebzeler de haşlanıp yenilebilir toplam sebze miktarı iki yüz elli gramı geçmesin Antrenman yoksa daha etkili: Annenin yaptığı mümkünse etli veya tavuklu ıspanak, kereviz, pazı gibi düşüş karbonhidratlı ev yemekleri iki yüz gramlık porsiyonu geçme
Yatmadan önce eğer yoğun bir gün geçirdiysen bir ölçek protein tozu içebilirsin Antrenman öncesi yemeklerini iki saat önceden ye Antrenmandan önce filtre kahve içerisine bir tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı tavsiye ederim Ne olursa olsun antrenman sonrası protein tozu Antrenman esnasında bir buçuk litre su bitsin Gün içerisinde en az dört litre su Lor dışındaki süt ürünlerinden olabildiğince uzak dur Kalorilerini her fırsatta say Paketli yiyeceklerden kaç şeker düzeyini sıfıra yakın tut Günde beş grama kadar tuz istediğin kadar baharat tüketebilirsin
allah korusun ama eger boyle birsey basiniza gelirse parmaklarinizi kopegin gözüne sokun ve gözlerini oyun yada dasaklarini sikip patlatin amini siktimin itlerin bakin bakim nasil kaciyor amina kodumun iti bana hic bir havyan oglu hayvan it sever yazmasin sizinde annanizi sikerim gozlerinizi oyarim orosbu cocuklari sizi
Acil sikilmesi lazim sana threesome yazıyorum sex education izledik abi biliyoruz bu isleri :stuck_out_tongue: sekks terapisti olduk abi ya vajina uretra yumurtalık amcik derinliği 16 cm olup ilişki yaşanan kişiye gore uzayıp küçülebilir abi sen threesome yap derdin tasan kalmasın :wink:
sikmek istiyorum seni anlıyor musun benim minik orospum, sikmek istiyorum. götünün şerefiyle, haysiyetiyle oynamak istiyorum lan. etli götünün oynak loplarını yaba gibi ellerimle avuçlayıp, akli melekelerimi yitirinceye dek yaslı kalmak istiyorum kavisli çatının tam tepesinde. mor başlı gövel yarrağımı stabilize göt çemberinin etrafında nakış, nakış, ilmek ilmek dokumak istiyorum seni küçük fahişe. kanaviçe desenli yarrak damarlarımdan boncuk boncuk süzülen sıcak spermlerimi, saten kırlent üzerine işlenmiş iğne oyası dantel örneği misali işlemek istiyorum yassı götceyizine. kuru göt deliğine kırmızı fiyonk kurdele takıp, alkış tuta tuta, ağır aksak tempoda, düyek usulünde, hicaz makamında sikmek istiyorum seni. sana ızdırap vermek istiyorum orospu çocuğu anlıyor musun beni? itibarını, erkeklik gurunu, ömür boyu beslediğin, büyüttüğün, yaşatan haysiyetini beş paralık etmek, cümle akraba'i taallukatına rezil'i rüsva, kepaze eylemek istiyorum. babanın gözleri önünde sikmek istiyorum, annenin antika maun sandığında sakladığı naftalinli okul önlüğününü giydirip sikmek istiyorum, amca çocuklarının gözleri önünde pileli eteğini sıyıra sıyıra kucaklamak ve kıskaca almak istiyorum ürkek bedenini. dayının çocuklarına ekşi göt deliğini zorla yalattırmak istiyorum.
Corona virüsüne demişler dünyadaki bütün ülkelere tek tek gidip bulastin insanlari öldürdün peki niye hiç türkiyeye uğramadın demişler corona virüsü de demiş ki türkler öle bı millet ki 1 tane bırakırsan ardında devlet kurup intikam alır
yollardayım ben, ben gidiyorum yolun kenarına kocaman çorba yazmış, hayvan gibi toteme çorba yazmış. içeri giriyorum ne çorbası var diyorum? Mercimek. Ananı sikiyim hayallerimle oynadın orospu çocuğu. Ayak lazım paça lazım işkembe lazım. Mercimek ne o avradını siktiğim madem yok neden oraya kocaman çorba yazıyon orrospu çocuğu. ÇORBA
submitted by thepurplbanana to Tanrilar_Konseyi [link] [comments]


2020.07.26 15:34 ugur5178 efe aydaldan bir eser okumanızı tavsiye ederm (önceden atmıştım görmeyenler olabilir)

güzel hikaye ,okuyun derim (efe aydal)
Türkiye Birincisi Asla yeterince iyi olamadım. Aileme, anneme babama, onların bana harcadığı paraya layık olamadım. Hayır, serseri değildim, geri zekalı da değildim, bir amacım da vardı ve bunu gerçekleştirmek istiyordum. Çalışkan olmak... istiyordum. Çalışkan olmak için oturup çalışmak lazım ben de biliyorum, söyledim ya geri zekalı değilim. Ama bunu beceremiyordum. Yani kıçımı sandalyenin üzerinde o kadar zaman tutamıyordum, beynimi o kadar zaman aynı konuya yoğunlaştıramıyordum. IQ testlerinden yüksek sonuçlar aldığım halde, bu sonuçları derslere yansıtamıyordum, duma duma dum. Bence ben hiperaktifim, yani en azından öyleydim o zamanlar. Kimseye söylemiyordum, olduğum gibi yaşamaktan memnundum. Benim bilime değil, sanata yeteneğim vardı. Ben bir ressamdım. Boş vaktimin tamamını evde resim yapmakla geçirirdim. Bir de kronik abazanlık tabi. Evimde Tinto Brass’ın hemen hemen her “başyapıtı” mevcuttur, ama bunlar da kesmeyince, son kalan paramla kaçak pazarından bir gizli kamera aldım kendime, ama daha hayrını göremedim şerefsizin. Şu işler bir bitsin, karşı komşunun kızı var ya, öfff. Göt kadar kamera, bir girerim evlerine, bırakırım kızın odasına, öhöm öhöm nerdeydik? Evet resimler... Resimlerimi gerçek ustalara da gösterdim, ‘sende gelecek var’ dediler bana. Bu ülkede bilimle sanat o kadar ters şeyler ki, yaşamadan öğrenemiyorsunuz. Bilim; “hiçbir şey yoktan var edilemez, sadece form değiştirir” der, ama sanat; ‘yoktan var etme’ işidir. Kimse beni dinlemedi. Fen matematik yazmıştık bir kere, ve haliyle de başarısızlığımdan dolayı açıkta kalmıştım. Dershaneye bile gitmedim belki ondandır... Ama bu sene kararlıydım. Her şeyi ciddiye alacaktım. Okul da yok nasılsa, daha rahat çalışır, bir yere girerim dedim kendime. Her çocuk gibi benim de bir dershane bulmam lazımdı. Babam saldı beni sokağa; “git bir dershane bul kendine gel” dedi. Dalga geçiyorum sanacaksınız ama, dershane nerde olur onu bile bilmiyordum. Bar değil ki bu anasını satayım gir barlar sokağına seç birini. Benim gibi adama söylenir mi böyle laf? Ama yapmalıydım, dedim ya, ben serseri değildim ve bir amacım vardı; bir üniversiteli olmak. Fakülte pek önemli değil, ama mümkün olduğu kadar iyi bir yer. Sonra iyi bir iş, sonra iyi para, sonra iyi hayat. Bütün bunların farkında olacak kadar uyanmıştım hayata. Sinemaya giderken bir dershanenin önünden geçerdim hep, neydi adı? Umut Dershanesi. Yerini bildiğime göre, önce oradan başlamalı diye düşündüm. Bir koşu indim sinemanın yanına. Aaah, dershane değilmiş, sadece afişiymiş: “Umut Dershanesi, her sene ilk yüzde en az 30 öğrenci. Yüzde yüz başarı garantisi. Her bölümden en fazla 3 yanlış.” Oha be kardeşim nasıl bu kadar iddialı olabiliyorlar, yüzde yüz başarı ha? Soruları mı çalıyorlar acaba? Her neyse bir bakmak lazım. Telefon numarasını ve adresi bir kenara not ettim (yanımda kağıt taşıyacak kadar sorumluluk sahibiyim), sonra tekrar yürüyerek (spor sağlığa yararlıdır) dershaneyi buldum. Eee, şimdi naapıcaz ki? En iyisi içeri bir bakıp sonra eve gitmek. Gözüm tutarsa babamla gelip kaydolurum düşüncesiyle daldım içeri. Danışmaya gittim, bilgi almak istediğimi söyledim. Güler yüzlü bir hanfendi (hanımefendi de denebilir) beni ‘müdür’ ün odasına yolladı. Okul mu lan bura müdür falan? bir de dekan olsaydı bari. Müdür bana kaydolmaya niyetimin olup olmadığını sordu. Ukalalık yapardım ama, odada ikimiz yalnızız... “Evet, beğenirsem kaydolucam.” dedim. Fiyatı sordum, “Onlar önemli değil” dedi adam bana. Elime bir test verdi; “otur bunu çöz, geçersen kaydederim seni” dedi. Oha bir dakka bu ne? Tamam çok erken geldim, benden başka fazla öğrenci yoktu ortalarda, ama böyle baş başa sevgili gibi de test mi yapılır be kardeşim? Sorulara bakmadan kalacağımı biliyordum, çünkü yaz tatilinden yeni çıkmıştım ve tatilde çalışacak kadar da aklımı peynir ekmekle yememiştim. Eve gittiğimde ‘uğraştım ama olmadı’ diyebilmem için bir şeyler yapmam lazımdı. Ben de teste bakmaya karar verdim. Test IQ testiymiş. Gerçekten de şaşırmıştım; derslerle zekanın ne alakası olabilir ki? Sorular kolaydı, ama ben tırsmıştım. Bir iş oldu bittiye getirilmeye çalışılıyorsa kesin bir pislik vardır. Soruları doğru düzgün okumadan kafadan salladım, neden mi? Çünkü “ben vazgeçtim abi sizde kesin bir pislik var” demeye korktum. Cevapları müdür denilen adama verdim. Kimse olmadığı için hemen orada optik okuyucudan geçirdi. Sonuca baktı ve “Kaydoldun” dedi. Anlaşılan attıklarım tutmuş, belki de bu tanrıdan bir işarettir diye düşündüm :P “Ama para?” “O dert değil.” Sana dert değil tabi dümbük, parayı veren biziz. Her neyse, son on senede yedi tane Türkiye birincisi çıkartan bir dershaneye kaydolmuştum, hem de bu kadar kolay. ‘Belimi doğrultuyorum galiba’ diye düşündüm ve evin yolunu tuttum (yol nasıl tutulur diye sormayın, ben tutarım). Akşam evde bizimkilere olanları anlattım. Hayret, ilk defa babamın yüzünde bu ifade vardı, ‘iyi ki bu çocuğu yapmışız’ diyen bakışı. Sonunda benimle gurur duymaya başlamıştı. Ben iyi niyetli birisiyim, elimden gelse deli gibi, manyak gibi çalışır, onun yüzünü hep güldürürdüm, ama olmuyodu işte olmuyodu anasını satayım. Neyse, belki de bu dershane benim hayatımda değişiklik yapacaktı. Ümidim vardı, işte bu her insanda olması gereken bi şey. İnsanın temel ihtiyacı, yaşamak için sebebi... Sonunda dershanenin ilk günü gelmişti. Ağustos’un sıcağında çıktık ‘Umut’a yolculuğa. Bina bu sefer kalabalıktı, acaba bizim sınıf nasıldı? Kızlar var mı? Varsa nasıl? Sıram nasıl? Bayan yanı mı, yoksa pencere kenarı mı? Belki de pencere bayan arasıdır, kim bilir? Koşarak sınıfımın olduğu ikinci kata çıktım. Zilin çalmasına 3 dakka falan vardı ama herkes çoktan sınıflara gitmişti. Kafamı sınıftan içeri soktum. Aman tanrım. İçerde dünyayı ele geçirmeyi amaçlayan bir mutant ordusu vardı. Birazdan alien komutanları gelecek ve istila için son planları yapacaklar... TİPİ VARDI HEPSİNDE. Kardeşim anladık ineksiniz kendinizi derse vermişsiniz, ama bari normal insana benzeyin be! Kızlar ikiye ayrılır, bıyığı olduğunu kabul edenler ve kabul etmeyenler. Bıyığı olduğunu kabul eden kızlar giderler çeşitli yöntemlerle (yakarak, ağda yaparak falan) bu bıyıklarını düzenli olarak ortadan kaldırırlar. Yanımdaki kız kesinlikle bıyıklı olduğunu kabul etmek istemeyenlerdendi. Kafamı ona çevirdiğimde aramızda on santim kalıyordu, ve ben onu gördükçe komplekse giriyordum. Bende öyle bıyık olsa var ya, nasıl gider biliyo musun bu kestane gözlerin altına? Sınıfa ne hayallerle girmiştim, ikinci bir arkadaş çevresi falan. Ama şimdi sadece hocanın bir an önce gelmesini bekliyordum. Gerçekten de hoca bir an önce geldi. Tipi çok da önemli değil, size burda bir hoca tasviri yapıp beyninizi boşuna yormiycam. Hocanın kendisi de önemli değil zaten, önemli olan gelir gelmez hepimize dağıttığı formlar. “Bunları doldurup imzalayacaksınız.” dedi adam... ‘Ben, nokta nokta nokta, üniversiteye girene kadar başka bir dershaneye gitmeyeceğimi, ve bu dershanenin uyguladığı yöntemleri kimseye anlatmayacağımı teyit ederim. İmza....’ Dershanenin uyguladığı yöntem demekle herhalde formun geri kalan bölümünü kastediyorlardı: ‘Saat 6:00 uyanma ve kahvaltı. Saat 6:30 Matematik Saat 7:30 su ve ihtiyaç molası Saat 7:40 Fizik Saat 8:30 Kimya Saat 9:30 Dershane Saat 15:00 Eve varış Saat 15:10 Tarih......’ Liste gün sonuna kadar gidiyordu. Ne kadar saçma. Ben her gün ayrı bir derse çalışırım valla, beni bağlamaz. Günler geçiyordu. Her geçen gün içerisi biraz daha garipleşiyordu. Fark ettiğim ilk gariplik, öğrencilerdi. İlk deneme sınavından en düşük notu ben aldığım halde, diğer öğrencilerin geri zekalı davranışlarına bazen dayanamıyordum. “Üğretmenüm, hayvanlar nasul çiftleşür?” “Hocam çok afedersiniz, eksi mi negatif demiştiniz yoksa artı mı?” Öğretmen tam bir makine gibi sorulan her soruyu en ufak bir bıkma belirtisi olmadan cevaplıyordu. Daha negatifi pozitifi bilmeyen birini nasıl alabilirlerdi ki buraya? Ama neredeyse hepsi böyleydi. Sonra işler daha da garipleşti. Belirli saatlerde bize karanlık bir odada dev ekrandan programlar seyrettirmeye başladılar. En başında “Umut Production” yazan, devamında da... tavşanlı, kaplumbağalı, ayıcıklı çizgi filmler. İşte buna gariplik derim. Bir Allah’ın kulu çıkıp da “Arkadaş siz naapıyosunuz burda?!” demedi. Sanki ben diyebildim. Artık neredeyse iki derste bir bu programları seyrettirmeye başladılar. Sonraki derste ise, hoca giriyor, tahtayı bile kullanmadan anlatacağını anlatıyor, çoğunlukla okuyor, sonra da gidiyordu. Bu esnada da öğrenciler hızla not alıyorlardı. Bir gün dayanamadım teneffüste yanımdaki öğrenciye söyledim: “Ya bu hocalar ne biçim ders anlatıyor böyle, bir bok anlamıyorum vallaa.” Kız manyak: “Onun için mi her yıl ilk yüzde otuz öğrencileri var?” dedi. Artık bir sorun olduğundan emindim. “Günü gününe çalışırsan, programa uyarsan sen de başarılı olursun.” diye devam etti ama ben başka şeyler düşünüyordum. “Ben o programı saçma buluyorum. Fazla da sallamıyorum açıkçası.” dedim. Kız bir anda kayboldu? Allah Allah. Televizyon seansları başladığından beri deneme sınavlarında gittikçe diğer çocuklarla aramdaki puan farkı açılıyordu. Her sınavda kesinlikle yüz küsur öğrenciden sonuncu oluyordum, ve gerçekten kendimi aşşağılık bir yaratık gibi görmeye başlamıştım. Dershanede tam bir kaos ortamı vardı, ama dünyanın en düzenli, en sessiz kaosu. İnsanlar birbiriyle hiç konuşmamaya başladıktan sonra kafayı yiyecek gibi olmuştum. Kimse sorduklarıma, dersle ilgili bile olsa, cevap vermiyordu. Evet nerdeydik, kız ortadan kaybolmuştu değil mi? Ben de gittim en son deneme sınavının sonucuna baktım. Yine sonuncuydum, bu sefer benden bir önceki eleman beni neredeyse ikiye katlamıştı. Zaten ben hariç öğrenciler birbirine yakın puanlar alıyorlardı. Yanımda sonuçlara bakmaya gelen kız bir anda patlar gibi ağlamaya başladı. “Yanlış bakmışlar, yanlış bakmışlar” diye tam bir embesil gibi ağlıyordu. “Nerde senin puanın?” dedim, eliyle gösterdi. ‘Burcu Akel’ mi? “İyi de senin adın Ebru Akel değil mi?” dedim. Yüzüme baktı, sonra cüzdanından kimliğini çıkarıp ismine baktı. “Haklısın, ben karıştırmışım.” dedi! İşte o anda filmler koptu bende. Bütün bunlar yetmezmiş gibi az önce kaybolan kız geri geldi: “Seni müdür bey çağırıyor, bişey dicekmiş.” Lan? Kızın suçlayıcı bakışlarından hızla uzaklaşıp müdürün ‘seviyesine’ çıktım. Tık tık, girdim içeri. İçerdeydi, bilgisayarını kurcalıyordu. “Fuat Kolcu” dedi. Bu arada adım Fuat, tanıştığımıza memnun oldum. Gözlerimin içine çok kötü baktı be, sanki “itiraf et, sen öldürdün” diyecekmiş gibi. Zaten bir iki saniye düşünmedim değil, ‘lan acaba birini mi öldürdüm?’ diye. “Biz burda sizin iyiliğiniz için çabalıyoruz yavrum?” Biliyorum bu soru cümlesi değil ama herif soru sorar gibi söyledi. “Bize üç şeyi teyit etmiştin, bunlardan birisi de verilen programa uymaktı.” TAK! Kapı kapanma efekti. Swiss! Arkaya dönüp bakma efekti. OHA! İki tane zebella gibi adam görme efekti. “Naapıcaksınız dövecek misiniz? Naaptım ki ben?” “Kurallarımıza uymamışsın.” MIŞSIN. Güzel Türkçe’mizi öğrenelim; -mışsın ekinin halk arasındaki adı ‘ispiyon eki’dir, ve birinin sizi ispiyonladığını ifade eder. Bu durumda, ispiyoncu o manyak karı, ama niye? “Sen bize çok büyük sorun oldun. Diğerleriyle arandaki puan farklarına bir baksana. Artı programa uymuyorsun, artı... DÜZENİMİZİ SORGULUYORSUN.” Benim bişey sorguladığım yok ki, sadece... evet aslında sorguluyorum, “Siz ne biçim dershanesiniz!” diye patladım ne yazık ki. Hem de çok yanlış bir zamanda ve çoook yanlış bir yerde. Arkadan öyle bir darbe indi ki kafama, acıyı hissedemedim, sadece flaş ve sarsıntı. Ellerimi kollarımı arkadan iki zebella tuttu, sandalyeye oturtuldum. Kıpırdayamıyordum. Yarı baygındım, ama biraz da numara yapıyordum. Müdürün elinde iğne gördüm “Naabıcaksınııııııız” “Birazdan sınıfta kalp krizi geçirip öleceksin.” dedi müdür. “Ama neden? Bu kadar mı önemli? Tamam, söz, çok daha fazla çalışırım, arayı kapatırım, programınıza uyarım. Lütfe...” Adam şırıngaya ilacı çekti bile, beni sallamıyordu: “Sorun o değil ki. Sen bize uygun değilsin, programa uymadın, bizi sorguladın, puanların hala düşük, bu da gösteriyor ki gösterdiğimiz video programlarından da etkilenmiyorsun. Nerde sorun var hiç bilmiyorum, daha önce asla sorun yaşamadım. Yani senin IQ’na sahip olan yüzlerce...” “Durun durun durun bir dakka! Ben o testi uydurmuştum, nasıl olduysa tutmuş, yani ben sizin sandığınız kadar zeki de....” “UYDURDUN MU? Hayatını, geleceğini belirleyeceğin bir dershanenin sınavına girerken cevapları uydurdun mu? Bu ne biçim sorumsuzluktur! Zaten seni ilk gördüğümde anlamıştım geri zekalı... olmadığını.” Bir dakka bir dakka, mola (derler ya Amerikalılar). “Patron bir dakka siz geri zekalıları mı alıyodunuz?” Tabi ya! Ulan o kadar soruyu kıçımdan uydurmuşum, zaten tutsa sayısal lotocu falan olmam gerekirdi. Demek olayları buymuş. Adam devam etti: “Programımıza uyman için geri zekalı olman lazım. Zihnini anca o şekilde kontrol edip istediğimiz gibi yoğurabiliriz. Moronları çok severim, siliktirler, asla karşı gelmezler, her istediğini uygulayabilirsin. Ben bu işe yirmi küsur yılımı verdim, babam da bir o kadar zaman harcadı. Deneme yanılmalarla bu noktaya geldim. Dişliler çoktan yerine oturdu, sen çok geç kaldın. Biz bu işe bütün servetimizi yatırdık.” iğneyi koluma yaklaştırdı. “ÜLKEYİ MORONLAR YÖNETSİN DİYE Mİ?” baygın numarası yapmayı bırakıp aniden ayağa fırladım ve elindeki iğneye tekme attım. Kendimi ileri atınca kollarımı da kurtardım, gulyabanilerin arasından sıyrılıp dışarı attım kendimi. Arkamdan bağırdı: “Yakalayın, kaçıyor! Hepinizden kopya çekmiş!” Bir insan nasıl herkesten kopya çekebilir? Buna inanmak için geri zekalı olmak lazım :P Öğrenciler işini gücünü bırakıp bana saldırmaya başladılar. Lanet olsun zombilerle dolu bir binaya düşmüştüm sanki. Bir tekme ona, bir yumruk şu kızın suratına, “çekilin be” tekmelerle yumruklarla çıkışa vardım. En sevdiğim T-Shirt L Her neyse sırası değil. Hemen eve uçtum. Annem karşıladı kapıda “Oğlum ne oldu?” “Dur anne iki dakka ya, dershanede yaptılar.” “Ne! Merak etme ben şimdi ararım müdürü.” “Ne müdürü anne ya! Müdür yaptı zaten.” Hemen telefona sarıldım, sertçe elime aldım da denebilir. Dershaneyi aradım: “Aloov?” “Hepinizi şikayet edicem, dershanenizi kapattırıcam, sizi de hapse attırıcam. Bu yaptığınız yanınıza kar kalmıycak. Sizden şüphelenince her şeyi gizli kameraya çektim, programları, öğrencileri (blöf blöf blöf). Sizi Deha Muhtar’a maymun edicem.” “Selamımı da söyle, Faik Hoca dersin, çoktandır görmedim keratayı.” “O da mı?” “Hem de en başarılı öğrencilerimdendi. Sadece o değil. Etrafına bir bak. Konuşmayı beceremeyen matematik profesörleri, dört işlem yapamayan edebiyat hocaları, mühendisler, yöneticiler, memurlar, astronomlar, IQ testi yapılsa hiçbiri tutuk zekayı geçemez, ama en iyi mevkiler onlarda. İki formül, iki kitap ezberleyen profesör oluyor. Üniversiteye girince anlayacaksın. Şimdi hepsi mutlu, onları ben mutlu yaptım. Ayrıca... benim yöntemlerim Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmıştır, Ramiz’ciğim sağ olsun, ona da çok emeğim geçti. Bana hiçbi şey yapamazsın, ben yasalım.” “İnsan öldürmek de mi yasal?” “Kanıtlayamazsın, üzgünüm. Bu arada eğer başka dershaneye gidersen veya bizi başkalarına anlatırsan seni ortadan kaldırmak zorunda kalırız...” Telefon kapandı. Unuttukları bi şey var, ben hepsinden daha zekiyim, eee? Durun bir dakka düşünüyorum. Pekala, kaba kuvvet, polis, jandarma, sanırım bunlar işe yaramaz. Mahkemelerde de zaten onların adamları var, yani bence var. Tamam, onları cümle aleme rezil etme planı kuralım bir tane... Ertesi gün maymunlar cehennemine geri döndüm. Seri adımlarla binaya dalıp TV odasına gittim. Beni gören öğrenciler, hiçbi şey olmamış gibi davranıyorlardı. Yirmi dakika sonra yayın odasından çıktım ve seri adımlarla, müdür ve adamları beni görmeden kaçtım. O günkü video programı hepsinden özeldi. Tinto Brass’ın en adi filmlerinden biri oynuyordu tavşanla kaplumbağa niyetine. Görevliler her zamanki gibi dışarıdaydı, yayından etkilenmemek için tabi. Ertesi gün tekrar gittim, yine yayın odasına girdim, bıraktığım gizli kameramı (komşu kızına nasip olamadı o kamera bir türlü) alıp cebime koydum. Dışarı çıktııııııım. Müdürle burun buruna geldik. “Yakalayın! Hepinizden kopya......” Moron olan onlar, ben değilim, eleman sözünü bitiremeden ben dışarı uçmuştum bile, laf aramızda iyi koşucuyumdur, özellikle götüm sıkıştığında. Ertesi Gün Şov Haber’de: “Dershanede skandal! Eğitim verecez diye porno seyrettirip, genç zihinleri bulandırıyorlar. Bu dershanenin adı... AZ SONRA!” Porno mu? Tinto Brass adi olabilir, filmleri iğrenç olabilir ama asla porno değildir... Çok merak ediyorum, o programı seyreden öğrencilere ne oldu? Dershane tabi ki kapatıldı. Onları kendi silahlarıyla vurmuş oldum. Müdür kimseye laf anlatamadı, zaten kimse bir daha çocuğunu o dershaneye yollamaya niyetli değildi. Bu ülkenin bu özelliğini çok seviyorum, birini karalamak o kadar kolay ki. Bana ne mi oldu? Şimdilik televizyon kanalından aldığım parayla idare ediyorum, bu arada resme devam. İşsiz olalım ne olcak?
Acı Çikolatalar, Efe Aydal :)
submitted by ugur5178 to KGBTR [link] [comments]


2020.07.25 10:41 Asusnur GRRM - 1999 Söyleşileri - 2

Bu çeviri @griljedi tarafından yapılmıştır
25 Mayıs 2020
Bronn, 30’ların başlarında.
Eğer her bir şövalye başka bir kişiyi şövalye ilan edebiliyorsa Ser Osmynd Kettleblack gibi vicdansız şövalyelerin yahut toplumsal değerleri küçümseyen hanelerin bu durumu suistimal etmesine engel olan nedir?
Sosyal baskı. Bir şövalyenin akranları bunu yapana kötü gözle bakar. Evet, belli bir miktar para kazan olabilir ama şerefi kalmazdı ve şeref, bu kültürde hala çok önemlidir.
Ser Osmynd neden para için başkalarını şövalye ilan etmedi ya da en azından kendi kardeşlerini şövalye ilan etmedi? Aileler içinde bile şövalye olmayan kardeşler var, neden?
Şövalye olmak sadece basitçe “şeref” meselesi değildir, bu bir iş, yükümlülükleri var. Zırh ve en azından savaş atı için belli bir miktar servete ihtiyacını var. Savaşmanız, efendiniz çağırdığı zaman gitmeniz gerekir; insan eğitmeniz ve yönetmeniz beklenir. Bazı insanları (Willas Tyrell, Sam Tarly gibi) bunu yapamaz; bazıları sadece rahip, üstat gibi şeyler olmak için donanımlıdır. Şövalyelik de kısmen dindar bir parçaya sahip, bu yüzden eski ilahların takipçileri şövalye olmaya pek eğilimli değillerdir yoksa faturayı ödemek zorunda kalırlar.
Soylu doğumlu piçler şövalye olabilir mi?
Herkes şövalye olabilir.
Manderly’nin nasıl 40 yaşlarında yaverleri olabiliyordu?
Yaverleri, şövalyelik eğitimi alan, genç erkekler olarak görme eğilimdeyiz bu, gerçeğin sadece bir parçası. Tarihsel olarak hayatlarını tamamen yaver olarak geçiren kişiler de var; 30’larında, 40’larında hatta bazen 50’lerinde yaverler gayet yaygın bir şeydi. Bu insanlar belki şövalye olacak zenginliğe sahip değildi ya da eğilimleri yoktu. Onlar, teğmenliğe terfi etmek istemeyen kariyer ordusu çavuşunun orta çağ muadilleriydi.
Tyrion, babasının Fırtına Burnu’nuna yürümeden önce Robb’u yenmesi gerektiğini düşünüyordu. Stannis’in her an kaleyi terk edip, KL’ye saldırması açısından bu büyük bir risk değil mi?
Fırtına Burnu çok zorlu bir kale. Tywin ve Tyrion, Stannis’in cesurdan ziyade metotik bir adam olduğunu biliyor, bu yüzden düşman kalesini arkasında bırakması mümkün olmayacaktı. Stannis’in Davos’a açıkladığı gibi; psikolojik bir yönü de var dı, küçük de olsa “yenilgi” görmeyi kabul etmedi. Tywin’in Batı’ya yürümesi bir risk mi? Evet. Bu yüzden Harranhall’da uzun bir süre kaldı, Robb’un ona saldıracağını ümit etti ama olmadı, hesaplanmış bir kumar oynadı. Üç taraflı bir mücadelede (Renly ile beraber 4) herhangi bir belirleyici hareket bir risktir ve kazanmak için bazı riskler alınmak zorundadır.
İsyan sırasında Tyrell ve kuvvetleri, neden Fırtına Burnu’nu kuşatıp zamanlarını boşa harcadı? Bilhassa onların azam lordları savaşı kaybederken?
Targaryenler bir takım savaşları kaybetmişlerdi (ve bazılarını da kazanmışlardı), ancak Üç Dişli Mızrak ve King’s Landing Kuşatmasına kadar savaşı gerçekten kaybetmiyorlardı. Ve sonra kaybetti. Ve kuşatmalar orta çağ savaşının çok önemli bir parçasıydı. Fırtına Burnu coğrafi olarak stratejik değildi, ancak Kışyarı Starklar için önemli olduğu gibi Baratheon Hanesi için de önemli olan Robert’ın gücünün temeliydi. Düşmüş olsaydı, Robert evini ve topraklarını kaybederdi … ve iki erkek kardeşi düşman elinde rehine olurdu. Tüm önemli kişiler. Ayrıca Fırtına Burnu’nun düşüşü, fırtına lordlarının çoğunu onu dizini bükme zamanının geldiğine ikna edebilir. Yani kaleler nadiren önemsizdir.
Tyrellerin büyük bir ordusu vardı ama güçlerinin önemli bir kısmı Rhaegar ile birlikteydi. Prensin ordusu, Robert’ın ki daha çok savaş tecrübe etmesine rağmen, Robert’ın ordusundan daha fazlaydı. Savaşın tüm tarihini girmedim ama sadece iki büyük ordunun dövüşmesinden fazlası vardı; kuşatmalar, pusular, kaçış, düello, yağma ve Vadi ile Dorne Hudutları gibi bir dizi uzak yerde savaşlar…
Bir diğer ihtimal olarak Mace’in Aerys’in içten içe kaybetmesini umarken, ikili oynadığı söylenebilir mi? Böylece Ned gelir gelmez sancaklarını indirip, teslim olmuştur.
Ned geldiğinde Aerys ve diğerleri ölmüş, Viserys kaçmıştı; savaşacak kimse yoktu ve savaş her şekilde kaybedilmişti. Modern çağın “toplu savaş” kavramı o dönemler yoktu. Sadakat gibi ordular da kişiseldi. Tyrell’in teslim olması her zamanki gibi bir savaştı. Eğer bir nedenden ötürü Ned’e karşı boş bir savaş vermeyi denerse = daha fırsatçı sancaktarlarını diğer tarafa geçmiş olarak bulabilirdi.
Cat’in Jon’a karşı kötü davranışları hakkında bir soruya cevaben… “Kötü davranış” abartılı bir kelime. Cat, Jon’u kan gelinceye kadar dövdü mü? Hayır. Kendisinden uzaklaştırdı mı? Evet. Sözlü olarak onu suistimal edip, saldırdı mı? Hayır. Bran’ın hasta yatağında olanlar özel bir durumdu ama kendi çocuklarının haklarını konusunda çok koruyucuydu ve kral’ın ziyafetinde meşru doğumlu çocukları ile onun arasında keskin bir çizgi çekti. Jon kesinlikle onu başka yerde görmeyi tercih edeceğini biliyordu (Bu açıklamayı her daim biraz eksik ve yanlış bulmuşumdur çünkü Jon’un duygu ve düşüncelerine baktığımızda tam tersi bir resim çıkıyor; tamam, sürekli bir sözlü saldırı ve dayak gibi şeyler kuşkusuz yok ama basit bir soğuk bakıştan fazlası olduğu aşikar, yoksa en basitinden bu oğlan niye sürekli bu kadından korkup, ağlasın?)
Kanlı Oyuncular, diğer paralı asker birliği kadar eski değil ama çok yeni de değil, isimleri muhtemelen Vargo’dan öncesine dayanıyor. Bir Qohorik şu an onlara liderlik ediyor, sonrasında muhtemelen bir Lys’lı veya Dorne’lu ya da Ibbenli liderlik edebilir.
POVlarını nasıl yazdığı ile ilgili sorusu üzerine… Genelde bir karakteri seçiyorum ve bir duvara toslamadan önce onunle ilgili birkaç pov yazıyorum ve sonra bir başka pov’a geçiyorum ve bu şekilde devam ediyor. En zor POVlar, sanırım büyü elementleri yüzünden de Dany ve Bran ve Bran’ın ayrıca en genç POV olması ve sakat olduğu için kısıtlı olması gibi bir durum da var. Diğer tarafta Tyrion ve Ned’in bölümleri… kendilerini yazıyorlar gibi görünüyor.
Jon’un doğum zamanı ile ilgili bir soru üzerine… Jon ile Dany arasında muhtemelen 8-9 ay gibi bir zaman var… Cat ve Ashara söylentileri üzerine… Söylemeye gerek yok, hepsi zamanla açıklanacak. Ashara Dayne, Kayanyıldız’da yere çakılmadı çünkü bana yazan okuyucular böyleymiş gibi varsayıyor. Dorne’da da atlar var, biliyorsunuz ve tekneler… kendilerine ait olmasa da…Elia’nın Rhaegar ile evlenmesinden sonraki ilk birkaç yıl içinde Prenses’in KL’deki birkaç kadın eşlikçilerinden biriydi. Kalanını kitaplar için saklıyorum.
Greyjoy saldırısı sonrası Tywin, Lannister filosunu yeniden inşa etti. Burada 20 ya da 30 tane gemiden bahsediyoruz. Buna karşın Greyjoy filosuna denk olabilecek yegane deniz filosu Arbor’un kraliyet filosu ve Redwyne filosudur. Greykoy ve Redwyne, Westeros’un geleneksel deniz güçleridir. Lannister gemileri, Demir filonun dar gemilerinden daha heybetli ve büyük; çarklar, karyolar, akrepler gibi şeylerle beraber. Tyreller de Lannisterlarla aşağı yukarı aynı durumdadır ama onlar sancaktarlarına biraz daha bağımlıdır; bilhassa Kalkan Adalarındaki… Hightowerların, ticaret gemilerini korumak için, sadece birkaç savaş gemisi vardır.
Ned’in ordusu ona Dorne’a kadar eşlik etmedi, orada savaş yoktu ama şüphesiz sınırlarda küçük çatışmalar vardı. Lakin Martellerin savaşın dışında kalması tamamen doğru değil, Prens’in ordusunda KM Prens Lewyn komutasında Dornelu askerler vardı. Lakin Dornle’lar prensi olması gerektiği şekilde desteklemediler, bu kısmen Elia yüzünden öfkeli olduklarından kısmen de Doran’ın doğuştan gelen ihtiyatından.
Sevginin bir çok çeşidi var. Robert, kardeşlerini şüphesiz bir şekilde seviyordu ve onlara karşı dürüsttü ama onlardan tamamen hoşlanmıyordu. Stannis ile ilişkileri her zaman dikenliydi. Renly ise ailenin bebeği idi ve saraya gelene kadar Robert ile çok az zaman geçirdi. Robert’ın ona düşkün olabileceğinden şüpheleniyorum ama yakın değillerdi. Stannis, Fırtına Burnu dururken Ejderha Kayasının verilmesinden hiç hoşlanmadı ve bunu hakaret algıladı… ama Robert’ın bu amaçla yaptığı doğru değil. Targlar varislerini her daim Ejderha Kayası prensi olarak atamıştır. Joffrey doğana kadar da Robert, Stannis’i varisi olarak seçmişti. Robert iki kaleyi de kardeşlerine vermek yerine oğullarına verebilirdi ama bunun yerine kardeşlerine verdi ve ellerinde tutmalarına izin verdi, dikkatsiz cömertliğinin bir başka göstergesidir.
Valyria ve kıyameti hakkında ilerleyen ciltlerde daha fazlasını öğreneceksiniz ama illa Kılıçların Fırtınasında olacağını söyleyemem.
Jaime’nin Aerys’i öldürürken ki duyguları konusunda fikirleri var. Bazıları onun acılık hissettiğini düşünüyor, şahsen ben biraz eğlendiğini de düşünüyor.
İki görüş de doğru.
Westeros'da Evlilik ve Nişan Yaşı 6
8 bin yıl önce Ötekiler nasıl yenilgiye uğradı? Sayılarına bakınca yenilmez gibi görünüyorlar? İnsanlar karşı saldırıda bulundu mu?
Binlerce yıl önce olan bir şey, bazı gerçekler sisin arasında kayboldu ve zamanla efsaneye dönüştü. İlerleyen ciltlerde daha fazlasını öğreneceksiniz ama muhtemelen her şeyi değil, hayır.
Yüzsüz İnsanlar, önceden bir tarife listesi asmaz. Onlara ölmesini istediğiniz kişiyi söylersiniz ve onlar da kim olduklarına ve zorluğuna göre durumlara göre fiyat üstüne tartışıp, karara bağlar. Ne kadar zorlu ve üst seviye kişiyse fiyat da o kadar yüksek olacaktır.
Arya’nın yakaladığı siyah kedi, Rhaenys’in kedisi Balerion olabilir mi?
Olabilir.
Westeros’ta erkekler 17 yaşında yetişkin kabul edilir. Yaş kaç olursa olsun yemin edildiğinde (NW veya KM için şeylerde) iş bitmiştir, kaçış yoktur, yaşın gençliği bir kurtulma aracı olmaz. Ayrıca NW, 12 yaş gibi oldukça genç bir kişiye yemin ettirmez.
Sorunun özeti: Hornwood mirası; Lord Hornwood’un kız kardeşi mirası devralacak kişi olarak düşünülmedi ama onun oğlu ve lordun piçi düşünüldü. Elimizde birkaç kadın lord (Mormont, Dustin ve Whent) olduğu düşünülürse bu pek mantıklı gelmiyor. Lord Hornwood ‘un karısı ve gelecek kocası mirası elinde tutacak kişi olarak tasvir edildi. Ayrıca Leydi Whent’in bir Frey ile evlenmiş olmasına rağmen hanesinin son üyesi olması üzerine bir soru soruldu ama GRRM buna cevap vermedi.
Bu soruya kısa cevap; Westeros miras hakkı gerçek orta çağ dönemine göre modellendi. Yani belirsiz, kodlanmamış, farklı yorumlara tabi ve çoğu zaman da çelişkili. Adamın ilk doğan oğlu varis olur, sonra bir sonrakine geçer. Yaşayan bir erkek varken Dorne hariç kızlar, miras konusunda pek göz önüne alınmazlar. Erkek evlatlardan sonra kız evladın mirası alacağı söylenir ama ölü adamın kardeşlerinden biri buna itiraz edebilir. Kız mı erkek mi daha önceliklidir? İki tarafın da bir talebi var.
Ya hiç çocuk yoksa ve geriye sadece torun ve büyük torunlar varsa? Öncelik ve yakınlık daha öncelikli bir prensip midir? Piçlerin hakkı var mı? Meşrulaştırılmış piçler, meşru doğumlu çocuklardan sonra mı yoksa doğum sırasına göre mi sıraya giriyorlar? Dullar ne olacak? Ve ölen kişinin iradesi ne olacak? Bir lord, oğlunu mirastan menedip diğer oğlunu varis yapabilir mi? Yahut bir piçi?
O dönemler de Westeros’ta da keskin, net bir cevabı yok. Olaylara genelde vaka bazında karar verilir, her bir dava bir sonrakine emsal teşkil edebilir ama çoğu zaman emsaller, taleplerle çatışabilir. Orta Çağ’a baktığınızda “çatışan hak talepleri” savaşların nedenin 4’te 3’ünü kapsar. O dönemlerin dünyası yasalarla değil erkeklerle yönetiliyordu. Yasaların belirsizliği lordun bir yerde tercih ettiği bir şey olabilir çünkü bu, onlara güç sağlıyordu. Hornwood davasında kararı sonuçta bir “lord” verecekti ve daha güçlü hak sahipleri karardan memnun değilse, silahlarını çekebilir. Yani kısaca miras meselesi, yasalar kadar politika ile de alakalı bir şekilde karara bağlanıyordu.
Renly, kaygısız ve dikkatsiz bir kişiydi ve geniş genellemerle konuşuyordu (Renly’nin taht talebiyle ilgili konuşmasıyla ilgili). Bağlamdan görebildiğimiz üzere abisinin yasal dayanağını hiçbir şekilde umursamadı, onun ilgilendiği tek şey ordusunun ne kadar büyük olduğuydu.
The Hedge Knight’ta binlerce yıllık yaşta olan kadim ejderhalardan bahsediyor. Targaryenler getirmeden önce Westeros’ta ejderha var mıydı? Yoksa Targlar gelirken ejderha iskeletlerini de mi getirmişti?
Bir zamanlar ejderhalar vardı. (Buz ve Ateşin Şarkısı 'Ejderhalar' 4 )
Kitaplar için sakladığınız bir şey olabileceğini düşündüğüm takip sorusu, Westeros dışındaki Ejderhalara ne oldu? Eğer doğru anladıysam, Simyacılar hiçbir yerde ejderha olmadığını söylüyorlar. Öyle miydi?
Artık var olduğu bilinen ejderhalar yok … ama bu bir ortaçağ dönemi ve dünyanın büyük bölümleri hala terra incognita, bu yüzden gizemli yerlerde çok uzakta her zaman ejderha manzaraları hikayeleri var. Üstatlar bunları kaile almama eğilimindedir.
Ben Tad Williams’ın büyük bir hayranıyım. Tolkien’i yıllarca sevmeme rağmen, modern fanteziyi okumayı bıraktım çünkü çoğu korkunç türev şeylerdi. Sonra Tad’in DRAGONBONE CHAIR’ini denedim ve oturdum ve kendi kendime “Evet! Bu doğru bir yazarın elinde müthiş olabilir!” dedim. Bu ilham olmadan hiçbir zaman BUZ VE ATEŞİN ŞARKISINI yazmazdım. Eğer bulabilirseniz metinlerde bu seriye dair bazı şeyler var. (Azor Ahai Efsanesi 'Sahte Ulak' 1 )
Eğer Dany kısırsa (varisi olmayacağı için) neden Westeros’u işgal etmek istediğine dair bir soruya, cevap vermedi.
submitted by Asusnur to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.24 09:49 TheLastNever1 Bir Müslümansanız ayak fetişiniz oması çok kötü bir durum

Bir dindar için ayak fetişizmi en berbat durumların başında gelir. Fetişizm günah değildir elbette; ancak özellikle bekâr bir Müslüman'ı çok zorlayan ve irrite eden bir histir. Hem dindar olup hem fetişist olmak gerçekten de çok zor bir sınavdır. Bu bekâr Müslüman genç evlense bile fetişizm hislerini yaşayamazsa bu fetişizm onun için bir yük olur. Müslüman gencimiz fetiş hislerini eşi ile yaşayamazsa bu bekâr olan gencin yaşadığı sınavdan çok daha büyük bir sınava dönüşür.
Bilindiği üzere Müslüman bir birey zina etmeyi bırakın harama bile bakamaz. Ayrıca "bir yılanın arkasından yürü, bir aslanın arkasından yürü; ama bir kadının arkasından yürüme" diye geçer birtakım İslami eserlerde. Gerçekten de tanımadığımız bir kadının arkasından yürümek bile biz erkekler için fitne sebebidir. Biz erkekler için hem arkasında yürüdüğümüz kızın ayakları sorun olacak hem de belli olan beden hatları. Şu iyi bilinmelidir ki, Fetiş hisleri olan bir erkeğin nefsiyle mücadele edip kendini haramlardan koruması fetiş hisleri bulunmayan erkeklere kıyasla çok daha zordur. Buna şöyle bir örnek vereyim: Bir insan size sınavlarınız da varken ve ders çalışmanız gerekirken gelse ve "dışarıda kahve içelim kardeş dersi mersi boş ver" dese sınavım var der geçiştirirsiniz. Bu insan ile beraber bir kişi daha ısrar etse durur bir düşünürsünüz. Israr eden arkadaş sayısı arttıkça sizin ikna olma ihtimaliniz artar ve belki de dersi boş verip arkadaşlarla muhabbeti tercih edebilirsiniz. Bu örnek aslında her şeyi açıklar niteliktedir. Fetiş hisleri bulunmayan bir insan harama bakmamak için başını hafif eğip yere bakarak yürümeyi tercih edecektir sonuçta ayaklardan etkilenmediği için görse bile bu insanda cinsel dürtüler alevlenmeyecektir veya alevlense bile bu alevler ileri seviyeye ulaşmayacaktır; ancak fetişist olan bir insan için işler çok daha zordur; çünkü hem fetişist hem de dindar olan insan harama bakmamak için diğer insanlar gibi yere bakarak yürümek isteyecek; ancak yere baktığında bu sefer ayaklar tahrik edecektir. Fetişist bir birey bir kadından daha fazla tahrik olur; çünkü fetişist bir bireyin tahrik olduğu alan diğer bireylere göre daha fazladır. Şöyle bir durum var ki; sadece ayaklardan tahrik olup da bedenin diğer yerlerinden tahrik olmayan bir birey evlendiğinde eşiyle sorunlar yaşar; çünkü bu bireyin eşi ne kadar özenli olursa olsun ilgili birey hep ayaklarla ilgilenecektir. Bu durum boşanmaya varan seviyede kötüdür. Sadece ayaklardan değil de ayaklarla beraber komple kadın bedeninden tahrik olan benim gibi inançlı fetişistlere Allah (s.w.t) kolaylıklar nasib etsin rabbim 📷 Yani yukarı tükürsek bıyık, aşağı tükürsek sakal. Bizlerin bu fetişizm nedeniyle kadınlardan tahrik olma katsayımız diğer erkeklere kıyasla daha yüksektir anlayacağınız. Gerçi bu durum evlendiğimiz zaman eğer kadın anlayışlı ve güzel huylu ise kadının işine gelir; çünkü bizim eşimizle ilgilenmek için yaptığımız her hamle eşimizi mutlu edecektir. Eşimizin bedenindeki diğer uzuvlarla birlikte ayaklarıyla da ilgilenmemiz eşimizin aldığı zevk katsayısını yükseltecektir. Aslında ayaklar bedenin sinir uçlarının toplandığı merkezlerden biridir. Herkes ayakları ihmal eder; çünkü bilmezler hatta ayağı pis zannederler. Halbuki 5 vakit namaz kılan birinin ayakları kolay kolay kokmuyor ve bu kişi ayaklarına dikkat ederse ayaklarıyla ilgili pek sağlık sorunu da yaşamaz. Ayrıca ayak yalamanın ayağını yalatana faydası çoktur. Örneğin:
Tükürükteki anti-bakteriyel maddeler ayakları temizler ve ayakları adeta sterilize eder. Ayaklar sürekli yalanıp emileceği için nemli kalır, bu sayede ayaklar her zaman yumuşacık olur Topuklar çatlamaz ve yumuşar Ayak bakımı için para harcamışçasına ayaklarınızın daha bi güzelleştiğini fark edersiniz Parmak araları da sterilize olacağından ayaklarda mantar oluşma ihtimali azalır Ayaklarda nasır oluşma ihtimali azalır. Ayaklara masaj ve akabinde ayakları güzelce yalamak bedene de kuvvet verir, depresyonu azaltır, libidoyu yükseltir, sağlığa da iyi gelir, ayaklardaki sinir uçları uyarılan organlar âdeta resetlenmişçesine (yeniden başlatılmışçasına) daha iyi çalışmaya başlar ... dahası da var.. Bunlara inanmayanlar refleksolojiyi iyi okusunlar. Refleksoloji ayaklara masaj yaparak sağlığa kavuşturma ile ilgili bir kavram.. Bana inanmayanlar arama motorlarında refleksoloji diye aratıp ayak masajının faydalarını okuyabilirler. Akabinde tükürüğün faydaları diye de arama motorlarında aratın ve tükürüğün faydalarını okuyun.. Okuyun da görün doğru söylediğimi...
Aslında kadınlar ayaklarını kocalarına düzenli olarak yalatmalı. Aslında fetişist olup aynı zamanda dindar olan bir insan kadınlar için bir nimettir. Ayaklarınıza bakım yapacak hatta tırnaklarınızı bile kesip pedikürünüzü seve seve bedavaya yapabilecek bir eşiniz var. İstifade edin. Önyargılı olacağınıza bunun tadını çıkarın. Eşiniz sadece ayaklarla değil de ayaklarınızla beraber tüm bedeninizle de ilgileniyorsa bu fetişizm neden kötü olsun, neden sapıklık olsun, neden sapkınlık olsun? Yazının sonlarında size refleksoloji ile ilgili resimler sundum. O resimlere de bakınız!!! Bu iş ciddi bir iş.. Fetişist bir erkek aslında kadınlar için nimet... Aslında hem fetişist hem de dindar olan bir erkek kadın için nimettir hatta bulunmaz bursa kumaşıdır: - Karısının ayaklarına gönüllü olarak her gün masaj yapar ve bundan cinsel açıdan keyif alır. Bu sayede hem nefsini köreltir hem de eşine âdeta şifa kaynağı olur - Karısının tırnaklarını da keser, pedikürünü de yapar - Karısının ayaklarını yıkar - Karısının ayaklarını yalar ve emer, bu sayede refleksolojiden bir adım öne geçerek ağzı, dili ve dişleri ile karısının ayaklarına ekstra bir masaj imkanı sunar. Bu durum refleksolojinin faydalarını daha da arttırır. - Refleksoloji normalde kliniklerde para ile yapılan bir şey. Kocanız ayak fetişi ise siz İNSANLARIN PARA VERİP DE ZOR BULDUKLARI BİR ŞEYİ BEDAVADAN elde etmiş bulunuyorsunuz. - Kocanız aynı zamanda dindar olduğu için haramlara da bakmaz. - Kocanız evde sizin ayaklarınızla nefsini körelteceğinden dışarıda yukarıda yazdığım zorluklarla karşılaşsa da yine de kocanızın nefsi kocanızı fazla zorlayamaz; çünkü eve gelecek ve sizin ayaklarınızla ilgilenecek. - Kocanızın yaşadığı bu çok ağır imtihanlarda kocanıza yardım ederek aslında farkında olmadan cihad için sefere çıkmışçasına sevap kazanırsınız. Hatta kocanızın her hayır duasında bir adım daha yükselirsiniz. Kocanız her hoşnut oluşunda sizi duaya boğacaktır. Bunun da size faydası olacak. - ... dahası da var.. Hem dünyevi hem de uhrevi faydalar inşaAllah sizleri bekliyor... Ancaaaakkk o önyargılarınızı kırmanız gerekmekte...
Fetişist olup da dindar olan bir bireyin yaşadığı başlıca sorunlar: - Dışarı çıktığında yere bakarak yürüyememek - Billboardlarda ve reklam alanlarında gördüğü ayak resimlerinden tahrik olabilme - Resimlerde örneklerini gördüğünüz toplu taşıma araçlarında özellikle karşılıklı koltuğu olan taşıtlarda dakikalarca karşınızda oturan hanımefendilerin hem yüzlerine hem de ayaklarına bakmamak için yoğun uğraş vermenize sebep olan felâket ötesi bir imtihan. - Özellikle yaz mevsimlerinde hanımefendilerin ayaklarını çoraplı ya da çorapsız fark etmeyecek şekilde gösteren ayakkabılar giymeleri yüzünden çekilen çilenin daha da artması - ... yani daha nasıl ifade edeyim?
Hem dindar olup hem de fetişist olmak o kadar zor ki. Özellikle anlayışsız, önyargılı, bağnaz ve tabularla dolu bir çevreniz varsa yaşadığınız bu ağır imtihanlar en az 100000000000000000 kat daha artacaktır...
Çevrenizdeki hiçbir kimseye oturup içinizi dökemezsiniz. Eğer buna kalkışırsanız sapık damgası yersiniz. İnsanlar o kadar nankör ki, yıllarca sizi en iyi, en mükemmel, en dürüst, en dindar ve en takvalı bilen biri bile sizi artık bir şerefsiz, kendini saklayan bir misyoner, hain, sapık, tecavüzcü, vs görebilir. Yani artık ne yaparsanız yapın kimsenin gözünde değeriniz olmayacak. Sana kız bulalım, seni evlendirelim diyenlerden köşe bucak kaçarsınız; çünkü bilirsiniz ki, bu insanların bulacakları kızlar sonuçta kendi çevrelerinden olacağı için gayet tutucu olacaktır. Evlendiğinizde bile bu derdinizi bu eşinize anlatsanız o kadar tutucudur ki babasının evine gider ve sizi de rezil eder. Bu yüzden ailenizin de itibarı sarsılacaktır Kendinizi yapayalnız hissedersiniz; çünkü çevrenizde teksiniz ve sizi anlayan tek bir kişi bile yok. Bazen intihar etme isteğinin artması; çünkü yapayalnızsınız ve sizi anlayan kimse yok Allah'a bol bol "Allah'ım kaderimde evleneceğim insan belli ama ben bilmiyorum sen biliyorsun, sana yalvarıyorum lütfen evleneceğim hanımefendi beni geri çevirmesin, evleneceğim hanımefendi cinsel fantezi ve fetişlerimi reddetmesin" dua edersiniz. -... daha nasıl ifade edebilirim?
submitted by TheLastNever1 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.23 23:37 Sancerro Bir dindar için ayak fetişizmi en berbat durumların başında gelir

Bir dindar için ayak fetişizmi en berbat durumların başında gelir. Fetişizm günah değildir elbette; ancak özellikle bekâr bir Müslüman'ı çok zorlayan ve irrite eden bir histir. Hem dindar olup hem fetişist olmak gerçekten de çok zor bir sınavdır. Bu bekâr Müslüman genç evlense bile fetişizm hislerini yaşayamazsa bu fetişizm onun için bir yük olur. Müslüman gencimiz fetiş hislerini eşi ile yaşayamazsa bu bekâr olan gencin yaşadığı sınavdan çok daha büyük bir sınava dönüşür.
Bilindiği üzere Müslüman bir birey zina etmeyi bırakın harama bile bakamaz. Ayrıca "bir yılanın arkasından yürü, bir aslanın arkasından yürü; ama bir kadının arkasından yürüme" diye geçer birtakım İslami eserlerde. Gerçekten de tanımadığımız bir kadının arkasından yürümek bile biz erkekler için fitne sebebidir. Biz erkekler için hem arkasında yürüdüğümüz kızın ayakları sorun olacak hem de belli olan beden hatları. Şu iyi bilinmelidir ki, Fetiş hisleri olan bir erkeğin nefsiyle mücadele edip kendini haramlardan koruması fetiş hisleri bulunmayan erkeklere kıyasla çok daha zordur. Buna şöyle bir örnek vereyim: Bir insan size sınavlarınız da varken ve ders çalışmanız gerekirken gelse ve "dışarıda kahve içelim kardeş dersi mersi boş ver" dese sınavım var der geçiştirirsiniz. Bu insan ile beraber bir kişi daha ısrar etse durur bir düşünürsünüz. Israr eden arkadaş sayısı arttıkça sizin ikna olma ihtimaliniz artar ve belki de dersi boş verip arkadaşlarla muhabbeti tercih edebilirsiniz. Bu örnek aslında her şeyi açıklar niteliktedir. Fetiş hisleri bulunmayan bir insan harama bakmamak için başını hafif eğip yere bakarak yürümeyi tercih edecektir sonuçta ayaklardan etkilenmediği için görse bile bu insanda cinsel dürtüler alevlenmeyecektir veya alevlense bile bu alevler ileri seviyeye ulaşmayacaktır; ancak fetişist olan bir insan için işler çok daha zordur; çünkü hem fetişist hem de dindar olan insan harama bakmamak için diğer insanlar gibi yere bakarak yürümek isteyecek; ancak yere baktığında bu sefer ayaklar tahrik edecektir. Fetişist bir birey bir kadından daha fazla tahrik olur; çünkü fetişist bir bireyin tahrik olduğu alan diğer bireylere göre daha fazladır. Şöyle bir durum var ki; sadece ayaklardan tahrik olup da bedenin diğer yerlerinden tahrik olmayan bir birey evlendiğinde eşiyle sorunlar yaşar; çünkü bu bireyin eşi ne kadar özenli olursa olsun ilgili birey hep ayaklarla ilgilenecektir. Bu durum boşanmaya varan seviyede kötüdür. Sadece ayaklardan değil de ayaklarla beraber komple kadın bedeninden tahrik olan benim gibi inançlı fetişistlere Allah (s.w.t) kolaylıklar nasib etsin rabbim :( Yani yukarı tükürsek bıyık, aşağı tükürsek sakal. Bizlerin bu fetişizm nedeniyle kadınlardan tahrik olma katsayımız diğer erkeklere kıyasla daha yüksektir anlayacağınız. Gerçi bu durum evlendiğimiz zaman eğer kadın anlayışlı ve güzel huylu ise kadının işine gelir; çünkü bizim eşimizle ilgilenmek için yaptığımız her hamle eşimizi mutlu edecektir. Eşimizin bedenindeki diğer uzuvlarla birlikte ayaklarıyla da ilgilenmemiz eşimizin aldığı zevk katsayısını yükseltecektir. Aslında ayaklar bedenin sinir uçlarının toplandığı merkezlerden biridir. Herkes ayakları ihmal eder; çünkü bilmezler hatta ayağı pis zannederler. Halbuki 5 vakit namaz kılan birinin ayakları kolay kolay kokmuyor ve bu kişi ayaklarına dikkat ederse ayaklarıyla ilgili pek sağlık sorunu da yaşamaz. Ayrıca ayak yalamanın ayağını yalatana faydası çoktur. Örneğin:
Tükürükteki anti-bakteriyel maddeler ayakları temizler ve ayakları adeta sterilize eder. Ayaklar sürekli yalanıp emileceği için nemli kalır, bu sayede ayaklar her zaman yumuşacık olur Topuklar çatlamaz ve yumuşar Ayak bakımı için para harcamışçasına ayaklarınızın daha bi güzelleştiğini fark edersiniz Parmak araları da sterilize olacağından ayaklarda mantar oluşma ihtimali azalır Ayaklarda nasır oluşma ihtimali azalır. Ayaklara masaj ve akabinde ayakları güzelce yalamak bedene de kuvvet verir, depresyonu azaltır, libidoyu yükseltir, sağlığa da iyi gelir, ayaklardaki sinir uçları uyarılan organlar âdeta resetlenmişçesine (yeniden başlatılmışçasına) daha iyi çalışmaya başlar ... dahası da var.. Bunlara inanmayanlar refleksolojiyi iyi okusunlar. Refleksoloji ayaklara masaj yaparak sağlığa kavuşturma ile ilgili bir kavram.. Bana inanmayanlar arama motorlarında refleksoloji diye aratıp ayak masajının faydalarını okuyabilirler. Akabinde tükürüğün faydaları diye de arama motorlarında aratın ve tükürüğün faydalarını okuyun.. Okuyun da görün doğru söylediğimi...
Aslında kadınlar ayaklarını kocalarına düzenli olarak yalatmalı. Aslında fetişist olup aynı zamanda dindar olan bir insan kadınlar için bir nimettir. Ayaklarınıza bakım yapacak hatta tırnaklarınızı bile kesip pedikürünüzü seve seve bedavaya yapabilecek bir eşiniz var. İstifade edin. Önyargılı olacağınıza bunun tadını çıkarın. Eşiniz sadece ayaklarla değil de ayaklarınızla beraber tüm bedeninizle de ilgileniyorsa bu fetişizm neden kötü olsun, neden sapıklık olsun, neden sapkınlık olsun? Yazının sonlarında size refleksoloji ile ilgili resimler sundum. O resimlere de bakınız!!! Bu iş ciddi bir iş.. Fetişist bir erkek aslında kadınlar için nimet... Aslında hem fetişist hem de dindar olan bir erkek kadın için nimettir hatta bulunmaz bursa kumaşıdır: - Karısının ayaklarına gönüllü olarak her gün masaj yapar ve bundan cinsel açıdan keyif alır. Bu sayede hem nefsini köreltir hem de eşine âdeta şifa kaynağı olur - Karısının tırnaklarını da keser, pedikürünü de yapar - Karısının ayaklarını yıkar - Karısının ayaklarını yalar ve emer, bu sayede refleksolojiden bir adım öne geçerek ağzı, dili ve dişleri ile karısının ayaklarına ekstra bir masaj imkanı sunar. Bu durum refleksolojinin faydalarını daha da arttırır. - Refleksoloji normalde kliniklerde para ile yapılan bir şey. Kocanız ayak fetişi ise siz İNSANLARIN PARA VERİP DE ZOR BULDUKLARI BİR ŞEYİ BEDAVADAN elde etmiş bulunuyorsunuz. - Kocanız aynı zamanda dindar olduğu için haramlara da bakmaz. - Kocanız evde sizin ayaklarınızla nefsini körelteceğinden dışarıda yukarıda yazdığım zorluklarla karşılaşsa da yine de kocanızın nefsi kocanızı fazla zorlayamaz; çünkü eve gelecek ve sizin ayaklarınızla ilgilenecek. - Kocanızın yaşadığı bu çok ağır imtihanlarda kocanıza yardım ederek aslında farkında olmadan cihad için sefere çıkmışçasına sevap kazanırsınız. Hatta kocanızın her hayır duasında bir adım daha yükselirsiniz. Kocanız her hoşnut oluşunda sizi duaya boğacaktır. Bunun da size faydası olacak. - ... dahası da var.. Hem dünyevi hem de uhrevi faydalar inşaAllah sizleri bekliyor... Ancaaaakkk o önyargılarınızı kırmanız gerekmekte...
Fetişist olup da dindar olan bir bireyin yaşadığı başlıca sorunlar: - Dışarı çıktığında yere bakarak yürüyememek - Billboardlarda ve reklam alanlarında gördüğü ayak resimlerinden tahrik olabilme - Resimlerde örneklerini gördüğünüz toplu taşıma araçlarında özellikle karşılıklı koltuğu olan taşıtlarda dakikalarca karşınızda oturan hanımefendilerin hem yüzlerine hem de ayaklarına bakmamak için yoğun uğraş vermenize sebep olan felâket ötesi bir imtihan. - Özellikle yaz mevsimlerinde hanımefendilerin ayaklarını çoraplı ya da çorapsız fark etmeyecek şekilde gösteren ayakkabılar giymeleri yüzünden çekilen çilenin daha da artması - ... yani daha nasıl ifade edeyim?
Hem dindar olup hem de fetişist olmak o kadar zor ki. Özellikle anlayışsız, önyargılı, bağnaz ve tabularla dolu bir çevreniz varsa yaşadığınız bu ağır imtihanlar en az 100000000000000000 kat daha artacaktır...
Çevrenizdeki hiçbir kimseye oturup içinizi dökemezsiniz. Eğer buna kalkışırsanız sapık damgası yersiniz. İnsanlar o kadar nankör ki, yıllarca sizi en iyi, en mükemmel, en dürüst, en dindar ve en takvalı bilen biri bile sizi artık bir şerefsiz, kendini saklayan bir misyoner, hain, sapık, tecavüzcü, vs görebilir. Yani artık ne yaparsanız yapın kimsenin gözünde değeriniz olmayacak. Sana kız bulalım, seni evlendirelim diyenlerden köşe bucak kaçarsınız; çünkü bilirsiniz ki, bu insanların bulacakları kızlar sonuçta kendi çevrelerinden olacağı için gayet tutucu olacaktır. Evlendiğinizde bile bu derdinizi bu eşinize anlatsanız o kadar tutucudur ki babasının evine gider ve sizi de rezil eder. Bu yüzden ailenizin de itibarı sarsılacaktır Kendinizi yapayalnız hissedersiniz; çünkü çevrenizde teksiniz ve sizi anlayan tek bir kişi bile yok. Bazen intihar etme isteğinin artması; çünkü yapayalnızsınız ve sizi anlayan kimse yok Allah'a bol bol "Allah'ım kaderimde evleneceğim insan belli ama ben bilmiyorum sen biliyorsun, sana yalvarıyorum lütfen evleneceğim hanımefendi beni geri çevirmesin, evleneceğim hanımefendi cinsel fantezi ve fetişlerimi reddetmesin" dua edersiniz. -... daha nasıl ifade edebilirim?
submitted by Sancerro to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.20 11:19 NSFWTurkiyePaylasim Okuldaki Kızları Ağıma Düşürme Hikayem

Metin boyunca isimleri, tarihleri ve bunlara benzer şeyleri değiştirerek vereceğim. Olaylar üzerinde de daha sürükleyici olması için değişiklikler uygulayacağım. Bu günlerde düzenli seks hayatım ara ara olsa da genellikle günübirlik takılır geleni siker yol veririm. Bu olaylara girişim de ergenliğin kendini gösterdiği dönemde yazılıma olan merakım ve bilgimin de bana kattığı şeyler ile gerçekleşti. O zamanlar okuduğum okul meslek lisesi olduğu için büyük çoğunluğumuz erkekti. Toplasanız 8-10 kız belki olurdu okulumuzda. Meslek liselerini bilirsiniz bir süre sonra alanlar seçilir ve öğrencileri dağıtırlar, bizim lise saçma bir şekilde tüm kızları puanına bakmadan bilişim bölümüne gönderiyordu. Tonla gerzeğin arasında alacağım eğitim bana bir yerden sonra saçma bir uğraş olarak gelmeye başlamış kendimi her derste köşe bir bilgisayarda yabancı forum sitelerine girip yazılım ve hack üzerine araştırma yapmaya yöneltmeme sebep olmuştu. Durum böyle olunca sınıftaki dengeler değişir ve derslerden geri kalmamdan dolayı notlarım düşer diye düşünmeme rağmen hala bölüm geneli birinciliğimi koruyordum. Bu durum kızların tamamının özellikle sınav zamanlarında bana yanaşmasına daha da ötesi mobil cihazlarda yaşadıkları her problemi sorabilecekleri bir adam olarak görmelerine sebep olmuştu. O dönemler android cihazlara sızmak için SpyNote gibi RAT (remote admin tools) programları yok, kolay kolay milletin telefonlarına sızamıyor bunu yapmak için büyük bir çaba harcamanız gerekiyordu. Benim de bunu yapmak için tonla boş vaktim ve o günlere kadar okuduğum forumlardaki bilgiler sayesinde muazzam bir bilgi birikimim vardı. Daha 17 yaşındayken sınıf arkadaşlarımın cihazlarına erişmiş onların yaptıklarını meraklı gözler ile kurcalar ve özel hayatlarını izler olmuştum. Bazen sırf eğlenmek için galerilerinde ki resimleri daha garip şeylerle değiştiriyor sonrasında ise her teneffüste "Acaba fark eder mi?" diyerek onları izliyordum. Bir süre sonra kızların kendi aralarında yaptığı konuşmalar dikkatimi çekmişti. Erkeklerle neredeyse hiç uğraşmıyor sürekli okuldaki kızların arkadaşları ile olan muhabbetlerine bakıyordum. Bu durum bir yerden sonra bende saplantı haline geldi ve tüm ilgimi o yöne çevirmeme sebep oldu. Birbirlerine attıkları fotoğraflar ve diğer tüm şeyler ergen karakterime ağır gelmiş, beni mastürbasyon batağına sokmuş ve ellerimi aşındırmama neden olmaya başlamıştı. Bir süre sonra kendime "DUR" dedim. Neden uğraşıyordum ki bununla, ne için elimi sikiyordum ha bire? Yavaş yavaş galerilerine kendi penisimin fotoğraflarını yerleştirmeye başladım. Başlarda hiçbir tepki vermiyorlardı fakat her seferinde arttırdığım doz nedeni ile artık sınıfımızdan Banu buna dayanamayarak konuyu utana sıkıla bana açtı. Galerisine gelen saçma sapan fotoğraflardan şikayetçiydi ve neden/nasıl/nereden geldiğini öğrenmek istiyordu. Onunla bu konuşmayı yaptıktan bir kaç gün sonra diğer kızlar da aynı dertten muzdarip olarak yanıma geldi. Okula taşıyıp durduğum eski dizüstü bilgisayarım ile sürekli orta bir yerde yazılım ile uğraşıyor kızların gelmesi için umutlanıyordum. İstediğim de bir süre sonra oldu. Nazlı ve İlayda yanıma gelerek fotoğrafların gizemini çözüp çözemediğimi sordular. Onlara bunu denediğimi söylediğimde ise direkt olarak yanımdan ayrıldılar. Yanımda durmuyor işlerini hallettirip gidiyor ve beni umursamıyorlardı. Bunu çözmek için düşünürken aklımda bir ampul parladı Photoshop! Günlerce yaptığım pratik sonucu artık yüz değiştirme gibi konuları gayet iyi bir şekilde halleder olmuştum. Senaryomu yazdım ve usta bir oyuncu gibi oynamaya başladım. Kızların yanımdan geçtiği bir yerde sesli şekilde küfür ederek dikkatlerini çekip bana doğru gelmelerini sağlamak ilk adımım olmuştu, sonrasında da basit bir "if-else" ve "messagebox" derlemesi ile oluşturduğum küçük yazılımımı kullanarak sahte bir mesajlaşma görüntüsünü onlara sunmuştum. Dikkatle kendi programımda önceden hazırladığım soruları başkasının sorduğunu sanarak mesajlaşmayı okuyorlardı, beklemedikleri bir anda ekranda tek tek hepsinin photoshop ile hazırlanmış çıplak fotoğrafları belirdi, şaşırmış ve kızmışlardı. Sonrasında da ekranda beliren son mesaja dikkat kesildiler, "Fotoğrafları gönderdiğim sıra ile birer hafta arayla hepiniz aşağıda yazan mail adresine mastürbasyon videoları atmaya başlayacaksınız, sırası geldiğinde videosunu atmayan kişinin ailesi bu fotoğrafı görür.". Şok olmuş ve sinirlenmiş oldukları yüzlerinden görünüyordu. Bir süre sonra dağıldık ve bekleme aşamasına geçtim. İlk hafta geldi fakat Dilan'ın videosu elime ulaşmamıştı, gözümü bürüyen hırs ile Dilan'ın sahte fotoğrafını ablasına gönderdim. 3 gün boyunca okula gelmeyen Dilan'ın hasta olduğu söylentisi yayılmıştı. Fakat kızlar kendi aralarında yaptıkları sohbet sonucu asıl durumu biliyorlardı, Dilan fotoğrafın ablasına geldiğini onlara söylemişti. 2. hafta Esin'in sırasıydı mail adresime düşen bildirimi görünce büyük bir heyecan ile pijamamı sıyırıp peçetemi hazırladım ve titreyerek mail adresime girdim. İç çamaşırları ile ayna karşısında çektiği memelerine ve vajinasına dokunduğu 5 fotoğraftan ibaretti. Buna sinirlenmiş ama mutlu da olmuştum. Boşaldıktan hemen sonra farklı bir numara üzerinden Esin'e mesaj gönderdim ve önümüzdeki hafta bunu telafi etmesini yoksa başına iş açacağını söyledim. Herhangi bir geri dönüş olmaması beni merakta bırakmış olsa da sonraki haftaya kadar beklemeye karar verdim. 5. günde Esin okulda yanıma geldi ve durumu anlatıp benden yardım dilenmeye başladı, ona gayet soğukkanlı bir tavırla "Adını sanını bilmediğin birine vücudunu atacağına bana arkadan ver ben de seni bu işten kurtarayım" dedim ama o ara esin çoktan tokadını hazırlamış ve yüzüme indirmek için harekete geçmişti bile. Durum öğretmenlere yansımamış 2 gün sonrasında Esinden ve 3. haftanın güzeli olan Şeyda dan videolar gelmişti. Bu durum bu şekilde sürüp giderken bir gün Nazlı yanıma geldi ve "Esin ile aranda böyle bir sohbet geçmiş, gerçekten kurtarabilir misin bizi?" dedi. Ona yine soğukkanlı bir tavır ile bunun zorlu bir süreç olacağını öncelikle adama karşı savaş açmamın beni de tehlikeye attığını ve onları kurtarmakla kalmayıp şimdiye kadar attıkları her video ve fotoğrafı da o adamdan silebileceğimi açıkladım. Nazlı utana sıkıla "Esin ile yaptığın anlaşma benim için de geçerli mi peki?" dedi, başımı sallayarak sakince onayladım...
submitted by NSFWTurkiyePaylasim to SexHikayeleri [link] [comments]


2020.07.16 23:56 flozenlol güzel hikaye ,okuyun derim (efe aydal)

Türkiye Birincisi Asla yeterince iyi olamadım. Aileme, anneme babama, onların bana harcadığı paraya layık olamadım. Hayır, serseri değildim, geri zekalı da değildim, bir amacım da vardı ve bunu gerçekleştirmek istiyordum. Çalışkan olmak... istiyordum. Çalışkan olmak için oturup çalışmak lazım ben de biliyorum, söyledim ya geri zekalı değilim. Ama bunu beceremiyordum. Yani kıçımı sandalyenin üzerinde o kadar zaman tutamıyordum, beynimi o kadar zaman aynı konuya yoğunlaştıramıyordum. IQ testlerinden yüksek sonuçlar aldığım halde, bu sonuçları derslere yansıtamıyordum, duma duma dum. Bence ben hiperaktifim, yani en azından öyleydim o zamanlar. Kimseye söylemiyordum, olduğum gibi yaşamaktan memnundum. Benim bilime değil, sanata yeteneğim vardı. Ben bir ressamdım. Boş vaktimin tamamını evde resim yapmakla geçirirdim. Bir de kronik abazanlık tabi. Evimde Tinto Brass’ın hemen hemen her “başyapıtı” mevcuttur, ama bunlar da kesmeyince, son kalan paramla kaçak pazarından bir gizli kamera aldım kendime, ama daha hayrını göremedim şerefsizin. Şu işler bir bitsin, karşı komşunun kızı var ya, öfff. Göt kadar kamera, bir girerim evlerine, bırakırım kızın odasına, öhöm öhöm nerdeydik? Evet resimler... Resimlerimi gerçek ustalara da gösterdim, ‘sende gelecek var’ dediler bana. Bu ülkede bilimle sanat o kadar ters şeyler ki, yaşamadan öğrenemiyorsunuz. Bilim; “hiçbir şey yoktan var edilemez, sadece form değiştirir” der, ama sanat; ‘yoktan var etme’ işidir. Kimse beni dinlemedi. Fen matematik yazmıştık bir kere, ve haliyle de başarısızlığımdan dolayı açıkta kalmıştım. Dershaneye bile gitmedim belki ondandır... Ama bu sene kararlıydım. Her şeyi ciddiye alacaktım. Okul da yok nasılsa, daha rahat çalışır, bir yere girerim dedim kendime. Her çocuk gibi benim de bir dershane bulmam lazımdı. Babam saldı beni sokağa; “git bir dershane bul kendine gel” dedi. Dalga geçiyorum sanacaksınız ama, dershane nerde olur onu bile bilmiyordum. Bar değil ki bu anasını satayım gir barlar sokağına seç birini. Benim gibi adama söylenir mi böyle laf? Ama yapmalıydım, dedim ya, ben serseri değildim ve bir amacım vardı; bir üniversiteli olmak. Fakülte pek önemli değil, ama mümkün olduğu kadar iyi bir yer. Sonra iyi bir iş, sonra iyi para, sonra iyi hayat. Bütün bunların farkında olacak kadar uyanmıştım hayata. Sinemaya giderken bir dershanenin önünden geçerdim hep, neydi adı? Umut Dershanesi. Yerini bildiğime göre, önce oradan başlamalı diye düşündüm. Bir koşu indim sinemanın yanına. Aaah, dershane değilmiş, sadece afişiymiş: “Umut Dershanesi, her sene ilk yüzde en az 30 öğrenci. Yüzde yüz başarı garantisi. Her bölümden en fazla 3 yanlış.” Oha be kardeşim nasıl bu kadar iddialı olabiliyorlar, yüzde yüz başarı ha? Soruları mı çalıyorlar acaba? Her neyse bir bakmak lazım. Telefon numarasını ve adresi bir kenara not ettim (yanımda kağıt taşıyacak kadar sorumluluk sahibiyim), sonra tekrar yürüyerek (spor sağlığa yararlıdır) dershaneyi buldum. Eee, şimdi naapıcaz ki? En iyisi içeri bir bakıp sonra eve gitmek. Gözüm tutarsa babamla gelip kaydolurum düşüncesiyle daldım içeri. Danışmaya gittim, bilgi almak istediğimi söyledim. Güler yüzlü bir hanfendi (hanımefendi de denebilir) beni ‘müdür’ ün odasına yolladı. Okul mu lan bura müdür falan? bir de dekan olsaydı bari. Müdür bana kaydolmaya niyetimin olup olmadığını sordu. Ukalalık yapardım ama, odada ikimiz yalnızız... “Evet, beğenirsem kaydolucam.” dedim. Fiyatı sordum, “Onlar önemli değil” dedi adam bana. Elime bir test verdi; “otur bunu çöz, geçersen kaydederim seni” dedi. Oha bir dakka bu ne? Tamam çok erken geldim, benden başka fazla öğrenci yoktu ortalarda, ama böyle baş başa sevgili gibi de test mi yapılır be kardeşim? Sorulara bakmadan kalacağımı biliyordum, çünkü yaz tatilinden yeni çıkmıştım ve tatilde çalışacak kadar da aklımı peynir ekmekle yememiştim. Eve gittiğimde ‘uğraştım ama olmadı’ diyebilmem için bir şeyler yapmam lazımdı. Ben de teste bakmaya karar verdim. Test IQ testiymiş. Gerçekten de şaşırmıştım; derslerle zekanın ne alakası olabilir ki? Sorular kolaydı, ama ben tırsmıştım. Bir iş oldu bittiye getirilmeye çalışılıyorsa kesin bir pislik vardır. Soruları doğru düzgün okumadan kafadan salladım, neden mi? Çünkü “ben vazgeçtim abi sizde kesin bir pislik var” demeye korktum. Cevapları müdür denilen adama verdim. Kimse olmadığı için hemen orada optik okuyucudan geçirdi. Sonuca baktı ve “Kaydoldun” dedi. Anlaşılan attıklarım tutmuş, belki de bu tanrıdan bir işarettir diye düşündüm :P “Ama para?” “O dert değil.” Sana dert değil tabi dümbük, parayı veren biziz. Her neyse, son on senede yedi tane Türkiye birincisi çıkartan bir dershaneye kaydolmuştum, hem de bu kadar kolay. ‘Belimi doğrultuyorum galiba’ diye düşündüm ve evin yolunu tuttum (yol nasıl tutulur diye sormayın, ben tutarım). Akşam evde bizimkilere olanları anlattım. Hayret, ilk defa babamın yüzünde bu ifade vardı, ‘iyi ki bu çocuğu yapmışız’ diyen bakışı. Sonunda benimle gurur duymaya başlamıştı. Ben iyi niyetli birisiyim, elimden gelse deli gibi, manyak gibi çalışır, onun yüzünü hep güldürürdüm, ama olmuyodu işte olmuyodu anasını satayım. Neyse, belki de bu dershane benim hayatımda değişiklik yapacaktı. Ümidim vardı, işte bu her insanda olması gereken bi şey. İnsanın temel ihtiyacı, yaşamak için sebebi... Sonunda dershanenin ilk günü gelmişti. Ağustos’un sıcağında çıktık ‘Umut’a yolculuğa. Bina bu sefer kalabalıktı, acaba bizim sınıf nasıldı? Kızlar var mı? Varsa nasıl? Sıram nasıl? Bayan yanı mı, yoksa pencere kenarı mı? Belki de pencere bayan arasıdır, kim bilir? Koşarak sınıfımın olduğu ikinci kata çıktım. Zilin çalmasına 3 dakka falan vardı ama herkes çoktan sınıflara gitmişti. Kafamı sınıftan içeri soktum. Aman tanrım. İçerde dünyayı ele geçirmeyi amaçlayan bir mutant ordusu vardı. Birazdan alien komutanları gelecek ve istila için son planları yapacaklar... TİPİ VARDI HEPSİNDE. Kardeşim anladık ineksiniz kendinizi derse vermişsiniz, ama bari normal insana benzeyin be! Kızlar ikiye ayrılır, bıyığı olduğunu kabul edenler ve kabul etmeyenler. Bıyığı olduğunu kabul eden kızlar giderler çeşitli yöntemlerle (yakarak, ağda yaparak falan) bu bıyıklarını düzenli olarak ortadan kaldırırlar. Yanımdaki kız kesinlikle bıyıklı olduğunu kabul etmek istemeyenlerdendi. Kafamı ona çevirdiğimde aramızda on santim kalıyordu, ve ben onu gördükçe komplekse giriyordum. Bende öyle bıyık olsa var ya, nasıl gider biliyo musun bu kestane gözlerin altına? Sınıfa ne hayallerle girmiştim, ikinci bir arkadaş çevresi falan. Ama şimdi sadece hocanın bir an önce gelmesini bekliyordum. Gerçekten de hoca bir an önce geldi. Tipi çok da önemli değil, size burda bir hoca tasviri yapıp beyninizi boşuna yormiycam. Hocanın kendisi de önemli değil zaten, önemli olan gelir gelmez hepimize dağıttığı formlar. “Bunları doldurup imzalayacaksınız.” dedi adam... ‘Ben, nokta nokta nokta, üniversiteye girene kadar başka bir dershaneye gitmeyeceğimi, ve bu dershanenin uyguladığı yöntemleri kimseye anlatmayacağımı teyit ederim. İmza....’ Dershanenin uyguladığı yöntem demekle herhalde formun geri kalan bölümünü kastediyorlardı: ‘Saat 6:00 uyanma ve kahvaltı. Saat 6:30 Matematik Saat 7:30 su ve ihtiyaç molası Saat 7:40 Fizik Saat 8:30 Kimya Saat 9:30 Dershane Saat 15:00 Eve varış Saat 15:10 Tarih......’ Liste gün sonuna kadar gidiyordu. Ne kadar saçma. Ben her gün ayrı bir derse çalışırım valla, beni bağlamaz. Günler geçiyordu. Her geçen gün içerisi biraz daha garipleşiyordu. Fark ettiğim ilk gariplik, öğrencilerdi. İlk deneme sınavından en düşük notu ben aldığım halde, diğer öğrencilerin geri zekalı davranışlarına bazen dayanamıyordum. “Üğretmenüm, hayvanlar nasul çiftleşür?” “Hocam çok afedersiniz, eksi mi negatif demiştiniz yoksa artı mı?” Öğretmen tam bir makine gibi sorulan her soruyu en ufak bir bıkma belirtisi olmadan cevaplıyordu. Daha negatifi pozitifi bilmeyen birini nasıl alabilirlerdi ki buraya? Ama neredeyse hepsi böyleydi. Sonra işler daha da garipleşti. Belirli saatlerde bize karanlık bir odada dev ekrandan programlar seyrettirmeye başladılar. En başında “Umut Production” yazan, devamında da... tavşanlı, kaplumbağalı, ayıcıklı çizgi filmler. İşte buna gariplik derim. Bir Allah’ın kulu çıkıp da “Arkadaş siz naapıyosunuz burda?!” demedi. Sanki ben diyebildim. Artık neredeyse iki derste bir bu programları seyrettirmeye başladılar. Sonraki derste ise, hoca giriyor, tahtayı bile kullanmadan anlatacağını anlatıyor, çoğunlukla okuyor, sonra da gidiyordu. Bu esnada da öğrenciler hızla not alıyorlardı. Bir gün dayanamadım teneffüste yanımdaki öğrenciye söyledim: “Ya bu hocalar ne biçim ders anlatıyor böyle, bir bok anlamıyorum vallaa.” Kız manyak: “Onun için mi her yıl ilk yüzde otuz öğrencileri var?” dedi. Artık bir sorun olduğundan emindim. “Günü gününe çalışırsan, programa uyarsan sen de başarılı olursun.” diye devam etti ama ben başka şeyler düşünüyordum. “Ben o programı saçma buluyorum. Fazla da sallamıyorum açıkçası.” dedim. Kız bir anda kayboldu? Allah Allah. Televizyon seansları başladığından beri deneme sınavlarında gittikçe diğer çocuklarla aramdaki puan farkı açılıyordu. Her sınavda kesinlikle yüz küsur öğrenciden sonuncu oluyordum, ve gerçekten kendimi aşşağılık bir yaratık gibi görmeye başlamıştım. Dershanede tam bir kaos ortamı vardı, ama dünyanın en düzenli, en sessiz kaosu. İnsanlar birbiriyle hiç konuşmamaya başladıktan sonra kafayı yiyecek gibi olmuştum. Kimse sorduklarıma, dersle ilgili bile olsa, cevap vermiyordu. Evet nerdeydik, kız ortadan kaybolmuştu değil mi? Ben de gittim en son deneme sınavının sonucuna baktım. Yine sonuncuydum, bu sefer benden bir önceki eleman beni neredeyse ikiye katlamıştı. Zaten ben hariç öğrenciler birbirine yakın puanlar alıyorlardı. Yanımda sonuçlara bakmaya gelen kız bir anda patlar gibi ağlamaya başladı. “Yanlış bakmışlar, yanlış bakmışlar” diye tam bir embesil gibi ağlıyordu. “Nerde senin puanın?” dedim, eliyle gösterdi. ‘Burcu Akel’ mi? “İyi de senin adın Ebru Akel değil mi?” dedim. Yüzüme baktı, sonra cüzdanından kimliğini çıkarıp ismine baktı. “Haklısın, ben karıştırmışım.” dedi! İşte o anda filmler koptu bende. Bütün bunlar yetmezmiş gibi az önce kaybolan kız geri geldi: “Seni müdür bey çağırıyor, bişey dicekmiş.” Lan? Kızın suçlayıcı bakışlarından hızla uzaklaşıp müdürün ‘seviyesine’ çıktım. Tık tık, girdim içeri. İçerdeydi, bilgisayarını kurcalıyordu. “Fuat Kolcu” dedi. Bu arada adım Fuat, tanıştığımıza memnun oldum. Gözlerimin içine çok kötü baktı be, sanki “itiraf et, sen öldürdün” diyecekmiş gibi. Zaten bir iki saniye düşünmedim değil, ‘lan acaba birini mi öldürdüm?’ diye. “Biz burda sizin iyiliğiniz için çabalıyoruz yavrum?” Biliyorum bu soru cümlesi değil ama herif soru sorar gibi söyledi. “Bize üç şeyi teyit etmiştin, bunlardan birisi de verilen programa uymaktı.” TAK! Kapı kapanma efekti. Swiss! Arkaya dönüp bakma efekti. OHA! İki tane zebella gibi adam görme efekti. “Naapıcaksınız dövecek misiniz? Naaptım ki ben?” “Kurallarımıza uymamışsın.” MIŞSIN. Güzel Türkçe’mizi öğrenelim; -mışsın ekinin halk arasındaki adı ‘ispiyon eki’dir, ve birinin sizi ispiyonladığını ifade eder. Bu durumda, ispiyoncu o manyak karı, ama niye? “Sen bize çok büyük sorun oldun. Diğerleriyle arandaki puan farklarına bir baksana. Artı programa uymuyorsun, artı... DÜZENİMİZİ SORGULUYORSUN.” Benim bişey sorguladığım yok ki, sadece... evet aslında sorguluyorum, “Siz ne biçim dershanesiniz!” diye patladım ne yazık ki. Hem de çok yanlış bir zamanda ve çoook yanlış bir yerde. Arkadan öyle bir darbe indi ki kafama, acıyı hissedemedim, sadece flaş ve sarsıntı. Ellerimi kollarımı arkadan iki zebella tuttu, sandalyeye oturtuldum. Kıpırdayamıyordum. Yarı baygındım, ama biraz da numara yapıyordum. Müdürün elinde iğne gördüm “Naabıcaksınııııııız” “Birazdan sınıfta kalp krizi geçirip öleceksin.” dedi müdür. “Ama neden? Bu kadar mı önemli? Tamam, söz, çok daha fazla çalışırım, arayı kapatırım, programınıza uyarım. Lütfe...” Adam şırıngaya ilacı çekti bile, beni sallamıyordu: “Sorun o değil ki. Sen bize uygun değilsin, programa uymadın, bizi sorguladın, puanların hala düşük, bu da gösteriyor ki gösterdiğimiz video programlarından da etkilenmiyorsun. Nerde sorun var hiç bilmiyorum, daha önce asla sorun yaşamadım. Yani senin IQ’na sahip olan yüzlerce...” “Durun durun durun bir dakka! Ben o testi uydurmuştum, nasıl olduysa tutmuş, yani ben sizin sandığınız kadar zeki de....” “UYDURDUN MU? Hayatını, geleceğini belirleyeceğin bir dershanenin sınavına girerken cevapları uydurdun mu? Bu ne biçim sorumsuzluktur! Zaten seni ilk gördüğümde anlamıştım geri zekalı... olmadığını.” Bir dakka bir dakka, mola (derler ya Amerikalılar). “Patron bir dakka siz geri zekalıları mı alıyodunuz?” Tabi ya! Ulan o kadar soruyu kıçımdan uydurmuşum, zaten tutsa sayısal lotocu falan olmam gerekirdi. Demek olayları buymuş. Adam devam etti: “Programımıza uyman için geri zekalı olman lazım. Zihnini anca o şekilde kontrol edip istediğimiz gibi yoğurabiliriz. Moronları çok severim, siliktirler, asla karşı gelmezler, her istediğini uygulayabilirsin. Ben bu işe yirmi küsur yılımı verdim, babam da bir o kadar zaman harcadı. Deneme yanılmalarla bu noktaya geldim. Dişliler çoktan yerine oturdu, sen çok geç kaldın. Biz bu işe bütün servetimizi yatırdık.” iğneyi koluma yaklaştırdı. “ÜLKEYİ MORONLAR YÖNETSİN DİYE Mİ?” baygın numarası yapmayı bırakıp aniden ayağa fırladım ve elindeki iğneye tekme attım. Kendimi ileri atınca kollarımı da kurtardım, gulyabanilerin arasından sıyrılıp dışarı attım kendimi. Arkamdan bağırdı: “Yakalayın, kaçıyor! Hepinizden kopya çekmiş!” Bir insan nasıl herkesten kopya çekebilir? Buna inanmak için geri zekalı olmak lazım :P Öğrenciler işini gücünü bırakıp bana saldırmaya başladılar. Lanet olsun zombilerle dolu bir binaya düşmüştüm sanki. Bir tekme ona, bir yumruk şu kızın suratına, “çekilin be” tekmelerle yumruklarla çıkışa vardım. En sevdiğim T-Shirt L Her neyse sırası değil. Hemen eve uçtum. Annem karşıladı kapıda “Oğlum ne oldu?” “Dur anne iki dakka ya, dershanede yaptılar.” “Ne! Merak etme ben şimdi ararım müdürü.” “Ne müdürü anne ya! Müdür yaptı zaten.” Hemen telefona sarıldım, sertçe elime aldım da denebilir. Dershaneyi aradım: “Aloov?” “Hepinizi şikayet edicem, dershanenizi kapattırıcam, sizi de hapse attırıcam. Bu yaptığınız yanınıza kar kalmıycak. Sizden şüphelenince her şeyi gizli kameraya çektim, programları, öğrencileri (blöf blöf blöf). Sizi Deha Muhtar’a maymun edicem.” “Selamımı da söyle, Faik Hoca dersin, çoktandır görmedim keratayı.” “O da mı?” “Hem de en başarılı öğrencilerimdendi. Sadece o değil. Etrafına bir bak. Konuşmayı beceremeyen matematik profesörleri, dört işlem yapamayan edebiyat hocaları, mühendisler, yöneticiler, memurlar, astronomlar, IQ testi yapılsa hiçbiri tutuk zekayı geçemez, ama en iyi mevkiler onlarda. İki formül, iki kitap ezberleyen profesör oluyor. Üniversiteye girince anlayacaksın. Şimdi hepsi mutlu, onları ben mutlu yaptım. Ayrıca... benim yöntemlerim Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmıştır, Ramiz’ciğim sağ olsun, ona da çok emeğim geçti. Bana hiçbi şey yapamazsın, ben yasalım.” “İnsan öldürmek de mi yasal?” “Kanıtlayamazsın, üzgünüm. Bu arada eğer başka dershaneye gidersen veya bizi başkalarına anlatırsan seni ortadan kaldırmak zorunda kalırız...” Telefon kapandı. Unuttukları bi şey var, ben hepsinden daha zekiyim, eee? Durun bir dakka düşünüyorum. Pekala, kaba kuvvet, polis, jandarma, sanırım bunlar işe yaramaz. Mahkemelerde de zaten onların adamları var, yani bence var. Tamam, onları cümle aleme rezil etme planı kuralım bir tane... Ertesi gün maymunlar cehennemine geri döndüm. Seri adımlarla binaya dalıp TV odasına gittim. Beni gören öğrenciler, hiçbi şey olmamış gibi davranıyorlardı. Yirmi dakika sonra yayın odasından çıktım ve seri adımlarla, müdür ve adamları beni görmeden kaçtım. O günkü video programı hepsinden özeldi. Tinto Brass’ın en adi filmlerinden biri oynuyordu tavşanla kaplumbağa niyetine. Görevliler her zamanki gibi dışarıdaydı, yayından etkilenmemek için tabi. Ertesi gün tekrar gittim, yine yayın odasına girdim, bıraktığım gizli kameramı (komşu kızına nasip olamadı o kamera bir türlü) alıp cebime koydum. Dışarı çıktııııııım. Müdürle burun buruna geldik. “Yakalayın! Hepinizden kopya......” Moron olan onlar, ben değilim, eleman sözünü bitiremeden ben dışarı uçmuştum bile, laf aramızda iyi koşucuyumdur, özellikle götüm sıkıştığında. Ertesi Gün Şov Haber’de: “Dershanede skandal! Eğitim verecez diye porno seyrettirip, genç zihinleri bulandırıyorlar. Bu dershanenin adı... AZ SONRA!” Porno mu? Tinto Brass adi olabilir, filmleri iğrenç olabilir ama asla porno değildir... Çok merak ediyorum, o programı seyreden öğrencilere ne oldu? Dershane tabi ki kapatıldı. Onları kendi silahlarıyla vurmuş oldum. Müdür kimseye laf anlatamadı, zaten kimse bir daha çocuğunu o dershaneye yollamaya niyetli değildi. Bu ülkenin bu özelliğini çok seviyorum, birini karalamak o kadar kolay ki. Bana ne mi oldu? Şimdilik televizyon kanalından aldığım parayla idare ediyorum, bu arada resme devam. İşsiz olalım ne olcak?
Acı Çikolatalar, Efe Aydal :)
submitted by flozenlol to KGBTR [link] [comments]


2020.07.12 01:37 Baconpower1453 Türk kızları neden böyle?

Beyler ilk önce şunları yazayım, 18 yaşındayım, son 5 yıl yurtdışında yaşadım, 4 tane ciddi ilişkim oldu, ve yaklaşık 10 kızla farklı "deneyimlerim" oldu. Bunu böbürlenmek, yada hava atmak için yazmıyorum, şahsen böyle abuk sabuk şeylerle hava atmanın ne kadar çocukça olduğunun farkındayım. Yazmamım tek nedeni nasıl bir hayat tarzından geldiğimi anlamanız.
Sevdiğim, yada beğendiğim her kızda güzellik dışında 3 farklı şeye değer vermişimdir; dürüstlük, olgunluk ve farkındalık (zeka ve dünyadaki olayların farkında olmak). Çoğu zeki bireylerdi, herşey hakkında konuşabilirdik. Teknolijiden tutun coğrafyaya, en azından, az da olsa bilgileri vardı. Geliştirici, ve gerçekten anlamlı sohbetler yapardık.
Fakat ne yazıkki Türk kızlarında bu 3 şeye aynı anda rastlamak neredeyse imkansız, özellikle de son ikisine. Triplerinden tutun aptalca tavırlarına, hepsinin davranışları bana çok çocukça geliyor. Hiçbirinin dünya hakkında kendilerine ait bir görüşleri yok, felsefe, ekonomi, politika hakkındaki bilgi dağarcıkları tamamen sıfır.
Ben size, özellikle de yetişkin üyelere sormak istiyorum. Bu durum üniversiteden sonra düzeliyor mu? Bu kızlar daha akıllı, olgun bireyler oluyorlar mı, yoksa ben ümidi kesip, yurtdışına yeniden gidene kadar bekleyeyim mi?
Bu arada attığım flair doğru mudur bilemiyorum, yanlışsa yazın düzelteyim.
submitted by Baconpower1453 to KGBTR [link] [comments]


2020.07.07 13:14 hero_maras Liseyi özlüyorum ben

Liseyi özlüyorum ben, belki de en güzel lise zamanlarını yaşadım yaşanabilecek. Aydın/söke yolunda, bir ormanlık arazinin içinde, insanlardan uzak yatılı bir liseydi bizimki. Ailemizden ayrıldığımız da ufaktik, ama bize yol gösterecek üst devreler vardı, kimi zaman abilik ederlerdi. Ayrıca şu anki üniversitemin kampüsünden daha büyük bir lise kampüsümüz vardı, arkasında gerçek büyüklüğe yakın bir çim top sahamız, ilerisinde portakal bahçemiz, güneşin batışını seyredebilecegimiz adabelen tepesi, gece yatılı hocayla yapacağımız çaylar, okulun etrafında cinli olduğunu düşündüğümüz 80-90 yıllık evler(sit alanı olduklari için yikilmazdi, gece mumla içlerine girer birbirimize hikayeler anlatirdik), bir de okulun açık hava sinemasi. Ben güreş takımında olduğum için okulun rutinim ise sabitti. Sabah 5te kalkar yürüyüşe çıkardım ilk. Gece kızlar yurduna kadar inen domuzların ayak izleri olurdu yolda, sabah sincaplar yeni yeni ellerine fındık alıp dolanmaya başlamış olurdu. Geceleri net göremediğimiz ama sesini duyduğumuz baykuştan tut karşıdaki agackakanakadar. Sabah koşusunda yanıma gelirdi okulun garfieldı mazlum(kedi). Ceylan isimli kopek uzaktan bakardı. Güneşin mavi ışıklarını attıktan sonra okula geçerdim.
Okulda ise ödenek ayrilmazdi, fakat okulun yolundaki taşları dahi elleriyle dosemis(mecaz yapmıyorum) müdürümüz kalan boyaları ayirirdi bize, biz de okulda merdivenleri, müzik odasını falan boyardik. Gökkuşağı gibi her basamağını ayrı renge boyadigimiz taş merdiven ve boyalı ellerimizle kendimizden bir iz bıraktığımız, hala daha duvarlarında ellerimizin izleri olan müzik odasi. Bir müzik hocamız vardı zaten ramço dediğimiz, adam seviyordu hayatı. Bizim 3-4 üst donemler 2013te mi ne yari finale kalmış yetenek sizsinizde ritim grubuyla. Onlara öğrettikleri o öğretir okulun tek piyanosunu calmamiza izin verirdi. Okulda "yılda 5 gün etkinlikleri" isimli etkinlikler olurdu, hukuki temelini nasıl sağladılar bilmiyorum ama 5 gün boyunca etüt olmazdı. O zamanlarda da okulda futbol, basketbol turnuvaları falan duzenlenirdi. Bir de bizim matematik hocalarindan birinin tavukları ve koyunları vardı, hep top sahasında otlatirdi amk çocuğu koyunları. Turnuvadan önce tekrar uzasın otlatma diye tembihlerdik onu. Turnuva geldiğinde ise banklar açık havaya taşınır, taraftarlar ve antrenör hocalar bir yere geçerdi. Beden eğitimi öğretmenimiz eski milli guresciydi yanlış hatırlamıyorsam ama futbol maçlarında da hakemlik yapardı. Turnuva bittiğinde ise yan tarafta mangalı kurmuş bizim okulun aşçısından köfte ekmeklerimizi alırdık.
Ha bir de açık hava sineması vardı okulun. patikanin yukarısında ayrılmış taş bir duvara projeksiyondan film yansitilmasiyla hazır hale gelirdi. Yılda 5 gün etkinliklerinde biz sandalyeleri taşırdık, kızlar ise yemekhanede mısır patlatırdı. Saat akşam 10 gibi hocalarla birlikte gecerdik sinema alanına. Yerler yeşillik olduğu için yerlere otururduk, sevgilisi olanlar hocaların gözüne batmamak icin arkalarda bir yerlere geçerdi, kimi gruplar ise çekirdeğini getirir muhabbet ederdi az uzakta. Biz misirimizi alır yere ceketlerimizi serer film izlerdik. Saat gece 12-1 gibi ise taş patikada okulumuzun sokak lambalarinin arasından yürüyüp yurda giderdik.
Yılda 5 gün etkinliklerinde olan onca şeyi, karaoke yarışmalarından halat çekmesine, çay etkinliğinden yumurta taşımasına veyahut su savaslarini gectigimizde etkinliğin dışında normal okul zamanlarında da tonla şey olurdu. Yatılı okul olduğumuz için gece konserleri olurdu mesela, okul başkan seçimlerinden sonra ayda bir akşam 9dan gece 1e kadar sürerdi. Normalde 12ydi ama biz müdürümüz aslan cafere yalvarinca bizi kiramazdi, hadi hadi hadi demesine rağmen kimi zamanda biz gitmezdik, kalabalık dağılmazdı yurtlara. He bir de portakal bahçesine pikniğe gitmek dışında trekking de düzenledik okul içinde. Dedim ya ormanın içindeydik diye, yürüyüşü seven hocalar ve öğrenciler olarak sabahleyin okulum bahcesinden bir girerdik, yukarı patika tepe eski evler papatya bahçeleri derken 2 saatlik bir yolculuk olurdu. Kimi zaman da yurda bisiklet getirmiş olanlar yanımızdan geçerdi biz yürürken.
Yemekhanede ise yemeklerden önce konuşmalar yapılır, duyurular verilirdi. En son her şey bittiğinde ise o günün nöbetçi öğrencisi hep heyecan verecek, akillara kazınmış şu dizeyi okurdu:
"Tanrımıza hamdolsun!
Milletimiz varolsun!
Afiyet olsun!"
Afiyet olsun dendikten sonra başlardı herkes yemeğe, çatal kaşık sesleri birbirine karisirdi. Yemekte kimi zaman et, kimi zaman ot olurdu. En favorimiz ise tavuk lokma olarak kaldı hep. Ödenek olmadığı için ise müdür çakallık yapıp diğer okullar gibi şirketlerle anlaşmak yerine bizim asciyla anlaşmış, yemek sayılarını düzenlemiş ve ucuz ama tadı güzel yemekleri yememizi saglamisti. Patates kizartmasindan makarnasina, karniyariktan diğer yemeklere kadar. Hatta ara ara balık-tahin veyahut sucuk ekmek de olurdu, para artardı neredeyse. Büyük adamdı Cafer müdür. 2016 senesinde ise sürdüler tabi zorla. Sevmediler çalışan adamı, ak partili değilsin dediler. Yerine ak partili başka bir müdür geldi, çalışmadı doğru düzgün. Karısını ise müdür yardımcısı olarak atadilar. Neyse ki okulun temelleri sağlamdı da yeri geldiğinde müdürün karşısında dik durabilecek insanlardan oluşuyordu.
Kötü şeyler de oldu iyi şeyler de. Ama iyi veya kötü, hepsi güzeldi. Hayatın kaç bucak olduğunu, gerçek dostluğu, paylaşmayı ve diğer tonla şeyi orada öğrendik. Sonra üniversiteyi kazanıp üniversiteye gittik. Adam olduk bayağı. Hala daha görüşüyor, eski okulumuzu ziyaret ediyoruz. İşin ilginci mezun toplantılarında 1990 mezunlari dahi oluyor. Bizden önce okul öğretmen lisesi olduğundan(benim zamanımda fen lisesi oldu) okulun mezunları öğretmen olduklarında atamayı direkt oraya istiyorlar. Hatta matematik hocalarımızdan birinin coğrafyacının öğrencisi olduğunu, hatta suanki meslektaşı, eski ogretmeni tarafından vakti zamanında disipline verilmiş olduğunu ogrendigimizde çok şaşırmıştık. Ben de 2018 senesinde eski okuluma gidip küçük çaplı bir seminer vermiştim, bizim arkamızdan gelen onca insana bakınca nedense mutlu olmuştum bayağı. Yurda girdim mesela, yeni nesillerle oturduk tütün sardık muhabbet ederken. Vakti zamanında bizim kullandığımız gözlem köşesine diktik yine birini. He bir de bizim zamanımızda duşlar ortakti ilk. Biz lise 2yken yurdumuza yıkılma tehlikesi kondu, boşaltıldı. Ödenek vermediler dedim ya, o yüzden restorasyon da olmadı. Biz eski kız yurduna geçtik aktif kullanımda olmayan. Orada ilk defa ayrı duş diye bir şey olduğunu çözdük. Artık 40 kişi duşta muhabbet edip sıra beklemeyecektik, çünkü tüm yurdun kullandığı 15 tane duş yerine 4 kişilik odamıza ait bir tuvalet ve dusumuz vardı. Benim lise 3te güreşi birakmamin ardından artık sabah kalkabilen insan kalmadığı için odada, sabah okula yetisicez diye aceleyle kalkardik. Biri tuvaletini yapar diğeri banyoya girer diğeri dış fircalardi aynı anda, shamelessin introsuna dönerdi banyo. O bile güzeldi ama.
Onu bile özledim sanırım.
submitted by hero_maras to kopyamakarna [link] [comments]


Baba Oğul Aynı Kızı Yatağa Atmaya Çalışıyorlar YEŞİLÇAM ... 10 Aynı çatı altında Kızlar Tavernası 88 Kürt kızların okuduğu Şarkı herkesi büyüledi ve Okan erdem ... Kızların Hepsi Aynı Günde Evleniyor - Gönül İşleri 26 ... Kıvılcım kızlarla beraber uyuyor! - YouTube Kızlar Arkadan mı Sever Önden Mi - YouTube Anne kız çocuk kombinleri - Aynı giyinen anne kızlar Kankan ve Seksi Kız arkadaşı :) - YouTube

Kızların Büyümesi Kaç Yaşına Gelince Durur? - Ben anneyim

  1. Baba Oğul Aynı Kızı Yatağa Atmaya Çalışıyorlar YEŞİLÇAM ...
  2. 10 Aynı çatı altında Kızlar Tavernası 88
  3. Kürt kızların okuduğu Şarkı herkesi büyüledi ve Okan erdem ...
  4. Kızların Hepsi Aynı Günde Evleniyor - Gönül İşleri 26 ...
  5. Kıvılcım kızlarla beraber uyuyor! - YouTube
  6. Kızlar Arkadan mı Sever Önden Mi - YouTube
  7. Anne kız çocuk kombinleri - Aynı giyinen anne kızlar
  8. Kankan ve Seksi Kız arkadaşı :) - YouTube
  9. MaviSlime - YouTube

Ben Aykut. 1997 doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Bu kanalda oyun videoları çekiyorum. -----... Anne kız çocuk kombinleri Aynı giyinen anne kızlar. Selena Bölümler İzlemek İçin: https://bit.ly/2LwTOxX Selena Özel Sahneler İzlemek İçin: https://bit.ly/2sQDDFf Kayıp Prenses'in Bölümlerini İzlemek İçin: htt... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Gönül İşleri Abone OL: http://wedia.link/gonulisleri Saadet, Sevda ve Servet mutluluğu yakalayabilecek mi?Saadet’in nikahı, Tibet’in Kemal’e kurduğu ... 10 Aynı çatı altında Kızlar Tavernası 88 Sinan Amir. Loading... Unsubscribe from Sinan Amir? ... Istanbul - Kızlar Tavernası / 88 - Duration: 3:56. Sinan Amir 1,974 views. ♬ SELO ACAR VİDEO- KLİP ♬ Abone Olmayı Unutmayın... Önemli Not : Kanalımız Youtube Tarafından Resmi Olarak Korunmaktadır. ' SELO ACAR VİDEO- KL... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube.